İlk olarak 1523'te,Fransiskan misyoner Pedro de Gante tarafından yerliler için ilkel okullar açılmıştı.先住民族のための最初の学校は1523年に修道士のペドロ・デ・ガンテによって創設された。
Pareto ilkesi, 80/20 kuralı olarak da bilinir.パレートの法則 80-20の法則
Tutmak anlamına gelen "İmsak" da, sükuta benzer bir ilkedir.荒魂は先鋒(さき)として師船(みいくさのふね)を導かむ」という神託があったとある。
Bu, 1960'lar için ilkel değil gelişmiş bir bilgisayardı.古くはコンピュータが普及していなかった1960年代から使用されてきた。
(Sizi ilkel yaratıklar, beni dinleyin!」「原生生物を倒せ!
Katı bir liderlik ilkesi vardır.強いリーダーシップがあること。
Avusturya Okulu insan eylemlerinin temel ilkelerinden yola çıkarak bir ekonomik teori kurmaya çalışır.経済学のオーストリア学派は、経済現象の基礎を個人の意図的な行動に置く方法論的個人主義を提唱した。
Kütüphane sıralamasının ana ilkesi budur.これが図書館ソートの基本的な原理である。
Çalışmalar Bologna sürecinin temel ilkelerine uygun olarak yürütülmektedir.大学での研究はボローニャ・プロセスの原則にもとづいている。
Hizmet tasarımında temel ilkesi "mümkün olduğunca basit, ama bundan daha tutunma" olmasıdır.ネーミング時の説明文は「ふたごの おとうと やさしい おとこのこだ」。
Bu durum evrensel ilkeyi güçlendirmektedir.これは国際秩序の根本原理をお示しになったものであろうか。
Eski yöntemlerle dünyayı vampirlerin hüküm sürdüğü ilkel haline çevirmek ve yeryüzünün kraliçesi olmak ister.それを使い、地上をゾンビの世界に変え、女王として君臨する野望を持つ。
Parlamenter sistemlerde çoğunluk ilkesi genel olarak esastır.一般には議事の決定には多数決の原則が採用される。
O dönemden beri parti demokratik merkeziyetçilik ilkesine göre işler.以降、民主党旧派の重鎮として活動。
Pek çok roman kilisesi bu ilke üzerine kurulmuştur.聖人伝の多くはこうした修道院で作成された。
Temel ilke 1859 yılından bu yana değişmedi.製造方法は1850年代から基本的に変わっていない。
Ayrıca, ihtiyaç içinde olanlar için bir tür kendine yardım ilkesine göre çalışan atölyeler açılmıştı.また以前から、実際の住所以外の場所に何らかの貢献をしたいという人は存在した。
Kişar, Anşar'ın karısı, kız kardeşi ve dişi tamamlayıcısıdır; o dişi ilkedir.家族構成はナンパ師の父(チャラい)と小悪魔な母(どちゃらい)とクレイジーな姉(恐い)とNo.1ホストの弟(鬼畜)とシラけた犬の5人と1匹。
Şövalyelerin uyması ya da benimsemesi gereken 10 temel ilke vardı.当初は全103条から成り、騎士団の構成や、団員の義務をはじめ組織の運営に必要な事項が示されている。
Bu şekilde üç albümün bir arada satışa çıkmasıyla birlikte bir ilke daha imza atılmış oldu.なぜならこれらは3回前に読まれたアルファベットと同一だからである。
Bu ilke, hukukî sebepten soyutluk ilkesinin zıttıdır.これが法の不知による違法性の錯誤である。
Üzerinde tartışılan dört temel ilke olduğu belirtilebilir.私が考えるに、四つの主な要因が彼に破滅をもたらした。
Buna eşmarjinal ilkesi adı verilir.はじめの名を道徳といった。
Nürnberg ilkeleri bir savaş suçunun ne şekilde teşkil ettiğini belirlemek için konulan bir dizi kuraldır.纽伦堡原则是确定哪些行为构成战争罪的一系列指导性原则。
28 Haziran 1832'deki "Altı Madde", monarşik egemenlik ilkesini tekrar doğruladı.1832年6月28日的《六条》主要重新强调了君主权威的原则。
Kefalet sözleşmesi ilke olarak karşılıksız (ivazsız) bir sözleşmedir.債權基於債之相對性,原則上僅能對特定人主張。
Her bir sütun uluslarüstü ve hükûmetlerarası ilkelere dayalıdır.凡事之本在人主,人主之患,在先事而簡人,簡人則事窮矣。
Yani Huygens ilkesi bağımsız bir ilke değildir.uname本身不是一个独立的程序。
Düşünce özgürlüğü, demokrasinin temel ilkesidir.民主是解放思想的重要条件。
Grup, insanın olduğu her yerde oynamayı kendine ilke edinmiştir.我一直梦想着日本人民无论身在何方都可以为他们自己感到骄傲。
Onlar, asli ilkeler olmanın da ötesinde bir öneme hâizdirler.他的惡行比以前諸王更甚。
Bu maksatla alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı olarak yorumlanamaz.非完整約束不能夠用上述方程式表示。
(Bohr nedeniyle tamamlayıcılık ilkesi).)》(芳文社)連載,全1冊)。
Pauli çıkarma ilkesi bir sistemdeki iki elektronun aynı durumda bulunamayacağını söyler.泡利不相容原理指出在同一系統下的兩個電子不可能處於同一狀態。
Bu yüzden karşılanım ilkesi doğrudur.至此,夙願成真。
Soldner'ınki ile aynı değer 1911’de Einstein tarafından denklik ilkesine dayandırılarak hesaplanmıştı.愛因斯坦於1911年只利用等效原理計算出與索爾德納相同的數值。
Bu ilke ihtiyatlılık kavramını esas alır.这就是警示中枢发挥的作用。
Maglev trenler de temelde bu ilkeyle çalışırlar.激光正是以这种基本过程工作的。
(Sizi ilkel yaratıklar, beni dinleyin!) 「父兮生我,母兮鞠我。
Özcü ders müfredatı olgular temelinde ve daha fazla gönüllülüğe dayalı ve daha az liberal ve ilkeseldir.要素主义课程更多地倾向于职业性,以事实为基础,而较少自由主义,以原理为基础。
Bu denklik ilkesinin en önemli sonucu, serbest düşen nesneler için geçerlidir.这个原理最重要的推论应用到自由下落的物体上面。
Bir şekilde ilkel atalarına çekmişlerdir.奉祀太祖先師。
Akıl ilkelerine bağlı kalınarak, akıl yürütme yolu ile ulaşılan bir bilgi değildir.识蕴,对境而了别识知事物之心之本体。
Rekabet, "mü'min mü'minin kardeşidir" ilkesinin sonucu olarak sınırlandırılmıştır.此兄弟之二商人等歸依佛法,唱二歸依成為信士。
Bu ilke tam açıklama kavramını esas alınarak yaratılmıştır.可以看出正交的概念正是在此基础上推广而来的。
Devletin örgütlenmesi ve etkinliği, demokratik merkeziyetçilik ilkesine uygun olarak gerçekleşir.政党的目的、组织和活动应该符合民主原则。
Yönetim şekli, halkın mukadderatını bizzat ve fiili olarak yönetmesi ilkesine dayanır.原教旨主義主张根据《可兰经》来严格管理个人和社会生活。
Yargılamanın aleniyeti ilkesi Anayasa Mahkemesi davalarında geçerli değildir.他们声称,宪法给予最高法院的初审管辖权的部分并不适用。
Tanzimatın öngördüğü ilkeleri uygulamak için Meclis-i Âli-i Tanzimat kuruldu (1853).但乾隆帝追究前事,批示“金文淳曾經身獲重譴,加恩錄用。
Quaker tarikatinin ilkelerinden biri, kadın ve erkek arasında entelektüel eşitliktir.貴格會的其中一個重要信條就是女性和男性的智力是相等的。
Yasalara göre dışarıda (mikro-dünyanın ötesinde) günah, suç, ilkellik vardır.聖經裡雖沒有出現過原罪、罪性或原罪論等字眼。
Kanun önünde eşitlik liberalizmin temel ilkelerinden biridir.法治以及法律之前人人平等是自由主義的基本概念。
Tutmak anlamına gelen "İmsak" da, sükuta benzer bir ilkedir.這些額外的內能或稱為應變能,就如同壓縮的彈簧。
Judo, Jujutsu dan geliştirilmiş ve temel ilkeleri 1882'de Dr. Jigoro Kano tarafından tanımlanmıştır.柔道是發源於日本的一項武道,在1882年由日本人嘉納治五郎創立。
Yaşantımı bir takım ahlaki ilkeler doğrultusunda göstermeye özen gösteriyorum.意即Living In My Exciting STARDOM。
Yoksa bu, holografik ilkeye işaret eden şiirsel anlatımdan başka bir şey değil mi?””,但小说版标为“そんとく Sontoku ?
İlk olarak, (herhangi) ana ilkeleri ihlal ettiğimin farkında değilim.그러므로 어느 쪽이 먼저인지는 밝혀진 바 없다.
Tutmak anlamına gelen "İmsak" da, sükuta benzer bir ilkedir.잡염심소(雜染心所) "염(念)심소는 역시 일찍이 익힌 것의 양상을 요별한다.
Kişar, Anşar'ın karısı, kız kardeşi ve dişi tamamlayıcısıdır; o dişi ilkedir.양공(襄公)의 장남으로, 소공(昭公)과 정공(定公)의 형, 어머니는 경귀(敬歸)이다.
Deizm iki temel ilkeye dayanır.소쉬르는 두가지 기본 원리를 얘기한다.