Çocuğun babası hemen, ‹‹İman ediyorum, imansızlığımı yenmeme yardım et!›› diye feryat etti.Inmediatamente el padre del muchacho clamó diciendo: --¡Creo! ¡Ayuda mi incredulidad
Çocuğun babası hemen, ‹‹İman ediyorum, imansızlığımı yenmeme yardım et!›› diye feryat etti.Ja heti lapsen isä huusi ja sanoi: "Minä uskon; auta minun epäuskoani".
Çocuğun babası hemen, ‹‹İman ediyorum, imansızlığımı yenmeme yardım et!›› diye feryat etti.곧 그 아이의 아비가 소리를 질러 가로되 내가 믿나이다 나의 믿음 없는 것을 도와 주소서 하더라
Çocuğun babası hemen, ‹‹İman ediyorum, imansızlığımı yenmeme yardım et!›› diye feryat etti.Precej zavpije dečkov oče in s solzami reče: Verujem, Gospod, pomagaj neveri moji!
Çocuğun babası hemen, ‹‹İman ediyorum, imansızlığımı yenmeme yardım et!›› diye feryat etti.Straks råbte Barnets Fader og sagde med Tårer: "Jeg tror, hjælp min Vantro!"
Çocuğun babası hemen, ‹‹İman ediyorum, imansızlığımı yenmeme yardım et!›› diye feryat etti.Straks ropte barnets far: Jeg tror; hjelp min vantro!
Çocuğun babası hemen, ‹‹İman ediyorum, imansızlığımı yenmeme yardım et!›› diye feryat etti.Strax ropade gossens fader och sade: »Jag tror! Hjälp min otro.»
Çocuğun babası hemen, ‹‹İman ediyorum, imansızlığımı yenmeme yardım et!›› diye feryat etti.Tức thì cha đứa trẻ la lên rằng: Tôi tin; xin Chúa giúp đỡ trong sự không tin của tôi!
Çocuğun babası hemen, ‹‹İman ediyorum, imansızlığımı yenmeme yardım et!›› diye feryat etti.Tức_thì cha đứa trẻ la lên rằng : Tôi tin ; xin Chúa giúp_đỡ trong sự không tin của tôi !
Çocuğun babası hemen, ‹‹İman ediyorum, imansızlığımı yenmeme yardım et!›› diye feryat etti.Tu hneď skríkol otec mládenca so slzami a povedal: Verím, Pane; pomôž mojej nevere!
Çocuğun babası hemen, ‹‹İman ediyorum, imansızlığımı yenmeme yardım et!›› diye feryat etti.Und alsbald schrie des Kindes Vater mit Tränen und sprach: Ich glaube, lieber HERR, hilf meinem Unglauben!
Çocuğun babası hemen, ‹‹İman ediyorum, imansızlığımı yenmeme yardım et!›› diye feryat etti.Και ευθυς κραξας ο πατηρ του παιδιου μετα δακρυων, ελεγε Πιστευω, Κυριε βοηθει εις την απιστιαν μου.
Çocuğun babası hemen, ‹‹İman ediyorum, imansızlığımı yenmeme yardım et!›› diye feryat etti.днага бащата на детето извика, казвайки: Вярвам, [Господи]! Помогни на моето неверие.
Çocuğun babası hemen, ‹‹İman ediyorum, imansızlığımı yenmeme yardım et!›› diye feryat etti.И тотчас отец отрока воскликнул со слезами: верую, Господи! помоги моему неверию.
Çocuğun babası hemen, ‹‹İman ediyorum, imansızlığımı yenmeme yardım et!›› diye feryat etti.І зараз, заголосивши, батько хлопчика, каже кріз сльози: Вірую, Господи; поможи моєму недовірству.
Çocuğun babası hemen, ‹‹İman ediyorum, imansızlığımı yenmeme yardım et!›› diye feryat etti.ויתן אבי הילד את קלו בבכי ויאמר אני מאמין עזר נא לחסרון אמונתי׃
Çocuğun babası hemen, ‹‹İman ediyorum, imansızlığımı yenmeme yardım et!›› diye feryat etti.فللوقت صرخ ابو الولد بدموع وقال اؤمن يا سيد فاعن عدم ايماني.
Çocuğun babası hemen, ‹‹İman ediyorum, imansızlığımı yenmeme yardım et!›› diye feryat etti.孩 子 的 父 親 立 時 喊 著 說 、 我 信 . 但 我 信 不 足 、 求 主 幫 助 。 〔 有 古 卷 作 立 時 流 淚 的 喊 著 說
Çocuğun babası hemen, ‹‹İman ediyorum, imansızlığımı yenmeme yardım et!›› diye feryat etti.孩子 的 父親立 時喊 著說 、 我 信 . 但 我 信 不足 、 求主 幫助 。 〔 有 古 卷 作 立時 流淚 的 喊 著說
Çünkü beni sevdiğiniz ve Babadan çıkıp geldiğime iman ettiğiniz için Babanın kendisi sizi seviyor.Albowiem sam Ojciec miłuje was, żeście wy mię umiłowali i uwierzyliście, żem ja od Boga przyszedł.
Çünkü beni sevdiğiniz ve Babadan çıkıp geldiğime iman ettiğiniz için Babanın kendisi sizi seviyor.Căci Tatăl însuş vă iubeşte, pentrucă M'aţi iubit, şi aţi crezut că am ieşit dela Dumnezeu.
Çünkü beni sevdiğiniz ve Babadan çıkıp geldiğime iman ettiğiniz için Babanın kendisi sizi seviyor.car le Père lui-même vous aime, parce que vous m`avez aimé, et que vous avez cru que je suis sorti de Dieu.
Çünkü beni sevdiğiniz ve Babadan çıkıp geldiğime iman ettiğiniz için Babanın kendisi sizi seviyor.for Faderen selv elsker eder, fordi I har elsket mig og trodd at jeg er utgått fra Gud.
Çünkü beni sevdiğiniz ve Babadan çıkıp geldiğime iman ettiğiniz için Babanın kendisi sizi seviyor.il Padre stesso vi ama, poiché voi mi avete amato, e avete creduto che io sono venuto da Dio
Çünkü beni sevdiğiniz ve Babadan çıkıp geldiğime iman ettiğiniz için Babanın kendisi sizi seviyor.이는 너희가 나를 사랑하고 또 나를 하나님께로서 온줄 믿은 고로 아버지께서 친히 너희를 사랑하심이니라
Çünkü beni sevdiğiniz ve Babadan çıkıp geldiğime iman ettiğiniz için Babanın kendisi sizi seviyor.lebo sám Otec vás má rád, pretože ste vy mňa mali radi a uverili ste, že som ja vyšiel od Boha.
Çünkü beni sevdiğiniz ve Babadan çıkıp geldiğime iman ettiğiniz için Babanın kendisi sizi seviyor.Nebo sám Otec miluje vás, proto že jste vy mne milovali, a uvěřili, že jsem já od Boha vyšel.
Çünkü beni sevdiğiniz ve Babadan çıkıp geldiğime iman ettiğiniz için Babanın kendisi sizi seviyor.pois o Pai mesmo vos ama; visto que vós me amastes e crestes que eu saí de Deus.
Çünkü beni sevdiğiniz ve Babadan çıkıp geldiğime iman ettiğiniz için Babanın kendisi sizi seviyor.thi Faderen selv elsker eder, fordi I have elsket mig og troet, at jeg er udgået fra Gud.
Çünkü beni sevdiğiniz ve Babadan çıkıp geldiğime iman ettiğiniz için Babanın kendisi sizi seviyor.ty Fadern själv älskar eder, eftersom I haven älskat mig och haven trott att jag är utgången från Gud.
Çünkü beni sevdiğiniz ve Babadan çıkıp geldiğime iman ettiğiniz için Babanın kendisi sizi seviyor.vì chính Cha yêu thương các ngươi, nhơn các ngươi đã yêu mến ta, và tin rằng ta từ nơi Cha mà đến.
Çünkü beni sevdiğiniz ve Babadan çıkıp geldiğime iman ettiğiniz için Babanın kendisi sizi seviyor.vì chính Cha yêu_thương các ngươi , nhơn các ngươi đã yêu_mến ta , và tin rằng ta từ nơi Cha mà đến .
Çünkü beni sevdiğiniz ve Babadan çıkıp geldiğime iman ettiğiniz için Babanın kendisi sizi seviyor.want de Vader houdt Zelf van u omdat u van Mij houdt en gelooft dat Ik bij Hem vandaan kom.
Çünkü beni sevdiğiniz ve Babadan çıkıp geldiğime iman ettiğiniz için Babanın kendisi sizi seviyor.Zakaj Oče sam vas ljubi, ker ste vi mene ljubili in ste verovali, da sem jaz izšel od Boga.
Çünkü beni sevdiğiniz ve Babadan çıkıp geldiğime iman ettiğiniz için Babanın kendisi sizi seviyor.διοτι αυτος ο Πατηρ σας αγαπα, επειδη σεις ηγαπησατε εμε και επιστευσατε οτι εγω παρα του Θεου εξηλθον.
Çünkü beni sevdiğiniz ve Babadan çıkıp geldiğime iman ettiğiniz için Babanın kendisi sizi seviyor.ибо Сам Отец любит вас, потому что вы возлюбили Меня и уверовали, что Я исшел от Бога.
Çünkü beni sevdiğiniz ve Babadan çıkıp geldiğime iman ettiğiniz için Babanın kendisi sizi seviyor.Сам бо Отець любить вас; бо ви мене полюбили, й увірували, що я від Бога вийшов.
Çünkü beni sevdiğiniz ve Babadan çıkıp geldiğime iman ettiğiniz için Babanın kendisi sizi seviyor.כי אבי גם הוא אהב אתכם עקב אשר אהבתוני והאמנתם כי מאת אלהים יצאתי׃
Çünkü beni sevdiğiniz ve Babadan çıkıp geldiğime iman ettiğiniz için Babanın kendisi sizi seviyor.لان الآب نفسه يحبكم لانكم قد احببتموني وآمنتم اني من عند الله خرجت.
Çünkü beni sevdiğiniz ve Babadan çıkıp geldiğime iman ettiğiniz için Babanın kendisi sizi seviyor.父 自 己 愛 你 們 、 因 為 你 們 已 經 愛 我 、 又 信 我 是 從 父 出 來 的
Çünkü beni sevdiğiniz ve Babadan çıkıp geldiğime iman ettiğiniz için Babanın kendisi sizi seviyor.父 自己 愛 你 們 、 因為 你 們已經愛 我 、 又 信 我 是 從父 出來的
Çünkü bilirsiniz ki, imanınızın sınanması dayanma gücünü yaratır.ca unii cari ştiţi că încercarea credinţei voastre lucrează răbdare.
Çünkü bilirsiniz ki, imanınızın sınanması dayanma gücünü yaratır.da I vet at prøvelsen av eders tro virker tålmodighet;
Çünkü bilirsiniz ki, imanınızın sınanması dayanma gücünü yaratır.ker veste, da preizkušnja vere vaše rodi stanovitnost.
Çünkü bilirsiniz ki, imanınızın sınanması dayanma gücünü yaratır.이는 너희 믿음의 시련이 인내를 만들어 내는 줄 너희가 앎이라
Çünkü bilirsiniz ki, imanınızın sınanması dayanma gücünü yaratır.och veten, att om eder tro håller provet, så verkar detta ståndaktighet.
Çünkü bilirsiniz ki, imanınızın sınanması dayanma gücünü yaratır.sabendo que a aprovação da vossa fé produz a perseverança;
Çünkü bilirsiniz ki, imanınızın sınanması dayanma gücünü yaratır.sabiendo que la prueba de vuestra fe produce paciencia
Çünkü bilirsiniz ki, imanınızın sınanması dayanma gücünü yaratır.sachant que l`épreuve de votre foi produit la patience.
Çünkü bilirsiniz ki, imanınızın sınanması dayanma gücünü yaratır.sapendo che la prova della vostra fede produce la pazienza
Çünkü bilirsiniz ki, imanınızın sınanması dayanma gücünü yaratır.tietäen, että teidän uskonne kestäväisyys koetuksissa saa aikaan kärsivällisyyttä.
Çünkü bilirsiniz ki, imanınızın sınanması dayanma gücünü yaratır.Tudván, hogy a ti hiteteknek megpróbáltatása kitartást szerez.
Çünkü bilirsiniz ki, imanınızın sınanması dayanma gücünü yaratır.und wisset, daß euer Glaube, wenn er rechtschaffen ist, Geduld wirkt.
Çünkü bilirsiniz ki, imanınızın sınanması dayanma gücünü yaratır.vediac, že dokázanosť vašej viery pôsobí trpezlivosť.
Çünkü bilirsiniz ki, imanınızın sınanması dayanma gücünü yaratır.Vědouce, že zkušení víry vaší působí trpělivost.
Çünkü bilirsiniz ki, imanınızın sınanması dayanma gücünü yaratır.vì biết rằng sự thử thách đức tin anh em sanh ra sự nhịn nhục.
Çünkü bilirsiniz ki, imanınızın sınanması dayanma gücünü yaratır.vì biết rằng sự thử_thách đức_tin anh_em sanh ra sự nhịn_nhục .
Çünkü bilirsiniz ki, imanınızın sınanması dayanma gücünü yaratır.vidende, at eders Tros Prøve virker Udholdenhed;
Çünkü bilirsiniz ki, imanınızın sınanması dayanma gücünü yaratır.Wees dan maar blij; want als de weg ruw is, kan uw geduld groeien.
Çünkü bilirsiniz ki, imanınızın sınanması dayanma gücünü yaratır.Wiedząc, iż doświadczenie wiary waszej sprawuje cierpliwość;