Bunun gibi, biz de ruhsal yönden çocukken, dünyanın temel ilkelerine bağlı yaşayan kölelerdik.Chúng ta cũng như vậy, khi còn thơ ấu, phải phục dưới các lề thói của thế gian.
Bunun gibi, biz de ruhsal yönden çocukken, dünyanın temel ilkelerine bağlı yaşayan kölelerdik.Chúng_ta cũng như_vậy , khi còn thơ_ấu , phải phục dưới các lề_thói của thế_gian .
Bunun gibi, biz de ruhsal yönden çocukken, dünyanın temel ilkelerine bağlı yaşayan kölelerdik.Così anche noi quando eravamo fanciulli, eravamo come schiavi degli elementi del mondo
Bunun gibi, biz de ruhsal yönden çocukken, dünyanın temel ilkelerine bağlı yaşayan kölelerdik.이와 같이 우리도 어렸을 때에 이 세상 초등 학문 아래 있어서 종노릇 하였더니
Bunun gibi, biz de ruhsal yönden çocukken, dünyanın temel ilkelerine bağlı yaşayan kölelerdik.Således stode også vi, dengang vi vare umyndige, som Trælle under Verdens Børnelærdom.
Bunun gibi, biz de ruhsal yönden çocukken, dünyanın temel ilkelerine bağlı yaşayan kölelerdik.Således var også vi, dengang vi var barn, trælbundet under verdens barnelærdom;
Bunun gibi, biz de ruhsal yönden çocukken, dünyanın temel ilkelerine bağlı yaşayan kölelerdik.Sammalunda höllos ock vi, när vi voro barn, i träldom under världens »makter».
Bunun gibi, biz de ruhsal yönden çocukken, dünyanın temel ilkelerine bağlı yaşayan kölelerdik.Samoin mekin; kun olimme alaikäisiä, olimme orjuutetut maailman alkeisvoimien alle.
Bunun gibi, biz de ruhsal yönden çocukken, dünyanın temel ilkelerine bağlı yaşayan kölelerdik.Tak i my, když jsme byli maličcí, pod živly světa byli jsme v službu podrobeni.
Bunun gibi, biz de ruhsal yönden çocukken, dünyanın temel ilkelerine bağlı yaşayan kölelerdik.Tak i my: keď sme boli nedospelí, boli sme podrobení pod živly sveta, v službu.
Bunun gibi, biz de ruhsal yönden çocukken, dünyanın temel ilkelerine bağlı yaşayan kölelerdik.Tako smo bili tudi mi, dokler smo bili nedoletni, pod prvim ukom sveta zasužnjeni;
Bunun gibi, biz de ruhsal yönden çocukken, dünyanın temel ilkelerine bağlı yaşayan kölelerdik.Także i my, gdyśmy byli dziećmi, pod żywioły świata byliśmy zniewoleni.
Bunun gibi, biz de ruhsal yönden çocukken, dünyanın temel ilkelerine bağlı yaşayan kölelerdik.Tot aşa şi noi, cînd eram nevrîstnici, eram supt robia învăţăturilor începătoare ale lumii.
Bunun gibi, biz de ruhsal yönden çocukken, dünyanın temel ilkelerine bağlı yaşayan kölelerdik.Ουτω και ημεις, οτε ημεθα νηπιοι, υπο τα στοιχεια του κοσμου ημεθα δεδουλωμενοι
Bunun gibi, biz de ruhsal yönden çocukken, dünyanın temel ilkelerine bağlı yaşayan kölelerdik.Боя се за вас, да не би напусто да съм се трудил помежду ви.
Bunun gibi, biz de ruhsal yönden çocukken, dünyanın temel ilkelerine bağlı yaşayan kölelerdik.Так же й ми, як були малолітками, були підневолені первотинами сьвіта.
Bunun gibi, biz de ruhsal yönden çocukken, dünyanın temel ilkelerine bağlı yaşayan kölelerdik.Так и мы, доколе были в детстве, были порабощены вещественным началам мира;
Bunun gibi, biz de ruhsal yönden çocukken, dünyanın temel ilkelerine bağlı yaşayan kölelerdik.ככה גם אנחנו בעוד היותנו קטנים היינו משעבדים ליסדות העולם׃
Bunun gibi, biz de ruhsal yönden çocukken, dünyanın temel ilkelerine bağlı yaşayan kölelerdik.هكذا نحن ايضا لما كنا قاصرين كنا مستعبدين تحت اركان العالم.
Bunun gibi, biz de ruhsal yönden çocukken, dünyanın temel ilkelerine bağlı yaşayan kölelerdik.我 們 為 孩 童 的 時 候 、 受 管 於 世 俗 小 學 之 下 、 也 是 如 此
Bunun gibi, biz de ruhsal yönden çocukken, dünyanın temel ilkelerine bağlı yaşayan kölelerdik.我 們為 孩童 的 時候 、 受管於 世俗 小 學 之下 、 也是 如此
Bunu yapmak için bir nevi insanlara bağımlıydınız, ve bu temel ilke sayılırdı.Bạn sẽ phụ thuộc vào người ta để làm điều đó, và đó là khối xây dựng.
Bunu yapmak için bir nevi insanlara bağımlıydınız, ve bu temel ilke sayılırdı.De certa forma, dependíamos de outras pessoas para fazer isso, e isso eram os blocos de construção.
Bunu yapmak için bir nevi insanlara bağımlıydınız, ve bu temel ilke sayılırdı.Dipendevi dalle persone per farlo, e questa era la cosa basilare.
Bunu yapmak için bir nevi insanlara bağımlıydınız, ve bu temel ilke sayılırdı.En cierta forma dependíamos de la gente y ese fue el bloque constitutivo.
Bunu yapmak için bir nevi insanlara bağımlıydınız, ve bu temel ilke sayılırdı.Erai, într-un fel, dependent de oameni să facă asta, și asta era piatra de temelie.
Bunu yapmak için bir nevi insanlara bağımlıydınız, ve bu temel ilke sayılırdı.Függtél a többiektől, és ez jól összehozta a társaságot.
Bunu yapmak için bir nevi insanlara bağımlıydınız, ve bu temel ilke sayılırdı.Je was afhankelijk van anderen om dat te doen. Het was een bouwsteen.
Bunu yapmak için bir nevi insanlara bağımlıydınız, ve bu temel ilke sayılırdı.그렇게 하는 것을 서로에게 기대했으며 그것이 인터넷 사회의 기반이었죠.
Bunu yapmak için bir nevi insanlara bağımlıydınız, ve bu temel ilke sayılırdı.Man war darauf angewiesen, dass das so gehandhabt wurde und das war das tragende Element.
Bunu yapmak için bir nevi insanlara bağımlıydınız, ve bu temel ilke sayılırdı.Polegało się na ludziach, że to zrobią, i to była ta budująca świadomość.
Bunu yapmak için bir nevi insanlara bağımlıydınız, ve bu temel ilke sayılırdı.Vous dépendiez en quelque sorte des gens pour le faire, et c'était la pierre angulaire.
Bunu yapmak için bir nevi insanlara bağımlıydınız, ve bu temel ilke sayılırdı.Някак си разчиташ на хората да го направят и това бе градивният елемент.
Bunu yapmak için bir nevi insanlara bağımlıydınız, ve bu temel ilke sayılırdı.При такой системе люди зависят друг от друга. На этом всё строилось.
Bunu yapmak için bir nevi insanlara bağımlıydınız, ve bu temel ilke sayılırdı.סמכתם על האנשים שינהגו כך. וזו היתה אבן הבניין.
Bunu yapmak için bir nevi insanlara bağımlıydınız, ve bu temel ilke sayılırdı.ستكون نوعًا ما معتمدًا على الناس لفعل ذلك, كانت تلك اللبنة الأولى.
Bunu yapmak için bir nevi insanlara bağımlıydınız, ve bu temel ilke sayılırdı.インターネットの基盤となっていたのです このような共産主義的な原理が
Bu projede belli başlı ilkelerimiz var.Desain yang kami temukan memiliki sifat-sifat berikut.
Bu projede belli başlı ilkelerimiz var.Kế hoạch mà chúng tôi đưa ra có các đặc điểm như sau.
Bu projede belli başlı ilkelerimiz var.그래서 저희가 생각해낸 작업실 학교의 특징은 다음과 같았습니다.
Bu projede belli başlı ilkelerimiz var.Nasz projekt miał mieć te elementy:
Bu projede belli başlı ilkelerimiz var.Şi concepția cu care am venit avea următoarele caracteristici.
Bu projede belli başlı ilkelerimiz var.To, čo sme navrhli, malo nasledujúce vlastnosti.
Bu projede belli başlı ilkelerimiz var.Unsere Gestaltung dessen hatte die folgenden Charakteristika.
Bu projede belli başlı ilkelerimiz var.Ο σχεδιασμός μας είχε τα εξής χαρακτηριστικά.
Bu projede belli başlı ilkelerimiz var.И вот какие отличительные признаки появились у разработанного нами проекта.
Bu projede belli başlı ilkelerimiz var.І проект, що ми вигадали, мав наступні характеристики.
Bu projede belli başlı ilkelerimiz var.ואתם לומדים מעבודה. והעיצוב שהגענו אליו הכיל את התכונות הבאות.
Bu projede belli başlı ilkelerimiz var.و تتمتع التصميم التي توصلنا اليها بالصفات التالية.
Bu projede belli başlı ilkelerimiz var.まず初めに、学校の規模を小さくしました
Burada, bunu yapmak hayatı boyunca işletim ilkesi olmuş biri duruyor.여기 있는 사람은 그의 전 생애를 걸쳐 작업을 해왔는데 말이죠
Burada, bunu yapmak hayatı boyunca işletim ilkesi olmuş biri duruyor.Macie tutaj kogoś kto jest idealnym przykładem człowieka, który robi to całe życie. OK? Próbuje to zrozumieć.
Burada, bunu yapmak hayatı boyunca işletim ilkesi olmuş biri duruyor. Tamam mı?Aveţi pe cineva aici care are principiul operativ de a face asta toată viaţa.
Burada, bunu yapmak hayatı boyunca işletim ilkesi olmuş biri duruyor. Tamam mı?Sie haben hier oben jemanden, der das operative Prinzip ist dies sein ganzes Leben zu tun, ok?
Burada, bunu yapmak hayatı boyunca işletim ilkesi olmuş biri duruyor. Tamam mı?Tienen a alguien aquí arriba que de esto ha hecho una elección de vida.
Burada, bunu yapmak hayatı boyunca işletim ilkesi olmuş biri duruyor. Tamam mı?Имате някой, който е тук горе и има оперативния принцип да прави това през целия си живот.
Burada, bunu yapmak hayatı boyunca işletim ilkesi olmuş biri duruyor.יש כאן למעלה מישהו שהלכה למעשה עושה את זה כל חייו. או.קיי.?
Burada, bunu yapmak hayatı boyunca işletim ilkesi olmuş biri duruyor.لديكم شخص هنا قضى حياته في فعل ذلك .
Bu resim bütün ilkeye dağıtlıldı.A tento obrázok sa rozšíril po krajine.
Bu resim bütün ilkeye dağıtlıldı.Dan gambar ini dikirimkan ke seluruh negara.