Bir "pozitif ayrımcılık" ilkesi haline geldi bugün dediğimiz şekliyle.Стана политика на "позитивната дискриминация," както я наричаме.
Bir "pozitif ayrımcılık" ilkesi haline geldi bugün dediğimiz şekliyle.Это стало политикой "позитивной дискриминации", как мы ее сейчас называем.
Bir "pozitif ayrımcılık" ilkesi haline geldi bugün dediğimiz şekliyle.ולהכשירם לכל סוג אפשרי של עבודה. המדיניות הפכה ל-"מדיניות העדפה מתקנת,"
Bir "pozitif ayrımcılık" ilkesi haline geldi bugün dediğimiz şekliyle.أصبحت سياسة "تمييز إيجابي." نسميها الآن.
Bir "pozitif ayrımcılık" ilkesi haline geldi bugün dediğimiz şekliyle.呼んでいます この方策は
Bir tür ilkel çorbamız var.Donc nous avons cette sorte de soupe primitive.
Bir tür ilkel çorbamız var.Então nós temos esta espécie de sopa primordial.
Bir tür ilkel çorbamız var.Hay una especie de caldo primigenio.
Bir tür ilkel çorbamız var.Így hát van valamiféle ős-levesünk.
Bir tür ilkel çorbamız var.Jadi ada semacam sup purba.
Bir tür ilkel çorbamız var.그래서 우리에게는 원시적인 수프가 있습니다
Bir tür ilkel çorbamız var.Mamy jakiś rodzaj pierwotnej zupy.
Bir tür ilkel çorbamız var.Și deci avem un fel de supă primordială.
Bir tür ilkel çorbamız var.Takže máme nějakou pravěkou polévku.
Bir tür ilkel çorbamız var. Ve bu tüm 20 amino aside iyi bir kaynak oluyor.Quindi c'è questa specie di brodo primordiale, che si rivela una buona fonte di tutti e 20 gli aminoacidi.
Bir tür ilkel çorbamız var. Ve bu tüm 20 amino aside iyi bir kaynak oluyor.Έτσι έχουμε ένα είδος αρχέγονης σούπας. η οποία τυχαίνει να είναι μια καλή πηγή με όλα τα 20 αμινοξέα.
Bir tür ilkel çorbamız var. Ve bu tüm 20 amino aside iyi bir kaynak oluyor.Отож маємо так звану первинну суміш елементів, яка може служити хорошим джерелом для всіх 20 амінокислот.
Bir tür ilkel çorbamız var.Vì thế chúng tôi có một số loại hỗn hợp căn bản
Bir tür ilkel çorbamız var.We hebben een soort oersoep.
Bir tür ilkel çorbamız var.Wir haben also irgendeine Art Ursuppe.
Bir tür ilkel çorbamız var.Есть некий первичный суп.
Bir tür ilkel çorbamız var.Така че ние имаме някаква първична супа.
Bir tür ilkel çorbamız var.כך שיש לנו מין מרק קדמוני.
Bir tür ilkel çorbamız var.لذا فلدينا ما يشبه الحساء الأولى.
Bir tür ilkel çorbamız var.これがたまたま 20種もの
Biz Google'da, SEO'daki temel ilkenin, sürekli bir şekilde gelişmekte olduğunu bilmekteyiz.Chez Google, nous pensons que ce qui caractérise principalement la SEO, c'est qu'elle évolue constamment.
Biz Google'da, SEO'daki temel ilkenin, sürekli bir şekilde gelişmekte olduğunu bilmekteyiz.Cuanto más rápido pueda iterar tu equipo, mejor.
Biz Google'da, SEO'daki temel ilkenin, sürekli bir şekilde gelişmekte olduğunu bilmekteyiz.Di Google, sudah terkenal kalimat ini, hal konstan utama dalam SEO adalah SEO selalu berkembang.
Biz Google'da, SEO'daki temel ilkenin, sürekli bir şekilde gelişmekte olduğunu bilmekteyiz.Googlella meillä on ollut tapana sanoa päävakion olevan - hakukoneoptimoinnissa sen jatkuvan kehittymisen.
Biz Google'da, SEO'daki temel ilkenin, sürekli bir şekilde gelişmekte olduğunu bilmekteyiz.In Google abbiamo coniato il detto "la costante principale del SEO è che sia costantemente in evoluzione".
Biz Google'da, SEO'daki temel ilkenin, sürekli bir şekilde gelişmekte olduğunu bilmekteyiz.La Google, credem că principala constantă a SEO este că evoluează continuu.
Biz Google'da, SEO'daki temel ilkenin, sürekli bir şekilde gelişmekte olduğunu bilmekteyiz.Mawiamy w Google, że główną stałą wartością w optymalizacji SEO jest jej nieustanny rozwój.
Biz Google'da, SEO'daki temel ilkenin, sürekli bir şekilde gelişmekte olduğunu bilmekteyiz.No Google, somos conhecidos por dizer que a principal constante em SEO é estar constantemente em evolução.
Biz Google'da, SEO'daki temel ilkenin, sürekli bir şekilde gelişmekte olduğunu bilmekteyiz.På Google har vi varit vet att säga att det viktigaste konstant i SEO är att det ständigt är under utveckling.
Biz Google'da, SEO'daki temel ilkenin, sürekli bir şekilde gelişmekte olduğunu bilmekteyiz.We zeggen bij Google vaak dat de belangrijkste constante bij SEO is dat het zich doorlopend ontwikkelt.
Biz Google'da, SEO'daki temel ilkenin, sürekli bir şekilde gelişmekte olduğunu bilmekteyiz.В компании Google есть поговорка: основная постоянная поисковой оптимизации - это ее постоянное развитие.
Biz Google'da, SEO'daki temel ilkenin, sürekli bir şekilde gelişmekte olduğunu bilmekteyiz.У компанії Google є приказка: основа постійної пошукової оптимізації - це її постійний розвиток.
Biz Google'da, SEO'daki temel ilkenin, sürekli bir şekilde gelişmekte olduğunu bilmekteyiz.في Google، كان يُعرف عنا أننا نقول إن الشيء الثابت الرئيسي في عملية تحسين محركات البحث هو أنها تتطور باستمرار.
Biz Premack ilkesini kullanıyoruz.Ehhez az ún. Premack-elvet használjuk.
Biz Premack ilkesini kullanıyoruz.Folosim principiul lui Premack.
Biz Premack ilkesini kullanıyoruz.'프리맥의 원리'를 사용하는 겁니다.
Biz Premack ilkesini kullanıyoruz.On utilise le principe de Premack.
Biz Premack ilkesini kullanıyoruz.Stosujemy zasadę Premacka.
Biz Premack ilkesini kullanıyoruz.We gebruiken het Premack-principe.
Biz Premack ilkesini kullanıyoruz.Wir benutzen das "Premack" Prinzip.
Biz Premack ilkesini kullanıyoruz.Y esto último es muy sencillo. Usamos el principio de Premack.
Biz Premack ilkesini kullanıyoruz.Χρησιμοποιούμε την αρχή του Πρίμακ.
Biz Premack ilkesini kullanıyoruz.Используем принцип Премака.
Biz Premack ilkesini kullanıyoruz.אנחנו משתמשים בעקרון של פרימק.
Biz Premack ilkesini kullanıyoruz.نحن نستخدم مبدأ بريماك.
Biz Premack ilkesini kullanıyoruz.基本的に、低頻度行動
Bosnalılar tarafından inanılmaz, ilkeli bir çaba ile gerçekleştirildi.엄청난, 원칙에 입각한 노력에 의해 이루어진 것인데 물론 보스니아인 자신들의 노력 또한 굉장히 컸습니다.
Bosnalılar tarafından inanılmaz, ilkeli bir çaba ile gerçekleştirildi.של קהילייה בינלאומית, ומעל לכל, כמובן, ע"י הבוסנים עצמם.
Bosnalılar tarafından inanılmaz, ilkeli bir çaba ile gerçekleştirildi.بين المجتمعات الدولية وطبعاً وفوق كل هذا قد تم ذلك بواسطة البوسنين
Bosnalılar tarafından inanılmaz, ilkeli bir çaba ile gerçekleştirildi.そして何よりも、 ボスニアの人たちによって成し遂げられました。 そして、この経緯こそ注目するべきです。
Bosnalılar tarafından inanılmaz, ilkeli bir çaba ile gerçekleştirildi.国家的军队缩减了。 波斯尼亚今天的犯罪率
Böylece o gece dağdan kaçan o adam neşeyle değil saf, ilkel bir korkuyla ürperdi.Así el hombre que bajó de la montaña esa noche temblaba no con alegría sino con un temor sombrío y primordial.
Böylece o gece dağdan kaçan o adam neşeyle değil saf, ilkel bir korkuyla ürperdi.Człowiek, który zbiegl tamtej nocy z góry drżał nie z radości, ale z czystego, pierwotnego strachu.
Böylece o gece dağdan kaçan o adam neşeyle değil saf, ilkel bir korkuyla ürperdi.De man die die nacht de heuvel afvluchtte, trilde dus niet van vreugde maar van hevige, primordiale angst.
Böylece o gece dağdan kaçan o adam neşeyle değil saf, ilkel bir korkuyla ürperdi.그날 밤, 산 아래로 달아난 그 남자는 기쁨이 아닌 분명하고 본능적인 공포에 떨었습니다.