Biri her şeyi yiyebileceğine inanır; imanı zayıf olansa yalnız sebze yer.Tel croit pouvoir manger de tout: tel autre, qui est faible, ne mange que des légumes.
Biri her şeyi yiyebileceğine inanır; imanı zayıf olansa yalnız sebze yer.Toinen uskoo saavansa syödä kaikkea, mutta toinen, joka on heikko, syö vihanneksia.
Biri her şeyi yiyebileceğine inanır; imanı zayıf olansa yalnız sebze yer.Um crê que de tudo se pode comer, e outro, que é fraco, come só legumes.
Biri her şeyi yiyebileceğine inanır; imanı zayıf olansa yalnız sebze yer.Uno crede di poter mangiare di tutto, l'altro invece, che è debole, mangia solo legumi
Biri her şeyi yiyebileceğine inanır; imanı zayıf olansa yalnız sebze yer.Unul crede că poate să mănînce de toate; pe cînd altul, care este slab, nu mănîncă decît verdeţuri.
Biri her şeyi yiyebileceğine inanır; imanı zayıf olansa yalnız sebze yer.Αλλος μεν πιστευει οτι δυναται να τρωγη παντα, ο δε ασθενων τρωγει λαχανα.
Biri her şeyi yiyebileceğine inanır; imanı zayıf olansa yalnız sebze yer.Ибо иной уверен, что можно есть все, а немощный ест овощи.
Biri her şeyi yiyebileceğine inanır; imanı zayıf olansa yalnız sebze yer.Один вірує, (що можна) їсти все, а знемогаючий зїллє (нехай) їсть.
Biri her şeyi yiyebileceğine inanır; imanı zayıf olansa yalnız sebze yer.יש מאמין כי נכון לאכל כל דבר והחלוש יאכל רק את הירק׃
Biri her şeyi yiyebileceğine inanır; imanı zayıf olansa yalnız sebze yer.واحد يؤمن ان يأكل كل شيء واما الضعيف فيأكل بقولا.
Biri her şeyi yiyebileceğine inanır; imanı zayıf olansa yalnız sebze yer.有 人 信 百 物 都 可 喫 . 但 那 軟 弱 的 、 只 喫 蔬 菜
Biri her şeyi yiyebileceğine inanır; imanı zayıf olansa yalnız sebze yer.有 人 信 百物 都可喫 . 但 那軟 弱 的 、 只 喫 蔬菜
Bir kadının kocası iman etmemişse ama kendisiyle yaşamaya razıysa, kadın onu boşamasın.A jeźli która żona męża niewiernego ma, a on przyzwala z nią mieszkać, niechże go nie opuszcza.
Bir kadının kocası iman etmemişse ama kendisiyle yaşamaya razıysa, kadın onu boşamasın.A má-li která žena muže nevěřícího, a on chce býti s ní, nepropouštěj ho.
Bir kadının kocası iman etmemişse ama kendisiyle yaşamaya razıysa, kadın onu boşamasın.A zase žena, ktorá má neveriaceho muža, a on volí bývať s ňou, nech neopúšťa muža.
Bir kadının kocası iman etmemişse ama kendisiyle yaşamaya razıysa, kadın onu boşamasın.És a mely asszonynak hitetlen férje van, és ez vele akar lakni, el ne bocsássa azt.
Bir kadının kocası iman etmemişse ama kendisiyle yaşamaya razıysa, kadın onu boşamasın.E se alguma mulher tem marido incrédulo, e ele consente em habitar com ela, não se separe dele.
Bir kadının kocası iman etmemişse ama kendisiyle yaşamaya razıysa, kadın onu boşamasın.e una donna che abbia il marito non credente, se questi consente a rimanere con lei, non lo ripudi
Bir kadının kocası iman etmemişse ama kendisiyle yaşamaya razıysa, kadın onu boşamasın.In žena, če ima moža nevernika in on privoljuje prebivati ž njo, naj se ne loči ž njim.
Bir kadının kocası iman etmemişse ama kendisiyle yaşamaya razıysa, kadın onu boşamasın.어떤 여자에게 믿지 아니하는 남편이 있어 아내와 함께 살기를 좋아하거든 그 남편을 버리지 말라
Bir kadının kocası iman etmemişse ama kendisiyle yaşamaya razıysa, kadın onu boşamasın.Lại nếu một người đờn bà có chồng ngoại đạo bằng lòng ở đời với mình, thì vợ cũng không nên lìa chồng.
Bir kadının kocası iman etmemişse ama kendisiyle yaşamaya razıysa, kadın onu boşamasın.Lại nếu một người đờn bà có chồng ngoại_đạo bằng_lòng ở đời với mình , thì vợ cũng không nên lìa chồng .
Bir kadının kocası iman etmemişse ama kendisiyle yaşamaya razıysa, kadın onu boşamasın.Og dersom en Hustru har en vantro Mand, og denne samtykker i at bo hos hende, så forlade hun ikke Manden!
Bir kadının kocası iman etmemişse ama kendisiyle yaşamaya razıysa, kadın onu boşamasın.og om en hustru har en vantro mann, og denne samtykker i å bo hos henne, da skille hun sig ikke fra sin mann!
Bir kadının kocası iman etmemişse ama kendisiyle yaşamaya razıysa, kadın onu boşamasın.Y si alguna esposa tiene esposo no creyente, y él consiente en vivir con ella, no lo abandone
Bir kadının kocası iman etmemişse ama kendisiyle yaşamaya razıysa, kadın onu boşamasın.και γυνη ητις εχει ανδρα απιστον, και αυτος συγκατανευει να συνοικη μετ' αυτης, ας μη αφινη αυτον.
Bir kadının kocası iman etmemişse ama kendisiyle yaşamaya razıysa, kadın onu boşamasın.Всеки нека си остава в това звание, в което е бил призван във вярата.
Bir kadının kocası iman etmemişse ama kendisiyle yaşamaya razıysa, kadın onu boşamasın.и жена, которая имеет мужа неверующего, и он согласен жить с нею, не должна оставлять его.
Bir kadının kocası iman etmemişse ama kendisiyle yaşamaya razıysa, kadın onu boşamasın.І котора жінка мав чоловіка, ще не вірує, а йому любо жити з нею, нехай не відпуска його.
Bir kadının kocası iman etmemişse ama kendisiyle yaşamaya razıysa, kadın onu boşamasın.ואשה כי יהיה לה בעל אשר איננו מאמין ורצונו לשבת עמה לא תעזבנו׃
Bir kadının kocası iman etmemişse ama kendisiyle yaşamaya razıysa, kadın onu boşamasın.والمرأة التي لها رجل غير مؤمن وهو يرتضي ان يسكن معها فلا تتركه.
Bir kadının kocası iman etmemişse ama kendisiyle yaşamaya razıysa, kadın onu boşamasın.妻 子 有 不 信 的 丈 夫 、 丈 夫 也 情 願 和 他 同 住 、 他 就 不 要 離 棄 丈 夫
Bir kadının kocası iman etmemişse ama kendisiyle yaşamaya razıysa, kadın onu boşamasın.妻子 有 不信 的 丈夫 、 丈夫 也 情願 和 他 同住 、 他 就 不要 離棄 丈夫
Bizler geri çekilip mahvolanlardan değiliz; iman edip canlarının kurtuluşuna kavuşanlardanız.Ale my nie sme ľuďmi, ktorí by sa uťahovali, do zahynutia, ale ľudia viery dobyť dušu.
Bizler geri çekilip mahvolanlardan değiliz; iman edip canlarının kurtuluşuna kavuşanlardanız.Ale myť nejsme poběhlci k zahynutí, ale věřící k získání duše.
Bizler geri çekilip mahvolanlardan değiliz; iman edip canlarının kurtuluşuna kavuşanlardanız.우리는 뒤로 물러가 침륜에 빠질 자가 아니요 오직 영혼을 구원함에 이르는 믿음을 가진 자니라
Bizler geri çekilip mahvolanlardan değiliz; iman edip canlarının kurtuluşuna kavuşanlardanız.Men vi ere ikke af dem, som unddrage sig, til Fortabelse, men af dem, som tro, til Sjælens Frelse,
Bizler geri çekilip mahvolanlardan değiliz; iman edip canlarının kurtuluşuna kavuşanlardanız.Men vi er ikke av dem som unddrager sig til fortapelse, vi er av dem som tror til sjelens frelse.
Bizler geri çekilip mahvolanlardan değiliz; iman edip canlarının kurtuluşuna kavuşanlardanız.mi nem vagyunk meghátrálás [emberei], hogy elvesszünk, hanem hitéi, hogy életet nyerjünk.
Bizler geri çekilip mahvolanlardan değiliz; iman edip canlarının kurtuluşuna kavuşanlardanız.Mi pa nismo izmed onih, ki se umikajo in se pogube, temuč ki verujejo in ohranijo dušo.
Bizler geri çekilip mahvolanlardan değiliz; iman edip canlarının kurtuluşuna kavuşanlardanız.Nós, porém, não somos daqueles que recuam para a perdição, mas daqueles que crêem para a conservação da alma.
Bizler geri çekilip mahvolanlardan değiliz; iman edip canlarının kurtuluşuna kavuşanlardanız.Về phần chúng ta, nào phải là kẻ lui đi cho hư mất đâu, bèn là kẻ giữ đức tin cho linh hồn được cứu rỗi.
Bizler geri çekilip mahvolanlardan değiliz; iman edip canlarının kurtuluşuna kavuşanlardanız.Về phần chúng_ta , nào phải là kẻ lui đi cho hư mất đâu , bèn là kẻ giữ đức_tin cho linh_hồn được cứu_rỗi .
Bizler geri çekilip mahvolanlardan değiliz; iman edip canlarının kurtuluşuna kavuşanlardanız.ημεις ομως δεν ειμεθα εκ των συρομενων οπισω προς απωλειαν, αλλ' εκ των πιστευοντων προς σωτηριαν της ψυχης.
Bizler geri çekilip mahvolanlardan değiliz; iman edip canlarının kurtuluşuna kavuşanlardanız.Ми ж не малодушні (собі) на погибель, а віруючі на спасенне душі.
Bizler geri çekilip mahvolanlardan değiliz; iman edip canlarının kurtuluşuna kavuşanlardanız.Мы же не из колеблющихся на погибель, но стоим в вере к спасению души.
Bizler geri çekilip mahvolanlardan değiliz; iman edip canlarının kurtuluşuna kavuşanlardanız.אמנם אנחנו איננו מן הנסוגים אחור לאבדם כי אם מן המאמינים להצלת הנפש׃
Bizler geri çekilip mahvolanlardan değiliz; iman edip canlarının kurtuluşuna kavuşanlardanız.واما نحن فلسنا من الارتداد للهلاك بل من الايمان لاقتناء النفس
Bizler geri çekilip mahvolanlardan değiliz; iman edip canlarının kurtuluşuna kavuşanlardanız.我 們 卻 不 是 退 後 入 沉 淪 的 那 等 人 、 乃 是 有 信 心 以 致 靈 魂 得 救 的 人
Bizler geri çekilip mahvolanlardan değiliz; iman edip canlarının kurtuluşuna kavuşanlardanız.我 們卻 不 是 退後入 沉淪 的 那 等 人 、 乃是 有 信心 以致 靈魂 得救 的 人
Böylece iman edenler, iman etmiş olan İbrahimle birlikte kutsanırlar.Abraham percaya, maka ia diberkati. Begitu juga semua orang yang percaya, akan diberkati bersama-sama Abraham
Böylece iman edenler, iman etmiş olan İbrahimle birlikte kutsanırlar.Alltså bliva de som låta det bero på tro välsignade tillika med Abraham, honom som trodde.
Böylece iman edenler, iman etmiş olan İbrahimle birlikte kutsanırlar.Also werden nun, die des Glaubens sind, gesegnet mit dem gläubigen Abraham.
Böylece iman edenler, iman etmiş olan İbrahimle birlikte kutsanırlar.Aşa că cei ce se bizuiesc pe credinţă, sînt binecuvîntaţi împreună cu Avraam cel credincios.
Böylece iman edenler, iman etmiş olan İbrahimle birlikte kutsanırlar.A tak ci, którzy są z wiary, dostępują błogosławieństwa z wiernym Abrahamem.
Böylece iman edenler, iman etmiş olan İbrahimle birlikte kutsanırlar.A tak teda tých, ktorí sú z viery, žehná Bôh s veriacim Abrahámom.
Böylece iman edenler, iman etmiş olan İbrahimle birlikte kutsanırlar.A tak ti, kteříž jsou z víry, docházejí požehnání s věrným Abrahamem.
Böylece iman edenler, iman etmiş olan İbrahimle birlikte kutsanırlar.Ấy vậy , ai tin thì nấy được phước với Áp - ra-ham , là người có lòng tin .
Böylece iman edenler, iman etmiş olan İbrahimle birlikte kutsanırlar.Ấy vậy, ai tin thì nấy được phước với Áp-ra-ham, là người có lòng tin.
Böylece iman edenler, iman etmiş olan İbrahimle birlikte kutsanırlar.De modo que os que são da fé são abençoados com o crente Abraão.