ilk ile cümle
ilk kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
7
ORT. KELİME
Onunla ilk tanıştığımda Tom'un uzun saçları vardı.Tom had long hair when I first met him.
Tom ilk görüşte Mary'ye aşık oldu.Tom fell in love with Mary at first sight.
Tom'u ilk kez gördüğümde evimin yanındaki parkta bir bankta oturuyordu.The first time I saw Tom, he was sitting on a bench in the park near my home.
Tom'un ilkesiz olduğunu düşünüyor musunuz?Do you think Tom is unprincipled?
Ben bir karar vermeden önce ilk olarak Tom'la konuşmam gerek.I need to talk to Tom first before I make a decision.
Hakkında konuşmamız gereken ilk şey Tom'a ne söyleyeceğimizdir.The first thing we should talk about is what we're going to tell Tom.
Onunla ilk tanıştığımızda Tom Fransızca konuşmadı.Tom didn't speak French when I first met him.
Tom maçın ilk golünü attı.Tom scored the first goal of the game.
Tom ilk başta öyle düşünmüştü.Tom thought so at first.
Tom geçen ilkbahar birkaç gün bizimle kalmak için geldi.Tom came to stay with us for a few days last spring.
Savaşta ölen ilk şey gerçektir.The first to die in war is the truth.
Böyle kocaman bir çileği ilk defa görüyorum.This is the first time I've seen a strawberry this huge.
İlk Fransızca öğretmeninin adını hatırlıyor musun?Do you remember the name of your first French teacher?
Neden ilk olarak Tom'a söyledin?Why did you tell Tom first?
Tom'a ilk olarak ne söyledin?What did you tell Tom first?
Sana Tom'la ilk kez nerede tanıştığımı söyledim mi?Have I told you where I first met Tom?
Tom Mary'ye ilk karısından bahsetti mi?Has Tom told Mary about his first wife?
Tom'la ilk kez nasıl tanıştığımı sana söyledim mi?Have I told you about how I first met Tom?
Onu bana ilk kez söylemedin.That's not the first time you've told me that.
Sen ve Mary'nin ilk kez nerede tanıştığınızı Tom'a söylediniz mi?Did you tell Tom where you and Mary first met?
Tom onu bana ilk söylediğinde ona inanmadım.When Tom first told me that, I didn't believe him.
Eğer birine söyleyeceksem, ilk sana söylerim.If I were going to tell anybody, I'd tell you first.
Burada ilk çalışmaya başladığımda Tom kadar iyimserdim.I used to be as optimistic as Tom when I first started working here.
Burada iki etek var. İlki uzun, diğeri kısa.Here are two skirts. The first is long, the other is short.
İşte ilk albümden bir şarkı.Here is a song from the first album.
Tom ve Mary'nin küçük kızı ilk deneme adımlarını atmaya başlıyor.Tom and Mary's little girl is starting to take her first tentative steps.
Buraya ilk kez ne zaman geldiğini hatırlayabiliyor musun?Can you remember when the first time you came here was?
Buraya ilk kez ne zaman geldin?When was the first time you came here?
Beni ilk öpüşünü hatırlıyor musun?Do you remember the first time you kissed me?
Sadece ilk seferde doğru şeyi yaparak kendini bir sürü sorundan kurtarabilirsin.You can save yourself a lot of trouble by just doing it right the first time.
Dansçılar ilk konuma geri döndüler.The dancers returned to first position.
Dersin ilk günü, ödevini yapmak için ihtiyaç duyduğu ders kitabını satın aldı.The first day of the course he bought the textbook which he needed to do his homework.
Paris'te ilk gün arkadaşlarımızı gördük ve ertesi gün biz Louvre'a gittik.The first day in Paris we saw our friends and the following day we went to the Louvre.
Sen buraya ilk gelensin.You are the first to arrive.
Tom bugün buraya gelen ilk kişiydi.Tom was the first one to get here today.
İlk başta, onun deli olduğunu düşündüm.At first, I thought he was crazy.
İlkin, onun çılgın olduğunu düşündüm.At first, I thought she was crazy.
İlk izlenimler genellikle yanıltıcı olabilir.First impressions can often be misleading.
Bu, babamın ve ilk eşinin bir resmi.This is a picture of my father and his first wife.
Siyasi parti ilk anketlerde yüzde beş sınırını geçti.The political party crossed the margin of five percent in the first polls.
Bir ilk yardım çantamız var.We've got a first aid kit.
Gelecek ilkbaharda evleniyoruz.We're getting married next spring.
Biz ilk olarak gidiyoruz.We're going in first.
İlk gelen biziz.We're the first ones to arrive.
Oraya ilk kimin varacağını göreceğiz.We'll see who gets there first.
İlk bitireni göreceğiz.We'll see who finishes first.
İlk cevap vereni göreceğiz.We'll see who answers first.
Okul ilkbaharda başlıyor.School begins in the spring.
Bu çiçekler ilkbaharda çiçek açar.These flowers bloom in the spring.
O, kışın Fuji Dağına tırmanan ilk adamdı.He was the first man to climb Mt. Fuji in the winter.
Amerika Birleşik Devletleri'nin ilk siyahi başkanı Barack Obama'ydı.The first black president of the United States was Barack Obama.
Tom heyecanlıydı çünkü bugün okuldaki ilk günüydü.Tom is excited because today's his first day of school.
Şu anda seninle ilk tanıştığımız günden daha güzelsin.You're more beautiful now than the day I first met you.
Yeni hastane binasının maliyeti İlk tahmin edilenden çok daha yüksektir.The cost of building the new hospital was considerably higher than first estimated.
Tom'la ilk kez kasabanın dışında küçük bir barda tanıştım.I first met Tom in a little bar outside of town.
İyi bir ilk izlenim bırakmak istiyorum.I want to make a good first impression.
İyi bir ilk izlenim bırakmak istedim.I wanted to make a good first impression.
İlk maaşınla başlayan emeklilik için tasarruf et.Save for retirement starting with your first paycheck.
"Cildiniz güzel görünüyor." "Ah? ilk kez biri bana bunu söyledi! ""Your skin looks nice." "Oh? That's the first time anyone has told me that!"
"Bu, Avustralya'ya ilk gelişin mi?" "Evet, bu buraya ilk gelişim."Is this your first time in Australia?" "Yes, this is my first time here."