Ana içeriğe geç
Sözlük

imkan ile cümle

imkan kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
“Ama bu imkansız.” dedim.그러나 이것은 확실히 불가능합니다."
İktidar imkanı kaldırılırdı.공감 능력이 결여되어 있다.
Yani mükemmel doğrusallıkta olmaları imkansızdır.동일노선의 경우 환승할인이 불가능하다.
Hitler, imkânsız bir görev olan Tuna Nehri'ni geri alma konusunda direndi.히틀러는 독일군에게 재반격을 명령하면서 다뉴브 강을 다시 빼앗으라는 불가능한 명령을 내렸다.
Lucia bunun imkânsız olduğunu söyler.볼딘은 그것은 불가능하다고 말했다.
Bu çölü geçmek imkânsızdır.이 파벌에 가입하는 것은 불가능하게 되어있다.
Tüm partnerler herhangi bir isteği karşılayabilecek imkanlar sunar.각 투표자는 선호하는 모든 후보에게 인원 제한 없이 투표할 수 있다.
Scud-B'nin 300 km'lik menzili İran-Irak Savaşı sırasında İran'ın Bağdat'ı vurmasına imkân sağlamıştır.스커드 B 미사일은 300 km 의 사거리를 가졌기 때문에, 이란 이라크 전쟁에서 이란은 이라크의 수도 바그다드를 공격할 수 있었다.
Kadın: Bu, imkânsız.그것은 불가능합니다.
Çarşı içinde maç izleme imkanı bulmuştum.시합의 도중에 미쓰이에 압도 되었다.
Böyle filmler yapmak hiç de zor değil; ama iyi yapmak neredeyse imkansız," dedi.“약속하는 것은 어렵지만, 그걸 실행하는 것은 쉽다.”
Ama problem "imkanlarda" idi.경례 구호는 "태권"이었다.
Kablosuz transfer kabloların bağlantısının uygunsuz, tehlikeli ve imkânsız olduğu durumlarda kullanışlıdır.무선 전송은 유선 상호 연결이 불편하거나 위험하거나 불가능한 상황에서 전기 장치로의 전원을 공급하는데 유용하다.
Bu nedenle, seyircilerin kalblerini kazanmama imkâni bulunmamaktadır.때문에 관객들에게 인기를 얻지 못해서 실패를 하였다.
Büyük kısmı, görkemli "Şeytan Gırtlağı"'na geçiş imkânının da bulunduğu Arjantin kısmındadır.아르헨티나 쪽에 있는 《악마의 목구멍》에 버금가는 장면을 여러 번 즐길 수있다.
Özellikle İngiltere Parlamentosu'nu kontrol etmesi imkânsızlaşmaya başladı.영국사상 최초로 정부에 대한 의회의 통제가 요구되기도 하였다.
Blokların hangisinin hareket ettiğini saptamak imkansızdır.역어셈블러는 어떤 것이 의도되었는지 알 수 없다.
Ama bunu yapmama imkanım da yoktu" dedi.그럴 수도 없었고, 그럴 수도 없었을 것입니다."
(Döküm) Pleksiglas, istenen her şekle rahatlıkla uygulanma imkânı verir.따라서 언의(言依: 말의 근거)는 일체의 유위제법(有爲諸法)을 모두 포섭한다.
Biliyorum, bunu başarmak neredeyse imkânsız, kim umursar ki?좋은 기회가 이르지 않았지만 그 근심이 전하께 있게 되었습니다.
İkinci kanun bu makinelerin imkansızlıklarını açıklamıştır.현대의 컴퓨터도 이러한 2진법의 특성을 잘 이용한 예이다.
Bazı görevleri yapmadan bu oyunu oynamak neredeyse imkânsızdır.그는 경기에서 임하면 상대하기가 거의 불가능합니다.
Özellikle o dönemde oldukça kısıtlı olan eğitim imkanlarından herkesin faydalanabilmesi için çaba sarf etti.즉, 문종 때 교육에 많은 노력을 경주한 최충을 당시 사람들이 칭하던 말이다.
Ölmeleri imkansızdır.파괴가 불가능하다.
Bu manipülasyonlar sömürü tehdidini hafifletebilir, ancak imkansız hale getiremezler.이러한 조작은 이용당할 위협을 완화시켜줄 수는 있지만 불가능하게 만들지는 못한다.
Enerji olmadan algılama yapmak imkânsızdır.에너지 공급없이 외부로 일을 하는 것은 불가능하다.
Bir milyon atı beslemek Çin ve Hindistan'da imkânsızdır.그 개체들 대부분은 중국이나 일본에서 들여온 것으로 한반도 아종은 없다.
Bundan dolayı eğitim imkânları yetersiz kalmaktadır.종류에 따라서 교육과정이 천차만별이다.
Güç bir devletin kaynak ve imkân-kapasitelerini tanımlamada da kullanılır.“힘”은 또한 국가의 자원과 역량을 묘사하는 데에 쓰이기도 한다.
Buna benzer olarak sürekli çalışan makinelerin ikinci kanunu imkansızdır.따라서 제 1종 영구 기관이 영구적으로 일하는 것은 불가능한 것이다.
Kamera, 3 boyutlu görüntü çekimine imkân vermektedir.상부가구는 3량가로 대량 위에 원형 판대공을 놓아 종도리를 받고 있다.
Büyüyen ünü sayesinde 1870'li yıllarda bol bol seyahat etme imkanı buldu.부댕의 높아져가는 명성은 그를 1870년대 많은 곳을 여행하게 만들었다.
Her üç problemin de genel olarak imkansız olduğu artık kanıtlanmıştır.위와 같이 3대 작도 불가능 문제는 모두 해결이 불가능함이 증명되었다.
Köyde elektirk ve köylülerin kendi imkânları ile yaptığı su şebekesi mevcutur.드래곤과 혁명군이 조로가 사는 마을에서 식량을 조달받다.
Kalbimizdeki hislerimi anlatabilmem imkansız.마음속에 품고 있는 생각이나 느낌.
Bu ona Konstantinopolis'te saray ile temas kurma imkanı verdi.아마도 그는 코린토스에서 이들 도공들을 데려 왔다.
Birçok gönüllü ise İspanya'ya kendi imkânları ile gitti.רבים הגיעו לספרד בכוחות עצמם.
Yani mükemmel doğrusallıkta olmaları imkansızdır.ייתכן שאנחנו צריכים לחיות בעולם לא מושלם.
Pratik olarak kusursuz bir dengeyi sağlamak hemen hemen imkânsızdır.בפועל, זה כמעט בלתי אפשרי לשמור על איזון מושלם.
Mümkünatın hudutlarını keşfetmenin tek yolu, imkânsız alana taarruza geçmektir.הדרך היחידה לחשוף את גבולות האפשרי היא להעז קצת מעבר אליהם לתוך הבלתי אפשרי.
Depremin sebep olduğu maddi zararın şu anki terimlerle ölçülmesi imkânsızdır.לא ניתן להעריך את הנזק שנגרם עקב רעידת האדמה במונחים מודרניים.
"Akıl" ın bilimsel bilgisi çok metafizik olarak kabul edildi, bu nedenle ulaşılması imkansızdı.הבנה מדעית של ה"נפש" נחשבה למטפיזית מדי, ולכן בלתי אפשרית.
Ortadaki soru cevapsız, çözüm imkansızdır.מתברר שבתנאים לא כל כך קשים, התשובה היא עדיין כן.
Sistem, aynı anda sınırsız sayıda kullanıcıya erişim imkânı vermektedir.המערכת מאפשרת בדרך כלל הרשאות למספר משתמשים.
“Ama bu imkansız.” dedim.הדבר לא ייתכן".
Ölmeleri imkansızdır.מותך כאן הוא מיותר.
Ayrıca iş bulma imkânları da oluyor.אף על פי כן, עדיין התקשתה למצוא עבודה.
Toplu taşıma imkânları gelişmemiştir.מערכת התחבורה הציבורית אינה מפותחת.
Kadın: Bu, imkânsız.זה בלתי אפשרי.
Devlet ve şehir hükumetleri bu tüccarlara iş imkanı sağlamalıdır.אדישות רשויות האכיפה והציבור בארצות אלה מאפשרות את שגשוג הסחר בנשים למטרת זנות.
Böylece tırmanışçılar sıcak günlerde bile rahat tırmanma imkânı bulur.אני מסוגל לעשות ככל העולה על רוחי, ואף לטפס על הרים בימים נוחים.
Burası yalan çünkü her şey devlet imkânıyla yapıldı.שלטון החוק הפורמלי התקיים שם כי הכול עבד לפי פקודות.
Ama bunu yapmama imkanım da yoktu" dedi.לא ידעתי אם רשאים לעשות כן."
Böylelikle bilimcilerin bombanın enerjisini hesaplamasına imkan sağlanacaktı.למעשה הדבר מאפשר למדענים אפילו 'לשקול' את העננים.
Kuruluş ayrıca kadınların bir kısmı için konaklama imkânı da sağladı.החברה העניקה גם מקום רב יותר לנשים.
Kabuksu likenleri substrattan (ortam) bozulmadan ayırmak neredeyse imkânsızdır.תופעת לוואי לא שכיחה היא שברים בלתי טיפוסיים בעצם הירך (Atypical Subtrochanteric Hip Fracture).
Bu muharebede Lancasterlilerin ordusu tamamiyle bozguna uğratılıp yeniden kurulma imkanı kırıldı.המרחק מבריטניה היה גדול מדי מכדי שמפציץ לנקסטר יוכל לטוס ולחזור.
Gereken mali imkânları ve malzemeleri temin eder.למי הבעלות על הציוד, חומרים.
Lucia bunun imkânsız olduğunu söyler.לינדה אומרת שאולי זה לא נורא כל כך.
İmkan tanındığında meslek edinebilirler.לאחר קבלת הרישיון ניתן לעסוק במקצוע.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
imkan ile cümle - Sayfa 40 - imkan kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App