Ana içeriğe geç
Sözlük

imkan ile cümle

imkan kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Ancak kovulduğu için bunun şimdilik imkansız olduğunu söylemiştir.しかし、現在は解散されたと報じられる。
Bu nedenle, seyircilerin kalblerini kazanmama imkâni bulunmamaktadır.観客を感動させるという目的だけでやってはいけない。
Ancak gerçek hayatta bu durum imkânsızdır.しかし実生活では不遇であった。
Kopyalanması neredeyse imkansız.リサイクルは不可能。
Çalışma üzerine: Sorunlara değil imkânlara odaklanın.徒に、問題点の指摘に走らない。
Okula gitmek neredeyse imkansız.通学するのはほとんど不可能だ。
Ancak şehirde bu imkân yoktur.它並非一個城市,並沒有城市治權。
Bu sayede kendi ürünlerini aracısız alıcıya ulaştırma imkânı bulacaklardır.這樣的形勢,迫使他們需要自己管理自己的“無主”流民。
Ancak insanın hem ömrü, hem de maddî imkânları sınırlıdır.也唯有祂是人,才能體貼人的軟弱、絕望和試探。
Çünkü filozoflar bu paradoksların zamanda yolculuğu imkansız hale getirip getirmediğini sorgulamaktadırlar.哲學家因這些悖論而質疑應該不可能進行時間旅行。
1917 yılında, Scientific American açıklanan Vigenère şifreleme olarak "imkansız " çeviri".1917年,《科学美国人》将维吉尼亚密码称为“无法被转化的”。
Popülerlik kazanmasından çok önce Smiley için çeşitli endüstrilerde farklı lisanslama imkanları doğmuştur.没过多久,推广取得了成效,Smiley在各行业均收获了不同的授权机会。
Bunun yanında en önemli özelliklerinden bir tanesi öğrencilere tanımış oldugu imkânlardır.(我们谈到的人中可能还有其他学生。
Kollar, ayaklar ve parmaklar bükülmeye imkân vermeyecek derecede deforme olmuştur ve normalden küçüktür.胳膊、腿部以及手指几乎都变形,不能正常弯曲,并且可能小于正常尺寸。
11 Aralık 2013 tarihinde, dosya yükleme imkânı Android ve iOS platformlarına genişletildi.2013年12月11日,上傳文件的功能已擴展到Android和iOS平台。
Fakat karısı yine de onu onurlu bir şekilde defnetme imkânını bulur.深愛著自己的妻子哈庫優,經常無法抗拒她的要求。
"İmkansızı mümkün hale getiren adam" olarak bilinir.被稱為"忍耐力之男"。
Geri ödeme hemen hemen imkânsızdır.从实践角度讲,完全回收是不可能的。
Daha genel olarak, bilginin ya da enerjinin c'den daha hızlı hareket etmesi imkansızdır.在正常情況下,訊息和能量的傳遞速度都不可能高於c。
Ama bunu yapmama imkanım da yoktu" dedi.「对不起,我不能这么做。
Ayrıca iş bulma imkânları da oluyor.这意味着工作机会。
Bunun için koşma dahil birçok nazım (dizem) biçiminde belli bir hece sayısından bahsetmek imkânsızdır.在非英聯邦國家中,其實不少的國家元首都有相似的致辭。
Kıskanç erkek arkadaşına durumu anlatmak imkânsızdır.雪的男朋友,容易嫉妒。
Tüm imkanlar ücretsiz olarak kullanılır.这些都是免费使用的。
Bu teori kuark modelinin gelişmesine imkan sağladı.這個理論加固了板塊構造論的可信性。
Ama denizden geçip kendilerine Vadedilmiş Topraklar'a geçme imkani yok görülmektedir.不僅可以航行於水面,亦可航行於陸地上,類似兩棲車輛。
Ek olarak, güvenlik denetim günlüklerine kullanıcı erişimi çok zorlaşır veya imkânsızlaşır.用户获取安全审计日志变得不太可能了。
Yan açılardan dahi mükemmel netlikte izleme imkanı sunar.而且WER在即使進程處於非常糟糕的狀態下也可以報告相關錯誤了。
Sokaklardan cesetlere basmadan geçebilmek imkansız hale gelmişti.從騎俱散, 不能得其屍。
Fakat bunun kanunen imkânsızlığı kendisine anlatıldı.那人指出了法律上不許這樣做。
Onları ayakta tutan ve bu hayali sürdürmelerine imkan verense ufak bir ışık kaynağıdır.其權力增漲的過程,實得力於權詐的多,得於資望功勳的少。
Mahallede ilköğretim okulu veLise eğitim öğretime başlamış yatılı imkânı bulnmaktadır.他乐于研究数学这门我刚开始接触的学科。
Böylelikle 16 parçadan oluşan büyük bir grubu geçindirmek, finanse etmek imkânsız bir hale geldi.之後因為製作群的意思而使這停止開發近16年的作品得以有機會面世。
Karadağ'da yatırım imkanlarını araştırdığını söyleyen devrik Tayland Başbakanı, Artık burası benim ülkem.台灣魔術師粘立人隨後召開記者會,抨擊這種魔術手法,這個手法開始在台灣被人討論。
Her üç problemin de genel olarak imkansız olduğu artık kanıtlanmıştır.隨著超越數的發現,這三大問題被證明為不可能。
Babası oğlunun Londra'ya gidip orada ressamlık sanatı öğrenmesine imkan sağladı.他的父親可能引導他學習繪畫。
Bunun hakkında konuşmak bile imkansız.亦非方便說。
Dünya devrimi gerçekleşmeden tek bir ülkede gerçek bir sosyalist düzen kurulması imkânsızdı.因此这本书认为除非资本主义进行改革,否则真正的民主秩序将受到威胁。
Böyle filmler yapmak hiç de zor değil; ama iyi yapmak neredeyse imkansız," dedi.聽著,發行超過臨界電影不是完美的,但我不能揣測,這是一部好電影,你們這些傢伙」。
Hayır, hayır arkadaşım, imkanımız varken onlardan kurtulmamız bizim için en iyisidir" demiştir.惟我安中,作育俊良,惟我安中,作育俊良。
O zamanlar ücreti 3 yıl için 32 $ ve geçerliliği iki yıl uzatma imkanı vardı.开运三年钱氏建,治平二年改赐今额。
Bir güç, bebeği öldürmek için tüm imkânlarını seferber etmektedir.每个人都感受到孩子死去的麻木力量。
Judokaları teşvik etmek amacıyla her 6 ayda bir sınav yapılarak bir üst kuşağa geçmeye imkân verilir.這些人每6個月用超聲波進行篩查。
Bir olay süreç içerisinde gerçekleşmezse, olasılığı 0'dır, yani imkânsızdır.因此如果这样的话,概率为0的事件不但是可能发生的,而且必然会发生。
Okulların kendi imkânları dahilinde tiyatro çalışmaları vardır.许多学校也有自己的剧团。
Üretimin başlangıçta üretim imkânları eğrisinde, A noktasında başladığını düşünelim.在時間緊迫之下,設計及生產一開始便出現嚴重問題。
İmkanları oldukça gelişmiş olup okulda spor salonu ve oldukça büyük bir kütüphane mevcuttur.学校办学条件优越,各种教学设施齐全,有堪称省内中学一流的图书馆和体育馆。
Ancak maddi imkânsızlıklar nedeniyle okuyamaz ve Adana’ya dönmek durumunda kalır.在醫學上已經無藥可救,唯一的辦法就是回到蘇迪亞。
Burası yalan çünkü her şey devlet imkânıyla yapıldı.茅焦因为这件事被尊为上卿。
251/1-I - Yukarıdaki gibi, fakat dahili haberleşme imkânı vardır.將方程式 (5) ,(6) ,(15) 代入,可以得到透射機率 T {\displaystyle T\,\!
Bu görüşe göre, seyahat edecek bir geçmiş ya da gelecek olmadığı için zamanda yolculuk imkânsızdır.這種觀點認為不存在可以前往的未來和過去,因此不可能進行時間旅行。
Böyle bir imkânı da bütün yazılımların hepsi sağlamıyor.不是所有的非完整約束都可以這樣表示。
İmkan tanındığında meslek edinebilirler.藝人在有著一定能力的時候,就可以接通告。
Ayrıca, televizyona fotoğraf yayınlama imkanı mevcuttur.此外在電視上也播放能。
Bu bize on kat daha hassas bir ölçüm imkanı verir.이것들은 본래 가지고 있는 좋은 맛을 10배 이상 강하게 만든다.
"İmkansızı mümkün hale getiren adam" olarak bilinir.자칭 '불가능을 가능케하는 남자'.
251/1-I - Yukarıdaki gibi, fakat dahili haberleşme imkânı vardır.251/1-I - 251/1과 똑같지만, 내부 통신장비를 갖췄다.
Mümkünatın hudutlarını keşfetmenin tek yolu, imkânsız alana taarruza geçmektir.가능성의 한계를 발견하는 유일한 방법은 불가능할 때까지 시도해 보는 방법밖에 없다.
Bir güç, bebeği öldürmek için tüm imkânlarını seferber etmektedir.인형을 매개로 하는 것으로 상대에게 능력을 씌우는 것이 가능하다.
Aynı kişi bir şeyin imkânsız olduğunu iddia ettiğinde ise, büyük olasılıkla yanılıyordur.그러나 그가 무엇이 불가능하리라고 한다면 틀릴 가능성이 높다.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod