O'na göre, iman etmek mutlaka ibadet etmeyi gerektirmez.'信仰することによる向上は存在しないということである。
Ona bir köleden başka bir şey olmadığını hatırlatıp, Rabbine iman etmeye davet etti.そこで治病祈祷などで人心をつかみながら信者を獲得。
Onlar, sözle ve açıkça iman ederek Müslüman oldular.《自分は信仰がある》と語る者。
Bütün imanımızla inanırız ki adı kutsal olan Yaradanımız ezeli ve ebedidir O’nun dışında başka tanrı yoktur.「神は我々を(中略)創造されたのであろう」「あらかじめ設計されてもいたのであろう」と、創造論の信奉を窺わせている。
Ayrıca iman edip kötülükten sakınanların ebedi mutluluğa erecekleri ifade edilmektedir.もっぱらその熱意と人柄とによって信者が集まってきたものと考えられる。
Bu sebeple kalpteki iman bilmekten başka bir şeydir.信仰する宗派別にみた構成比は以下の通りである。
Meleklere iman İmanın altı şartı arasındadır.天神信仰(てんじんしんこう)は、天神(雷神)に対する信仰のことである。
Iman, konuk.「どうじゃ、客人。
İslam'da iman, İslam dininin esaslarına inanmaktır.イスラム教を信仰する。
O halde Allah'a karşı gelmekten sakının ki şükretmiş olasınız."(Al-i İmran 123) "Ey iman edenler!寧(むしろ)あなたは、アッラーを畏れるのが本当であった。
Sünnî inancına göre ise, Muhammed'in eşi Hatice'den sonra iman etmiş olup, ikinci müslümandır.このときアリーは、ムハンマドの妻ハディージャに次ぐ2番目の信者としてイスラームを受け入れたとされる。
Haydi imanı sağlamlaştırın!自分の信仰に従って礼拝する。
Bunun ardından islam'daki iman ve ibadet esaslarına sadakat tekrarlanır.イテンやカプソワル等の一部の地域ではイスラム教も信仰される。
Kötü ruhların imana bir şey yapamayacağını söyler.精霊たちは、それはできないと言う。
Bu vicdan azabının onun iyi yürekli biri olduğu sonucunu çıkararak imana teşvik eder.かれらはよりよい善をなしたためと信じた結果の巻き添え被害を正当化する。
Bu görüşe göre, iman ispat gerektirmez.拘泥せずに信念を亨(とお)さねばならぬ。
Umulur ki, Rablerinin huzuruna varacaklarına iman ederler."要信仰主,且以靠他的工作才會得救」。
O halde Allah'a karşı gelmekten sakının ki şükretmiş olasınız."(Al-i İmran 123) "Ey iman edenler!在真主看来,你们中最尊贵者,是你们中最敬畏者。
Kavminden kendisine çok az kişi iman etmiştir.雖然,其為人太多,其自為太少。
Kur'an’da, “Ey iman edenler!’又说:‘效法文王,万邦信赖。
Âhiret'e inanmak İslâm'da imanın şartlarından biridir.因為凡是一種聖禮,最重要的是必須有神的應許,以便培養信仰。
Her imanlı, dünya çapındaki bu tanıklığa kişisel olarak katılması için çağrılır.”他寄信至全境每一個角落,邀請他們守逾越節,舉國百姓的信仰因而復興。
Bana gelen artık acıkmaz ve bana iman eden artık susamaz."推誠信士,不恤人之我欺;量能授器,不患權之我逼。
Bütün imanımızla inanırız ki adı kutsal olan Yaradanımız ezeli ve ebedidir O’nun dışında başka tanrı yoktur.〔換言之〕,不是因為我們相信它,它才有資格作上帝的話,而是由於它啟示我們應當如此地確信。
Iman, konuk.賓,客也。
Iman 18 yaşında Somalili bir adamla evlendi.隨後,他與一名16歲的少女結婚。
Çok az bir kısmı hariç, iman etmezler.雖然他們有極少數因轉變信仰(伊斯蘭教)而受同化,但此情況並不常見。
Karısı ve çocuklarından biri de iman etmeyenler arasındadır.他们与神及信仰间有一种绝对而私人的关系。
Tam bir imanla inanırım ki, artık bizim olan Tora rahmetle andığımız, Önderimiz Moşe'ye verilenin aynıdır.我們信神已經啟示的一切,及祂現在啟示的一切,我們也信祂仍要啟示許多有關神國度的偉大而重要的事。
Zira iman ile akıl bağdaşdırılmaktadır.교우이신(交友以信) : 믿음으로써 벗을 사귀어야 한다.
O halde Allah'a karşı gelmekten sakının ki şükretmiş olasınız."(Al-i İmran 123) "Ey iman edenler!모두 시종을 생각하여 창의할 것을 여러분은 도모하시오.
Onlar da Allah'a iman ve ibadetle mükelleftirler.그는 분명히 하나님을 소망하는 신앙을 가지고 있었으며, 그 분이 응답하시는 것을 확신하였다.
Çünkü, Allah-u Zülcelâl ayet-i kerimede şöyle buyurmuştur: “Allah, iman edenlerin velisidir.그는 종종 “하나님과의 대화”를 언급하였으며, 그분이 자신을 안전하게 해줄 것이라 믿었다.
"Onların çoğu şirk koşmadan Allah'a iman etmezler" "Doğrusu Allah, kendisine ortak koşulmasını asla affetmez.여러 인과 연에 의존하지 않는다면 (연기의 법칙에 어긋나므로 생겨날 수 없고, 따라서) 그 법(法: 존재)은 없는 것(존재할 수 없는 것)이다.
Bununla akla kabul ettirmeden iman etmiş olunamayacağını göstermektedir.불신(不信) "무엇을 믿지 않음이라고 하는가?
Bunun ardından islam'daki iman ve ibadet esaslarına sadakat tekrarlanır.이슬람은 믿음(إيمان, īmān)과 실천 (دين, dīn)으로 이루어진다.
Birçok ibadette anahtar önem taşıyan bir başka dua ise, imanın beyanı Şema Yisrael'dir (kısaca Şema).그것들이 백성을 물어, 많은 이스라엘 백성이 죽었다.”
Allah’a iman ettik.그러나 그들 땅에서 유대교를 믿도록 허용했다.
Iman 18 yaşında Somalili bir adamla evlendi.18살 연하인 한국인과 재혼하였다.
Dinî hükümlerden iman, tevhit ve ahlâkı konu alır.악시로, '권세를 믿고 방자하게 구는 것'(怙威肆行)을 뜻한다.
Bizden yaşattıklarını İslam üzere yaşat, bizden öldürdüklerini de iman üzere öldür.)하여가(何如歌) 우리들만의 추억 죽음의 늪 너에게 수시아(誰是我) 마지막 축제 우리들만의 추억 (Inst.)
Hristiyanlık inancına sahip olup, İsa'ya iman eden kişiler vaftiz olurlar.מי שמאמין בישו, בעיניי הוא נוצרי.
Köyün güney batısında ve batısında imanlar meşeliği vardır.במרכז המדינה ובמערבה חיו שבטים אינדיאניים.
Tam bir imanla inanırım ki, peygamberlerin tüm sözleri doğrudur.Вярвам с чиста вяра, че всички думи на пророците са истина.
Rıza-yı İlâhîye göre sırf hizmet-i imaniyeyi yapmaktır ^ Nursi, Said.В ислямското учение Шейтанът е само творение на Аллах.
Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var.Получавах мъст, гъста като петмез.
Karısı ve çocuklarından biri de iman etmeyenler arasındadır.Pojcima se pridružuju i pojedini vjernici i vjernice.
Günah işlemiş ancak imanlı olan kişiler ise İslam inancına göre cehennemde bir müddet kalacaklardır.Oni koji zanemaruju, ili samo pretvaraju da vjeruju u Alaha ostati će u Džehennemu nakon sudnjeg dana.
Bütün imanımızla inanırız ki adı kutsal olan Yaradanımız ezeli ve ebedidir O’nun dışında başka tanrı yoktur.A kakvo je to Božje stvaranje ne doznajemo ništa prevođenjem (zapravo zamjenom) riječi bara riječju stvori.
İslam, iman esaslarını Kur'an'dan alır.Bitan je odgovor vjernika prihvaćanjem Njegovih riječi.
Kilise bina değildir, İsa Mesih’e iman eden insanlar topluluğudur.Glava Crkve (tj. zajednica vjernika) nije Papa, nego Isus Krist (solus Christus).
Bunları Yedinci Gün Adventist imanına mensup olanlar arasında buldular.Isto vjeruju i Adventisti sedmog dana.
Iman, konuk.MISTRÍK, Ľuboš.
Kur'an’da, “Ey iman edenler!Alah pravi: »O verniki!
İslam inancında imanın şartlarından biri "kitaplara iman"dır.Muhammad) Verovanje v svete knjige je za muslimane eden od verskih stebrov.
Habib-i Neccar bunun üzerine İsevilerin imanını kabul etti.Vėliau Khadijih Bagum priėmė Bahajų tikėjimą.
Adam, ‹‹Rab, iman ediyorum!›› diyerek İsaya tapındı.A on povedal: Verím, Pane, a klaňal sa mu.
Adam, ‹‹Rab, iman ediyorum!›› diyerek İsaya tapındı.A on řekl: Věřím, Pane, a klaněl se jemu.
Adam, ‹‹Rab, iman ediyorum!›› diyerek İsaya tapındı.A on rzekł: Wierzę Panie! i pokłonił mu się.
Adam, ‹‹Rab, iman ediyorum!›› diyerek İsaya tapındı.Az pedig monda: Hiszek, Uram. És imádá Õt.