imkânı ile cümle
imkânı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Bu açıdan yerleşim birimi pek çok alternatif konaklama imkânına sahiptir.Innredningen finnes i flere ulike alternativer.
Bu bölümde, oyuncuya kendi oyun senaryosunu yaratma imkanı vermiştir.Denne nye kontrakten ga ham også tillatelse til å lage sin egen serie.
Fakat oraya gidiş imkânı bu oyunda yoktur.Det var dessverre ingen interesse i dette spillet.
Airborne: Bu sınıf oyunculara sessiz kalırken hızlı hareket etme imkânı sunar.Airborne: Pembagian ini membuat pemain bergerak cepat sambil tetap diam.
Böylece tırmanışçılar sıcak günlerde bile rahat tırmanma imkânı bulur.Pendakian di siang hari akan terasa sangat panas.
Fakat karısı yine de onu onurlu bir şekilde defnetme imkânını bulur.Rasulullah menjaga kandungan istrinya dengan sangat hati-hati.
Burası yalan çünkü her şey devlet imkânıyla yapıldı.Oleh karena itu, alat ini dijadikan sebagai barang pusaka kerajaan.
Çarşı içinde maç izleme imkanı bulmuştum.Saya memiliki kemampuan yang tersembunyi dalam bidang permainan.
Üniversite 15.000 kişiye iş imkani sunmaktadır.Jumlah mahasiswanya mencapai 15.000 orang.
Ama bunu yapmama imkanım da yoktu" dedi.Aku tidak mungkin melakukannya.”
Ayrıca çevredeki lokantalar, taze balık yeme imkânını sunarlar.Di sekitar pantai banyak warung makan yang menyediakan ikan segar.
Bu imkânı olmayan bir şeydi.Inilah satu-satunya yang tidak mungkin salah.
Halkının yaşamınını ve gereksinmelerini kendilerinden dinleme imkâni oldu.Jangan sampai terdengar dan diketahui oleh kaumnya.
Ayrıca, televizyona fotoğraf yayınlama imkanı mevcuttur.Selain itu, berita juga dapat disiarkan di televisi.
Böylece kullanıcılara ucuz uçak bileti alma imkanı sunuyor."Sering Berburu Tiket Pesawat Murah?
1993 yılında Doğu Avrupa'da komünizmin çökmesi birçok yeni ülkeyle rekabet etme imkanı verdi.Pada 1993, keruntuhan USSR di Eropa Timur memberikan kesempatan kepada beberapa negara baru untuk ikut serta.
Üniversiteye kabul edilen her bir öğrenci burada kendi elektronik adresini açmak imkanı elde ediyor.Còn mỗi học sinh cũng đã có được sự lựa chọn trường đại học cho riêng mình.
Burası yalan çünkü her şey devlet imkânıyla yapıldı.Một số không thực hiện được, phải nhờ đến sự can thiệp của chính phủ.
15 bin kişiye iş imkanı sağlayan kurum Peel Bölgesi'ndeki en büyük istihdam kaynağıdır.Cục này sử dụng hơn 15.000 nhân viên toàn thời gian và là người sử dụng lao động lớn nhất trong khu vực Peel.
O nedenle zengin bir iş imkanı sunar.Thế nên có cơ hội phục được nghiệp Bá.
Böyle bir imkânı da bütün yazılımların hepsi sağlamıyor.Song tất cả các văn bản như vậy đều không được thông qua.
Dolayısıyla tüketicilere ucuz mal imkanı sağlanmış olacaktır.Vì vậy người tiêu dùng được hưởng giá điện thấp.
Ekim ayında ise Moskova Enstitüsü'ne roketle Mars'a ulaşmanın imkânı hakkında bir ders verdi.10月にはモスクワ研究所でロケットで火星に到達する可能性についての講演を行った。
Hayır, hayır arkadaşım, imkanımız varken onlardan kurtulmamız bizim için en iyisidir" demiştir.わがはからいにてつくる善にもあらざれば、非善という。
Bu makale, İngiliz hükümetine hayat sigortası fiyatlarını alıcının yaşına bağlı olarak ayarlama imkânı verdi.これによってイギリス政府は購入者の年齢に応じた適切な価格で年金サービスを供給することができるようになった。
Fakat karısı yine de onu onurlu bir şekilde defnetme imkânını bulur.^ ちばてつやの妻が熱心に推挙したという。
Aynı şekilde bir görev devam ederken başka bir görev yapma imkanı da sunulmuştur.こうして、別の任務が課されることも防いだ。
Kullanıcılara 7 gün 24 saat internet erişim imkânı da verilmektedir.インターネット経由での入会申し込みも、24時間可能である。
Burası yalan çünkü her şey devlet imkânıyla yapıldı.とにかく、この事態は当たり前のことであり、政府は法規に従う。
Bu sayede halkla yakın temas halinde olma imkânı buldu.このため私は大統領との間にかなり密接な関係を持つことができるようになった。
ROM'lara yapıları itibarıyla veri yazma imkânı yoktur.ローマ数字を読むのが苦手。
Halbuki kuzeyden bu arazilere daha kolayca ulaşım imkanı bulunmaktadır.このため自動車でのアクセスは北口より容易である。
Devlet ve şehir hükumetleri bu tüccarlara iş imkanı sağlamalıdır.消費者及び小売店はこの事情を十分に踏まえるべきである。
Elektronik ticaret imkânı.商用利用可能。
Bu kontrolde hangi bitin hatalı olduğunu anlama imkanı yoktur.これらのどれが正しいかを尋ねることは意味のないことかもしれない。
Şenol Güneş ile konuşma imkanım oldu.太陽ぷよ 太陽を模したぷよぷよ。
Üstelik, online forumda fikir alışverişinde bulunma veya soru sorma imkanı vardır.オンラインでの利用情報確認や予約も可能。
Yeterli zaman olduğunda düşman tanklarının hareket imkânını zorlaştıracak tank engelleri yapılmaktaydı.時計:一定時間、敵タンクの動きが止まる。
Başka konferanslara da katılabilme imkanı sunar.署名が加わる場合もある。
Tabii ki, doğrudan doğruya bu olguyu gözlemlemenin imkanı bulunmamaktadır.そのため原理的にそれらは観測することができないはずである。
Üniversite 15.000 kişiye iş imkani sunmaktadır.工場見学者累計15万人達成。
Kendisi ile tanışma imkanım oldu.本人と初対面。
251/1-I - Yukarıdaki gibi, fakat dahili haberleşme imkânı vardır.レベル1-5まで存在し、上がるにつれて耐久能力が向上する。
Bu nedenle, seyircilerin kalblerini kazanmama imkâni bulunmamaktadır.観客を感動させるという目的だけでやってはいけない。
Bu sayede kendi ürünlerini aracısız alıcıya ulaştırma imkânı bulacaklardır.這樣的形勢,迫使他們需要自己管理自己的“無主”流民。
11 Aralık 2013 tarihinde, dosya yükleme imkânı Android ve iOS platformlarına genişletildi.2013年12月11日,上傳文件的功能已擴展到Android和iOS平台。
Fakat karısı yine de onu onurlu bir şekilde defnetme imkânını bulur.深愛著自己的妻子哈庫優,經常無法抗拒她的要求。
Ama bunu yapmama imkanım da yoktu" dedi.「对不起,我不能这么做。
Ama denizden geçip kendilerine Vadedilmiş Topraklar'a geçme imkani yok görülmektedir.不僅可以航行於水面,亦可航行於陸地上,類似兩棲車輛。
Yan açılardan dahi mükemmel netlikte izleme imkanı sunar.而且WER在即使進程處於非常糟糕的狀態下也可以報告相關錯誤了。
Mahallede ilköğretim okulu veLise eğitim öğretime başlamış yatılı imkânı bulnmaktadır.他乐于研究数学这门我刚开始接触的学科。
Hayır, hayır arkadaşım, imkanımız varken onlardan kurtulmamız bizim için en iyisidir" demiştir.惟我安中,作育俊良,惟我安中,作育俊良。
O zamanlar ücreti 3 yıl için 32 $ ve geçerliliği iki yıl uzatma imkanı vardı.开运三年钱氏建,治平二年改赐今额。
Burası yalan çünkü her şey devlet imkânıyla yapıldı.茅焦因为这件事被尊为上卿。
251/1-I - Yukarıdaki gibi, fakat dahili haberleşme imkânı vardır.將方程式 (5) ,(6) ,(15) 代入,可以得到透射機率 T {\displaystyle T\,\!
Böyle bir imkânı da bütün yazılımların hepsi sağlamıyor.不是所有的非完整約束都可以這樣表示。
Ayrıca, televizyona fotoğraf yayınlama imkanı mevcuttur.此外在電視上也播放能。
Bu bize on kat daha hassas bir ölçüm imkanı verir.이것들은 본래 가지고 있는 좋은 맛을 10배 이상 강하게 만든다.
251/1-I - Yukarıdaki gibi, fakat dahili haberleşme imkânı vardır.251/1-I - 251/1과 똑같지만, 내부 통신장비를 갖췄다.
İktidar imkanı kaldırılırdı.공감 능력이 결여되어 있다.