En iyi bilinen ilkel istatistik yöntemleri parametriktir .A maioria dos métodos elementares estatísticos são paramétricos.
Yazar, monarşik ilkelerin destekçisi olan Kilise ve Devlet'in bir destekçisidir.O escritor é um defensor da Igreja e do Estado e um defensor dos princípios monárquicos.
Burada amaç, sendikanın anarşist ilkelerden uzaklaşmamasının sağlanmasıydı.A intenção era de que o sindicato não se distanciasse dos valores anarquistas.
Teoride ve ilkelerde teokratik ve salt olmasına rağmen, uygulamada padişahın yetkileri sınırlıydı.Embora teocrático e absoluto na teoria, em princípio, os poderes do sultão foram limitados na prática.
Tarımsal sosyalizm ağırlıklı olarak ilkel (sanayi öncesi), kentleşmemiş demografiye yatkındır.O socialismo agrário aplica-se a dados demográficos predominantemente pré-industriais e não urbanizados.
Bunlar alfabenin fonetik ilkelerindeki diğer istisnalardır.Existem outras exceções para o princípio fonêmico do alfabeto.
Hükûmetin temel ilkelerini içerir ve üniter bir merkezi devlet olarak Türkiye'yi tanımlar.Estabelece os princípios principais do governo e estabelece a Turquia como um estado centralizado unitário.
Evrensel dilbilgisine göre bütün insan dillerinde birtakım ilkeler ve parametreler bulunmaktadır.Dentro de gramática universal, há certos parâmetros que são compartilhados por todos os idiomas.
Modern ilkel hareketin ilk sanatçısıdır.É o primeiro grande artista protestante.
Eskiden denizaslanıgillerin fokgillerden daha ilkel bir familya oldukları düşünülürdü.Originalmente previa-se que seria uma estação subterrânea.
Onüç sayısı Tanrı'nın rahmetini ve inanç ilkelerini simgeler.III - Intervenção de Deus nas Penas e Recompensas.
"Ekranda buzul çağı ilkelliği".«Períodos de glaciação da Terra».
Ana madde: Akide (din) Mâtürîdî 'nin inanç ilkeleri (akaid) ile ilgili en kapsamlı eseri Kitab üt-Tevhid'dir.Foram apresentados ainda vários versos do Alcorão e como o livro auxilia os fiéis a alcançar suas glórias.
İlkel gezegen oluşum diski ÖnyıldızDisco protoplanetário Protoestrela Objeto estelar jovem
Yerli çalgılar son derece ilkel.No entanto, alguns ninhos são extremamente primitivos.
Dalgıç çanı insanlık tarihinin en eski ve en ilkel dalış aletlerindendir.As facas são ferramentas utilizadas desde as mais primitivas eras da humanidade.
Ahlakçılar, “Bu politika moral ilkelere uygun mudur ?” diye düşünürler.Na ética existe humildade; os moralistas acham que estão certos."
Göstergebilim İlkeleri (1986), Sözce:Ankara.De Que São Feitos Os Sonhos, Antologia (1986).
Oysa amaç ve ilkeler yönünden ayrışırlar.Eles vão se desviando dos obstáculos e das valas que virem a sua frente.
Bu iki tür topluluk da birbiriyle eşittir ve her biri kitle psikolojisinin ilkelerine tabi olabilir .Desse modo dois embriões serão gerados e cada um deles terá a a formação de uma linha primitiva.
Bu ilkelerden üçü edebiyat, biri dil ile ilgilidir.Quanto aos ensaios, escreveu três sobre política internacional e um no campo da linguística.
Bu fikir Budizm’in de temel ilkelerden biri olarak kabul edilir.É um dos conceitos básicos do budismo.
Gramerin temel ilkeleri çok zor değil.Os princípios básicos da gramática não são tão difíceis.
Quaker tarikatinin ilkelerinden biri, kadın ve erkek arasında entelektüel eşitliktir.Een van de pijlers van de Quaker-religie was de intellectuele gelijkheid tussen beide seksen.
Diğer keselilerden farklı olarak onlarda ilkel bir etene (plazenta) bulunur.Anders dan bij andere buideldieren is er een primitieve placenta aanwezig.
Avrupa’daki yönetim ilkeleri doğası gereği oldukça toplumsal olan destekleyici unsurlara sahiptir.Managementprincipes hebben in heel Europa een onderbouwing die sterk maatschappelijk van aard is.
Öyle ki aklın ve mantığı ilkeleri ve temel kategorileri bile, sonucta izlenimlere dayanır.De Phänomenologie, de Logik en de Grundlinien kunnen naar hun logische structuur op elkaar afgebeeld worden.
Temel ve en ilkel benliktir.De eerste is de fundamentele, wezenlijke samenhang van alles.
Üstünlük kompleksi, Alfred Adler tarafından ortaya atılan Bireysel Psikolojinin temel ilkelerinden biridir.De individualpsychologie of individuele psychologie werd opgericht door Alfred Adler.
Bu yapıtta psikanalizin temel ilkelerine rastlanır.Ze verkent in dit artikel de uitgangspunten van de fenomenologie.
Ahlak ilkeleri her yerde ve her zaman bütün insanlar için geçerli bir yasa olmalıdır.Een universele moraal heeft de pretentie altijd en overal te gelden.
Bu teorinin bazı ilkeleri; Bütün maddeler atomlardan meydana gelmektedir.Alle stoffen bestaan uit atomen.
Eylemleri de somut olaylar etrafında bu ilkeler için düzenlenmektedir.Dit boek is rondom de bovenstaande gebeurtenissen gesitueerd.
Ricardo'nun en önemli ve ünlü eseri "Politik İktisadın ve Vergilendirmenin İlkeleri"dir.Głównym dziełem Ricardo jest publikacja „Zasady ekonomii politycznej i opodatkowania”.
O zamanlar pusulanın ilkel bir yapısı vardı.Warsztaty miały wówczas prymitywną formę.
(Sizi ilkel yaratıklar, beni dinleyin!O Niestworzony, Tyś stał się stworzeniem!
Partinin amacı Marksist-Leninist ilkelere dayalı bağımsız bir Kürt devleti kurmaktır.Celem partii jest utworzenie niepodległego państwa kurdyjskiego opartego na zasadach marksizmu-leninizmu.
19 Mayıs 1941'de Wehrmacht "Rusya’nın birliği için kılavuz ilkeler" başlıklı bir emir daha yayınladı.19 maja 1941 OKW wydało kolejny rozkaz, zatytułowany „Wytyczne zachowania się wojsk w Rosji”.
Toyota Şekilde: 14 Yönetim İlkeleri Dünyanın en Büyük Üreticisi.Jeffrey K. Liker: Droga Toyoty 14 zasad zarządzania wiodącej firmy produkcyjnej świata.
Bunun sonucunda resimleri düz ve daha ilkel görünüyordu.Kaplica wyglądała bardzo ubogo i prymitywnie.
Kolej erişilebilirlik, şeffaflık ve kapsayıcılık ilkelerine bağlıdır.Dlatego argumenty a facultate dzielą się na argumenty z możności i niemożności.
Çalışmalar Bologna sürecinin temel ilkelerine uygun olarak yürütülmektedir.Deklaracja bolońska stała się podstawą procesu bolońskiego.
Ülkedeki yeni hükümet Marksist-Leninist ilkeleri yürürlüğe sokmuştur.Nowy rząd odwoływał się do marksizmu-leninizmu.
Oyunun temel ilkeleri dizinin daha önceki oyunlarına benzer.Zasady gry są identyczne jak w poprzedniej wersji gry.
İlkel medeniyetlerin sosyal yapısına ilişkin temel kavramları tarif eden bir çerçeve çizdi.Uważał, że to stosunki pokrewieństwa determinowały strukturę społeczną ludów pierwotnych.
Bunlardan ilk üçü coğrafyanın dayanak ilkeleridir.Trzy pierwsze z wymienionych wyżej są obiektami zabytkowymi.
Ben çocukken, Yunan mitolojisiyle ilgili filmler vardı fakat görsel efektler açısından çok ilkeldi.Malował obrazy nawiązujące do greckiej mitologii, były one często porównywane do prac prerafaelitów.
Huygens Kendi zamanının mekanik felsefî ilkelerine bağlı kalmıştır.Huygens był pierwszym, który zajął się budową precyzyjnych zegarów mechanicznych.
Bir şekilde ilkel atalarına çekmişlerdir.Jest prowadzona przez księży archidiecezjalnych.
Hayvan sulamak, bahçe sulamasında ilkel olarak kullanılırdı.Wedle tradycji miał się zajmować w Splicie głównie uprawą jarzyn w ogrodzie.
Kanun önünde eşitlik liberalizmin temel ilkelerinden biridir.Zasada równego traktowania w zatrudnieniu – jest jedną z podstawowych zasad prawa pracy.
Mevcut model, iyi yönetim ve etkin iletişim ilkeleri doğrultusunda oluşturulmuştur.Den nuvarande modellen har utformats i enlighet med principerna om god förvaltning och effektiv kommunikation.
Liberal sosyalizm, liberal ilkeler içeren bir sosyalist politik felsefedir.Liberal socialism är en socialistisk politisk filosofi som innehåller liberala principer.
Aynı amaçlarla, CEMS, Sorumlu İşletme Eğitimi İlkeleri (PRME) beyanını imzalamıştır.CEMS har även skrivit under PRME (Principles of Responsible Management Education) deklarationen.
Gandi Hindu olarak doğdu, tüm yaşamı boyunca Hinduizm'i uyguladı ve ilkelerinin çoğunu Hinduizmden aldı.Gandhi föddes som hindu och utövade hinduism under hela livet.
Hastalığın en agresif örnekleri, köylerde yaşayan ilkel halk bireylerinde görülür.Dementorer (Alla) Dementorer är bland de värsta varelser som finns på jorden.
Dirençli hipertansiyonun tedavisine dair rehber ilkeler Birleşik Krallık'ta yayımlanmıştır. and the US.Riktlinjer för behandling av resistent hypertoni har publicerats i Storbritannien. och USA.
Haritacılık ve topografyanın da ilkelerini içerir.Kartor delas främst in i topografiska och tematiska kartor.
Bu Seçim Kanunu'nda gizli oy, açık sayım ve yargı denetimi ilkeleri yerine getirildi.Vid deras enskilda överläggningar fattades de viktiga principbesluten och de reella avgörandena.
Fakat elindeki alet henüz pek ilkel bir vaziyetteydi.Deras utrustning var väldigt primitiv.