Bu sözler üzerine birçokları Ona iman etti.Bởi Ðức Chúa Jêsus nói như vậy, nên có nhiều kẻ tin Ngài.
Bu sözler üzerine birçokları Ona iman etti.Bởi_Ðức_Chúa_Jêsus nói như_vậy , nên có nhiều kẻ tin Ngài .
Bu sözler üzerine birçokları Ona iman etti.Comme Jésus parlait ainsi, plusieurs crurent en lui.
Bu sözler üzerine birçokları Ona iman etti.Da er solches redete, glaubten viele an ihn.
Bu sözler üzerine birçokları Ona iman etti.Da han talte dette, trodde mange på ham.
Bu sözler üzerine birçokları Ona iman etti.Da han talte dette, troede mange på ham.
Bu sözler üzerine birçokları Ona iman etti.Falando ele estas coisas, muitos creram nele.
Bu sözler üzerine birçokları Ona iman etti.Keď to hovoril, mnohí uverili v neho.
Bu sözler üzerine birçokları Ona iman etti.이 말씀을 하시매 많은 사람이 믿더라
Bu sözler üzerine birçokları Ona iman etti.Ko je to govoril, jih je mnogo sprejelo vero vanj.
Bu sözler üzerine birçokları Ona iman etti.Kun hän näin puhui, uskoivat monet häneen.
Bu sözler üzerine birçokları Ona iman etti.Mientras él decía estas cosas, muchos creyeron en él
Bu sözler üzerine birçokları Ona iman etti.När han talade detta, kommo många till tro på honom.
Bu sözler üzerine birçokları Ona iman etti.Pe cînd vorbea Isus astfel, mulţi au crezut în El.
Bu sözler üzerine birçokları Ona iman etti.Sesudah Yesus mengatakan semuanya itu, banyak orang percaya kepada-Nya
Bu sözler üzerine birçokları Ona iman etti.Toen Hij dit zei, geloofden velen dat Hij de Christus was.
Bu sözler üzerine birçokları Ona iman etti.To gdy on mówił, wiele ich weó uwierzyło.
Bu sözler üzerine birçokları Ona iman etti.Ty věci když mluvil, mnozí uvěřili v něho.
Bu sözler üzerine birçokları Ona iman etti.Ενω ελαλει ταυτα, πολλοι επιστευσαν εις αυτον.
Bu sözler üzerine birçokları Ona iman etti.Когда Он говорил это, многие уверовали в Него.
Bu sözler üzerine birçokları Ona iman etti.Як се Він промовляв, многі увірували в Него.
Bu sözler üzerine birçokları Ona iman etti.ויהי בדברו זאת ויאמינו בו רבים׃
Bu sözler üzerine birçokları Ona iman etti.وبينما هو يتكلم بهذا آمن به كثيرون.
Bu sözler üzerine birçokları Ona iman etti.耶 穌 說 這 話 的 時 候 、 就 有 許 多 人 信 他
Bu sözler üzerine birçokları Ona iman etti.耶穌說這話 的 時候 、 就 有 許多 人 信 他
Çocuğu diri olarak evine götüren imanlılar bu olaydan büyük cesaret aldılar.A mládenca doviedli živého a veľmi sa potešili.
Çocuğu diri olarak evine götüren imanlılar bu olaydan büyük cesaret aldılar.A mladeniča so pripeljali živega, in bili so ne malo potolaženi.
Çocuğu diri olarak evine götüren imanlılar bu olaydan büyük cesaret aldılar.Còn gã tuổi trẻ người ta đem đi thì được sống, sự ấy làm cho mọi người đều yên ủi lắm.
Çocuğu diri olarak evine götüren imanlılar bu olaydan büyük cesaret aldılar.Còn gã tuổi_trẻ người_ta đem đi thì được sống , sự ấy làm cho mọi người đều yên_ủi lắm .
Çocuğu diri olarak evine götüren imanlılar bu olaydan büyük cesaret aldılar.De førte da gutten levende bort og blev høilig trøstet.
Çocuğu diri olarak evine götüren imanlılar bu olaydan büyük cesaret aldılar.De jongen werd levend en wel binnengebracht, wat voor alle gelovigen een geweldige bemoediging was.
Çocuğu diri olarak evine götüren imanlılar bu olaydan büyük cesaret aldılar.E levaram vivo o jovem e ficaram muito consolados.
Çocuğu diri olarak evine götüren imanlılar bu olaydan büyük cesaret aldılar.Ellos llevaron al joven vivo y fueron grandemente consolados
Çocuğu diri olarak evine götüren imanlılar bu olaydan büyük cesaret aldılar.Felhozák pedig az ifjat elevenen, és felette igen megvigasztalódának.
Çocuğu diri olarak evine götüren imanlılar bu olaydan büyük cesaret aldılar.Flăcăul a fost adus viu, şi lucrul acesta a fost pricina unei mari mîngîieri.
Çocuğu diri olarak evine götüren imanlılar bu olaydan büyük cesaret aldılar.Intanto avevano ricondotto il ragazzo vivo, e si sentirono molto consolati
Çocuğu diri olarak evine götüren imanlılar bu olaydan büyük cesaret aldılar.I přivedli toho mládence živého, a byli nad tím velice potěšeni.
Çocuğu diri olarak evine götüren imanlılar bu olaydan büyük cesaret aldılar.I przywiedli onego młodzieńca żywego, i byli nader ucieszeni.
Çocuğu diri olarak evine götüren imanlılar bu olaydan büyük cesaret aldılar.Ja he veivät pojan sieltä elävänä ja tulivat suuresti lohdutetuiksi.
Çocuğu diri olarak evine götüren imanlılar bu olaydan büyük cesaret aldılar.사람들이 살아난 아이를 데리고 와서 위로를 적지 않게 받았더라
Çocuğu diri olarak evine götüren imanlılar bu olaydan büyük cesaret aldılar.Le jeune homme fut ramené vivant, et ce fut le sujet d`une grande consolation.
Çocuğu diri olarak evine götüren imanlılar bu olaydan büyük cesaret aldılar.Men de bragte det unge Menneske levende op og vare ikke lidet trøstede.
Çocuğu diri olarak evine götüren imanlılar bu olaydan büyük cesaret aldılar.Och de förde ynglingen hem levande och kände sig nu icke litet tröstade.
Çocuğu diri olarak evine götüren imanlılar bu olaydan büyük cesaret aldılar.Orang-orang membawa pulang pemuda itu hidup ke rumahnya. Mereka merasa senang dan sangat terhibur
Çocuğu diri olarak evine götüren imanlılar bu olaydan büyük cesaret aldılar.Sie brachten aber den Knaben lebendig und wurden nicht wenig getröstet.
Çocuğu diri olarak evine götüren imanlılar bu olaydan büyük cesaret aldılar.Τον δε νεον εφεραν ζωντα και παρηγορηθησαν καθ' υπερβολην.
Çocuğu diri olarak evine götüren imanlılar bu olaydan büyük cesaret aldılar.И когато се събра с нас в Асон, прибрахме го и дойдохме в Митилин.
Çocuğu diri olarak evine götüren imanlılar bu olaydan büyük cesaret aldılar.Между тем отрока привели живого, и немало утешились.
Çocuğu diri olarak evine götüren imanlılar bu olaydan büyük cesaret aldılar.Привели ж хлопця живого і втішились немало.
Çocuğu diri olarak evine götüren imanlılar bu olaydan büyük cesaret aldılar.והם הביאו את הנער חי וינחמו עד מאד׃
Çocuğu diri olarak evine götüren imanlılar bu olaydan büyük cesaret aldılar.وأتوا بالفتى حيّا وتعزوا تعزية ليست بقليلة
Çocuğu diri olarak evine götüren imanlılar bu olaydan büyük cesaret aldılar.有 人 把 那 童 子 活 活 的 領 來 、 得 的 安 慰 不 少
Çocuğu diri olarak evine götüren imanlılar bu olaydan büyük cesaret aldılar.有 人 把 那 童子 活活 的 領來 、 得的 安慰 不少
Çocuğun babası hemen, ‹‹İman ediyorum, imansızlığımı yenmeme yardım et!›› diye feryat etti.A ihned zvolav otec mládence toho s slzami, řekl: Věřím, Pane, spomoz nedověře mé.
Çocuğun babası hemen, ‹‹İman ediyorum, imansızlığımı yenmeme yardım et!›› diye feryat etti.Aussitôt le père de l`enfant s`écria: Je crois! viens au secours de mon incrédulité!
Çocuğun babası hemen, ‹‹İman ediyorum, imansızlığımı yenmeme yardım et!›› diye feryat etti.A zarazem zawoławszy ojciec onego młodzieńca, ze łzami rzekł: Wierzę, Panie! ty ratuj niedowiarstwa mego.
Çocuğun babası hemen, ‹‹İman ediyorum, imansızlığımı yenmeme yardım et!›› diye feryat etti.diatamente o pai do menino, clamando, [com lágrimas] disse: Creio! Ajuda a minha incredulidade.
Çocuğun babası hemen, ‹‹İman ediyorum, imansızlığımı yenmeme yardım et!›› diye feryat etti."Ik geloof!" riep de man meteen. "En toch twijfel ik nog. Help mij!"
Çocuğun babası hemen, ‹‹İman ediyorum, imansızlığımı yenmeme yardım et!›› diye feryat etti.Il padre del fanciullo rispose ad alta voce: «Credo, aiutami nella mia incredulità»
Çocuğun babası hemen, ‹‹İman ediyorum, imansızlığımı yenmeme yardım et!›› diye feryat etti.Îndată tatăl copilului a strigat cu lacrămi: ,,Cred, Doamne! Ajută necredinţei mele!``