Ana içeriğe geç
Sözlük

ilke ile cümle

ilke kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Bu ilke Nazi Almanyası'nın dış politikasının temelini oluşturmuştur.Cette particularité allemande découle de la politique du Troisième Reich.
Juran, sorunların yüzde 80’inin, olası sebeplerin yüzde 20’si tarafından oluştuğu ilkesini savunur.Juran en tire l'idée que, pour un phénomène, 20 % des causes produisent 80 % des effets.
Sagnac etkisi RLG’ninkinde kullanıldığı gibi FOG’unkinde kullanılan aynı ilkedir.Ce type d'irrigation est similaire à celui que l'on a suggéré avoir été employé à Jéricho.
Bir şekilde ilkel atalarına çekmişlerdir.Il attaqua les prêtres réfractaires.
Bu durum bilinmezlik ilkesi olarak bilinir.Cette affirmation est connue sous le nom de principe d'incertitude.
Bu kuruluşlar da diğerleri ile aynı ilkelere dayanmışlardır.La constitution des autres groupes obéit aux mêmes principes.
Kendisine göre tıbbın ilk kuralı “Primum non nocere” (Önce zarar verme!) ilkesidir.Le principe primum non nocere est central à l’exercice médical.
Bu bağlamda da ortak sağlık standartları veya ergonomik ilkeler çerçevesinde üretim olanağı sağlanmalıdır.Faciliter l'intégration aux projets des recommandations santé/sécurité/ergonomie.
Tüketimde ise bu ilke herkesin ihtiyacına göre olmaktadır.Ce sont les tantes qui, pour le bien de tous, décident de tout.
Hertz’in en az kavislik ilkesi de Gauss’un harekette en az kısıt ilkesinin bir sonucudur.Les décompositions les plus simples sont celles qui ont lieu par la Méthode de M. Gauss.
İkinci güçlük ise nedensellik ilkesinin uygulanabilirliği konusundadır.La seconde issue est d’adopter l’hypothèse du multivers.
Grup, insanın olduğu her yerde oynamayı kendine ilke edinmiştir.Je crois en revanche que je donne priorité partout à l'humain.
Bu görüş dokuz ana ilkeye dayanmaktadır.Ce service initial était constitué de neuf routes principales.
Dinamo-elektrik ilkesi 1866'da Werner Siemens tafından bulundu.1866 : machine dynamo électrique de Werner Siemens.
Yasalar güven ve dürüstlük ilkesine göre işler.Elle s´appuie sur les principes d´honnêteté et de crédibilité.
Belirsizlik ilkesiyle onaylandı.L'évasion est préméditée.
Said Nursi bu dönemde günlük siyasetten uzak kalmayı kendine ilke edinir.Sarratea se tint alors pour un temps éloigné de la politique.
Oysa amaç ve ilkeler yönünden ayrışırlar.Certains devaient conserver leur destination et leur aspect d'origine.
Bu yemin, hukukun üstünlüğü ilkesini ve hukukun bütün bireylerden üstün olduğu kabulünü temsil eder.Ce verdict vous met hors la loi, vous et tous ceux qui défendent votre cause.
Yarı ilkel bu Kıpçakları sıkı bir askeri eğitime tabi tuttu.Le premier est de savoir pourquoi ces exercices physiques ont pris la forme d'un entraînement martial.
Bu düşünce aslında parlamentonun egemenliği ilkesinin bir sonucu olarak da görülebilir.Là encore, il semble y avoir contradiction avec le principe même de souveraineté du peuple.
Böylece uluslarüstü ilkelere göre oluşturulmuş ilk uluslararası topluluk kurulmuş oldu.Elle fut au niveau européen la première organisation basée sur des principes résolument supranationaux.
(Muayyenlik) Belirlilik ilkesi Ayni haklar yalnızca önceden belirli nesneler üzerinde kurulabilirler.Jugement a priori que l'on doit cependant pouvoir cerner à partir de critères distinctifs.
Burada belirsizlik ilkesi vardır.Là encore, l'ambiguïté règne.
Sıralamalar oluşturulurken öncelikle altın madalya üstünlüğü ilkesi dikkate alınmıştır.On compte d'abord les médailles d'or.
Bu ilke, tüm çizgi romanın temel konusunu özetler.Ces églises appartiennent intégralement au premier art roman.
Su cenderesi, Pascal ilkesinden yararlanarak yapılmış ve bu ilkeyle çalışan araçtır.C'est bien cette propriété, fondée sur une méthode empirique, qui fut utilisée ici.
Taylor'un bilimsel yönetimi dört ilkeden oluşur.La administración científica de Taylor consiste en cuatro principios: Primero.
Bölüm 2: Taylor, bu bölümde, kendi bilimsel yönetim ilkelerini anlatmıştır.En esta sección, Taylor explicó sus principios de la administración científica.
Zamanla bu ilkel motorlar sonunda atların yerine kullanıldı.Con el tiempo, estos motores tempranos finalmente serían utilizados en lugar de caballos.
Georg Cantor iyi-sıralılık ilkesini "temel bir akıl yürütme kuralı" olarak kabul ediyordu.Georg Cantor consideró el teorema del buen orden como un "principio fundamental de pensamiento".
Mevcut model, iyi yönetim ve etkin iletişim ilkeleri doğrultusunda oluşturulmuştur.El modelo actual se ha diseñado de acuerdo con los principios de buen gobierno y comunicación efectiva.
Bu makalede Eşitlik ilkesini ele aldı ve Fermi koordinatlarını sundu.En este artículo examinó el principio de equivalencia e introdujo las llamadas coordenadas de Fermi.
Pareto ilkesi, 80/20 kuralı olarak da bilinir.En este sentido se regía también por el principio de Pareto (Clasificación ABC) o regla del 80/20.
Sonraki dört ilke ise insanın davranış biçimi ile ilgilidir.Los cuatro primeros corresponden al planteamiento de la obra.
Bu ilkede önemlilik kavramı esas alınır.Nosotros haremos bien de respetar esta vinculación primaria.
Yaşamın ilkesi ve yol göstericisidir.Un camino de vida y de creación.
Özcü ders müfredatı olgular temelinde ve daha fazla gönüllülüğe dayalı ve daha az liberal ve ilkeseldir.Y es escuela de subordinación de aquello que es particular e inferior a aquello que es universal e inmortal.
Bu ilke serbest ticaret anlayışını destekler.Este principio apoya el argumento económico para el libre comercio.
Belirsizlik ilkesi, 1927 yılında Werner Heisenberg tarafından öne sürüldü.Este principio fue enunciado por Werner Heisenberg en 1927.
Bu olaydan önce partiyle ilişkisi partimizin ilkelerine uygun davranışlar göstermediği için kesilmiş.Aseguró de que su discurso ya no es propio de los principios de su partido.
Eşitlik, özgürlük ve adalet ilkeleri yaygınlaşmaya başladı.Cada vez son más amplios los horizontes de libertad, de justicia y de paz.
D’Alembert İlkesi Konunun inşa edildiği zemin D’Alembert ilkesidir.Finalmente sumando las N ecuaciones anteriores se sigue exactamente el principio de D'Alembert.
Bu ilke ihtiyatlılık kavramını esas alır.En cuarto lugar, los conservadores se guían por su principio de prudencia.
Başka bir temel ilke, bütünün parçaların toplamından daha büyük olmasıdır.Otro primer principio nos dice que el todo es mayor que la parte.
Bu fermionlar ihtiyacı Pauli ayırma ilkesinden kayaklanır.Los quarks al ser fermiones deben seguir el principio de exclusión de Pauli.
Hoyle, antropik ilkeyi kullanarak karbondan oluştuğunu göstermiştir.Extrajo el metal suponiendo que sería antimonio.
Devletin örgütlenmesi ve etkinliği, demokratik merkeziyetçilik ilkesine uygun olarak gerçekleşir.La organización y funcionamiento del club deberá atender a principios democráticos.
Üstünlük kompleksi, Alfred Adler tarafından ortaya atılan Bireysel Psikolojinin temel ilkelerinden biridir.La psicología individual es una teoría psicológica ideada por Alfred Adler.
Karma eğitim ilkesi kabul edildi.La tesis de Carpio fue aceptada.
(Sizi ilkel yaratıklar, beni dinleyin!(Espíritus malignos, ¡desvanézcanse!).
Selefiliğin yedi temel ilkesi bulunur.Desde Bucarest salen siete líneas principales.
İslami ilkeler, 1300 yıl öncesinde olduğu kadar bugün de uygulanabilir olma özelliklerini sürdürmektedir.También sucedió lo mismo en Japón, pero esa costumbre se ha podido rastrear solo hasta mil años atrás.
İkinci güçlük ise nedensellik ilkesinin uygulanabilirliği konusundadır.La diferencia principal está en la capacidad para resolver problemas.
Bu argümanda sıradanlık ilkesi de kullanılır.En caso contrario, se aplica el principio de reciprocidad.
Anayasanın ilk üç makalesi, kuvvetler ayrılığı ilkesini ifade eder.La primera de estas tres obras, El prestigio de la lejanía.
(Bohr nedeniyle tamamlayıcılık ilkesi).(ZBD viene de sus iniciales).
Kabarcık odası uygulama ve temel ilkede sis odası ile benzerdir.La cámara de burbujas es similar a la cámara de niebla en su aplicación y principios básicos.
Her belit bir ilkedir, ama her ilke bir belit değildir.Un mote es un nodo pero un nodo no es siempre un mote.
Bu yapıtta psikanalizin temel ilkelerine rastlanır.Esta representación está basada en principios psicológicos de la percepción.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod