Ama ben, imanını yitirmeyesin diye senin için dua ettim. Geri döndüğün zaman kardeşlerini güçlendir.››但 我 巳 經 為 你 祈 求 、 叫 你 不 至 於 失 了 信 心 . 你 回 頭 以 後 、 要 堅 固 你 的 弟 兄
Ama ben, imanını yitirmeyesin diye senin için dua ettim. Geri döndüğün zaman kardeşlerini güçlendir.››但 我 巳經為 你 祈求 、 叫 你 不 至於 失 了 信心 . 你 回頭 以 後 、 要 堅固 你 的 弟兄
‹‹Ama ben size dedim ki, ‹Beni gördünüz, yine de iman etmiyorsunuz.›Aber ich habe es euch gesagt, daß ihr mich gesehen habt, und glaubet doch nicht.
‹‹Ama ben size dedim ki, ‹Beni gördünüz, yine de iman etmiyorsunuz.›Alem wam powiedział: Owszem, widzieliście mię, a nie wierzycie.
‹‹Ama ben size dedim ki, ‹Beni gördünüz, yine de iman etmiyorsunuz.›Ale povedal som vám, že ste ma aj videli aj neveríte.
‹‹Ama ben size dedim ki, ‹Beni gördünüz, yine de iman etmiyorsunuz.›Ale pověděl jsem vám, anobrž viděli jste mne, a nevěříte.
‹‹Ama ben size dedim ki, ‹Beni gördünüz, yine de iman etmiyorsunuz.›Ali povedal sem vam, da ste me videli, in vendar ne verujete.
‹‹Ama ben size dedim ki, ‹Beni gördünüz, yine de iman etmiyorsunuz.›Dar v'am spus că M'aţi şi văzut, şi tot nu credeţi.
‹‹Ama ben size dedim ki, ‹Beni gördünüz, yine de iman etmiyorsunuz.›De mondám néktek, hogy noha láttatok is engem, még sem hisztek.
‹‹Ama ben size dedim ki, ‹Beni gördünüz, yine de iman etmiyorsunuz.›그러나 내가 너희더러 이르기를 너희는 나를 보고도 믿지 아니하는도다 하였느니라
‹‹Ama ben size dedim ki, ‹Beni gördünüz, yine de iman etmiyorsunuz.›Mais, je vous l`ai dit, vous m`avez vu, et vous ne croyez point.
‹‹Ama ben size dedim ki, ‹Beni gördünüz, yine de iman etmiyorsunuz.›Mas como já vos disse, vós me tendes visto, e contudo não credes.
‹‹Ama ben size dedim ki, ‹Beni gördünüz, yine de iman etmiyorsunuz.›Men det är såsom jag har sagt eder: fastän I haven sett mig, tron I dock icke.
‹‹Ama ben size dedim ki, ‹Beni gördünüz, yine de iman etmiyorsunuz.›Men jeg har sagt eder at I har sett mig og tror dog ikke.
‹‹Ama ben size dedim ki, ‹Beni gördünüz, yine de iman etmiyorsunuz.›Men jeg har sagt eder, at I have set mig og dog ikke tro.
‹‹Ama ben size dedim ki, ‹Beni gördünüz, yine de iman etmiyorsunuz.›Mutta minä olen sanonut teille, että te olette nähneet minut, ettekä kuitenkaan usko.
‹‹Ama ben size dedim ki, ‹Beni gördünüz, yine de iman etmiyorsunuz.›Nhưng ta đã nói : Các ngươi đã thấy ta , mà chẳng tin .
‹‹Ama ben size dedim ki, ‹Beni gördünüz, yine de iman etmiyorsunuz.›Nhưng ta đã nói: Các ngươi đã thấy ta, mà chẳng tin.
‹‹Ama ben size dedim ki, ‹Beni gördünüz, yine de iman etmiyorsunuz.›Pero os he dicho que me habéis visto, y no creéis
‹‹Ama ben size dedim ki, ‹Beni gördünüz, yine de iman etmiyorsunuz.›Tetapi seperti sudah Kukatakan kepadamu, walaupun kalian sudah melihat Aku, kalian tidak percaya
‹‹Ama ben size dedim ki, ‹Beni gördünüz, yine de iman etmiyorsunuz.›U hebt Mij gezien en toch gelooft u Mij niet. Dat heb Ik u trouwens al eens eerder gezegd.
‹‹Ama ben size dedim ki, ‹Beni gördünüz, yine de iman etmiyorsunuz.›Vi ho detto però che voi mi avete visto e non credete
‹‹Ama ben size dedim ki, ‹Beni gördünüz, yine de iman etmiyorsunuz.›Πλην σας ειπον οτι και με ειδετε και δεν πιστευετε.
‹‹Ama ben size dedim ki, ‹Beni gördünüz, yine de iman etmiyorsunuz.›Исус отговори: Нито поради негов грях, нито на родителите му, но за да се явят в него Божиите дела.
‹‹Ama ben size dedim ki, ‹Beni gördünüz, yine de iman etmiyorsunuz.›Но Я сказал вам, что вы и видели Меня, и не веруете.
‹‹Ama ben size dedim ki, ‹Beni gördünüz, yine de iman etmiyorsunuz.›Тільки глаголю вам, що й видїли мене, та й не віруєте.
‹‹Ama ben size dedim ki, ‹Beni gördünüz, yine de iman etmiyorsunuz.›ואני הנה אמרתי לכם כי גם חזיתם אתי ולא תאמינו׃
‹‹Ama ben size dedim ki, ‹Beni gördünüz, yine de iman etmiyorsunuz.›ولكني قلت لكم انكم قد رأيتموني ولستم تؤمنون.
‹‹Ama ben size dedim ki, ‹Beni gördünüz, yine de iman etmiyorsunuz.›只 是 我 對 你 們 說 過 、 你 們 已 經 看 見 我 、 還 是 不 信
‹‹Ama ben size dedim ki, ‹Beni gördünüz, yine de iman etmiyorsunuz.›只是 我 對你們說過 、 你 們已經 看 見我 、 還是 不信
Ama biz aklanmanın verdiği umudun gerçekleşmesini Ruha dayanarak, imanla bekliyoruz.Albowiem my duchem z wiary nadziei sprawiedliwości oczekujemy.
Ama biz aklanmanın verdiği umudun gerçekleşmesini Ruha dayanarak, imanla bekliyoruz.Căci noi, prin Duhul, aşteptăm prin credinţă nădejdea neprihănirii.
Ama biz aklanmanın verdiği umudun gerçekleşmesini Ruha dayanarak, imanla bekliyoruz.For ved troen venter vi i Ånden på det som rettferdigheten gir oss håp om;
Ama biz aklanmanın verdiği umudun gerçekleşmesini Ruha dayanarak, imanla bekliyoruz.우리가 성령으로 믿음을 좇아 의의 소망을 기다리노니
Ama biz aklanmanın verdiği umudun gerçekleşmesini Ruha dayanarak, imanla bekliyoruz.Lebo my v Duchu z viery očakávame nádeju spravedlivosti.
Ama biz aklanmanın verdiği umudun gerçekleşmesini Ruha dayanarak, imanla bekliyoruz.Mert mi a Lélek által, hitbõl várjuk az igazság reménységét.
Ama biz aklanmanın verdiği umudun gerçekleşmesini Ruha dayanarak, imanla bekliyoruz.Mi namreč po Duhu na podlagi vere čakamo upanja pravičnosti.
Ama biz aklanmanın verdiği umudun gerçekleşmesini Ruha dayanarak, imanla bekliyoruz.My zajisté duchem z víry, naděje spravedlnosti očekáváme.
Ama biz aklanmanın verdiği umudun gerçekleşmesini Ruha dayanarak, imanla bekliyoruz.Noi infatti per virtù dello Spirito, attendiamo dalla fede la giustificazione che speriamo
Ama biz aklanmanın verdiği umudun gerçekleşmesini Ruha dayanarak, imanla bekliyoruz.Nós, entretanto, pelo Espírito aguardamos a esperança da justiça que provém da fé.
Ama biz aklanmanın verdiği umudun gerçekleşmesini Ruha dayanarak, imanla bekliyoruz.Porque nosotros por el Espíritu aguardamos por la fe la esperanza de la justicia
Ama biz aklanmanın verdiği umudun gerçekleşmesini Ruha dayanarak, imanla bekliyoruz.Pour nous, c`est de la foi que nous attendons, par l`Esprit, l`espérance de la justice.
Ama biz aklanmanın verdiği umudun gerçekleşmesini Ruha dayanarak, imanla bekliyoruz.Sillä me odotamme uskosta vanhurskauden toivoa Hengen kautta.
Ama biz aklanmanın verdiği umudun gerçekleşmesini Ruha dayanarak, imanla bekliyoruz.Vi vänta nämligen genom ande, av tro, den rättfärdighet som är vårt hopp.
Ama biz aklanmanın verdiği umudun gerçekleşmesini Ruha dayanarak, imanla bekliyoruz.Vi vente jo ved Ånden af Tro Retfærdigheds Håb.
Ama biz aklanmanın verdiği umudun gerçekleşmesini Ruha dayanarak, imanla bekliyoruz.Wir aber warten im Geist durch den Glauben der Gerechtigkeit, auf die man hoffen muß.
Ama biz aklanmanın verdiği umudun gerçekleşmesini Ruha dayanarak, imanla bekliyoruz.διοτι ημεις δια του Πνευματος προσδοκωμεν εκ πιστεως την ελπιδα της δικαιωσεως.
Ama biz aklanmanın verdiği umudun gerçekleşmesini Ruha dayanarak, imanla bekliyoruz.а мы духом ожидаем и надеемся праведности от веры.
Ama biz aklanmanın verdiği umudun gerçekleşmesini Ruha dayanarak, imanla bekliyoruz.Ми бо духом од віри надїї праведности ждемо.
Ama biz aklanmanın verdiği umudun gerçekleşmesini Ruha dayanarak, imanla bekliyoruz.כי אנחנו ברוח ניחל מתוך האמונה לתקות הצדקה׃
Ama biz aklanmanın verdiği umudun gerçekleşmesini Ruha dayanarak, imanla bekliyoruz.فاننا بالروح من الايمان نتوقع رجاء بر.
Ama biz aklanmanın verdiği umudun gerçekleşmesini Ruha dayanarak, imanla bekliyoruz.我 們 靠 著 聖 靈 、 憑 著 信 心 、 等 候 所 盼 望 的 義
Ama biz aklanmanın verdiği umudun gerçekleşmesini Ruha dayanarak, imanla bekliyoruz.我 們 靠著 聖靈 、 憑著 信心 、 等候 所 盼望 的 義
Ama doğum yapıp kurtulacaktır; yeter ki, sağduyuyla iman, sevgi ve kutsallıkta yaşasın.Ale však spasena bude v plození dětí, jestliže by zůstala u víře, a v lásce, a v posvěcení svém, s středmostí.
Ama doğum yapıp kurtulacaktır; yeter ki, sağduyuyla iman, sevgi ve kutsallıkta yaşasın.그러나 여자들이 만일 정절로써 믿음과 사랑과 거룩함에 거하면 그 해산함으로 구원을 얻으리라
Ama doğum yapıp kurtulacaktır; yeter ki, sağduyuyla iman, sevgi ve kutsallıkta yaşasın.Men hun skal frelses igennem sin Barnefødsel, dersom de blive i Tro og Kærlighed og Hellighed med Ærbarhed.
Ama doğum yapıp kurtulacaktır; yeter ki, sağduyuyla iman, sevgi ve kutsallıkta yaşasın.No, bude spasená rodením detí, ak zostanú, ony ženy, vo viere a láske a v posvätení s rozumnosťou.
Ama doğum yapıp kurtulacaktır; yeter ki, sağduyuyla iman, sevgi ve kutsallıkta yaşasın.rešena pa bo v rojenju otrok, ako ostane v veri in ljubezni in posvečenju z zmernostjo.
Ama doğum yapıp kurtulacaktır; yeter ki, sağduyuyla iman, sevgi ve kutsallıkta yaşasın.salvar-se-á, todavia, dando � luz filhos, se permanecer com sobriedade na fé, no amor e na santificação.
Ama doğum yapıp kurtulacaktır; yeter ki, sağduyuyla iman, sevgi ve kutsallıkta yaşasın.Sin embargo, se salvará teniendo hijos, si permanece en fe, amor y santidad con prudencia