Ana içeriğe geç
Sözlük

imkan ile cümle

imkan kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Sistem, oyuncuya yanılma imkânı tanıyarak, kazanma şansını artıran bir özelliktir.העיקרון מגדיל את סיכוייו של שחקן המכיר אותו לזכות במספר לקיחות גדול יותר.
Ross’un da belirttiği gibi; "Saat imkânsız bir nesnedir.רייס מספר: "איזו החלטה קשה!
Bundan başka S<0 olma durumu imkansızdır.כלומר הסיכוי ש-X גדול מ-s הוא אפס.
Bu sayede çok daha kısa sürede vites değiştirme imkanı doğmaktadır.אם היה באפשרותך לבצע שינוי בקרוב, מה היעיל ביותר עבורך?
Fakat Rocco bunun imkansız olduğunu söyler.רבין הראה שהדבר אפשרי.
Ulubey İlçesi, Uşak merkeze 29 km mesafededir ve gün boyu toplu taşıma imkânı vardır.הקטע המזרחי הוא בן 40 קילומטרים ופתוח לרכבים פרטיים כל השנה.
Bu imkansız.זה בלתי אפשרי.
Bu soruyu cevaplamam imkansızdı.לא יכולתי לענות על השאלה הזאת.
Üstelik, online forumda fikir alışverişinde bulunma veya soru sorma imkanı vardır.Още повече, има възможност за обмяна на идеи в онлайн форума или да се зададат въпроси.
Fakat başlangıçta Street View için Google Maps'e entegre halde Adobe Flash ile kullanım imkanı bulunuyordu.В началото Google Maps използва Adobe Flash за Street View.
Bob'un kendisi ölçüm yapana kadar, nasıl bir sonuç elde edileceğini tahmin etmek imkansızdır.И нищо не може да бъде казано за това какво ще получи Боби преди самият той да извърши измерването.
Maalesef ölümcül hastalık bu planların gerçekleşmesine imkân vermemiştir.Скоропостижната му смърт не позволява тези планове да бъдат осъществени.
Fakat aynı zamanda imkansız bir aşkın pençesine düşecektir.И преди всичко попада под властта на все същата нещастна любов.
Dolayısıyla şu an için sadece çok kısıtlı imkânlarla askeri amaçlı olarak kullanılmaktadır.Разбираемо е, че в момента това е немислимо с ограничените му сили.
Europeana farklı kültürel ve tarihsel miras enstitülerinden farklı türde içeriğe erişim imkanı sağlamaktadır.Europeana предоставя достъп до различни видове съдържание от различни видове културни институции.
Yeni arazilerin ilhak edilmesi ve kolonin kurulması İmparatorluğunuza şekil vermenize imkan sağlayacak.Анексирането на нови територии и основаването на колонии оформят империята.
Böylelikle 16 parçadan oluşan büyük bir grubu geçindirmek, finanse etmek imkânsız bir hale geldi.При тези обстоятелства става невъзможно да се финансира 16-групов състав за турнета.
Bunlardan daha önemlisi bu ışınları hiçbir engelin tamamen durdurma imkanı sağlayamamasıdır.Какво можете да направите, за да спрете напълно тормоза?
Bu da Kuzey Kutbu'nda bir istasyonun yapılmasını imkânsız kılmaktadır.Поради това не е практично построяването на постоянна станция на Северния полюс.
Kopyalanması neredeyse imkansız.Това прави систематизирането почти невъзможно.
Yine bu fikir, lazerlerin ve yarı iletkenlerin kendine has özelliklerinin açıklanmasına imkan sunar.Същата идея помага при обясняването на особените свойства на лазерите и полупроводниците.
Eğer su geçirmez hale getirilirse, kullanmak imkansız hale gelir.Започнала да извира вода, станало невъзможно да се служи в нея.
Bu da 470 gemili Fransız donanmasının bir kısmının kullanılabilmesine imkan kıldı.В операцията се включват само част от 470-те бойни кораба.
Bu dalgaboyunu Dünya'dan izlemek imkânsızdır.Този слой е трудно видим от повърхността на Земята.
1985 yılında maddî imkânsızlıklardan dolayı kapandı.През 1985 година завършва магистратура.
Bilinen nesneyle ilgili zekice davranışa imkân veren yetenek ve eğilimlerin olmasını gerektirir.Всичко, което ти трябва са твоите шофьорски умения и решителност".
Burası yalan çünkü her şey devlet imkânıyla yapıldı.Правните норми са правни защото се създават от държавата.
O kalan kayaçların mineralojisi olması imkansız ve nadirdir.Това е сравнително рядко срещано явление при минералите.
İletici faktörler, iletişim- haberleşme ve ulaşım imkanları olarak kabul edilir.Комуникационни спътници - използват се за комуникации и за предаване на данни.
Böylece daha çok ulusun katılmasına imkan sağlanmıştır.Поради това организацията решава да даде по-голяма възможност за участие на гражданите.
Tüm imkanlar ücretsiz olarak kullanılır.Тя може да бъде използвана безплатно от всеки.
Aynı kişi bir şeyin imkânsız olduğunu iddia ettiğinde ise, büyük olasılıkla yanılıyordur.Всъщност, когато Баба казва, че нещо е невъзможно, тя обикновено има предвид, че е невъзможно за другите.
Aynı anda farklı dillerde yayın imkânı.Те са също далечни разновидности на един и същ език.
Sulama imkânları sınırlıdır.Валежите са ограничени.
Aynı zamanda hizmetlilere hizmet yerini kendi kurma imkanı veriyor.Показани са и веригите за осигуряване на необходимата му работна точка.
Fakat bu müzakereler çıkmaza girerek bir barış anlaşması imzalamak imkânı olmadı.Липсата на видим напредък в тази област възпрепятства сключването на мирен договор между двете страни.
Yaptığı ticaretler, ona Burgonya Düklüğü ile iletişim kurma imkanı vermiştir.Той му изпраща лекар, който успява да го изцери с диета от кисело мляко.
İmkanı olsa bile rakibin eli alması şart değildir.Солистът не трябва да вземе нито една ръка.
Acara'nın çay, fındık, narenciye ve tütün yetiştirmek için iyi imkânları vardır.Аджария е подходяща земя за отглеждане на чай, цитрусови плодове и тютюн.
Kabuksu likenleri substrattan (ortam) bozulmadan ayırmak neredeyse imkânsızdır.Не е възможно самостоятелно отделяне на човека от тоководещите части (неотпускащ ток).
Bu durum teknolojik altyapıları özümsemiş EM öğrencilerine iş hayatında yer alma imkânı vermektedir.Повече от ясно е, че учениците на Методий донасят тези трудове със себе си.
Fakat bunun kanunen imkânsızlığı kendisine anlatıldı.Те не са определени от закона.
Bazı eserler için birkaç değişik janra dahil olma imkânı vardır.Възможно е в едно произведение да са осъществени няколко теми.
Karavan ve çadırlarla kamp imkanı vardır.Има удобни места за лагеруване с палатка.
Ailesi fakirdi ve eğitimini doğduğu yerde sınırlı imkânlarla aldı.Роден е в бедно семейство и получава ограничено образование.
Bu özelliği sayesinde sıva yapılmasına imkan sağlamaktadır.По този начин се удостоверява неговата самоличност.
Gişelerden Otobana giriş ve çıkış imkânı vardır.За паркинга е предвиден и междинен вход/ изход.
İnkâr edememe, size daha sonra o işleme kimlerin katıldığını kanıtlama imkânı verir.Не е изненадващо, че те по-късно подпомагат неговото детрониране.
Önceki konu ve değişikliklere erişim imkânı.Примитивни типове и променливи.
Mahalleye iki adet yoldan ulaşım imkânı vardır.До хижата може да се достигне по два начина.
Pazarlarda tüketiciler yüksek kaliteli ürünü düşük fiyata bulma imkânı sağlarlar.Някои пазари даже включват основно чистене в цената.
Saltanatı sırasında çok sayıda ilim ve fikir adamlarını himaye edip, çalışmalarına imkân sağlamıştır.От тях научил много неща и способността да предсказва.
Lucia bunun imkânsız olduğunu söyler.Дончев казва, че това е недопустимо.
Zamanda geçmişe seyahat etmenin imkansız olduğu düşünülüyor.Пътуването във времето се смята за невъзможно.
1917 yılında, Scientific American açıklanan Vigenère şifreleme olarak "imkansız " çeviri".Časopis Scientific American je 1917. opisao Vigenèreovu šifru kao "nemoguća za prijevod".
Geri ödeme hemen hemen imkânsızdır.Potpuno izgaranje je gotovo nemoguće postići.
Bu çölü geçmek imkânsızdır.Putovanje u središte Zemlje je nemoguće.
Ömrünün son on dört yılını tedavisi imkânsız bir hastalığın esiri olarak yatakta geçirmiştir.Zadnjih 40 godina života proveo je kao neizlječiv duševni bolesnik.
Yumuşak bağlama ise kısıtlı bir hareket imkanı vermek olarak tanımlanır.Smatra se, da je pošumljavanje obećavajuća mjera.
Düşünce okuyabilirler bu nedenle onlara karşı koymak imkânsız gibidir.Moguće je da se listovi presavinu i to onemogućava njihovo čitanje.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod