‹‹Tanrınız RABbi sevin. Uyarılarına, kurallarına, ilkelerine, buyruklarına her zaman uyun.你 要 愛 耶 和 華 你 的 神 、 常 守 他 的 吩 咐 、 律 例 、 典 章 、 誡 命
‹‹Tanrınız RABbi sevin. Uyarılarına, kurallarına, ilkelerine, buyruklarına her zaman uyun.你 要 愛 耶和華 你 的 神 、 常 守 他 的 吩咐 、 律例 、 典章 、 誡命
Tarayıcı güzeldi, ancak biraz ilkeldi ve çok dar bir bant genişliğine sahipti.Browser-ul a fost tare de tot, dar era primitiv, cu lăţime de bandă foarte îngustă.
Tarayıcı güzeldi, ancak biraz ilkeldi ve çok dar bir bant genişliğine sahipti.Các trình duyệt hiển nhiên rất tuyệt vời, nhưng chúng vẫn còn thô sơ, băng thông còn rất hẹp.
Tarayıcı güzeldi, ancak biraz ilkeldi ve çok dar bir bant genişliğine sahipti.De browser was geweldig. maar hij was primitief, had een kleine bandbreedte.
Tarayıcı güzeldi, ancak biraz ilkeldi ve çok dar bir bant genişliğine sahipti.Der Browser war großartig, aber er war sehr primitiv, mit sehr begrenzter Bandbreite.
Tarayıcı güzeldi, ancak biraz ilkeldi ve çok dar bir bant genişliğine sahipti.Fue algo grande, pero era muy primitivo, el ancho de banda muy estrecho.
Tarayıcı güzeldi, ancak biraz ilkeldi ve çok dar bir bant genişliğine sahipti.Il browser era grandioso, ma era ancora primitivo, con una banda molto ristretta.
Tarayıcı güzeldi, ancak biraz ilkeldi ve çok dar bir bant genişliğine sahipti.하지만 그 때 브라우저는 매우 원시적이고 대역폭도 아주 좁았어요.
Tarayıcı güzeldi, ancak biraz ilkeldi ve çok dar bir bant genişliğine sahipti.Le navigateur était bien, mais il était très primitif, avec une bande passante très étroite.
Tarayıcı güzeldi, ancak biraz ilkeldi ve çok dar bir bant genişliğine sahipti.Браузер був чудовим, але дуже примітивним і повільним.
Tarayıcı güzeldi, ancak biraz ilkeldi ve çok dar bir bant genişliğine sahipti.Браузер был замечательным новшеством, но очень примитивным, со слабой пропускной способностью.
Tarayıcı güzeldi, ancak biraz ilkeldi ve çok dar bir bant genişliğine sahipti.Браузърът беше чудесен, но беше много примитивен, много слабо пропусклив.
Tarayıcı güzeldi, ancak biraz ilkeldi ve çok dar bir bant genişliğine sahipti.אבל הוא היה מאד פרימיטיבי בעל רוחב פס מאד צר.
Tarayıcı güzeldi, ancak biraz ilkeldi ve çok dar bir bant genişliğine sahipti.لكن المتصفح كان جداً بدائي، المحتويات التي يعرضها كانت محدودة
Tarayıcı güzeldi, ancak biraz ilkeldi ve çok dar bir bant genişliğine sahipti.最初は文字だけでした それから画像-
Terleme solumanın yerini alınca, boş kalan ağızları sayesinde ilkel sesler çıkarabiliyorlardı.Com a transpiração a substituir o ofegar, a boca foi libertada permitindo desenvolver vozes primitivas.
Terleme solumanın yerini alınca, boş kalan ağızları sayesinde ilkel sesler çıkarabiliyorlardı.Como el sudor remplazo el jadeo, la boca quedo libre permitiendo el desarrollo de la voz en forma primitiva.
Terleme solumanın yerini alınca, boş kalan ağızları sayesinde ilkel sesler çıkarabiliyorlardı.Cum transpirația a înlocuit gâfâitul, vocea primitică s-a putut dezvolta.
Terleme solumanın yerini alınca, boş kalan ağızları sayesinde ilkel sesler çıkarabiliyorlardı.Když pocení nahradilo ochlazování skrz dech, ústa byla osvobozena a umožnila vývoj primitivních zvuků.
Terleme solumanın yerini alınca, boş kalan ağızları sayesinde ilkel sesler çıkarabiliyorlardı.Ponieważ pocenie zastąpiły sapanie, uwolnione usta pozwoliły na rozwój prymitywnego głosu.
Terleme solumanın yerini alınca, boş kalan ağızları sayesinde ilkel sesler çıkarabiliyorlardı.Terwijl zweten het hijgen verving, werd de mond vrijgemaakt waardoor primitieve stemmen konden ontwikkelen.
Terleme solumanın yerini alınca, boş kalan ağızları sayesinde ilkel sesler çıkarabiliyorlardı.Потливость заменила тяжелое дыхане, и рот был освобожден позволяя развиться примитивному голосу.
Terleme solumanın yerini alınca, boş kalan ağızları sayesinde ilkel sesler çıkarabiliyorlardı.כאשר הזיעה החליפה את ההתנשפות, הפה השתחרר ואפשר התפתחות קולות פרימיטיביים.
Terleme solumanın yerini alınca, boş kalan ağızları sayesinde ilkel sesler çıkarabiliyorlardı.ホモ・エレクトスは、ある時、本能的な火への恐怖を 克服し、初めて火を使いこなした。[ 180万年前 ]
Tüzük aşağıdaki ilkeler temelindeoluşturulmuştur:A szabályozás alapját az alábbialapelvek képezik:
Tüzük aşağıdaki ilkeler temelindeoluşturulmuştur:De concentratieverordening berust op de volgende beginselen:
Tüzük aşağıdaki ilkeler temelindeoluşturulmuştur:Denne er baseret på følgende principper:
Tüzük aşağıdaki ilkeler temelindeoluşturulmuştur:Förordningen bygger påföljande principer:
Tüzük aşağıdaki ilkeler temelindeoluşturulmuştur:Il est basé surles principes mentionnés ci-dessous.
Tüzük aşağıdaki ilkeler temelindeoluşturulmuştur:Nařízení vychází z následovních zásad:
Tüzük aşağıdaki ilkeler temelindeoluşturulmuştur:Reglementarease bazează pe principiile următoare:
Tüzük aşağıdaki ilkeler temelindeoluşturulmuştur:Rozporządzenie toopiera się na następujących zasadach:
Tüzük aşağıdaki ilkeler temelindeoluşturulmuştur:Sebasa en los siguientes principios:
Tüzük aşağıdaki ilkeler temelindeoluşturulmuştur:Sieberuht auf folgenden Grundsätzen:
Tüzük aşağıdaki ilkeler temelindeoluşturulmuştur:Spomenuté nariadenie vychádza znasledujúcichzásad:
Tüzük aşağıdaki ilkeler temelindeoluşturulmuştur:Uredba temelji na naslednjih načelih:
Tüzük aşağıdaki ilkeler temelindeoluşturulmuştur:ΒασίXεται στις ακλυθες αρές:
Tüzük aşağıdaki ilkeler temelindeoluşturulmuştur:Регламентът се базира на следнитепринципи:
Uç noktada vahşiliğe ve ilkel bir tür savaşa da yetkindirler.Chúng có thể cực kỳ hung hăng, thậm chí là một dạng chiến tranh sơ khai.
Uç noktada vahşiliğe ve ilkel bir tür savaşa da yetkindirler.Ils sont capables de brutalité extrême, et même de mener une sorte de guerre primitive.
Uç noktada vahşiliğe ve ilkel bir tür savaşa da yetkindirler.Képesek iszonyú kegyetlenségre, kezdetleges háborúkra.
Uç noktada vahşiliğe ve ilkel bir tür savaşa da yetkindirler.아주 잔인한 짓을 하거나 원시적인 전쟁을 벌이기도 합니다.
Uç noktada vahşiliğe ve ilkel bir tür savaşa da yetkindirler.Mogą stać się brutalne, a nawet prowadzić prymitywne wojny.
Uç noktada vahşiliğe ve ilkel bir tür savaşa da yetkindirler.São capazes de extrema brutalidade, até de um tipo de guerra primitiva.
Uç noktada vahşiliğe ve ilkel bir tür savaşa da yetkindirler.Sie sind zu extremer Brutalität fähig, bis hin zu einer Art primitivem Krieg.
Uç noktada vahşiliğe ve ilkel bir tür savaşa da yetkindirler.Son capaces de una brutalidad extrema, incluso de una especia de guerra primitiva.
Uç noktada vahşiliğe ve ilkel bir tür savaşa da yetkindirler.Sono capaci di una brutalità estrema, persino di una forma primitiva di guerra.
Uç noktada vahşiliğe ve ilkel bir tür savaşa da yetkindirler.Sunt capabili de o brutalitate extraordinară, chiar și de o formă de război primitivă.
Uç noktada vahşiliğe ve ilkel bir tür savaşa da yetkindirler.Ze kunnen extreem gewelddadig, zelfs oorlogszuchtig zijn.
Uç noktada vahşiliğe ve ilkel bir tür savaşa da yetkindirler.Είναι ικανοί για ακραία βία, ακόμη και για πρωτόγονο πόλεμο.
Uç noktada vahşiliğe ve ilkel bir tür savaşa da yetkindirler.Те са способни на крайна бруталност, дори на вид примитивна война.
Uç noktada vahşiliğe ve ilkel bir tür savaşa da yetkindirler.Шимпанзе могут быть крайне жестокими, иногда между ними разгорается своего рода война.
Uç noktada vahşiliğe ve ilkel bir tür savaşa da yetkindirler.Шимпанзе можуть бути вкрай жорстокими. Вони навіть здатні на, свого роду, війну.
Uç noktada vahşiliğe ve ilkel bir tür savaşa da yetkindirler.הם מסוגלים לבצע מעשי אכזריות קיצוניים, ואפילו לפתוח בסוג של מלחמה פרימיטיבית.
Uç noktada vahşiliğe ve ilkel bir tür savaşa da yetkindirler.إنها قادرة على الوحشية المتطرفة، وهي نوع من الحرب البدائية.
Uç noktada vahşiliğe ve ilkel bir tür savaşa da yetkindirler.たいがい攻撃的行動は近隣の群れに 属するチンパンジーに向けられます
Uluslararasıkılavuz ilkelerDirectrices internacionales
Uluslararası kılavuz ilkeler, veri setleri, şartnameler ve protokollerDirectives, ensembles de données, spécifications et protocoles au niveau international
Uluslararası kılavuz ilkeler, veri setleri, şartnameler ve protokollerDirectrices internacionales, conjuntos de datos, especificaciones y protocolos