imkânı ile cümle

imkânı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
SRW ve Spectra kodları bu imkanı içerir.Tako sfera in torus dopuščata kompleksne strukture.
Halbuki kuzeyden bu arazilere daha kolayca ulaşım imkanı bulunmaktadır.Te države imajo preko nordijskega koncila omogočeno še lažje prehajanje oseb nordijskimi državami.
Firefox Sync, ayrıca şirket veya kuruluşlar için kendi sunucularını kurma imkanı tanımıştır.Firefox je postal tudi dobro poznan večjim spletnim mestom in podjetjem.
Elektronik ticaret imkânı.Elektronsko poslovanje.
Fakat bazen tek bir "seyrek çözüm" bulma imkanı da vardır.Kdaj tudi poda tudi "checklisto" za rešitev problema.
378'e gelindiğinde Valens doğudaki üssü Antakya'dan batıya ilerleme imkânı buldu.Valens je bil šele leta 378 dovolj močan, da je lahko iz svoje baze v Antiohiji odšel proti zahodu.
Gençlik çağlarından itibaren yazmaya başlamış, ancak kitaplarını yayınlama imkanı bulamamıştır.Pisati je začela zgodaj, vendar takrat svojih del še ni objavljala.
Bu takımda uzun süreler alma imkanı buldu ve tecrübe kazanarak bir sezon sonra tekrar Ülkerspor'a döndü.Ekipa se po tej izkušnji počuti dovolj zrelo, da ponovi nastop štiri leta kasneje.
Bu iş sayesinde önemli siyasetçi ve gazetecilerle tanışma imkânı buldu.Įkvėpimo šaltiniu ir vadovėliu ją laikė daug žymių istorinių strategų ir politikų.
Çünkü bu hayanın en büyük özelliği avlarına asla kaçış imkanı vermemesiydi.Nes patys milžinai jau tikriausiai niekada neatsikratys savo godumo.
Bu çeşit örnek almayı titiz, tenkitçi bir şekilde inceleme imkânı yoktur.Dėl šios savybės per tokią medžiagą sunku arba neįmanoma įžiūrėti aiškaus vaizdo.
Büyüyen ünü sayesinde 1870'li yıllarda bol bol seyahat etme imkanı buldu.Vėliau ėmė sparčiai augti, nes 1870 m. netoliese buvo surasti dideli naftos ištekliai.
İktidar imkanı kaldırılırdı.Mero įgaliojimai buvo sustabdyti.
Fakat oyun için bir indirme imkanı sunulmamıştır.Tačiau su žaidėju nebuvo pratęsta sutartis.
Depolanan bilgilere ve dokümanlara anında ulaşma imkanı sağlar.Taip greitai galima rasti ir atspausdinti reikiamus žemėlapius.
Gençliğinde bir tüccar ve asker olarak seyahat etmiştir ve Orta Doğu'yu da tanıma imkanı bulmuştur.Oma nooruses oli Mauro kaupmehe ja sõdurina palju reisinud ning ta oli tuttav ka Lähis-Idaga.
Kendisi ile tanışma imkanım oldu.Küll ma temaga toime tulen.
İşletme Enstitüsü altında yer MBA programlarında dokuz farklı alanda uzmanlaşma imkanı sunulmaktadır.Tillväxtverketil on üksteist kontorit üheksas eri kohas.
2003 yılında iPod ile uyumlu ve $0.99’a müzik indirme imkanı veren çevrimiçi mağaza iTunes Store tanıtıldı.Aastal 2003 avati iTunes Store, kus sai osta 0,99 dollari eest laule ja mis oli integreeritud iPodiga.
Mahalleye iki adet yoldan ulaşım imkânı vardır.Mandriga ühendab linna kaks maanteesilda.
10, 12, 15 yaşındaki ağaçlar bu ürünleri oluşturuyor ve bize bu ölçekte inşa etme imkanı tanıyor.빠른 성장주기의 10,12,15년생 나무를 이용하여 경제적 이득을 볼 수 있도록 장려해야 합니다.
10, 12, 15 yaşındaki ağaçlar bu ürünleri oluşturuyor ve bize bu ölçekte inşa etme imkanı tanıyor.10-, 12-, 15-letnie drzewa, z których tworzy się te produkty pozwalają nam budować na taką skalę.
10, 12, 15 yaşındaki ağaçlar bu ürünleri oluşturuyor ve bize bu ölçekte inşa etme imkanı tanıyor.Bomen van 10, 12 en 15 jaar oud, die dienen als grondstof en grootschalig bouwen mogelijk maken.
10, 12, 15 yaşındaki ağaçlar bu ürünleri oluşturuyor ve bize bu ölçekte inşa etme imkanı tanıyor.Các cây 10, 12, 15 tuổi tạo ra những sản phẩm này cho phép chúng tôi xây dựng ở qui mô này.
10, 12, 15 yaşındaki ağaçlar bu ürünleri oluşturuyor ve bize bu ölçekte inşa etme imkanı tanıyor.עצים בני 10, 12, 15 שנה וליצר מוצרים אלה ולאפשר לעצמנו לבנות בקנה מידה זה.
10, 12, 15 yaşındaki ağaçlar bu ürünleri oluşturuyor ve bize bu ölçekte inşa etme imkanı tanıyor.الشجر ذو 10-، 12-، 15- سنة الذي يصنع هذه المنتجات ويسمح لنا بالبناء على هذا المستوى.
10, 12, 15 yaşındaki ağaçlar bu ürünleri oluşturuyor ve bize bu ölçekte inşa etme imkanı tanıyor.この規模の建築で使えるようになります 私たちの計算では 20階建のビルなら
10, 12, 15 yaşındaki ağaçlar bu ürünleri oluşturuyor ve bize bu ölçekte inşa etme imkanı tanıyor.十年、十二年、十五年嘅樹木 都可以用嚟製造呢啲嵌板 同畀我哋大規模咁起樓
2,5 milyar insanın sağlık hizmetlerinden faydalanma imkanı yok.2,5 bilhões de pessoas não tem serviços de saneamemento.
2,5 milyar insanın sağlık hizmetlerinden faydalanma imkanı yok.Due miliardi e mezzo di persone non hanno accesso alla rete fognaria.
30,000 yeni iş imkanı yarattı.그는 30,000개의 이르는 새로운 직장을 만들었죠.
30,000 yeni iş imkanı yarattı.A creat 30.000 de noi locuri de muncă.
30,000 yeni iş imkanı yarattı.Criou 30 000 empregos.
30,000 yeni iş imkanı yarattı.Das sind 30.000 neue Arbeitsplätze.
30,000 yeni iş imkanı yarattı.Ha creado 30,000 nuevos puestos de trabajo.
30,000 yeni iş imkanı yarattı.Ha creato 30.000 nuovi posti di lavoro.
30,000 yeni iş imkanı yarattı.Hij heeft 30.000 jobs gecreëerd.
30,000 yeni iş imkanı yarattı.Il a créé 30000 nouveaux emplois.
30,000 yeni iş imkanı yarattı.Stworzył 30 tys. nowych miejsc pracy.
30,000 yeni iş imkanı yarattı.Създал е 30 000 нови работни места.
30,000 yeni iş imkanı yarattı.הוא יצר 30,000 משרות חדשות.
30,000 yeni iş imkanı yarattı.لقد أوجد 30 ألف فرصة عمل جديدة
30,000 yeni iş imkanı yarattı.そして製品の売り上げだけで -- これは非営利の活動なのですが --
3D kameranız var, öyleyse 3 boyutlu görme imkanınız var.1999年に導入されて以来
3D kameranız var, öyleyse 3 boyutlu görme imkanınız var.3D 카메라가 있어서 여러분들은 공간을 느끼며 볼 수 있구요.
3D kameranız var, öyleyse 3 boyutlu görme imkanınız var.Ai o cameră 3D, așa că ai o imagine 3D.
3D kameranız var, öyleyse 3 boyutlu görme imkanınız var.Bạn có 1 máy quay 3D nên bạn có thể quan sát được 3 chiều
3D kameranız var, öyleyse 3 boyutlu görme imkanınız var.C'è una videocamera 3D, quindi si ha una visione tridimensionale.
3D kameranız var, öyleyse 3 boyutlu görme imkanınız var.Disponujete 3D kamerou, takže máte i 3D pohled.
3D kameranız var, öyleyse 3 boyutlu görme imkanınız var.Il y a une caméra 3D, donc vous avez une vision 3D.
3D kameranız var, öyleyse 3 boyutlu görme imkanınız var.Je hebt een 3D camera, dus je hebt een 3D uitzicht.
3D kameranız var, öyleyse 3 boyutlu görme imkanınız var.Jest kamera trójwymiarowa, więc i trójwymiarowy obraz.
3D kameranız var, öyleyse 3 boyutlu görme imkanınız var.Sie haben eine 3D-Kamera, also bekommen Sie eine 3D-Ansicht.
3D kameranız var, öyleyse 3 boyutlu görme imkanınız var.Temos câmaras 3D, portanto temos uma visão 3D.
3D kameranız var, öyleyse 3 boyutlu görme imkanınız var.Tienes una cámara 3D, así que obtienes visión 3D.
3D kameranız var, öyleyse 3 boyutlu görme imkanınız var.Υπάρχει κάμερα 3D, άρα και 3D απεικόνιση.
3D kameranız var, öyleyse 3 boyutlu görme imkanınız var.Есть 3D камера, так что получается трёхмерное изображение.
3D kameranız var, öyleyse 3 boyutlu görme imkanınız var.Имате триизмерна камера, така че получавате триизмерен изглед.
3D kameranız var, öyleyse 3 boyutlu görme imkanınız var.יש מצלמה תלת ממדית, אז מקבלים תמונה תלת ממדית
3D kameranız var, öyleyse 3 boyutlu görme imkanınız var.لديك كاميرا ثلاثيّة الأبعاد, حتى تحصل على مشهد ثلاثيّ الأبعاد.

İlgili Sayfalar