imam ile cümle

imam kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
Ama şimdi, Bangladeş, 80"li yıllarda bir mucize oluyor: İmamlar aile planlamasını desteklemeye başlıyor.Ma ora il Bangladesh -- è il miracolo degli anni '80: gli imam promuovono la pianificazione delle famiglie.
Ama şimdi, Bangladeş, 80"li yıllarda bir mucize oluyor: İmamlar aile planlamasını desteklemeye başlıyor.Men se, Bangladesh - det er et mirakel der sker i 80'erne: imamerne begynder at støtte familieplanlægning.
Ama şimdi, Bangladeş, 80"li yıllarda bir mucize oluyor: İmamlar aile planlamasını desteklemeye başlıyor.Most azonban Bangladesben csoda történik a nyolcvanas években: az imámok elkezdik a családtervezést hirdetni.
Ama şimdi, Bangladeş, 80"li yıllarda bir mucize oluyor: İmamlar aile planlamasını desteklemeye başlıyor.Mutta Bangladeshissa tapahtuu 80-luvulla ihme: imaamit alkavat edistää perhesuunnittelua.
Ama şimdi, Bangladeş, 80"li yıllarda bir mucize oluyor: İmamlar aile planlamasını desteklemeye başlıyor.І ось, Бангладеш, — це диво, що відбувається у 80-х: імами починають підтримувати планування сім'ї.
Ama şimdi, Bangladeş, 80"li yıllarda bir mucize oluyor: İmamlar aile planlamasını desteklemeye başlıyor.Но в Бангладеш в 80-е годы происходит чудо: имамы начинают поддерживать контроль рождаемости.
Ama şimdi, Bangladeş, 80"li yıllarda bir mucize oluyor: İmamlar aile planlamasını desteklemeye başlıyor.Но сега, Бангладеш -- случва се чудо през 80-те: имамите започват да насърчават семейно планиране.
Benim adım Maulana Umer. İmam derneğinin genel sekreteriyim.Je m'appelle Maulan Umer Ilyasi je suis le Secrétair General de l'organisation Imam
Bu, kendisinin bir kelimeye yüklediği bir güçtü ve bu güç bu yaşlı imamı üzüntüye boğmuştu.Așa o putere a putut da acestui cuvânt. L-a umplut pe bătrânul imam de o profundă mâhnire.
Bu, kendisinin bir kelimeye yüklediği bir güçtü ve bu güç bu yaşlı imamı üzüntüye boğmuştu.C'est le pouvoir qu'il a réussi à donner à ce mot. Et ça a empli ce vieil homme, ça l'a empli de tristesse.
Bu, kendisinin bir kelimeye yüklediği bir güçtü ve bu güç bu yaşlı imamı üzüntüye boğmuştu.Det var kraften i det ordet som han kunde ta. Och det fyllde denna gamla imam, det fyllde honom med stor sorg.
Bu, kendisinin bir kelimeye yüklediği bir güçtü ve bu güç bu yaşlı imamı üzüntüye boğmuştu.Ese era el poder de la palabra que fue capaz de instaurar. Esto entristecía profundamente al viejo imán.
Bu, kendisinin bir kelimeye yüklediği bir güçtü ve bu güç bu yaşlı imamı üzüntüye boğmuştu.Es war die Macht eines Wortes, das er ausführen konnte. Es erfüllte diesen alten Imam mit großer Trauer.
Bu, kendisinin bir kelimeye yüklediği bir güçtü ve bu güç bu yaşlı imamı üzüntüye boğmuştu.그것이 바로 말의 힘이었고 빈 라덴은 그 힘을 빌어 행동할 수 있었던 것입니다. 이 나이 많은 이맘은 그로 인해 매우 슬퍼합니다.
Bu, kendisinin bir kelimeye yüklediği bir güçtü ve bu güç bu yaşlı imamı üzüntüye boğmuştu.Taka była potęga słowa wypowiedzianego przez niego. Wypełniało to starego imama wielkim smutkiem.
Bu, kendisinin bir kelimeye yüklediği bir güçtü ve bu güç bu yaşlı imamı üzüntüye boğmuştu.To byla ta síla slova, kterou dokázal vytvořit. A to naplnilo starého imáma, naplnilo ho to obrovským smutkem.
Bu, kendisinin bir kelimeye yüklediği bir güçtü ve bu güç bu yaşlı imamı üzüntüye boğmuştu.Zozeer nam hij dat woord in bezit. Dat vervulde deze oude imam met diepe treurnis.
Bu, kendisinin bir kelimeye yüklediği bir güçtü ve bu güç bu yaşlı imamı üzüntüye boğmuştu.Αυτή ήταν η δύναμη που αυτός είχε προσδώσει στη λέξη. Αυτό προκαλούσε τεράστια λύπη σ' εκείνο το γέρο ιμάμη.
Bu, kendisinin bir kelimeye yüklediği bir güçtü ve bu güç bu yaşlı imamı üzüntüye boğmuştu.Вот какую силу он смог придать этому слову. И этот старый имам преисполнился великой печали.
Bu, kendisinin bir kelimeye yüklediği bir güçtü ve bu güç bu yaşlı imamı üzüntüye boğmuştu.Това беше силата на думата, която той произнасяше. Това много натъжаваше възрастния човек.
Bu, kendisinin bir kelimeye yüklediği bir güçtü ve bu güç bu yaşlı imamı üzüntüye boğmuştu.זה היה הכוח שהוא הצליח לתת למילה. וזה מילא את האימאם הזקן בצער רב.
Bu, kendisinin bir kelimeye yüklediği bir güçtü ve bu güç bu yaşlı imamı üzüntüye boğmuştu.هذه كانت قوة الكلمة التي استطاع أن يصنعها و قد ملأت نفس هذا الإمام الشيخ، ملأتها بحزن عظيم
Bu, kendisinin bir kelimeye yüklediği bir güçtü ve bu güç bu yaşlı imamı üzüntüye boğmuştu.この年老いたイマームは悲しみに暮れました 彼は言いました ビン・ラディンの数ある犯罪の中でも
Din adamı Imam Tawhidi bir tweet paylaştı:El clérigo Imam Tawhidi tuiteó:
Din adamı Imam Tawhidi bir tweet paylaştı:L'imam Tawhidi a tweeté :
Din adamı Imam Tawhidi bir tweet paylaştı:Священнослужитель имам Таухиди отметил в Twitter:
Ey insanlar, hepiniz necissiniz, imamınız da libassız Abbas'tır!"Imam kamu adalah Abbas!"
Ey insanlar, hepiniz necissiniz, imamınız da libassız Abbas'tır!" O fakire saldırıp yaka paça dışarı attılar.Они напали на него, ударили его и выгнали.
Ey insanlar, hepiniz necissiniz, imamınız da libassız Abbas'tır!"¡su Imam es Abbas!".
"Eyyuhen nas, entumun encas, imamuküm Abbas bila libas-"Oh gente, son unos inmundos,
Geçtiğimiz sene Tunus'taydım. Orada çok küçük bir caminin ihtiyar imamı ile tanıştım.Acum un an, am fost în Tunis și am întâlnit imanul unei moschei minuscule, un bătrân.
Geçtiğimiz sene Tunus'taydım. Orada çok küçük bir caminin ihtiyar imamı ile tanıştım.Byl jsem před rokem v Tunisu a potkal jsem imáma velmi malé mešity, starého muže.
Geçtiğimiz sene Tunus'taydım. Orada çok küçük bir caminin ihtiyar imamı ile tanıştım.Een jaar geleden ontmoette ik in Tunis de imam van een kleine moskee, een oude man.
Geçtiğimiz sene Tunus'taydım. Orada çok küçük bir caminin ihtiyar imamı ile tanıştım.För ett år sen var jag i Tunis, och jag träffade imamen från en väldigt liten moské, en gammal man.
Geçtiğimiz sene Tunus'taydım. Orada çok küçük bir caminin ihtiyar imamı ile tanıştım.Một năm qua tôi đang ở Tunis, tôi gặp một Thầy tế của một đền thờ nhỏ, một ông lão.
Geçtiğimiz sene Tunus'taydım. Orada çok küçük bir caminin ihtiyar imamı ile tanıştım.Rok temu w Tunezji spotkałem imama z małego meczetu, starszego mężczyznę.
Geçtiğimiz sene Tunus'taydım. Orada çok küçük bir caminin ihtiyar imamı ile tanıştım.Un anno fa ero a Tunisi e ho incontrato l'imam di una moschea davvero piccola, un uomo vecchio.
Geçtiğimiz sene Tunus'taydım. Orada çok küçük bir caminin ihtiyar imamı ile tanıştım.Vor einem Jahr war ich in Tunis und habe den Imam einer sehr kleinen Moschee getroffen, einen alten Mann.
Geçtiğimiz sene Tunus'taydım. Orada çok küçük bir caminin ihtiyar imamı ile tanıştım.Πριν ένα χρόνο ήμουν στην Τυνησία, και γνώρισα τον ιμάμη ενός πολύ μικρού τζαμιού, έναν γέρο άνθρωπο.
Geçtiğimiz sene Tunus'taydım. Orada çok küçük bir caminin ihtiyar imamı ile tanıştım.Год назад я был в Тунисе и встретил имама очень маленькой мечети, старика.
Geçtiğimiz sene Tunus'taydım. Orada çok küçük bir caminin ihtiyar imamı ile tanıştım.Преди една година бях в Тунис и се срещнах с имама на много малка джамия, който беше възрастен човек.
Hıristiyan piskoposları, hahamlar, İmamChristian prélats , rabbins , imams
İmam Alipbai Boroshbayev EurasiaNet.org'a, "Geçen herkese et verdik, onlara Allah'tan geldiğini söyledik."Dábamos carne a todos los que pasaban, les explicábamos que procedía de Dios.
İmam Alipbai Boroshbayev EurasiaNet.org'a, "Geçen herkese et verdik, onlara Allah'tan geldiğini söyledik.«Мы давали мясо каждому проезжающему, объясняя, что это еда от Бога.
İmam derneğinin genel sekreteriyim.저는 이맘 단체의 사무총장입니다.
İmam derneğinin genel sekreteriyim.Sono il Segretario Generale dell'Organizzazione degli Imam.
İmam derneğinin genel sekreteriyim.Sou o secretário-geral da organização do Imame.
İmam derneğinin genel sekreteriyim.Soy el Secretario General de la organización Imam
İmam derneğinin genel sekreteriyim.Sunt Secretarul General al organizatiei Imam.
İmam derneğinin genel sekreteriyim.Tôi đang là Tổng Thư Ký của tổ chức Imam.
İmam derneğinin genel sekreteriyim.Είμαι ο Γενικός Γραμματέας του οργανισμού του Ιμαμ.
İmam derneğinin genel sekreteriyim.Я генеральный секретарь Ассоциации имамов.
İmamlar aile planlamasını desteklemeye başlıyor.Các lãnh tụ hồi giáo bắt đầu cổ động kế hoạch hóa gia đình
İmamlar aile planlamasını desteklemeye başlıyor.이맘이 가족 계획을 권장하기 시작합니다.
İmamlar aile planlamasını desteklemeye başlıyor.les imams ont commencé à faire l'apologie des plannings familiaux.
İmamlar aile planlamasını desteklemeye başlıyor.los imanes empiezan a promover la planificación familiar.
İmamlar aile planlamasını desteklemeye başlıyor.Sobem para aquele canto.
İmamlar aile planlamasını desteklemeye başlıyor.Wunder geschehen: die Imame propagierten Familienplanung.
İmamlar aile planlamasını desteklemeye başlıyor.האימאמים התחילו לקדם תכנון משפחה.
İmamlar aile planlamasını desteklemeye başlıyor.بدأ الأئمة في الترويج لتنظيم الأسرة

İlgili Sayfalar