La ilâhe illallah, Allah'tan başka İlah yoktur anlamına gelen Arapça bir ibaredir.아랍어: أشهد أن] لا إله إلاَّ الله و محمد رسول الله]→알라 외에는 신이 없으며, 무함마드는 그의 사도이다.
Guadagnino devam filminde şunu belirtti ki, "Bence Elio illa gey bir adam olmak zorunda değil.구아다니노는 속편에서 "나는 엘리오가 반드시 게이가 될 것이라고 생각하지 않는다.
Zenci (İngilizce: Nigger) kelimesi illa da siyah anlamına gelmez” diyerek savundu.'니가(Nigga,깜둥이)'라는 단어를 싫어한다.
Buradaki 5, illa 5 sorgudan ibaret değil, semboliktir, ancak genellikle 5 soru ile uygulanır.이로써 보면 5기의 다섯놀이는 개별적인 것이 아니고 뭉쳐진 다섯이며, 그 전통이 5광대에까지 연면히 이어진다고 생각된다.
Risk faktörleri veya belirleyiciler ilintilidir ve illaki nedensel değildir.Osjećaji krivnje su opravdani ili su nepremostivi .
Normalde illa ki bir şeyine karışırım.Väčšinou úzko súvisí s nevoľnosťou.
Sonraki albüm Illadelph Halflife, 1996'da yayınlandı.1996 m. pasirodė trečiasis grupės studijinis albumas Illadelph Halflife.
(Alkış) Etkileşimin illa ki sanal olmasına gerek yok.インタラクションは仮想的なものだけでなく 物理的なものでもあり得ます
Ama illa bakacaksanız içeri girmemeyi tercih ederimMais si vous voulez le prendre, je préfère m'en aller.
Ama illa bakacaksanız içeri girmemeyi tercih ederimTapi kalau kau mau mengambilnya dariku, lebih baik aku pergi.
Ama illa bu yolu kullanmak zorunda değiliz.Ale to teď řešit nebudeme.
Ama illa bu yolu kullanmak zorunda değiliz.Pero no vamos a entrar en ahora mismo.
Ama illa bu yolu kullanmak zorunda değiliz.Но да оставим това засега.
Ama illa bu yolu kullanmak zorunda değiliz.לא ניכנס לזה עכשיו.
Ama illa ki aynı olmayacaklardır.Aber beide sind eben nicht unbedingt identisch.
Ama illa ki aynı olmayacaklardır.Dar nu vor fi neapărat la fel.
Ama illa ki aynı olmayacaklardır.De a kettő nem szükségképpen esik egybe.
Ama illa ki aynı olmayacaklardır.Jednak niekoniecznie muszą być takie same.
Ama illa ki aynı olmayacaklardır.하지만 그것들이 반드시 똑같지는 않을것입니다.
Ama illa ki aynı olmayacaklardır.Mais ils ne seront pas nécessairement les mêmes.
Ama illa ki aynı olmayacaklardır.Ma non saranno necessariamente uguali.
Ama illa ki aynı olmayacaklardır.Pero no necesariamente serán el mismo.
Ama illa ki aynı olmayacaklardır.Αλλά δεν θα είναι απαραίτητα ίδια.
Ama illa ki aynı olmayacaklardır.Но не е задължително да са едни и същи
Ama illa ki aynı olmayacaklardır.Но они не обязательно будут похожими.
Ama illa ki aynı olmayacaklardır.אבל הם לא בהכרח יהיו זהים.
Ama illa ki aynı olmayacaklardır.لكن ليس ضروريا ان يكونا نفس الشي.
Ama illa ki aynı olmayacaklardır.そう これが若者達と分かち合いたいことだ
Ama illaki böyle olacaksa, sarayın içinde oyna. O zaman sorun olmaz.De ha ez a helyzet, akkor csak játszadozzon a palotában, és ennyi.
Ama illaki böyle olacaksa, sarayın içinde oyna. O zaman sorun olmaz.Mais si vous coulez, vous pouvez juste vous installer au palais, et vous amuser.
Ama illaki böyle olacaksa, sarayın içinde oyna.Αλλά αν αυτό είναι το θέμα, μπορείς να διασκεδάζεις μέσα στο παλάτι.
Ama illaki böyle olacaksa, sarayın içinde oyna.واذا كان الامر هكذا دعنا فقط نلعب في القصر, اليس هذا اكثر من كافي؟
Ancak Apple'ın bana gösterdiği şey, illa en düşük fiyata sahip olmak gerekmediği.Apple показала мне, что не обязательно иметь самую низкую цену.
Ancak Apple'ın bana gösterdiği şey, illa en düşük fiyata sahip olmak gerekmediği.Pero lo que Apple me muestra es que no se trata necesariamente de que deban tener el precio más bajo.
Ancak Apple'ın bana gösterdiği şey, illa en düşük fiyata sahip olmak gerekmediği.常に最低価格である必要はないということです 最も価値があることが重要です
Arsa marsa satacak bir ţeyler vardýr illa ki.Fınd to sell a property. Such as land, home.
Ben de dedim ki, "Tamam, eğer illa yapmam gerekiyorsa."Allora mi dico: "Okay, se proprio devo..."
Ben de dedim ki, "Tamam, eğer illa yapmam gerekiyorsa."Alors j'ai dit, "OK, s'il le faut --"
Ben de dedim ki, "Tamam, eğer illa yapmam gerekiyorsa."Also sagte ich, "Okay, wenn ich es machen muss -- "
Ben de dedim ki, "Tamam, eğer illa yapmam gerekiyorsa."Aşa ca am spus "OK, trebuie să o fac -- "
Ben de dedim ki, "Tamam, eğer illa yapmam gerekiyorsa."Dus zei ik "Okee, als het moet..."
Ben de dedim ki, "Tamam, eğer illa yapmam gerekiyorsa."Então respondi: "Bem, se tem mesmo de ser..."
Ben de dedim ki, "Tamam, eğer illa yapmam gerekiyorsa."Entonces contesté: "De acuerdo, si tengo que hacerlo..." Tenía un sabático y me dije:
Ben de dedim ki, "Tamam, eğer illa yapmam gerekiyorsa."In sem rekel, "OK, če že moram --"
Ben de dedim ki, "Tamam, eğer illa yapmam gerekiyorsa."Jadi saya katakan, "Baik, jika saya harus melakukannya --"
Ben de dedim ki, "Tamam, eğer illa yapmam gerekiyorsa."Joten sanoin: "Ok, jos kerran täytyy..."
Ben de dedim ki, "Tamam, eğer illa yapmam gerekiyorsa."그래서 제가 그랬죠. "그래, 꼭 해야 한다면..."
Ben de dedim ki, "Tamam, eğer illa yapmam gerekiyorsa."Povedal som teda, "Okay, keď musím--"
Ben de dedim ki, "Tamam, eğer illa yapmam gerekiyorsa."Så jag sa, "Okej, Om jag måste så -- "
Ben de dedim ki, "Tamam, eğer illa yapmam gerekiyorsa."Så jeg sagde, "Okay, hvis jeg blive nødt til at gøre det."
Ben de dedim ki, "Tamam, eğer illa yapmam gerekiyorsa."Tak jsem řekl, "Okej, když to musím udělat...."
Ben de dedim ki, "Tamam, eğer illa yapmam gerekiyorsa."VÌ vậy tôi bảo," Thôi được, nếu buộc phải làm như vậy thì ..."
Ben de dedim ki, "Tamam, eğer illa yapmam gerekiyorsa."Więc odparłem: " No dobra, jeśli muszę..."
Ben de dedim ki, "Tamam, eğer illa yapmam gerekiyorsa."Οπότε είπα: "Εντάξει, αν πρέπει να το κάνω -"
Ben de dedim ki, "Tamam, eğer illa yapmam gerekiyorsa."И тогда я сказал: "ОК, если так надо..."
Ben de dedim ki, "Tamam, eğer illa yapmam gerekiyorsa."Така че казах: "Добре тогава, щом трябва..."
Ben de dedim ki, "Tamam, eğer illa yapmam gerekiyorsa."אז אמרתי, "בסדר, אם אני חייב לעשות את זה -- "
Ben de dedim ki, "Tamam, eğer illa yapmam gerekiyorsa."لذا قلت، " حسناً، إن كان عليّ فعل ذلك--"
Ben de dedim ki, "Tamam, eğer illa yapmam gerekiyorsa."「他にどんな方法もないなら、自分の研究について書いて
Bir ablanın kardeşini görmek için illaki bir nedeni mi olmalı?Egy testvér látogatóba jön. Kell legyen más oka?