Ana içeriğe geç
Sözlük

iman ile cümle

iman kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Onlar, sözle ve açıkça iman ederek Müslüman oldular.كانت الغرض منها دارا ليؤدي فيها المؤمنون الوضوء.
Karısı ve çocuklarından biri de iman etmeyenler arasındadır.السيدة عائشة أم المؤمنين وعالمة نساء العالمين.
Kitap ehlinden hiç kimse yoktur ki ölümünden önce, ona (İsa’ya) iman edecek olmasın.أخرجه مسلم في صحيحه، كتاب «الإيمان» باب «أنه لا يدخلوا الجنة إلاَّ المؤمنون».
Bu görüşe göre, iman ispat gerektirmez.لا ينفع إيمان من عاين العذاب.
(3, 52) Hani bir de, “Bana ve Peygamberime iman edin” diye havarilere ilham etmiştim.قالوا: يا رسول الله، أولئك النبيون؟ قال : " بلى، والذي نفسي بيده، وأقوام آمنوا بالله وصدقوا المرسلين».
Bütün imanımızla inanırız ki rahmetle andığımız Musa hakikatlerin peygamberi ve peygamberlerin en büyüğüdür.يؤمنون بإله واحد روحاني بحت، وأن موسى رسول الله وخاتم رسله، وأن توراة موسى هي كلام الله.
Bu süre içinde, imanlarını terk etmiş olanlara ek olarak, üç ana Millerci grup ortaya çıktı.ثم الثلاثمائة والتسعون الأولياء الصالحون من المؤمنين.
O'na göre, iman etmek mutlaka ibadet etmeyi gerektirmez.'فقلت: ذلك ما لا يحتاج أمير المؤمنين إلى إيصائي به.
Dinim, imanım, milletim, vatanım diye feryat edecek.ساحرق مدينتك وأرضك وشخصك.
İslâm dininde iman esaslarının başında Allah'a iman gelir.أن الإيمان به داخل في الإيمان بالله - عز وجل - إذلا يستقيم الإيمان بالله حتى يؤمن العبد بأسماء الله وصفاته .
Umulur ki, Rablerinin huzuruna varacaklarına iman ederler."O crente deve cumprir o desejo de seu Senhor, enquanto ele está certo.
Onlar da Allah'a iman ve ibadetle mükelleftirler.Ao mesmo tempo, remetia para o dever de rezar, dado por Deus aos seus fiéis.
Ana madde: İslam'da melek Meleklere inanmak İslam dini akidesinin bir parçasıdır, yani iman esaslarındandır.12 E de quando o teu Senhor revelou aos anjos: Estou convosco; firmeza, pois, aos fiéis!
O halde Allah'a karşı gelmekten sakının ki şükretmiş olasınız."(Al-i İmran 123) "Ey iman edenler!Deus veio para vos provar e para que o seu temor esteja entre vós, e não pequeis'.
Ayrıca iman edip kötülükten sakınanların ebedi mutluluğa erecekleri ifade edilmektedir.Para os crentes e fiéis é uma prova da mais fervorosa devoção e reforço na fé.
Tam bir imanla inanırım ki, peygamberlerin tüm sözleri doğrudur.Confio plenamente que todas as palavras dos profetas são verdadeiras.
Çünkü, Allah-u Zülcelâl ayet-i kerimede şöyle buyurmuştur: “Allah, iman edenlerin velisidir.O milagre mostra que ele está ao lado de Deus e pode interceder a favor de seus fiéis.
Dinim, imanım, milletim, vatanım diye feryat edecek.Nação, Nação, Defendo a minha nação.
Karısı ve çocuklarından biri de iman etmeyenler arasındadır.A metade das novas fiéis são mulheres divorciadas, separadas ou que têm filhos.
Hükümdar iman ettiyse de Antakya’nın çoğu iman etmedi.Por que tantos acreditam (Why so many believe)».
Bunları Yedinci Gün Adventist imanına mensup olanlar arasında buldular.Baseados nela, foram instituídas as Crenças Fundamentais dos Adventistas do Sétimo Dia.
Allah’a iman ettik.In God wordt niet meer geloofd.
Hükümdar iman ettiyse de Antakya’nın çoğu iman etmedi.Daarin is waarlijk een teken maar de meesten hunner willen niet geloven.
Onlar da Allah'a iman ve ibadetle mükelleftirler.Een implicatie ervan was dat gelovigen niet door gebed iets van God gedaan konden krijgen.
Tam bir imanla inanırım ki, peygamberlerin tüm sözleri doğrudur.Ik geloof met volledig geloof dat alle woorden van de profeten waarheid zijn.
Günah işlemiş ancak imanlı olan kişiler ise İslam inancına göre cehennemde bir müddet kalacaklardır.In de islam kennen de gelovigen ook een hel, het Djahannam, (Arabisch: جهنم).
Bütün imanımızla inanırız ki rahmetle andığımız Musa hakikatlerin peygamberi ve peygamberlerin en büyüğüdür.Volgens de Koran is Mozes een boodschapper en profeet.
Çünkü, Allah-u Zülcelâl ayet-i kerimede şöyle buyurmuştur: “Allah, iman edenlerin velisidir.Maar Gods verkiezing - Gods voorbestemming - is het woord voor gelovigen.
Çok az bir kısmı hariç, iman etmezler.Zij zouden weinig of geen onderscheidingen op hun kleding gedragen hebben.
İslam, iman esaslarını Kur'an'dan alır.Soera De Gelovigen is een soera van de Koran.
Kavminden kendisine çok az kişi iman etmiştir.Zij wordt derhalve tot de Ummu l-Mu'minin ("moeders der gelovigen") gerekend.
Ana madde: İslam'da melek Meleklere inanmak İslam dini akidesinin bir parçasıdır, yani iman esaslarındandır.Hij verschijnt met grote kracht en heerlijkheid, in gezelschap van de gelovigen en de engelen.
O'na göre, iman etmek mutlaka ibadet etmeyi gerektirmez.'Mede daarom was hij niet geliefd onder de gelovigen.
Haydi imanı sağlamlaştırın!Leer hem te vertrouwen.”
Bu iman ile değil akıl ile alakalıdır."Hierbij kun je denken aan ruimtelijke inzicht en rekenen."
Mesela, Allah'a ve kitaba sövmek küfür olup, imanı bozar.Verder komen het Hemelse Boek, Gods schepping en het Laatste Oordeel in deze soera naar voren.
Iman 18 yaşında Somalili bir adamla evlendi.Op 17-jarige leeftijd trouwde zij met een Zweedse dragonder.
Temizlik imandan gelir!Reinheid staat naast Goddelijkheid!
"Ey iman edenler!O wy, którzy wierzycie!
Kur'an’da, “Ey iman edenler!Koran (2:183) mówi: O wy, którzy wierzycie!
İslâm dininde iman esaslarının başında Allah'a iman gelir.Jest wierzeniem w Boga i zawierzeniem się Mu przez wiarę (credere in Deum).
Dinî hükümlerden iman, tevhit ve ahlâkı konu alır.Człowiek wierzący jest powołany do świętości i do odstąpienia od zła i od grzechu.
Onlar da Allah'a iman ve ibadetle mükelleftirler.Modlitwa - ateista i wierzący przed Bogiem.
Bu süre içinde, imanlarını terk etmiş olanlara ek olarak, üç ana Millerci grup ortaya çıktı.Ranionych zostało innych trzech wiernych.
Konuyla ilgili âyet ve hadisler aşağıdadır: "Ey iman edenler!Po wyprawie dowodzący nimi Huzajfa Ibn al-Jaman miał zwrócić się do Usmana: "O Przywódco Wiernych!
Savundukları akılcı görüş, imanı akıldan üstün sayan, İslâm âlimlerinin tepkisiyle karşılaşmıştır.Świątynia otrzymała wezwanie Najświętszej Maryi Panny Wspomożenia Wiernych.
Tomas'ın imanı “Rabbim ve Tanrım!” nidasıyla en yüksek noktasına ulaşır.Tomasz Mu odpowiedział: «Pan mój i Bóg mój!»
Bana gelen artık acıkmaz ve bana iman eden artık susamaz."Podnieś rękę i włóż do mego boku, i nie bądź niedowiarkiem, lecz wierzącym!»
Eserde iman ve ilgili kavramlar ele alınır.O objawieniu O wierze O wierze i rozumie.
İbrahim’e iman eden ilk kişidir, onunla birlikte hicret edenlerdendir.Jest też pierwszą religią abrahamową.
Hristiyanlık inancına sahip olup, İsa'ya iman eden kişiler vaftiz olurlar.Ci, którzy wierzą w Jezusa są faktycznie chrześcijanami.
24 Nisan 1992 tarihinde Iman, İsviçre'de İngiliz rock müzisyeni David Bowie ile evlendi.24 kwietnia 1992 wyszła po raz trzeci za mąż za angielskiego muzyka i wokalistę Davida Bowie'go.
Tam bir imanla inanırım ki, peygamberlerin tüm sözleri doğrudur.Nie myśl, że twierdzenia proroków są prawdziwe, one wszystkie są wymysłem.
Onlar da Allah'a iman ve ibadetle mükelleftirler.De troende kan be om helgonens förbön inför Gud.
Bu görüşe göre, iman ispat gerektirmez."TVÅNG skall inte förekomma i trosfrågor.
Videoda, ünlü oyuncular; Eddie Murphy, Iman ve Magic Johnson oynamışlardır.I videon till "Remember the Time" gästspelade både Eddie Murphy, Iman och Magic Johnson.
"Onların çoğu şirk koşmadan Allah'a iman etmezler" "Doğrusu Allah, kendisine ortak koşulmasını asla affetmez.De flesta trosriktningar anser dessutom att Jesus är Gud inkarnerad (förkroppsligad) och del i en treenig Gud.
9. İbadet Mükellefiyeti: Kâfirler, iman etmekle mükellef oldukları gibi ibâdet etmekle de mükelleftirler.Troende som följer de Noakidiska lagarna benämns som noakider, eller B'Nei Noah (hebr. för Noas söner).
Önemli gölleri Imandra Gölü, Umbozero Gölü ve Lovozero Gölü'dür.De viktigaste sjöarna är Imandra, Umbozero och Lovozero.
Allah’a iman ettik.Således är tron en nådegåva från Gud.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod