Bu insan genomunun ilk defa dizilenmesidir.Era stato completato per la prima volta il sequenziamento del genoma umano,
Bu insan genomunun ilk defa dizilenmesidir.Foi o sequenciamento pela primeira vez do genoma humano.
Bu insan genomunun ilk defa dizilenmesidir.이것은 인간 최초로 인간 게놈 (세포나 생명체의 유전자 총체)의 정렬이었습니다
Bu insan genomunun ilk defa dizilenmesidir.La secuenciación del genoma humano por primera vez.
Bu insan genomunun ilk defa dizilenmesidir.Po raz pierwszy zsekwencjonowano genom człowieka.
Bu insan genomunun ilk defa dizilenmesidir.S-a descifrat pentru prima dată genomul uman.
Bu insan genomunun ilk defa dizilenmesidir.Untuk pertama kalinya genom manusia berhasil diurutkan.
Bu insan genomunun ilk defa dizilenmesidir.Zum ersten Mal konnte das menschliche Genom entschlüsselt werden.
Bu insan genomunun ilk defa dizilenmesidir.'Ηταν η ακολουθία, για πρώτη φορά, του ανθρώπινου γονιδίου.
Bu insan genomunun ilk defa dizilenmesidir.Воно вперше виявило послідовність людського геному.
Bu insan genomunun ilk defa dizilenmesidir.Това беше разкодирането за първи път на човешкия геном.
Bu insan genomunun ilk defa dizilenmesidir.Это было первое секвенирование генома человека.
Bu insan genomunun ilk defa dizilenmesidir.היה זה הריצוף, לראשונה, של הגנום האנושי.
Bu insan genomunun ilk defa dizilenmesidir.وقد كان السلسلة للمرة الأولى للجينوم البشري.
Bu insan genomunun ilk defa dizilenmesidir.ヒトゲノムの解読です これは人間の細胞50兆個の一つ一つに
Bu ise hackerların ilk defa başlarını belaya sokmaları oldu.Aici e prima dată când hackerii au probleme.
Bu ise hackerların ilk defa başlarını belaya sokmaları oldu.Đây là các tay hacker gặp khó khăn lần đầu tiên.
Bu ise hackerların ilk defa başlarını belaya sokmaları oldu.Hackers metiéndose en problemas por primera vez.
Bu ise hackerların ilk defa başlarını belaya sokmaları oldu.처음으로 컴퓨터 전문가들이 고생을 했던 때입니다.
Bu ise hackerların ilk defa başlarını belaya sokmaları oldu.Ők az első bajba került hackerek.
Bu ise hackerların ilk defa başlarını belaya sokmaları oldu.Questi sono hacker nei guai per la prima volta.
Bu ise hackerların ilk defa başlarını belaya sokmaları oldu.So gerieten Hacker zum ersten Mal in Schwierigkeiten.
Bu ise hackerların ilk defa başlarını belaya sokmaları oldu.Tak oto hakerzy po raz pierwszy wpakowali się w kłopoty.
Bu ise hackerların ilk defa başlarını belaya sokmaları oldu.Εδώ μιλάμε για χάκερς που μπαίνουν σε μπελάδες για πρώτη φορά.
Bu ise hackerların ilk defa başlarını belaya sokmaları oldu.Това са хакери, хванати за първи път.
Bu ise hackerların ilk defa başlarını belaya sokmaları oldu.Це - хакери, які вперше заробили собі проблеми.
Bu ise hackerların ilk defa başlarını belaya sokmaları oldu.Это - хакеры, впервые заработавшие себе проблемы.
Bu ise hackerların ilk defa başlarını belaya sokmaları oldu..זה המקרה הראשון של האקרים שמסתבכים
Bu ise hackerların ilk defa başlarını belaya sokmaları oldu.هذه أول حادثة يتورط فيها المبرمجين
Bu ise hackerların ilk defa başlarını belaya sokmaları oldu.(笑)
Bu kadın ilk defa robotu gerçekten duygusal olarak köşeye sıkıştırdı.여기 첫번째 나오는 여성분은 정말 감정적으로 몰아세우고 있습니다.
Bu kadın ilk defa robotu gerçekten duygusal olarak köşeye sıkıştırdı. Ses:Stem:
Bu kadın ilk defa robotu gerçekten duygusal olarak köşeye sıkıştırdı.והאשה הראשונה ממש דוחקת את הרובוט לפינה הרגשית.
Bu kadın ilk defa robotu gerçekten duygusal olarak köşeye sıkıştırdı.والسيدة الأولى هنا تورط الروبوت في وضع عاطفي.
Bu kadın ilk defa robotu gerçekten duygusal olarak köşeye sıkıştırdı.だめ だめ やっちゃいけません だめ
Bu kadının davasını hakime getirdiklerinde ilk defa hakim durdu veA kiedy przekazali sprawę do sądu, sędzia wstał i powiedział:
Bu kadının davasını hakime getirdiklerinde ilk defa hakim durdu veE quando il suo caso fu portato davanti al giudice, per la prima volta egli disse:
Bu kadının davasını hakime getirdiklerinde ilk defa hakim durdu veE quando trouxeram o seu caso ao juiz, ele pela primeira vez insurgiu-se, e disse:
Bu kadının davasını hakime getirdiklerinde ilk defa hakim durdu veÉs amikor elővezették az esetet a bírónak, ekkor történt először, hogy felállt, és azt mondta:
Bu kadının davasını hakime getirdiklerinde ilk defa hakim durdu veIn ko je njen primer prišel pred sodnika, je ta prvič sploh vstal in dejal:
Bu kadının davasını hakime getirdiklerinde ilk defa hakim durdu ve그들이 그녀의 사례를 판사에게 가지고 갔을때, 처음으로 그는 일어서서
Bu kadının davasını hakime getirdiklerinde ilk defa hakim durdu veToen ze voorkwam voor de rechter stond hij voor de eerste keer op en zei:
Bu kadının davasını hakime getirdiklerinde ilk defa hakim durdu veUnd als sie ihren Fall vor einen Richter brachten, stand er zum ersten Mal auf und sagte:
Bu kadının davasını hakime getirdiklerinde ilk defa hakim durdu veY cuando su caso se llevó ante el juez, éste por primera vez se paró y dijo:
Bu kadının davasını hakime getirdiklerinde ilk defa hakim durdu veИ когато представиха делото й пред съдията, за първи път той се изправи и каза:
Bu kadının davasını hakime getirdiklerinde ilk defa hakim durdu veИ когда принесли ее дело судье, впервые он встал и сказал:
Bu kadının davasını hakime getirdiklerinde ilk defa hakim durdu veІ коли її справу пред'явили судді, вперше він став і сказав:
Bu kadının davasını hakime getirdiklerinde ilk defa hakim durdu veוכשהם הביאו את המקרה שלה לשופט, בפעם הראשונה הוא נעמד
Bu kadının davasını hakime getirdiklerinde ilk defa hakim durdu veوحينما جاءوا بقضيتها للقاضي، لأول مرة وقف
Bu kadının davasını hakime getirdiklerinde ilk defa hakim durdu ve裁判官は立ち上がり 初めてこう言ったのです 「拷問を受けたというあなたの供述を除き
Bu kadını tanımıyorum. Onunla ilk defa karşılaştım.Neznám tuhle ženu, vidím ji poprvé.
Bu ne? Bunu ilk defa görüyorum.Το βλέπω για πρώτη φορά.
Bunu ilk defa 14 yaşındayken anlamaya başlamıştım.Jag började förstå detta när jag var 14 år gammal.
Bunu ilk defa 14 yaşındayken anlamaya başlamıştım.저는 이를 14살 때 처음 이해하게 되었습니다.
Bunu ilk defa 14 yaşındayken anlamaya başlamıştım.Akkor kezdtem ezt először megérteni, amikor 14 éves voltam.
Bunu ilk defa 14 yaşındayken anlamaya başlamıştım.Am început să înţeleg asta pentru prima oară când aveam 14 ani.
Bunu ilk defa 14 yaşındayken anlamaya başlamıştım.Bien, comencé a entender esto cuando tenía 14 años de edad.
Bunu ilk defa 14 yaşındayken anlamaya başlamıştım.Comecei a perceber isto quando tinha 14 anos.
Bunu ilk defa 14 yaşındayken anlamaya başlamıştım.Ebbene, iniziai a capire tutto ciò quando avevo 14 anni.
Bunu ilk defa 14 yaşındayken anlamaya başlamıştım.Eh bien, j'ai commencé à comprendre ceci à l"âge de 14 ans.