Ana içeriğe geç
Sözlük

ilke ile cümle

ilke kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
4
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Sizin ilkeleriniz eylemleriniz ile tutarlı değil.Your principles are not consistent with your actions.
Aynı ilkelere sahibiz.We hold the same principles.
Ne olursa olsun acı sona kadar ilkelerime bağlı kalacağım.Whatever happens, I'll stick to my principles to the bitter end.
Ne olursa olsun sonuna kadar ilkelerime bağlı kalacağım.Whatever happens, I'll stick to my principles to the bitter end.
O benim ilkelerime aykırı.That runs against my principles.
Ben ilke olarak öneriye katılıyorum.I agree to the proposal in principle.
Vatansever, ahlaki ilkelerine bağlı kalır.The patriot sticks to his moral principles.
Yıllar önce bu ilke yaygın olarak tanınmıştır.Years ago this principle was widely recognized.
Bu ona kıyasla oldukça ilkeldi.This was quite primitive compared to that.
Borç para almak ilkelerime aykırıdır.It is against my principles to borrow money.
Çocuklar kampa gittiğinde, ilkel bir şekilde yaşamanın tadını çıkarıyorlar.When the boys go camping, they enjoy living in a primitive way.
Altıdan önce kalkmayı ilke edinirim.I make a point of getting up before six.
Büyü, ilkel toplumda önemli bir rol oynar.Magic plays an important part in primitive society.
Korku değil, umut insan ilişkilerinde yaratıcı ilkedir.Hope, not fear, is the creative principle in human affairs.
Çoğunluk kuralı demokrasinin temel ilkesidir.Majority rule is a basic principle of democracy.
O, ilkelerine bağlıdır.He sticks to his principles.
O her gün on sayfa okumayı ilke edindi.He made a point of reading ten pages every day.
O akşam yemeğinden önce çalışmayı ilke edinir.He makes a point of studying before supper.
Onlar bu ilkel aletleri kullandılar.They used those primitive tools.
O, partiye katılmamı ilke edindi.She made a point of my attending the party.
Beni ziyaret etmeyi ilke edindi.She made a point of visiting me.
O her sabah bir bardak süt içmeyi ilke edinir.She makes a point of drinking a glass of milk every morning.
Beni ilkel bir ormanda yalnız bırakarak kampa geri döndün.You went back to the camp leaving me alone in the primeval forest.
Açıklık her teknik yazarın bir yol gösterici ilkesi olmalıdır.Clearness should be a guiding principle of every technical writer.
Kralın ilkelerinde sabit bir standart vardır.There is a fixed standard in the king's principles.
Esperanto konuşanlar hala ilke olarak en azından iki dillidirler.Esperanto speakers are in principle still at least bilingual.
O zamanlar orada ilkel insanlar yaşıyordu.At that time a primitive people lived there.
O, ilkeleri için gerçek bir inatçıydı.He was a real stickler for his principles.
Eşit uzaklık ilkesi nedir?What is principle of equidistance?
Bu ilkelerime aykırı.It's against my principles.
Bu ders kitabının ilkesi iletişimsel yönteme dayanmaktadır.The principle of this textbook is based on the communicative method.
Bu küresel şirket genel olarak kabul görmüş muhasebe ilkelerini izliyor.This global company follows generally accepted accounting principles.
Tom'un ilkesiz olduğunu düşünüyor musunuz?Do you think Tom is unprincipled?
Bu programın genel ilkeleri bugün hâlâ geçerlidir.The general principles of this programme are still valid today.
Haziran ayı sonuna kadar tarafların ilke anlaşmasına varmaları gereklidir.The two sides must reach an agreement in principle by the end of June.
Tom ilkeli, değil mi?Tom is principled, isn't he?
Bu bizim ilkelerimizi ihlal eder.That would violate our policy.
Onun ilkelerine aykırı gidemedi.He couldn't go against his principles.
Tom'un hiç ilkeleri yok.Tom has no principles.
Cesaret, Hanuka'nın temel bir ilkesidir.Bravery is a central principle of Hanukkah.
Bu oldukça ilkel bir web sitesidir.This is a fairly primitive website.
Bu ülke, özgürlük, eşitlik ve kardeşlik ilkeleri üzerine kurulmuş.This country is founded upon the principles of freedom, equality and fraternity.
Bu odada birkaç ilkel vazo duruyor.Several primeval vases stand in this room.
Bunlar, uğrunda ölmek için iyi ilkeler.These are good principles to die for.
Bunlar iyi ilkeler.These are good principles.
Uğrunda ölmek için iyi bir ilke.It's a good principle to die for.
Onlar iyi ilkeler.They're good principles.
Bu ilkelerin ölmeye değer olduğunu düşünüyorum.I think these principles are worth dying for.
Birinin ilkeleri için savaşmak onlara göre yaşamaktan daha kolaydır.It is easier to fight for one's principles than to live according to them.
Varshney'nin belirttiği gibi "saf ilkelciler ve saf instrumentalistler artık yok."As Varshney notes, "pure essentialists and pure instrumentalists do not exist anymore".
28 Haziran 1832'deki "Altı Madde", monarşik egemenlik ilkesini tekrar doğruladı.The "Six Articles" of 28 June 1832 primarily reaffirmed the principle of monarchical authority.
En iyi bilinen ilkel istatistik yöntemleri parametriktir .Most well-known elementary statistical methods are parametric.
"Abdi İpekçi ilkeleriyle anılacak" (Turkish)."Abdi İpekçi ilkeleriyle anılacak".
Bölüm 2: Taylor, bu bölümde, kendi bilimsel yönetim ilkelerini anlatmıştır.In this section, Taylor explained his principles of scientific management.
Zamanla bu ilkel motorlar sonunda atların yerine kullanıldı.In time, these early engines would eventually be utilized in place of horses.
Kanun önünde eşitlik liberalizmin temel ilkelerinden biridir.Equality before the law is one of the basic principles of liberalism.
İş hayatında 80-20 sadece genel bir ilke için kısayoldur.The term 80/20 is only a shorthand for the general principle at work.
Temel ilke 1859 yılından bu yana değişmedi.The basic principle has not changed since 1859.
Bu modern dc motorların en ilkel haliydi.This was the earliest ancestor of modern DC motor.
1270 yılına gelindiğinde, Arap torquetum ilkelerini birleştirdiler.By 1270 they had incorporated the principles of the Arab torquetum.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod