imkânı ile cümle

imkânı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Bazı eserler için birkaç değişik janra dahil olma imkânı vardır.Puede ser que para un mismo concierto haya varias cadenzas.
Kişiler uygylaması iletişim bilgilerine gerçek zamanlı olarak güncelleme imkânı verir.Contactos permite actualizaciones en tiempo real de la información del contacto.
Bu nedenle, seyircilerin kalblerini kazanmama imkâni bulunmamaktadır.Me entristece que los aficionados no puedan ver nuestros esfuerzos.
Bunun için Riski azaltmak için görevde değişiklik yapma imkanı var mı?Concretamente, ¿está la ONU en condiciones de reformarse para asumir esa carga?
Tabii ki, doğrudan doğruya bu olguyu gözlemlemenin imkanı bulunmamaktadır.Esta distancia es en realidad imposible de observar directamente.
Şehre gelen turistler için ekonomik ulaşım imkanı sağlamaktadır.Hay un balance entre todos los turistas que llegan a la ciudad.
Ulaşım imkanı bulunmaktadır.El comercio es posible.
Bu komut, kayıtlara ulaşım imkânı sağlamaktadır.Permite el acceso directo a los registros.
Burası yalan çünkü her şey devlet imkânıyla yapıldı.Estas medidas no fueron aplicadas completamente, debido a la efímera duración del gobierno.
Bu sayede halkla yakın temas halinde olma imkânı buldu.Permite que las personas estén en contacto.
Ama bunu yapmama imkanım da yoktu" dedi.Pero, probablemente, no sabía"».
Oyunda araba modifiye etme imkânı olacak.En el modo career, se le permitía al jugador hacer modificaciones al coche.
Düzgün bir planlama yapmanın imkanı kalmamıştı, üretim çarkları işleyemez hale gelmişti.Creía erróneamente, que no podía producir una dosis fatal.
Tom'un onu kendinin yapmasının imkanı yok.Non è possibile che Tom l'abbia fatto da solo.
Buffy ismini duyup da hemen 'Bu önemli bir insan' diye düşünmenizin imkanı yok.Non c'è modo in cui tu possa sentire il nome Buffy e pensare, "Questa è una persona importante".
Fakat başlangıçta Street View için Google Maps'e entegre halde Adobe Flash ile kullanım imkanı bulunuyordu.In origine, Google Maps utilizzava Adobe Flash per Street View.
Hayır, hayır arkadaşım, imkanımız varken onlardan kurtulmamız bizim için en iyisidir" demiştir.Ma se i loro verranno bene, inseriremo i nostri ed i loro!"».
"Galatasaray orada imkânı yok, kazanamaz!"."Se non riesci a battere lo Shoryuken, non puoi vincere!").
Merkez bankalarının amacı gelir artışını ve iş imkânını artırmaktı.Il compito delle banche centrali si estese alla domanda di occupazione e di crescita dei redditi.
Köyde kurulan şantiyeler iş imkanı sunmaktadır.Intervento in Il Welfare State possibile.
Bu takım uydular düşük maliyetle uzay erişim imkanı sağlamaktaydı.Questa forza avrebbe sicuramente aumentato il potenziale di supporto a corto raggio per le unità di sbarco.
Bu adeti imkânı olan herkes sırasıyla icra eder.Ogni fila è sfalsata rispetto a quella su cui si appoggia.
Burası yalan çünkü her şey devlet imkânıyla yapıldı.Tutti i provvedimenti sono presi con decreto ministeriale.
İlk kapalı devre televizyonların en büyük problemi video görüntülerinin kayıt edilebilme imkanın olmamasıydı.Il primo scherzo riguarda un'improbabile trasmissione televisiva per anziani.
Mahallede yapılan tarım işletmeleri köy ve ilçe halkına iş imkânı sağlamaktadır.La facile raggiungibilità del quartiere rappresenta un plus per aziende e pubblico.
Siperden başın kaldırmasının imkânı da yoktu.Non riusciva neppure a distinguere le righe della coperta.
Burada ilk mevsiminde sadece iki maçta oynama imkânı buldu.In stagione, giocò soltanto due partite di 1. divisjon.
Meetro program içerisinde kullanıcılara kişiselleştirilmiş gruplar yaratma imkânı tanır.Meetro permette agli utenti di creare gruppi personalizzati all'interno del client.
Kendisi ile tanışma imkanım oldu.Permettimi di presentarmi.
Arbitraj imkânı yoktur.Не существует возможности арбитража.
Burası yalan çünkü her şey devlet imkânıyla yapıldı.Она называлась Министерской, так как была построена на государственные средства.
Temsili demokraside "azledilen" adayın bir sonraki seçimde kazanabilme imkanı da genellikle mevcuttur.В частности, корректное определение победителя на демократических выборах возможно не всегда.
Elektronik ticaret imkânı.Есть возможность автоматической торговли.
Deprem büyük toprak kaymalarına neden oldu ve Rinihue gölünün deniz akışı imkânını tıkadı.Землетрясение вызвало земляные оползни, которые преградили исток озера Риньиуэ.
Burada ilk mevsiminde sadece iki maçta oynama imkânı buldu.В первом сезоне он провёл всего два матча.
Fotoğraflar aynı zamanda kullanıcıların videoları düzeltme, yavaşlama ve kaydetme imkânı tanır.Кроме того, «фотографии» также позволяет пользователям обрезать, замедлять и сохранять фотографии из видео.
Britanyalılara diledikleri miktarda hammaddeyi satın alma imkânı verildi.Многие англичане стремились дать требуемые обязательства.
Oyunda araba modifiye etme imkânı olacak.Настройки автомобиля также будут показаны в игре.
Yıllarca Avrupa’da yaşamış, kadınları tanıma imkânı bulmuştur.На протяжении многих лет жил и учился в странах Европы.
Ama bunu yapmama imkanım da yoktu" dedi.Я не мог поверить в это».
75 dakikalık süre içinde en fazla 2 defa transfer imkanı sağlanmıştır.25 раз в течение одного дня устранял повреждения.
Ulaşım imkanı bulunmaktadır.Наличие транспорта.
Maria ise Fizik Bölümü’nde gönüllü doçent olarak çalışma imkanı bulmuştu.Во время обучения Мари работала добровольцем в психиатрической клинике.
Hayır, hayır arkadaşım, imkanımız varken onlardan kurtulmamız bizim için en iyisidir" demiştir.Он должен поступать так, как будет лучше ему, а мы — как лучше нам.»
200'den fazla bilgisayar ve kablolu ve kablosuz internet imkanı bulunmaktadır.В Хайве более 250 компьютеров, а также доступны принтеры, сканеры и беспроводной интернет.
Fakat roktan önce pek hareket etme imkanı olmadığından oyunun başında pek etkili değildir.К тому же сразу после выхода игра работала не очень стабильно.
Önceki konu ve değişikliklere erişim imkânı.إمكانيّة استرجاع الموضوعات والتغييرات السابقة.
Bu yazarlardan bazıları daha sonra yazılarını toplama eserlerde yayınlama imkânı buldular.وبعض من هؤلاء الكتاب وجدوا فرصة لنشر كتاباتهم في مؤلفات مجمعة.
Ordulardaki bu uygulama çok nadir görüldüğü için kanıtların test edilme imkânı sınırlıdır.وامكانية اختبار النساء من أجل هذا التطبيق في الجيوش يكون محدود لما يبدو أنه نادر جداً.
Bu imkânı olmayan bir şeydi.وكان النسيان مستحيلاً.
Yaptığı ticaretler, ona Burgonya Düklüğü ile iletişim kurma imkanı vermiştir.فسأله عن المكان الذي يمكنه أن يحضر منه التفاحات.
Elektronik ticaret imkânı.أعمال تجارية إلكترونية.
Bu madde gereği, anayasanın değiştirilmesi imkânı yasama organına sunulmuştur.وهناك مشروع بإلغاء هذه المادة مطروح أمام السلطة التشريعية.
Arbitraj imkânı yoktur.ممنوع الحجز التعسفي.
Ama bunu yapmama imkanım da yoktu" dedi.لم نكن نعتقد أنهم يمكنهم فعل ذلك".
Ayrıca İngiltere'de kadın öğrencilere erkeklerle eşit hakta öğrenim imkânı tanıyan ilk üniversitedir.ولكن على كل حال، يدرك الناس الآن أن بإمكان النساء تعلم الرياضيات بنفس الكفاءة التي يتعلمها بها الرجال.
Dolayısıyla tüketicilere ucuz mal imkanı sağlanmış olacaktır.وهذا يتيح استخدام معادن رخيصة.
Replays: Oyun, maç esnasında kayıt yapma imkânı sunmaktadır.الخيار الوحيد المتبقي لو Chiffre هو جمع المال عن طريق اللعب القمار.
Diğer gereksinimler, çevre dostu ve düşük maliyet imkanını içermektedir.الميزّة الأخرى استعمالُ القطوع الزائدةِ والقطوع المكافئةِ.
Rome: Total War oyunculara tarihî savaşları yaşama ve yeniden senaryo yazma imkanı tanır.Rome: Total War permite que os jogadores combatam em cenários de batalhas históricas.

İlgili Sayfalar