imam ile cümle

imam kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
43
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
İmamlar aile planlamasını desteklemeye başlıyor.左上に上がっていきます 90年代にひどいHIVの流行があり
Mülteci kampında bir okul açmam gerektiğinde, imam'ı görmeye gittim.Als ich eine Schule in einem Flüchtlingslager eröffnen sollte, ging ich zum Imam.
Mülteci kampında bir okul açmam gerektiğinde, imam'ı görmeye gittim.Amikor a menekülttáborban kellett iskolát nyitnom, elmentem, hogy találkozzam az imámmal.
Mülteci kampında bir okul açmam gerektiğinde, imam'ı görmeye gittim.Când a trebuit să deschid şcoala în tabăra de refugiaţi, am mers să discut cu imamul.
Mülteci kampında bir okul açmam gerektiğinde, imam'ı görmeye gittim.Cuando tuve que abrir la escuela en el campo de refugiados, fui a ver al imán.
Mülteci kampında bir okul açmam gerektiğinde, imam'ı görmeye gittim.Kiedy musiałam otworzyć szkołę w obozie dla uchodźców, poszłam na spotkanie z imamem.
Mülteci kampında bir okul açmam gerektiğinde, imam'ı görmeye gittim.제가 난민캠프에 학교를 열어야 했을때 저는 이맘을 찾아갔어요
Mülteci kampında bir okul açmam gerektiğinde, imam'ı görmeye gittim.Quand j'ai dû ouvrir l'école dans le camp de réfugiés, je suis allée voir l'imam.
Mülteci kampında bir okul açmam gerektiğinde, imam'ı görmeye gittim.Quando dovevo aprire la scuola nel campo per rifugiati, sono andata dall'imam.
Mülteci kampında bir okul açmam gerektiğinde, imam'ı görmeye gittim.Toen ik de school moest openen in het vluchtelingenkamp, bracht ik een bezoek bij de imam.
Mülteci kampında bir okul açmam gerektiğinde, imam'ı görmeye gittim.Όταν έπρεπε να ανοίξω το σχολείο στον προσφυγικό καταυλισμό, πήγα να δω τον ιμάμη.
Mülteci kampında bir okul açmam gerektiğinde, imam'ı görmeye gittim.Когато отворих училище в един бежански лагер, отидох да видя имама.
Mülteci kampında bir okul açmam gerektiğinde, imam'ı görmeye gittim.Когда открывала школу в лагере для беженцев, я встретилась с имамом.
Mülteci kampında bir okul açmam gerektiğinde, imam'ı görmeye gittim.כאשר היה עליי לפתוח בית ספר במחנה פליטים, הלכתי לאימאם (מנהיג דתי מוסלמי).
Mülteci kampında bir okul açmam gerektiğinde, imam'ı görmeye gittim."عندما إفتتحت المدرسة في معسكر اللاجئين, "ذهبت لرؤية الإمام.
Mülteci kampında bir okul açmam gerektiğinde, imam'ı görmeye gittim.イマームに会いに行きました 私は彼に言いました。「私は信者です この悲惨な現状の中で
Orada çok küçük bir caminin ihtiyar imamı ile tanıştım.15年前に彼は孫娘を 「ジハード」と名付けました
Orada çok küçük bir caminin ihtiyar imamı ile tanıştım.Hace un año estuve en Túnez y conocí al imán de una mezquita muy pequeña, un hombre mayor.
Orada çok küçük bir caminin ihtiyar imamı ile tanıştım.Il y a 15 ans, il avait appelé sa petite-fille Djihad, d'après l'ancienne signification.
Orada çok küçük bir caminin ihtiyar imamı ile tanıştım.연세가 지긋한 이맘(imam, 이슬람교단 조직의 지도자)을 만난 적이 있습니다.
Orada çok küçük bir caminin ihtiyar imamı ile tanıştım.של מסגד מאד קטן, איש זקן.
Orada çok küçük bir caminin ihtiyar imamı ile tanıştım.لجامع صغير، رجل مسن
Tabi ki imam söylediklerini kimsenin dikkate almadığından dolayı endişe duymuştu.Bătrânul imam se temea că nimeni nu-i va auzi cuvintele, credea că nimeni nu-i atent la vorbele sale.
Tabi ki imam söylediklerini kimsenin dikkate almadığından dolayı endişe duymuştu.De oude man vreesde dat hij voor dovemansoren sprak. Niemand luisterde.
Tabi ki imam söylediklerini kimsenin dikkate almadığından dolayı endişe duymuştu.Ingen lyssnade på honom.
Tabi ki imam söylediklerini kimsenin dikkate almadığından dolayı endişe duymuştu.그의 설교가 쇠귀에 경 읽기가 되고 아무도 귀를 기울이지 않을까 걱정했습니다.
Tabi ki imam söylediklerini kimsenin dikkate almadığından dolayı endişe duymuştu.Por eso el viejo imán se preocupaba de que sus palabras cayeran en oídos sordos.
Tabi ki imam söylediklerini kimsenin dikkate almadığından dolayı endişe duymuştu.Que personne n'y prête attention. Il avait tort.
Tabi ki imam söylediklerini kimsenin dikkate almadığından dolayı endişe duymuştu.Stary imam martwił się, że jego słowa nie trafiają do nikogo. Nikt nie zwracał uwagi.
Tabi ki imam söylediklerini kimsenin dikkate almadığından dolayı endişe duymuştu.Starý imám se bál, že jeho slova nikdo neposlouchá. Nikdo nedával pozor.
Tabi ki imam söylediklerini kimsenin dikkate almadığından dolayı endişe duymuştu.Vậy nên người thầy tế già lo lắng rằng những lời của ông sẽ chẳng gây chú ý. Chẳng có ai lắng nghe.
Tabi ki imam söylediklerini kimsenin dikkate almadığından dolayı endişe duymuştu.Κανένας δεν του έδινε σημασία.
Tabi ki imam söylediklerini kimsenin dikkate almadığından dolayı endişe duymuştu.И старого имама беспокоило то, что сего слова пропускают мимо ушей. Никто не обращал внимания.
Tabi ki imam söylediklerini kimsenin dikkate almadığından dolayı endişe duymuştu.Никой не обръщаше внимание.
Tabi ki imam söylediklerini kimsenin dikkate almadığından dolayı endişe duymuştu.שדבריו נופלות על אוזניים ערלות, ואיש לא מקשיב לו.
Tabi ki imam söylediklerini kimsenin dikkate almadığından dolayı endişe duymuştu.أن كلماته كانت تلاقي آذاناً صماء، لم يلق له أحداً بالاً
Tabi ki imam söylediklerini kimsenin dikkate almadığından dolayı endişe duymuştu.しかし 彼に関心を持つ人たちもいました
Ve toplumlarından müttefiklere ihtiyaçları var imam gibi müttefiklere그리고 그들은 그들의 공동체 안에서 협력자들이 필요합니다. 그 이맘같은 협력자들
Ve toplumlarından müttefiklere ihtiyaçları var imam gibi müttefiklereUnd sie brauchen Verbündete aus ihrer Gemeinschaft, Verbündete wie den Imam,
Ve toplumlarından müttefiklere ihtiyaçları var imam gibi müttefiklereZe hebben bondgenoten nodig in hun gemeenschappen.
Ve toplumlarından müttefiklere ihtiyaçları var imam gibi müttefiklereוהן זקוקות לבני ברית בקהילות שלהן, בני ברית כמו האימאם,
Ve toplumlarından müttefiklere ihtiyaçları var imam gibi müttefiklereو هم في حاجة الى حلفاء من مجتمعاتهم نفسها, حلفاء مثل الإمام,
Ve toplumlarından müttefiklere ihtiyaçları var imam gibi müttefiklereあのイマームのような味方や レズビアンの合唱団のために歌を作曲する

İlgili Sayfalar