Görüyoruz ki, imansızlıklarından ötürü oraya giremediler.In realtà vediamo che non vi poterono entrare a causa della loro mancanza di fede
Görüyoruz ki, imansızlıklarından ötürü oraya giremediler.In vidimo, da niso mogli priti vanj zaradi nevere.
Görüyoruz ki, imansızlıklarından ötürü oraya giremediler.I widzimy, iż tam nie mogli wnijść dla niedowiarstwa.
Görüyoruz ki, imansızlıklarından ötürü oraya giremediler.Ja niin me näemme, että he epäuskon tähden eivät voineet siihen päästä.
Görüyoruz ki, imansızlıklarından ötürü oraya giremediler.이로 보건대 저희가 믿지 아니하므로 능히 들어가지 못한 것이라
Görüyoruz ki, imansızlıklarından ötürü oraya giremediler.Látjuk is, hogy nem mehettek be hitetlenség miatt.
Görüyoruz ki, imansızlıklarından ötürü oraya giremediler.Og vi se, at de ikke kunde gå ind på Grund af Vantro.
Görüyoruz ki, imansızlıklarından ötürü oraya giremediler.Så ser vi da at det var for vantros skyld de ikke kunde komme inn.
Görüyoruz ki, imansızlıklarından ötürü oraya giremediler.Så se vi då att det var för otros skull som de icke kunde komma ditin.
Görüyoruz ki, imansızlıklarından ötürü oraya giremediler.Sekarang kita mengerti bahwa mereka tidak dapat masuk, karena mereka tidak percaya kepada Allah
Görüyoruz ki, imansızlıklarından ötürü oraya giremediler.Und wir sehen, daß sie nicht haben können hineinkommen um des Unglaubens willen.
Görüyoruz ki, imansızlıklarından ötürü oraya giremediler.Vả , chúng_ta thấy những người ấy không_thể vào đó được vì cớ không tin .
Görüyoruz ki, imansızlıklarından ötürü oraya giremediler.Vả, chúng ta thấy những người ấy không thể vào đó được vì cớ không tin.
Görüyoruz ki, imansızlıklarından ötürü oraya giremediler.Vedem dar că n'au putut să intre din pricina necredinţei lor.
Görüyoruz ki, imansızlıklarından ötürü oraya giremediler.Y vemos que ellos no pudieron entrar debido a su incredulidad
Görüyoruz ki, imansızlıklarından ötürü oraya giremediler.Και βλεπομεν οτι δια απιστιαν δεν ηδυνηθησαν να εισελθωσι.
Görüyoruz ki, imansızlıklarından ötürü oraya giremediler.Итак видим, что они не могли войти за неверие.
Görüyoruz ki, imansızlıklarından ötürü oraya giremediler.І бачимо, що не змогли ввійти за невірство.
Görüyoruz ki, imansızlıklarından ötürü oraya giremediler.Следователно, за Божиите люде остава една съботна почивка. ( Виж. ст. 4. )
Görüyoruz ki, imansızlıklarından ötürü oraya giremediler.ואנחנו ראים כי לא יכלו לבוא על אשר לא האמינו׃
Görüyoruz ki, imansızlıklarından ötürü oraya giremediler.فنرى انهم لم يقدروا ان يدخلوا لعدم الايمان
Görüyoruz ki, imansızlıklarından ötürü oraya giremediler.這 樣 看 來 、 他 們 不 能 進 入 安 息 、 是 因 為 不 信 的 緣 故 了
Görüyoruz ki, imansızlıklarından ötürü oraya giremediler.這樣 看來 、 他 們 不 能 進入 安息 、 是 因 為 不 信 的 緣故了
Halkın imansızlığına şaşıyordu. İsa çevredeki köyleri dolaşıp öğretiyordu.A dziwował się niedowiarstwu ich, i obchodził okoliczne miasteczka, nauczając.
Halkın imansızlığına şaşıyordu. İsa çevredeki köyleri dolaşıp öğretiyordu.A podivil sa ich nevere. A chodil vôkol po mestečkách a učil.
Halkın imansızlığına şaşıyordu. İsa çevredeki köyleri dolaşıp öğretiyordu.E admirou-se da incredulidade deles. Em seguida percorria as aldeias circunvizinhas, ensinando.
Halkın imansızlığına şaşıyordu. İsa çevredeki köyleri dolaşıp öğretiyordu.És csodálkozik vala azoknak hitetlenségén. Aztán köröskörül járja vala a falvakat, tanítván.
Halkın imansızlığına şaşıyordu. İsa çevredeki köyleri dolaşıp öğretiyordu.E si meravigliava della loro incredulità
Halkın imansızlığına şaşıyordu. İsa çevredeki köyleri dolaşıp öğretiyordu.Estaba asombrado a causa de la incredulidad de ellos. Y recorría las aldeas de alrededor, enseñando
Halkın imansızlığına şaşıyordu. İsa çevredeki köyleri dolaşıp öğretiyordu.Et il s`étonnait de leur incrédulité. Jésus parcourait les villages d`alentour, en enseignant.
Halkın imansızlığına şaşıyordu. İsa çevredeki köyleri dolaşıp öğretiyordu.Ia heran mereka tidak percaya. Kemudian Yesus pergi ke kampung-kampung di sekitar itu, dan mengajar
Halkın imansızlığına şaşıyordu. İsa çevredeki köyleri dolaşıp öğretiyordu.In čudil se je njih neveri. In hodil je po vaseh v okolišu in učil.
Halkın imansızlığına şaşıyordu. İsa çevredeki köyleri dolaşıp öğretiyordu.I podivil se jejich nevěře, a obcházel vůkol po městečkách, uče.
Halkın imansızlığına şaşıyordu. İsa çevredeki köyleri dolaşıp öğretiyordu.Ja hän ihmetteli heidän epäuskoansa. Ja hän vaelsi ympäristössä, kulkien kylästä kylään, ja opetti.
Halkın imansızlığına şaşıyordu. İsa çevredeki köyleri dolaşıp öğretiyordu.저희의 믿지 않음을 이상히 여기셨더라 이에 모든 촌에 두루 다니시며 가르치시더라
Halkın imansızlığına şaşıyordu. İsa çevredeki köyleri dolaşıp öğretiyordu.Og han forundrede sig over deres Vantro. Og han gik om i Landsbyerne der omkring og lærte.
Halkın imansızlığına şaşıyordu. İsa çevredeki köyleri dolaşıp öğretiyordu.og han undret sig over deres vantro. Og han gikk omkring i byene og lærte.
Halkın imansızlığına şaşıyordu. İsa çevredeki köyleri dolaşıp öğretiyordu.Şi se mira de necredinţa lor.
Halkın imansızlığına şaşıyordu. İsa çevredeki köyleri dolaşıp öğretiyordu.Und er verwunderte sich ihres Unglaubens. Und er ging umher in die Flecken im Kreis und lehrte sie.
Halkın imansızlığına şaşıyordu. İsa çevredeki köyleri dolaşıp öğretiyordu.và Ngài lấy làm lạ vì chúng chẳng tin. Rồi Ngài đi khắp các làng gần đó mà giảng dạy.
Halkın imansızlığına şaşıyordu. İsa çevredeki köyleri dolaşıp öğretiyordu.và Ngài lấy_làm lạ vì chúng chẳng tin . Rồi_Ngài đi khắp các làng gần đó mà giảng_dạy .
Halkın imansızlığına şaşıyordu. İsa çevredeki köyleri dolaşıp öğretiyordu.και εθαυμαζε δια την απιστιαν αυτων. Και περιηρχετο τας κωμας κυκλω διδασκων.
Halkın imansızlığına şaşıyordu. İsa çevredeki köyleri dolaşıp öğretiyordu.И дивился неверию их; потом ходил по окрестным селениям и учил.
Halkın imansızlığına şaşıyordu. İsa çevredeki köyleri dolaşıp öğretiyordu.И не можеше да извърши там никакво велико дело, освен дето положи ръце на малцина болни и ги изцели.
Halkın imansızlığına şaşıyordu. İsa çevredeki köyleri dolaşıp öğretiyordu.І дивувавсь недовірством їх. І ходив кругом по селах, навчаючи.
Halkın imansızlığına şaşıyordu. İsa çevredeki köyleri dolaşıp öğretiyordu.ויתמה על חסרון אמונתם ויסב בכפרים סבוב ולמד׃
Halkın imansızlığına şaşıyordu. İsa çevredeki köyleri dolaşıp öğretiyordu.وتعجب من عدم ايمانهم. وصار يطوف القرى المحيطة يعلم
Halkın imansızlığına şaşıyordu. İsa çevredeki köyleri dolaşıp öğretiyordu.他 也 詫 異 他 們 不 信 、 就 往 周 圍 鄉 村 教 訓 人 去 了
Halkın imansızlığına şaşıyordu. İsa çevredeki köyleri dolaşıp öğretiyordu.他 也詫異 他 們 不 信 、 就 往 周圍鄉村 教訓人 去了
İmansızlarla savaşta hayatımı verdim"Acabei a minha vida a lutar contra os infiéis."
İmansızlarla savaşta hayatımı verdim"A hitetlenek elleni küzdelemre tettem fel az életem."
İmansızlarla savaşta hayatımı verdim"Cháu đã quyết dành trọn đời chống lại bọn không theo tôn giáo."
İmansızlarla savaşta hayatımı verdim"Ho dato la mia vita combattendo contro gli infedeli."
İmansızlarla savaşta hayatımı verdim"Ich habe meine Leben dem Kampf gegen die Ungläubigen gwidmet."
İmansızlarla savaşta hayatımı verdim"Ik heb mijn leven gegeven voor de strijd tegen de ongelovigen."
İmansızlarla savaşta hayatımı verdim"J'ai sacrifié ma vie à combattre les infidèles."
İmansızlarla savaşta hayatımı verdim"전 적들과 싸우는데 제 인생을 바쳤습니다."라고 말할거예요.
İmansızlarla savaşta hayatımı verdim"-Me he dejado matar por combatir a los infieles.
İmansızlarla savaşta hayatımı verdim"Mi-am jertfit viaţa luptând cu necredincioşii."
İmansızlarla savaşta hayatımı verdim""Oddałem życie, walcząc z niewiernymi".