ilk defa ile cümle

ilk defa kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Biliyorsunuz, ilk defa gezegen fazlalığını idrak etme şansımız olacak.أتعلمون انها المرة الاولى التي نملك فيها فرصة لكي نبني مستعمرات فضائية جديدة
Biliyorsunuz, ilk defa gezegen fazlalığını idrak etme şansımız olacak.初めての機会が得られるのです 生物圏をバックアップする機会です
Bilmiyorum. Herneyse, ilk defa kadın bir usta gördüm.Không biết y là lần đầu tiên tôi nhìn thấy một người phụ nữ chủ
Bir hafta önce ilk defa그런데 1주일 전에 최초로
Bir hafta önce ilk defa4行の記述が現れました
Bir hafta önce ilk defa İnternet'te dört satır vardı.A před týdnem se poprvé na internetu objevily čtyři řádky.
Bir hafta önce ilk defa İnternet'te dört satır vardı.A tydzień temu, po raz pierwszy, wprowadzono cztery łącza internetowe.
Bir hafta önce ilk defa İnternet'te dört satır vardı.Dan seminggu lalu, untuk pertama kalinya, ada empat baris di Internet.
Bir hafta önce ilk defa İnternet'te dört satır vardı.En een week geleden, voor het eerst, waren er vier internetverbindingen.
Bir hafta önce ilk defa İnternet'te dört satır vardı.És egy hete, most először, négysoros hír jelent meg az interneten.
Bir hafta önce ilk defa İnternet'te dört satır vardı.E una settimana fa, per la prima volta, sono comparse quattro righe su Internet.
Bir hafta önce ilk defa İnternet'te dört satır vardı.För en vecka sedan, för första gången, fanns det fyra linjer på internet.
Bir hafta önce ilk defa İnternet'te dört satır vardı.Hace una semana, por primera vez, se establecieron cuatro líneas de internet.
Bir hafta önce ilk defa İnternet'te dört satır vardı.Há uma semana, pela primeira vez, passou a haver quatro linhas de Internet.
Bir hafta önce ilk defa İnternet'te dört satır vardı.Il y a une semaine, pour la première fois, il y avait quatre connexions Internet.
Bir hafta önce ilk defa İnternet'te dört satır vardı.Pred týždňom, po prvý raz, tam zaviedli štyri linky Internetu.
Bir hafta önce ilk defa İnternet'te dört satır vardı.Și acum o săptămână, pentru prima dată, au apărut 4 rânduri pe internet.
Bir hafta önce ilk defa İnternet'te dört satır vardı.Tuần vừa rồi, lần đầu tiên, họ có được 4 line mạng để sử dụng internet.
Bir hafta önce ilk defa İnternet'te dört satır vardı.Und vor einer Woche, zum ersten Mal, gab es vier Zeilen im Internet.
Bir hafta önce ilk defa İnternet'te dört satır vardı.Πριν από μία εβδομάδα, για πρώτη φορά, τέσσερις γραμμές συνδέθηκαν στο διαδίκτυο.
Bir hafta önce ilk defa İnternet'te dört satır vardı.И преди седмица, за първи път, имаше четири реда в Интернет.
Bir hafta önce ilk defa İnternet'te dört satır vardı.Неделю назад впервые об этом появились четыре строки в интернете.
Bir hafta önce ilk defa İnternet'te dört satır vardı.Тиждень тому вперше було проведено чотири лінії Інтернету.
Bir hafta önce ilk defaלפני שבוע, בפעם הראשונה,
Bir hafta önce ilk defaالأسبوع الماضي, وللمرة الأولى,
Birinin kalıntıları sık sık yada ilk defa görmesi... ...çok heyecan vericidir.Ces fragments sont si excitants, ils sont souvent les seuls, ou les premiers à être découverts.
Birinin kalıntıları sık sık yada ilk defa görmesi... ...çok heyecan vericidir.발굴작업은 무척이나 흥미롭고 첫 발굴의 순간은 특히 그렇습니다.
Birinin kalıntıları sık sık yada ilk defa görmesi... ...çok heyecan vericidir.To niezwykle pasjonujące; często obcujemy z czymś, czego nikt wcześniej nie widział.
Birinin kalıntıları sık sık yada ilk defa görmesi... ...çok heyecan vericidir.И это всё ужасно интересно. Часто это единственные, если не самые первые найденные кем-либо останки.
Birinin kalıntıları sık sık yada ilk defa görmesi... ...çok heyecan vericidir.והדברים האלה הם כל כך מלהיבים, כי בד"כ זאת הפעם הראשונה שמישהו אי פעם ראה את השרידים האלה.
Birinin kalıntıları sık sık yada ilk defa görmesi... ...çok heyecan vericidir.وهذه الأمور مثيرة جدا، وأنها غالبا ما تكون كذلك فقط، أو للوهلة الأولى، لأي شخص يرى البقايا في أي وقت.
Birinin kalıntıları sık sık yada ilk defa görmesi... ...çok heyecan vericidir.何か見つけた瞬間は格別です めったに見つけられる物ではありません 私と母親が人類の祖先の痕跡を 発掘している とても特別な瞬間です
Bir kişi eylem sonunda hayatında ilk defa gerçekten güçlü hissettiğini söyledi.Uno de ellos regresó de la acción diciendo que, por primera vez en su vida, se sentía verdaderamente poderoso.
Birleşik Devletleri, bu tür bir eylemi tarihinde ilk defa gerçekleştiriyordu.A fost prima dată în istoria că Statele Unite a avut acest tip de acţiune
Birleşik Devletleri, bu tür bir eylemi tarihinde ilk defa gerçekleştiriyordu.Det var första gången i historien som USA tog den typen av åtgärder
Birleşik Devletleri, bu tür bir eylemi tarihinde ilk defa gerçekleştiriyordu.Det var første gang i historien at USA tog slags handling
Birleşik Devletleri, bu tür bir eylemi tarihinde ilk defa gerçekleştiriyordu.Đó là lần đầu tiên trong lịch sử Hoa Kỳ đã loại hành động
Birleşik Devletleri, bu tür bir eylemi tarihinde ilk defa gerçekleştiriyordu.Foi a primeira vez na história que os Estados Unidos tomaram uma decisão como essa
Birleşik Devletleri, bu tür bir eylemi tarihinde ilk defa gerçekleştiriyordu.Hemos visto a esos niños
Birleşik Devletleri, bu tür bir eylemi tarihinde ilk defa gerçekleştiriyordu.Het was de eerste keer in de geschiedenis dat de Verenigde Staten nam dat soort actie
Birleşik Devletleri, bu tür bir eylemi tarihinde ilk defa gerçekleştiriyordu.Ini adalah kali pertama dalam sejarah bahwa Amerika Serikat mengambil semacam tindakan
Birleşik Devletleri, bu tür bir eylemi tarihinde ilk defa gerçekleştiriyordu.זאת הפעם הראשונה בהיסטוריעה שארצות הברית נקטה פעולה מסוג זה
Birleşik Devletleri, bu tür bir eylemi tarihinde ilk defa gerçekleştiriyordu.إنها المرة الأولى في تاريخ الولايات المتحدة الأمريكية التي تقوم بها بمثل هذا الفعل
Birleşik Devletleri, bu tür bir eylemi tarihinde ilk defa gerçekleştiriyordu.なぜなら、人々が望んだから。
Bir medya, ilk defa bu tür bir iletişime doğası gereği imkan tanıyor.미디어가 이런 종류의 대화들을 탁월하게 지원해주고 있습니다. 커다란 변화 가운데 첫번째죠.
Bir medya, ilk defa bu tür bir iletişime doğası gereği imkan tanıyor.les médias permettent de supporter nativement ces types de conversations. C'est l'un des grands changements.
Bir medya, ilk defa bu tür bir iletişime doğası gereği imkan tanıyor.Most először a média természetéből fakadóan támogatja az ilyen mintázatú párbeszédeket.
Bir medya, ilk defa bu tür bir iletişime doğası gereği imkan tanıyor.Pela primeira vez, os "media" são, por natureza, bons no suporte a este tipo de conversas.
Bir medya, ilk defa bu tür bir iletişime doğası gereği imkan tanıyor.Pentru prima oara media este buna de la inceput sa sprijine conversatiile de tipul acesta.
Bir medya, ilk defa bu tür bir iletişime doğası gereği imkan tanıyor.Poprvé existuje médium, které přirozeně podporuje tyto druhy konverzací.
Bir medya, ilk defa bu tür bir iletişime doğası gereği imkan tanıyor.Po raz pierwszy media ułatwiają tego rodzaju konwersacje.
Bir medya, ilk defa bu tür bir iletişime doğası gereği imkan tanıyor.Por primera vez los medios son buenos de manera innata para apoyar este tipo de conversaciones.
Bir medya, ilk defa bu tür bir iletişime doğası gereği imkan tanıyor.Prvič v zgodovini mediji privzeto podpirajo to vrsto komunikacije.
Bir medya, ilk defa bu tür bir iletişime doğası gereği imkan tanıyor.Questo è uno dei grandi cambiamenti.
Bir medya, ilk defa bu tür bir iletişime doğası gereği imkan tanıyor.Untuk pertama kalinya media dari awal berhasil baik dalam mendukung jenis percakapan ini.
Bir medya, ilk defa bu tür bir iletişime doğası gereği imkan tanıyor.Voor het eerst... is een medium goed in het ondersteunen van dit soort gesprekken.
Bir medya, ilk defa bu tür bir iletişime doğası gereği imkan tanıyor.Zum ersten Mal ist ein Medium von Natur aus gut bei der Unterstützung dieser Art von Konversationen.
Bir medya, ilk defa bu tür bir iletişime doğası gereği imkan tanıyor.Για πρώτη φορά, τα ΜΜΕ είναι εξ ορισμού καλά στην υποστήριξη τέτοιου είδους συζητήσεων.
Bir medya, ilk defa bu tür bir iletişime doğası gereği imkan tanıyor.Впервые средства информации позволяют создать подобный диалог.
Bir medya, ilk defa bu tür bir iletişime doğası gereği imkan tanıyor.За пръв път на медия е присъща добра поддръжка на тези типове разговори.

İlgili Sayfalar