imkânı ile cümle
imkânı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Ama bunu yapmama imkanım da yoktu" dedi.Jag kunde inte fatta det!"
Temsili demokraside "azledilen" adayın bir sonraki seçimde kazanabilme imkanı da genellikle mevcuttur.Det händer alltjämt att en skämtsam "tredjeopposition" framfträder.
Bu sayede çok daha kısa sürede vites değiştirme imkanı doğmaktadır.Förändringar till det sämre kan komma plötsligt.
Dolayısıyla Vesalius çok sayıda kadavra üzerinde çalışma imkanı buldu.Vesalius lyckades få tillgång till lik genom att använda avrättades kroppar.
Ayrıca ilk ücretsiz yükseltme imkanına sahip Windows sürümüdür.Det är även den enda dlcn som är gratis.
Bu komut, kayıtlara ulaşım imkânı sağlamaktadır.Möjligheten kommer fortfarande att kräva registrering.
Böylece kullanıcılara ucuz uçak bileti alma imkanı sunuyor.Detta gör det möjligt för flygbolaget att erbjuda lägre biljettpriser till passagerarna.
Britanyalılara diledikleri miktarda hammaddeyi satın alma imkânı verildi.Man skulle vägra köpa brittiskt salt.
Araziler az verimli ve sulama imkanı yoktur.De har lågt golv och nigningsmöjlighet.
Bu şirin yarımada, yılda 320 gün, güneşin doğuş ve batışını seyir imkânı verir.Klimatet med 320 soldagar per år är den stora anledningen.
Ödül olarak, ailesiyle aylarca yaşadığı San Francisco'de tatil yapma imkânı kazandı.Där bodde han hos en värdfamilj i San Francisco under flera månader.
Bu imkânı olmayan bir şeydi.Jag valde det omöjliga.
Böylece havya ucundaki sıcaklık değerini sabit tutma imkânı sağlamaktadır.Taktil förnimmelse kan vara att i gräset känna något kallt mot foten.
Düzgün bir planlama yapmanın imkanı kalmamıştı, üretim çarkları işleyemez hale gelmişti.Det blev en försiktig start, då ingen ville riskera att förstöra sina däck.
1970'lerde Katedrale yakın bir Roma hamamı kalıntısı bulunmuş ama bunu sergilemek imkâni bulunamamıştır.En kyrkklocka köptes in år 1740, men man var inte nöjd med den.
Elektronik ticaret imkânı.Лімітовані можливості електронної комерції.
Melisso, Ruggiero'yu burayı hemen geride bırakıp kendini adadan kurtarmanın imkanı olmadığını ona ikaz eder.Мелісо попереджає Руджеро, що він не може зараз покинути острів.
Fakat bazen tek bir "seyrek çözüm" bulma imkanı da vardır.Але майже завжди вдається знайти взаємноприйнятне рішення.
Çıplak gözle, dürbünle veya küçük bir teleskopla gözlemlenemeyecek gökcisimlerini inceleme imkanı sunar.Із Stellarium, можливо побачити те, що можна бачити неозброєним оком, біноклем або маленьким телескопом.
Kendisi ile tanışma imkanım oldu.Мені пощастило трохи з ним спілкуватися.
Mahallede yapılan tarım işletmeleri köy ve ilçe halkına iş imkânı sağlamaktadır.Обслуговування туристів на цій ділянці забезпечує роботу і дохід місцевим жителям.
Sesli konuşma imkânı vermekteydi.Здатні видавати голосні звуки.
Hemen meydana çıkmış kararsız aralık bırakma imkânı sağlayan iyileştirmeler.Так відразу ним змогли скористатися безліч хворих, які згодом швидко вилікувалися.
75 dakikalık süre içinde en fazla 2 defa transfer imkanı sağlanmıştır.Тут товар перевозили у 25 разів швидше.
Bu komut, kayıtlara ulaşım imkânı sağlamaktadır.Це забезпечує швидкий доступ до листів.
Göl alanında kamp yapma imkanı vardır.На території табору є озеро.
Burası yalan çünkü her şey devlet imkânıyla yapıldı.Це було зроблено з метою розподілу влади в країні.
Kendi başarısını ölçebilme imkanı sağlar.Годен збрехати, щоб досягти успіху.
Ama bunu yapmama imkanım da yoktu" dedi.Можливо, я б навіть нікуди і не поїхала».
Burada ilk mevsiminde sadece iki maçta oynama imkânı buldu.У першому сезоні він провів всього два матчі.
Oyun 4 farklı karakteri kontrol etme imkanı tanıyor.Глядачі мали змогу побачити одразу 4 серії.
Denizaltıların kullanımı için, hava olmadan ve daha sessiz çalışabilme imkânı verir.Při použití v ponorkách mohou pracovat tiše a bez zdroje vzduchu.
Sınırlı hareket imkanından dolayı piyon, satrancın en zayıf taşıdır.Vzhledem ke značně omezeným možnostech pohybu je pěšec nejslabší figurou na šachovnici.
Ama denizden geçip kendilerine Vadedilmiş Topraklar'a geçme imkani yok görülmektedir.Na pevnou zemi však nenarazil a domníval se, že až k pólu se rozprostírá volné moře.
Gençlik çağlarından itibaren yazmaya başlamış, ancak kitaplarını yayınlama imkanı bulamamıştır.Svou literární činnost začala již v mladém věku, ale nikdy jí nenapadlo, že by své práce mohla zveřejnit.
Sistem, aynı anda sınırsız sayıda kullanıcıya erişim imkânı vermektedir.Umožňuje současně pracovat neomezenému počtu uživatelů.
Ama bunu yapmama imkanım da yoktu" dedi.Ale nic jsme s tím nemohli udělat."
Bu makale, İngiliz hükümetine hayat sigortası fiyatlarını alıcının yaşına bağlı olarak ayarlama imkânı verdi.Tímto umožnil anglické vládě prodávat životní důchod za odpovídající cenu založenou na věku kupujícího.
251/1-I - Yukarıdaki gibi, fakat dahili haberleşme imkânı vardır.He 115A-3: Podobná A-1, pouze lepší vysílačka.
Elektronik ticaret imkânı.Elektronické obchodování komodit.
Vostok aracının yörüngesini değiştirme imkânı yoktu, sadece doğrultu değiştirebiliyordu.Vostok 1 nemohl měnit oběžnou dráhu, ale jen výšku.
378'e gelindiğinde Valens doğudaki üssü Antakya'dan batıya ilerleme imkânı buldu.Teprve na jaře roku 378 se Valens vypravil z Antiochie na západ.
Bu nedenle, seyircilerin kalblerini kazanmama imkâni bulunmamaktadır.Z toho důvodu je očekávající, že pro diváky nebude přístup do zákulisí možný.
Böyle bir imkânı da bütün yazılımların hepsi sağlamıyor.Tento seznam v žádném případě neobsahuje všechny možnosti.
Bu nedenle şehir merkeziyle ulaşım imkânı oldukça kolaydır.Odtud lze snadno dojet do centra města prostředky veřejné dopravy.
Masa tenisinden badmintona her türlü spor imkânı mevcuttur.V TenSingu by se měla rozvíjet celá osobnost.
Fakat karısı yine de onu onurlu bir şekilde defnetme imkânını bulur.Služebnice však za sebe dává své paní za pravdu a lichotí její kráse.
Kolay ganimet imkanı bölgeye çok sayıda Viking savaşçısının akmasına yol açar.Zdravé stromy takto dokáží odolat náletu mnoha kůrovců.
Burası yalan çünkü her şey devlet imkânıyla yapıldı.Zde však nastává problém, jelikož tito lidé byli do slumů dopraveni státními úřady.
24/7 sistemi 7 gün 24 saat bulunan ürünlere en yüksek teklifi vererek ürünü alabilme imkanını sunuyor.Můžete je najímat na 7, 14 nebo 21 dní, nejvýhodnější je najímat je na 21 dní.
Böylece birbirini daha iyi anlayan taraflar, gelecekteki pozisyonlarını daha doğru alma imkânı bulurlar.Lidé tedy jedli hodně, aby vypadali lépe v očích případných nápadníků.
Bu adeti imkânı olan herkes sırasıyla icra eder.Ne všichni slavisté však s nimi souhlasí.
Mahalleye iki adet yoldan ulaşım imkânı vardır.Do osady lze se dostat dvěma cestami.
Bu gösterim kalite evi incelenirken daha rahat bir takip imkanı sağlar.Tato náplň vytvoří při explozi viditelný obláček, který usnadňuje sledování střelby.
Aynı zamanda hizmetlilere hizmet yerini kendi kurma imkanı veriyor.Ona sama se také se svými služebnými postila.
İktidar imkanı kaldırılırdı.Preluarea puterii era acum desăvârșită.
Köy arazisinin % 50 si Uzunlu barajının kanalet sistemi ile sulama imkânına sahiptir.Aproximativ 10% din populație are acces la un sistem de canalizare.
Birebir film üzerine düşen görüntüyü görme imkanımız yoktur.Nu poți spune că este nimic, filmând acele scene.
Bu sayede halkla yakın temas halinde olma imkânı buldu.În această perioadă a avut posibilitatea de a intra în contact cu populația.
Fakat oyun için bir indirme imkanı sunulmamıştır.Acesta e un motiv suficient pentru respingerea jocului.