Ey iman sahipleri! Belirli bir süre için birbirinize borç verdiğinizde onu yazın.O Believers, when you contract a debt for a fixed; term, you should put it in writing.
Bir çağırıcının, 'Rabbinize inanın!' diye imana çağırdığını işittik ve iman ettik. Ey Rabbimiz!Indeed we heard a crier calling to the faith saying: "Believe in your Lord"; so we did believe.
Çok az bir kısmı hariç, iman etmezler.Scarcely do they believe.
Şöyle deyin: "Bize indirilene de size indirilene de iman ettik; tanrımız ve tanrınız bir.Say to them: “We believe in what was revealed to us and what was revealed to you.
De ki: "Fetih günü, küfre sapanlara imanları yarar sağlamayacaktır.Tell them: “If the unbelievers were to believe on the Day of Judgement that will not avail them.
Ama ona gerektiği şekilde saygılı olmadılar. Onların, iman edenlerine ödüllerini verdik.So We gave their reward to those of them that believed.
Güç ve itibar Allah'a, onun resulüne ve iman sahiplerine özgüdür.In truth, all honour belongs to Allah, and to His Messenger, and to the believers.
Allah, iman edenlerle ilgili olarak da Firavun'un karısını örnek verdi.Allah has set forth for the believers the parable of Pharaoh's wife.
Ey iman edenler! "Raina" demeyin, "unzurna" deyin.O Believers, do not say.
Ey iman edenler! Belirlenmiş bir süre için birbirinize borçlandığınız vakit onu yazın.O Believers, when you contract a debt for a fixed; term, you should put it in writing.
Ey iman edenler! Allah'tan korkun ve herkes, yarına ne hazırladığına baksın.Believers, fear Allah and let every person look to what he sends forward for the morrow.
Onlar, o gün, imandan çok küfre yakındılar. kalblerinde olmayanı ağızlarıyla söylüyorlardı.They utter from their mouths what is not in their hearts.
Biz, 'Rabbinize iman edin' diye imana çağıran bir davetçi işittik, hemen iman ettik. Rabbimiz!Indeed we heard a crier calling to the faith saying: "Believe in your Lord"; so we did believe.
Artık onlar, pek azı müstesna, iman etmezler.Scarcely do they believe.
Gelin yanınızda bulunan (Tevrat)ı tasdik etmek üzere indirdiğimiz bu kitaba iman edin.Do believe in what We have (now) revealed, which confirms the revelation which you already possess.
"Senin bize kızman da sırf Rabbimizin âyetleri gelince onlara iman etmemizden dolayıdır.Will you punish us just because we believed in the signs of our Lord when they came to us?
Şüphesiz ki, Allah iman edip salih amel işleyenleri, altlarından ırmaklar akan cennetlere koyar.Allah shall admit those who believe and do righteous works to the Gardens beneath which rivers flow.
Ancak iman edip iyi ameller işleyenler başkadır.except for those who believe and do good deeds.
Onlar iman edenlerle karşılaştıklarında «Biz de iman ettik» derler.When they meet those who believe in Muhammad, they say, "We also believe in him."
Ey iman edenler! Belirli bir vâdeye kadar birbirinize borç verdiğiniz zaman onu kaydedin!O Believers, when you contract a debt for a fixed; term, you should put it in writing.
Yanınızdaki kitapları tasdik etmek üzere indirdiğimiz bu kitaba da iman edin.Do believe in what We have (now) revealed, which confirms the revelation which you already possess.
Geçmiş ümmetlerin başlarına gelen felaketler ibret teşkil ettiği halde yine de onlar iman etmezler.This has been the wont of people of this kind from ancient times.
Yûnus onları tekrar hakka çağırınca, bu sefer iman ettiler.and they believed.
Ey iman edenler, faizi kat kat artırılmış olarak yemeyin.O ye who believe! Devour not usury, doubling and quadrupling (the sum lent).
Öyleyse iman edin, sizin için hayırlıdır.Therefor believe; (it is) better for you.
Onlardan, iman edenlere sevgi bakımından en yakın olarak da: "Hıristiyanlarız" diyenleri bulursun.And thou wilt find the nearest of them in affection to those who believe (to be) those who say: Lo!
Benim ecrim, yalnızca Allah'a aittir. Ben iman edenleri kovacak değilim.I ask of you no wealth therefor.
Ancak insanların çoğu iman etmezler.That which is revealed unto thee from thy Lord is the Truth, but most of mankind believe not.
O gün, onlar imandan çok inkara yakındılar. Kalblerinde olmayanı ağızlarıyla söylüyorlar.They utter with their mouths a thing which is not in their hearts.
Bu, onların imanını artırdı da: "Allah bize yeter.(The threat of danger) but increased the faith of them and they cried: Allah is Sufficient for us!
Kim imanı inkar ederse, şüphesiz amelleri boşa gider. O, ahirette de kaybedenlerdendir.Whoso denieth the faith, his work is vain and he will be among the losers in the Hereafter.
Bir çağırıcının, 'Rabbinize inanın!' diye imana çağırdığını işittik ve iman ettik.Lo! we have heard a crier calling unto Faith: "Believe ye in your Lord!"
Benim ücretim Allah'tandır. Ama ben iman edenleri paylayıp kovamam.I ask of you no wealth therefor.
Ne var ki, insanların çokları iman etmezler.That which is revealed unto thee from thy Lord is the Truth, but most of mankind believe not.
Geniş zırhlar imal et, dokumasını ölçülü yap.Saying: Make thou long coats of mail and measure the links (thereof).
Eğer iman eder ve sakınırsanız Allah size mükafatınızı verir.And if ye believe and ward off (evil).
Biz, 'Rabbinize iman edin' diye imana çağıran bir davetçi işittik, hemen iman ettik.Lo! we have heard a crier calling unto Faith: "Believe ye in your Lord!" So we believed.
Ey iman edenler! Kadınlara zorla varis olmanız size helal değildir.O ye who believe!
Her kim imanı inkâr ederse, ameli boşa gitmiş olur ve o, ahirette zarara uğrayanlardandır.Whoso denieth the faith, his work is vain and he will be among the losers in the Hereafter.
Ve yine iman edenlere sevgi bakımından en yakın olarak da: "Biz hıristiyanlarız" diyenleri bulursun.And thou wilt find the nearest of them in affection to those who believe (to be) those who say: Lo!
Lâkin insanların çoğu iman etmezler.That which is revealed unto thee from thy Lord is the Truth, but most of mankind believe not.
Çünkü Allah'ın vaadi mutlaka haktır. Sakın imanı sağlam olmayanlar seni hafifliğe sevketmesinler.Allah's promise is the very truth, and let not those who have no certainty make thee impatient.
Eğer iman eder kötülükten sakınırsanız, Allah size mükâfatınızı verir.And if ye believe and ward off (evil).
Babamı da affet, (ona tövbe ve iman nasib et).And forgive my father.
Allah sizin imanınızı çok iyi bilir. Birbirinizdensiniz, aynı soydansınız.Your faith is best known [only] to Allah; you are all [on a] similar [footing].
Bunun sebebi, onların önce iman edip sonra inkar etmeleridir. Bu yüzden kalpleri mühürlenmiştir.That is because they believed and then disbelieved, so their hearts were sealed.
Ey iman edenler! Haktan yana olup var gücünüzle ve bütün işlerinizde adaleti gerçekleştirin.O you who have faith!
Âyetleri size açıklar ki Rabbinize kavuşacağınıza iman edesiniz. [7,54; 11,3; 36,38; 41,37; 7,54]He directs the command, elaborates the signs that you may be certain of encountering your Lord.
Ey iman edenler! Sizden hiçbir topluluk bir başka toplulukla alay etmesin.O you who have faith!
"Rabbimiz, biz, 'Rabbinize inanın' diye imana çağıran bir davetçiyi işittik ve inandık.Our Lord, we have indeed heard a summoner calling to faith, declaring, ‘‘Have faith in your Lord!’’
Allah'a iman ettik biz!We believe in Allah.
Onlar, o gün, imandan çok küfre yakın idiler. Ağızlarıyla, kalblerinde olmayanı söylüyorlar.They said with their mouths what was not in their hearts.
Zira siz imana çağrılırdınız da inkar ederdiniz!"You were called to belief but disbelieved.'
(Ey Muhammed) iman edip salih amellerde bulunanları müjdele.Bear glad tidings to those who believe and do good works.
O gün onlar, imandan çok küfre daha yakındılar. Kalplerinde olmayanı ağızlarıyla söylüyorlardı.They said with their mouths what was not in their hearts.
Kim imanı tanımayıp küfre saparsa, elbette onun yaptığı boşa çıkmıştır.Whosoever denies the belief, his labors will be annulled.
Çünkü siz, imana çağrıldığınız zaman inkar ediyordunuz.You were called to belief but disbelieved.'
Kim imanı inkar ederse, şüphesiz amelleri boşa gider.Whosoever denies the belief, his labors will be annulled.
Halbuki onlar, o gün imandan ziyade küfre yakındılar. Özlerinde olmayan söze getiriyorlardı.They said with their mouths what was not in their hearts.
O gün onlar, imandan çok küfre yakın idiler. Kalplerinde olmayanı ağızlarıyla söylüyorlar.They said with their mouths what was not in their hearts.