Din, iman ve gizeme inançtan kesinliğe doğru gitti.Religion ist von einem Glauben an Vertrauen und Mysterium zu Gewissheit geworden.
Din, iman ve gizeme inançtan kesinliğe doğru gitti.Tôn giáo đã đi từ niềm tin vào tín ngưỡng và sự huyền bí đến tính xác thực.
Din, iman ve gizeme inançtan kesinliğe doğru gitti.Uskonto on muuttunut uskomuksesta varmuudeksi.
Din, iman ve gizeme inançtan kesinliğe doğru gitti.Η θρησκεία έχει πάει από μία πίστη και ένα μυστήριο στη βεβαιότητα.
Din, iman ve gizeme inançtan kesinliğe doğru gitti.Религията е преминала от вяра във вярата и мистерията към сигурност.
Din, iman ve gizeme inançtan kesinliğe doğru gitti.Религия ушла от веры и таинства в определённость.
Din, iman ve gizeme inançtan kesinliğe doğru gitti.Релігія відійшла від віри і таїнства до визначеності.
Din, iman ve gizeme inançtan kesinliğe doğru gitti.דת הפכה להיות מאמונה במשהו שמכיל תעלומה לעניין של וודאות.
Din, iman ve gizeme inançtan kesinliğe doğru gitti.الدين قد تحول من إيمان بالمعتقد والغموض إلى قناعة يقينية .
Din, iman ve gizeme inançtan kesinliğe doğru gitti.確実性ということへ移行してしまいました 私が正しくてあんたが間違っている だまれ
Diriliş olup bitti diyerek gerçek yoldan saptılar. Şimdi de bazılarının imanını altüst ediyorlar.cari s'au abătut dela adevăr. Ei zic că a şi venit învierea, şi răstoarnă credinţa unora.
Diriliş olup bitti diyerek gerçek yoldan saptılar. Şimdi de bazılarının imanını altüst ediyorlar.họ xây bỏ lẽ thật ; nói rằng sự sống lại đã đến rồi , mà phá đổ đức_tin của một_vài người cách như_vậy .
Diriliş olup bitti diyerek gerçek yoldan saptılar. Şimdi de bazılarının imanını altüst ediyorlar.họ xây bỏ lẽ thật; nói rằng sự sống lại đã đến rồi, mà phá đổ đức tin của một vài người cách như vậy.
Diriliş olup bitti diyerek gerçek yoldan saptılar. Şimdi de bazılarının imanını altüst ediyorlar.ki sta zgrešila resnico, govoreč, da je že bilo vstajenje, in izpodkopavata nekaterim vero.
Diriliş olup bitti diyerek gerçek yoldan saptılar. Şimdi de bazılarının imanını altüst ediyorlar.진리에 관하여는 저희가 그릇되었도다 부활이 이미 지나갔다 하므로 어떤 사람들의 믿음을 무너뜨리느니라
Diriliş olup bitti diyerek gerçek yoldan saptılar. Şimdi de bazılarının imanını altüst ediyorlar.Kteříž při pravdě pobloudili od cíle, pravíce, že by se již stalo vzkříšení, a převracejí víru některých.
Diriliş olup bitti diyerek gerçek yoldan saptılar. Şimdi de bazılarının imanını altüst ediyorlar.ktorí čo do pravdy zablúdili a teraz hovoria, že už bolo vzkriesenie, a prevracajú niektorých vieru.
Diriliş olup bitti diyerek gerçek yoldan saptılar. Şimdi de bazılarının imanını altüst ediyorlar.que se desviaram da verdade, dizendo que a ressurreição é já passada, e assim pervertem a fé a alguns.
Diriliş olup bitti diyerek gerçek yoldan saptılar. Şimdi de bazılarının imanını altüst ediyorlar.som ere afvegne fra Sandheden, idet de sige, at Opstandelsen er allerede sket, og de forvende Troen hos nogle.
Diriliş olup bitti diyerek gerçek yoldan saptılar. Şimdi de bazılarının imanını altüst ediyorlar.А това да знаеш, че в последните времена ще настанат усилни времена.
Diriliş olup bitti diyerek gerçek yoldan saptılar. Şimdi de bazılarının imanını altüst ediyorlar.которые отступили от истины, говоря, что воскресение уже было, и разрушают в некоторых веру.
Diriliş olup bitti diyerek gerçek yoldan saptılar. Şimdi de bazılarının imanını altüst ediyorlar.котрі проти правди согрішили, говорячи, що воскресеннє вже було, і перевертають деяких віру.
Diriliş olup bitti diyerek gerçek yoldan saptılar. Şimdi de bazılarının imanını altüst ediyorlar.אשר תעו מן האמת באמרם כי תחית המתים כבר היתה ויבלבלו אמונת קצת אנשים׃
Diriliş olup bitti diyerek gerçek yoldan saptılar. Şimdi de bazılarının imanını altüst ediyorlar.اللذان زاغا عن الحق قائلين ان القيامة قد صارت فيقلبان ايمان قوم.
Diriliş olup bitti diyerek gerçek yoldan saptılar. Şimdi de bazılarının imanını altüst ediyorlar.他 們 偏 離 了 真 道 、 說 復 活 的 事 已 過 、 就 敗 壞 好 些 人 的 信 心
Diriliş olup bitti diyerek gerçek yoldan saptılar. Şimdi de bazılarının imanını altüst ediyorlar.他 們偏離 了 真道 、 說復 活 的 事 已 過 、 就 敗壞 好些 人 的 信心
Doğa, onu sevenler böyle kolay şartlarda iman eder.Alam, yang membuat iman seperti syarat mudah dengan kekasihnya.
Doğa, onu sevenler böyle kolay şartlarda iman eder.De natuur, dat het geloof blijft zo gemakkelijk voet met haar minnaars.
Doğa, onu sevenler böyle kolay şartlarda iman eder.그녀의 연인과 같은 쉬운 조건에 믿음을 유지 자연.
Doğa, onu sevenler böyle kolay şartlarda iman eder.La naturaleza, que mantiene la fe en términos tan fácil con sus amantes.
Doğa, onu sevenler böyle kolay şartlarda iman eder.Luonto, joka pitää uskoa niin helppo väleissä hänen ystäville.
Doğa, onu sevenler böyle kolay şartlarda iman eder.Narava, ki ohranja vero v takšnih pogojih lahko z njo ljubimca.
Doğa, onu sevenler böyle kolay şartlarda iman eder.Natură, care păstrează credinţa în astfel de termeni uşor cu ibovnicii ei.
Doğa, onu sevenler böyle kolay şartlarda iman eder.Natura, che mantiene fede termini così facile con i suoi amanti.
Doğa, onu sevenler böyle kolay şartlarda iman eder.Natura, która utrzymuje wiarę w takich dogodnych warunkach z jej kochanków.
Doğa, onu sevenler böyle kolay şartlarda iman eder.Natur, der holder troen på sådanne let fod med sine elskere.
Doğa, onu sevenler böyle kolay şartlarda iman eder.Nature, dass der Glaube hält auf solche günstigen Bedingungen mit ihren Liebhabern.
Doğa, onu sevenler böyle kolay şartlarda iman eder.Naturen, som håller tro på sådana enkla termer med sin älskare.
Doğa, onu sevenler böyle kolay şartlarda iman eder.Nature, qui maintient la foi à des conditions aussi faciles avec ses amants.
Doğa, onu sevenler böyle kolay şartlarda iman eder.Natureza, que mantém a fé em condições tão fácil com seus amantes.
Doğa, onu sevenler böyle kolay şartlarda iman eder.Příroda, která drží víry výhodných podmínek, jako se svými milenci.
Doğa, onu sevenler böyle kolay şartlarda iman eder.Príroda, ktorá drží viery výhodných podmienok, ako so svojimi milenci.
Doğa, onu sevenler böyle kolay şartlarda iman eder.Természet, hogy megtartja a hit ilyen könnyű feltételekkel vele szerelmeseinek.
Doğa, onu sevenler böyle kolay şartlarda iman eder.Thiên nhiên, giữ đức tin vào điều khoản dễ dàng với những người yêu cô.
Doğa, onu sevenler böyle kolay şartlarda iman eder.Φύση, που κρατά την πίστη σε τέτοιες εύκολη όρους με τους εραστές της.
Doğa, onu sevenler böyle kolay şartlarda iman eder.Природа, которая держит веру на таких льготных условиях со своими любовниками.
Doğa, onu sevenler böyle kolay şartlarda iman eder.Природа, която поддържа вярата на такива лесни условия с любовниците си.
Doğa, onu sevenler böyle kolay şartlarda iman eder.Природа, яка тримає віру на таких пільгових умовах зі своїми коханцями.
Doğa, onu sevenler böyle kolay şartlarda iman eder.טבע, שמחזיק באמונה בתנאים נוחים כאלה עם מאהביה.
Doğa, onu sevenler böyle kolay şartlarda iman eder.والطبيعة ، التي تحافظ على الايمان وبشروط ميسرة من هذا القبيل مع محبيها.
Doğa, onu sevenler böyle kolay şartlarda iman eder.しかし、私は私の目の前に彼の安全の画像を修正することはできません。
Doğru adamım, imanla yaşayacaktır. Ama geri çekilirse, ondan hoşnut olmayacağım.››men den rettferdige, ved tro skal han leve, og dersom han unddrager sig, har min sjel ikke lyst til ham.
Doğru adamım, imanla yaşayacaktır. Ama geri çekilirse, ondan hoşnut olmayacağım.››A spravedlivý bude žiť z viery. A keby sa utiahol, nemá v ňom záľuby moja duša.
Doğru adamım, imanla yaşayacaktır. Ama geri çekilirse, ondan hoşnut olmayacağım.››A sprawiedliwy z wiary żyć będzie; a jeźliby się kto schraniał, nie kocha się w nim dusza moja.
Doğru adamım, imanla yaşayacaktır. Ama geri çekilirse, ondan hoşnut olmayacağım.››Az igaz pedig hitbõl él. És a ki meghátrál, abban nem gyönyörködik a lelkem.
Doğru adamım, imanla yaşayacaktır. Ama geri çekilirse, ondan hoşnut olmayacağım.››Et mon juste vivra par la foi; mais, s`il se retire, mon âme ne prend pas plaisir en lui.
Doğru adamım, imanla yaşayacaktır. Ama geri çekilirse, ondan hoşnut olmayacağım.››Il mio giusto vivrà mediante la fede; ma se indietreggia, la mia anima non si compiace in lui
Doğru adamım, imanla yaşayacaktır. Ama geri çekilirse, ondan hoşnut olmayacağım.››오직 나의 의인은 믿음으로 말미암아 살리라 또한 뒤로 물러가면 내 마음이 저를 기뻐하지 아니하리라 하셨느니라
Doğru adamım, imanla yaşayacaktır. Ama geri çekilirse, ondan hoşnut olmayacağım.››Mas o meu justo viverá da fé; e se ele recuar, a minha alma não tem prazer nele.
Doğru adamım, imanla yaşayacaktır. Ama geri çekilirse, ondan hoşnut olmayacağım.››Men min retfærdige skal leve af Tro; og dersom han unddrager sig, har min Sjæl ikke Behag i ham."