imkansız ile cümle
imkansız kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Bunu yapmak için, imkansız şeylere inanmak zorundaydık.Para o conseguir, tivemos que acreditar em coisas impossíveis.
Bunu yapmak için, imkansız şeylere inanmak zorundaydık.Und dafür mussten wir an unmögliche Dinge glauben.
Bunu yapmak için, imkansız şeylere inanmak zorundaydık.Y para lograrlo teníamos que creer en lo imposible.
Bunu yapmak için, imkansız şeylere inanmak zorundaydık.А чтобы добиться этого, нужно было поверить в невозможное.
Bunu yapmak için, imkansız şeylere inanmak zorundaydık.За да направим това, трябваше да повярваме в невъзможни неща.
Bunu yapmak için, imkansız şeylere inanmak zorundaydık.ובכדי לעשות זאת, היינו צריכים להאמין בדברים בלתי אפשריים.
Bunu yapmak için, imkansız şeylere inanmak zorundaydık.ولتحقيق ذلك، كان علينا أن نصدق بأشياء مستحيلة.
Bunu yapmak için, imkansız şeylere inanmak zorundaydık.不可能に見えることでも実現できると信じる必要がありました 失敗への恐怖を
Bu odadaki herşey imkansızdı -- bu sahne, bu bilgisayar, bu mikrafon, EyeWriter -- bir noktada imkansızdı.여기 있는 모든것들은 가능하지 않았습니다-- 이 무대, 이 컴퓨터, 이 마이크, EyeWrite-- 어떤 때는 가능하지 않았습니다.
Bu odadaki herşey imkansızdı -- bu sahne, bu bilgisayar, bu mikrafon, EyeWriter -- bir noktada imkansızdı.Vse v tej sobi -- ta oder, računalnik, mikrofon, EyeWriter -- nekoč v preteklosti ni bilo mogoče.
Bu odadaki herşey imkansızdı -- bu sahne, bu bilgisayar, bu mikrafon, EyeWriter -- bir noktada imkansızdı.Wszystko w tym pokoju nie było możliwe ta scena, komputer, mikrofon, PisarzOko, nie były możliwe kiedyś.
Bu odadaki herşey imkansızdı -- bu sahne, bu bilgisayar, bu mikrafon, EyeWriter -- bir noktada imkansızdı.כל מה שיש באולם זה היה בלתי-אפשרי -- במה זו, מחשב זה, מיקרופון, ה"עין-כותבת" -- היו בלתי-אפשריים מתי שהוא.
Bu odadaki herşey imkansızdı -- bu sahne, bu bilgisayar, bu mikrafon, EyeWriter -- bir noktada imkansızdı.ステージもこのコンピュータもマイクもEyeWriterも かつては 不可能でした 皆さん 不可能を可能にしてください
Bu pazara satış yapmaları imkansızdı.Ganster z biednej dzielnicy nie ma dostępu do tego rynku.
Bu pazara satış yapmaları imkansızdı.그래서 코카인을 팔 수도 없었죠.
Bu pazara satış yapmaları imkansızdı.הם לא יכלו למכור לשוק הזה.
Bu pazara satış yapmaları imkansızdı.لم يكن بوسعهم البيع لتلك الفئة.
Bu pazara satış yapmaları imkansızdı.軽犯罪では
Burada mümkün olanı sorgulamak için bulunmuyoruz; imkansızı zorlamak için buradayız.Chúng ta ở đây không phải vì tính khả thi mà là để thử thách những điều bất khả thi.
Burada mümkün olanı sorgulamak için bulunmuyoruz; imkansızı zorlamak için buradayız.우리는 가능성을 묻기 위해 여기에 있는 것이 아닙니다: 우리는 불가능에 도전하기 위해 여기에 있습니다.
Burada mümkün olanı sorgulamak için bulunmuyoruz; imkansızı zorlamak için buradayız.Nie jesteśmy tu, aby kwestionować możliwości. Jesteśmy tu, aby rzucić wyzwanie niemożliwemu.
Burada mümkün olanı sorgulamak için bulunmuyoruz; imkansızı zorlamak için buradayız.No estamos aquí para cuestionar lo posible, estamos aquí para desafiar lo imposible.
Burada mümkün olanı sorgulamak için bulunmuyoruz; imkansızı zorlamak için buradayız.Non siamo qui a interrogarci su quello che è possibile, ma a sfidare l'impossibile.
Burada mümkün olanı sorgulamak için bulunmuyoruz; imkansızı zorlamak için buradayız.Nous ne somme pas ici pour mettre en question ce qui est possible ; nous sommes ici pour défier l'impossible.
Burada mümkün olanı sorgulamak için bulunmuyoruz; imkansızı zorlamak için buradayız.Nu suntem aici să punem sub semnul întrebării posibilul, ci să provocăm imposibilul.
Burada mümkün olanı sorgulamak için bulunmuyoruz; imkansızı zorlamak için buradayız.Ons doel is niet het mogelijke te betwijfelen, maar het onmogelijke aan te vechten.
Burada mümkün olanı sorgulamak için bulunmuyoruz; imkansızı zorlamak için buradayız.Wir sind nicht hier, um das Mögliche zu hinterfragen. Wir sind hier, um das Unmögliche herauszufordern.
Burada mümkün olanı sorgulamak için bulunmuyoruz; imkansızı zorlamak için buradayız.Δεν είμαστε εδώ για να αμφισβητήσουμε το πιθανό, είμαστε εδώ για να προκαλέσουμε το αδύνατο.
Burada mümkün olanı sorgulamak için bulunmuyoruz; imkansızı zorlamak için buradayız.Мы здесь не для того, чтоб сомневаться в том, что возможно, мы здесь, чтоб бросить вызов невозможному.
Burada mümkün olanı sorgulamak için bulunmuyoruz; imkansızı zorlamak için buradayız.Не сме тук да поставяме под въпрос възможното; тук сме да предизвикваме невъзможното.
Burada mümkün olanı sorgulamak için bulunmuyoruz; imkansızı zorlamak için buradayız.אנחנו לא פה כדי להטיל ספק באפשרי; אנחנו פה כדי לאתגר את הבלתי אפשרי.
Burada mümkün olanı sorgulamak için bulunmuyoruz; imkansızı zorlamak için buradayız.نحن لسنا هنا لنسأل عن الممكن لكننا هنا لنتحدى المستحيل
Burada mümkün olanı sorgulamak için bulunmuyoruz; imkansızı zorlamak için buradayız.今日の科学界では私たちは芸術家になり
Burada saklanan insanları bulmak ise neredeyse imkansız.A spróbujcie do tego szukać tu ludzi. Jest to praktycznie nie możliwe.
Burada saklanan insanları bulmak ise neredeyse imkansız.Försöker hitta folk gömmer sig i här är nästan omöjligt.
Burada saklanan insanları bulmak ise neredeyse imkansız.Megtalálni az itt rejtőzködő embereket... szinte lehetetlen.
Burada saklanan insanları bulmak ise neredeyse imkansız.Proberen mensen te vinden die zich hier verstoppen... is bijna onmogelijk.
Burada saklanan insanları bulmak ise neredeyse imkansız.Tratar de encontrar a las personas que se esconden aquí, es casi imposible.
Burada saklanan insanları bulmak ise neredeyse imkansız.Tratar de encontrar a las personas que se esconden aquí, es casi imposible.
Burada saklanan insanları bulmak ise neredeyse imkansız.Versuchen hier Menschen zu finden die sich verstecken ist praktisch unmöglich.
Burada saklanan insanları bulmak ise neredeyse imkansız.Προσπαθώντας να βρεις κόσμο που κρύβεται εκεί είναι σχεδόν απίθανο.
Burada saklanan insanları bulmak ise neredeyse imkansız.Покушаји да се пронађу људи који се овде крију... је практично немогуће.
Burada "Sal, bu imkansız." diyebilirsiniz, ama biraz düşünün.Powiesz "Sal, to niemożliwe", ale pomyśl o tym chwilę
Burada "Sal, bu imkansız." diyebilirsiniz, ama biraz düşünün."Sale, to je nemožné." Ale musíte se nad tím trochu zamyslet.
Burada "Sal, bu imkansız." diyebilirsiniz, ama biraz düşünün.Ви скажете: "Селе, це ж неможливо!" Але давайте спробуємо.
Bu resimde imkansız olan çok şey var.Což je jedním z mnoha nereálných prvků.
Bu resimde imkansız olan çok şey var.Exista atata imposibil / irealism in aceasta pictura
Bu resimde imkansız olan çok şey var.В цій картині так багато неможливого.
Bu resimde imkansız olan çok şey var.В этой картине очень много невозможных деталей.
Bu sabah Yalnızca birlikte gelen karşı arkanıza yaslanıp geç imkansız veDanes zjutraj nasloniš nazaj proti le vzdolž prišel prepozno neverjetna in
Bu sabah Yalnızca birlikte gelen karşı arkanıza yaslanıp geç imkansız veRedaktion off-campus Onkel für alle die haben wir uh ...
Bu sebepten ötürü verdiğiniz tepkiyi veriyorsunuz. İmkansız gibi görünüyor.Ceea ce inseamna ca de aceea tu reactionezi asa cum o faci.Pentru ca pare imposibil.
Bu sebepten ötürü verdiğiniz tepkiyi veriyorsunuz. İmkansız gibi görünüyor.C'est pour ça que vous réagissez de cette façon, parce que ça semble impossible.
Bu sebepten ötürü verdiğiniz tepkiyi veriyorsunuz. İmkansız gibi görünüyor.Το οποίο εξηγεί αντίδραση σας, γιατί φαίνεται αδύνατο ...
Bu sebepten ötürü verdiğiniz tepkiyi veriyorsunuz. İmkansız gibi görünüyor.Затова реагирате така, защото изглежда невъзможно.
Bu sebepten ötürü verdiğiniz tepkiyi veriyorsunuz. İmkansız gibi görünüyor.私は、多分こういうことだと思う。
Bu şiir imkansızdır.Ce poème est impossible.
Bu şiir imkansızdır.Dieses Gedicht ist unmöglich.
Bu şiir imkansızdır.Dit gedicht is onmogelijk.
Bu şiir imkansızdır.Este poema es imposible.