imkânı ile cümle

imkânı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Çarşı içinde maç izleme imkanı bulmuştum.시합의 도중에 미쓰이에 압도 되었다.
Bu nedenle, seyircilerin kalblerini kazanmama imkâni bulunmamaktadır.때문에 관객들에게 인기를 얻지 못해서 실패를 하였다.
Büyük kısmı, görkemli "Şeytan Gırtlağı"'na geçiş imkânının da bulunduğu Arjantin kısmındadır.아르헨티나 쪽에 있는 《악마의 목구멍》에 버금가는 장면을 여러 번 즐길 수있다.
Ama bunu yapmama imkanım da yoktu" dedi.그럴 수도 없었고, 그럴 수도 없었을 것입니다."
(Döküm) Pleksiglas, istenen her şekle rahatlıkla uygulanma imkânı verir.따라서 언의(言依: 말의 근거)는 일체의 유위제법(有爲諸法)을 모두 포섭한다.
Büyüyen ünü sayesinde 1870'li yıllarda bol bol seyahat etme imkanı buldu.부댕의 높아져가는 명성은 그를 1870년대 많은 곳을 여행하게 만들었다.
Bu ona Konstantinopolis'te saray ile temas kurma imkanı verdi.아마도 그는 코린토스에서 이들 도공들을 데려 왔다.
Sistem, aynı anda sınırsız sayıda kullanıcıya erişim imkânı vermektedir.המערכת מאפשרת בדרך כלל הרשאות למספר משתמשים.
Devlet ve şehir hükumetleri bu tüccarlara iş imkanı sağlamalıdır.אדישות רשויות האכיפה והציבור בארצות אלה מאפשרות את שגשוג הסחר בנשים למטרת זנות.
Böylece tırmanışçılar sıcak günlerde bile rahat tırmanma imkânı bulur.אני מסוגל לעשות ככל העולה על רוחי, ואף לטפס על הרים בימים נוחים.
Burası yalan çünkü her şey devlet imkânıyla yapıldı.שלטון החוק הפורמלי התקיים שם כי הכול עבד לפי פקודות.
Ama bunu yapmama imkanım da yoktu" dedi.לא ידעתי אם רשאים לעשות כן."
Kuruluş ayrıca kadınların bir kısmı için konaklama imkânı da sağladı.החברה העניקה גם מקום רב יותר לנשים.
Bu muharebede Lancasterlilerin ordusu tamamiyle bozguna uğratılıp yeniden kurulma imkanı kırıldı.המרחק מבריטניה היה גדול מדי מכדי שמפציץ לנקסטר יוכל לטוס ולחזור.
Sistem, oyuncuya yanılma imkânı tanıyarak, kazanma şansını artıran bir özelliktir.העיקרון מגדיל את סיכוייו של שחקן המכיר אותו לזכות במספר לקיחות גדול יותר.
Bu sayede çok daha kısa sürede vites değiştirme imkanı doğmaktadır.אם היה באפשרותך לבצע שינוי בקרוב, מה היעיל ביותר עבורך?
Ulubey İlçesi, Uşak merkeze 29 km mesafededir ve gün boyu toplu taşıma imkânı vardır.הקטע המזרחי הוא בן 40 קילומטרים ופתוח לרכבים פרטיים כל השנה.
Üstelik, online forumda fikir alışverişinde bulunma veya soru sorma imkanı vardır.Още повече, има възможност за обмяна на идеи в онлайн форума или да се зададат въпроси.
Fakat başlangıçta Street View için Google Maps'e entegre halde Adobe Flash ile kullanım imkanı bulunuyordu.В началото Google Maps използва Adobe Flash за Street View.
Europeana farklı kültürel ve tarihsel miras enstitülerinden farklı türde içeriğe erişim imkanı sağlamaktadır.Europeana предоставя достъп до различни видове съдържание от различни видове културни институции.
Bunlardan daha önemlisi bu ışınları hiçbir engelin tamamen durdurma imkanı sağlayamamasıdır.Какво можете да направите, за да спрете напълно тормоза?
Burası yalan çünkü her şey devlet imkânıyla yapıldı.Правните норми са правни защото се създават от държавата.
Aynı anda farklı dillerde yayın imkânı.Те са също далечни разновидности на един и същ език.
Aynı zamanda hizmetlilere hizmet yerini kendi kurma imkanı veriyor.Показани са и веригите за осигуряване на необходимата му работна точка.
Fakat bu müzakereler çıkmaza girerek bir barış anlaşması imzalamak imkânı olmadı.Липсата на видим напредък в тази област възпрепятства сключването на мирен договор между двете страни.
Yaptığı ticaretler, ona Burgonya Düklüğü ile iletişim kurma imkanı vermiştir.Той му изпраща лекар, който успява да го изцери с диета от кисело мляко.
İmkanı olsa bile rakibin eli alması şart değildir.Солистът не трябва да вземе нито една ръка.
Bu durum teknolojik altyapıları özümsemiş EM öğrencilerine iş hayatında yer alma imkânı vermektedir.Повече от ясно е, че учениците на Методий донасят тези трудове със себе си.
Bazı eserler için birkaç değişik janra dahil olma imkânı vardır.Възможно е в едно произведение да са осъществени няколко теми.
Karavan ve çadırlarla kamp imkanı vardır.Има удобни места за лагеруване с палатка.
Gişelerden Otobana giriş ve çıkış imkânı vardır.За паркинга е предвиден и междинен вход/ изход.
İnkâr edememe, size daha sonra o işleme kimlerin katıldığını kanıtlama imkânı verir.Не е изненадващо, че те по-късно подпомагат неговото детрониране.
Önceki konu ve değişikliklere erişim imkânı.Примитивни типове и променливи.
Mahalleye iki adet yoldan ulaşım imkânı vardır.До хижата може да се достигне по два начина.
Pazarlarda tüketiciler yüksek kaliteli ürünü düşük fiyata bulma imkânı sağlarlar.Някои пазари даже включват основно чистене в цената.
Yumuşak bağlama ise kısıtlı bir hareket imkanı vermek olarak tanımlanır.Smatra se, da je pošumljavanje obećavajuća mjera.
Yazlık sitelerin bulunduğu bu mahallede birçok otel turistlere konaklama imkanı sağlamaktadır.U gradu su brojni hoteli u kojima ljeti odsjedaju Ruski turisti.
15 bin kişiye iş imkanı sağlayan kurum Peel Bölgesi'ndeki en büyük istihdam kaynağıdır.S osobljem koje broji preko 15.000 ljudi, to je najveći poslodavac u okrugu Peelu.
Burada ilk mevsiminde sadece iki maçta oynama imkânı buldu.U svojoj prvoj sezoni osvajaju samo dva boda.
Pasolini'ye göre çağdaş bireyin “kutsalı” algılayabilmesinin imkânı yoktur.Kao rezultat toga, Hadrosaurinae prema definiciji ne može uključivati tradicionalne "hadrosaurine".
Burası yalan çünkü her şey devlet imkânıyla yapıldı.U svim ovim slučajevima pogubljenje su izvršile svjetovne vlasti.
Böylece Manstein 7 Mart'ta Harkov şehir merkezine yeni bir saldırı başlatma imkânı buldu.To je omogućilo von Mansteinu obnavljanje ofenzive protiv samog grada Harkova, počevši od 7. ožujka.
251/1-I - Yukarıdaki gibi, fakat dahili haberleşme imkânı vardır.492.–505.</ref> međutim peroralna primjena može povećati izdržljivost i snagu.
Piyer, giderken Nataşa'ya özgür seçim imkanı vermişti.Put do Niša bio je za nju slobodan.
Buralarda yer alan plajlar; gölde yüzme aktivitesi ve kamping imkanı vermektedir.U blizini se nalazi Raški zaljev, gdje turisti odlaze na kampiranje i plivanje.
Bu şekilde insanlar birbirini görme imkânı bulur.Je tým daná možnosť si navzájom porozumieť.
Bu sayede halkla yakın temas halinde olma imkânı buldu.Myslím, že stále hľadal kontakt s človekom.
Çadır ve karavanla konaklama imkânı mevcuttur.Je tu možnosť stanovania aj s karavanom.
Site, kullanıcılarına video yükleme, izleme ve paylaşma imkanı sunmaktadır.Portál umožňuje používateľom digitálny obsah vyhľadávať, prezerať, sťahovať, zdieľať a ďalej s ním pracovať.
Bu imkânı olmayan bir şeydi.Je to niečo nepravdepodobne možné.
Sesli konuşma imkânı vermekteydi.Vďaka nej dokázal vydávať hlasité zvuky.
Ekim ayında ise Moskova Enstitüsü'ne roketle Mars'a ulaşmanın imkânı hakkında bir ders verdi.Oktobra je na Letalskem inštitutu predaval o možnosti poleta na Mars z raketo.
Ulaşım imkanı bulunmaktadır.Dosegljivost storitve.
Böylece Goethe daha çocuklukta Dr. Faust’un farklı hikâyelerini öğrenme imkânı bulmuştur.Tako se je Goethe med drugim že kot otrok seznanil z ljudsko knjigo dr. Fausta.
Bu makale, İngiliz hükümetine hayat sigortası fiyatlarını alıcının yaşına bağlı olarak ayarlama imkânı verdi.To je omogočilo britanski vladi, da je prodajala življenjske rente po zmernih cenah na podlagi starosti kupca.
2013 senesi itibarıyla soru-cevap platformunun yanına, kullanıcılarına blog yazma imkanını da vermiştir.Maja 2014 je začel pisati tudi svoj blog, ki je dostopen na:
Sistem, aynı anda sınırsız sayıda kullanıcıya erişim imkânı vermektedir.Drugič, uporabniki imajo zagotovljen neomejen medsebojni dostop.
Bu yüzden askerlerin birçoğu sahili görme imkânı bile bulamamıştır.Mnogi kljub opazovanju niso videli kanalov.
Tahsil imkanı olmayan alacakları iptal etmek.Preklicu se ni moč odpovedati.
Bu çeşit örnek almayı titiz, tenkitçi bir şekilde inceleme imkânı yoktur.Takšnega izida poskusa ne moremo v nobenem primeru pričakovati.

İlgili Sayfalar