ilk ile cümle
ilk kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Kendin hakkında şüphelere sahip olmak zekanın ilk işaretidir.To have doubts about oneself is the first sign of intelligence.
İlk görüşte ona âşık oldun mu?Did you fall in love with her at first sight?
İlkelerine göre yaşamalısın.You should live up to your principles.
İlkelerine uyarak yaşamalısın.You must live up to your principles.
Sizin ilkeleriniz eylemleriniz ile tutarlı değil.Your principles are not consistent with your actions.
Çalışma kitabınızdaki ilk örneği yapın.Do the first example in your workbook.
Uzun süredir ilk kez Kyoto'da şiddetli kar yağdı.A heavy snow fell in Kyoto for the first time in ages.
İlk yardım ekibi gelinceye kadar dayanmaya çalış.Try to hold on until a rescue team arrives.
Eski arkadaşlarımdan biri uzun süredir ilk defa beni ziyaret etti.An old friend of mine dropped in on me for the first time in ages.
İlk parlamentonun ne zaman ortaya çıktığını biliyor musun?Do you know when the first parliament came into being?
İlk fırsatta onunla konuşacağım.I'll speak to him at the first opportunity.
İlk fırsatta onu göreceğim.I will see him at the first opportunity.
Şirket kazançları ilk çeyrekte keskin şekilde gelişti.Corporate earnings in the first quarter improved sharply.
Eğer yurt dışında ilk yaşama deneyiminse, Kanada gidilecek iyi bir yerdir.Canada is a good place to go if it's your first experience living abroad.
Onun ilk romanının çoğunu biz düşündük.We thought much of his first novel.
Aynı ilkelere sahibiz.We hold the same principles.
Biz ilk trene yetişebilmek için erken çıktık.We left early so that we can catch the first train.
Biz ilk olarak vardık.We arrived first.
İlk biz ulaştık.We arrived first.
İlk saldırımızdan sonra düşman kaçtı.After our first attack, the enemy fled.
İlk oyunda takımımız takımınızı kolayca yenebilir.Our team can easily beat your team in the first game.
Takımımız ilk oyunu kaybetti.Our team lost the first game.
Çekilme hayatın ilk dersidir.Resignation is the first lesson of life.
Ne olursa olsun acı sona kadar ilkelerime bağlı kalacağım.Whatever happens, I'll stick to my principles to the bitter end.
Ne olursa olsun sonuna kadar ilkelerime bağlı kalacağım.Whatever happens, I'll stick to my principles to the bitter end.
İlk yardıma ihtiyacım var.I need first aid.
İlk yardım bilen biri var mı?Is there anybody who knows first aid?
İlk bakışta Bay Jones'u tanıdım.I recognized Mr Jones at first glance.
O (kız) beni ilk görüşte etkiledi.She attracted me at first sight.
İlk trene yetişmek için erken kalktım.I got up early in order to catch the first train.
İlk treni yakalayabilmek için çabucak yürüdüm.I walked quickly so that I might catch the first train.
Ben her zaman ilk olarak spor sayfasını okurum.I always read the sports page first.
Yılın ilk ayı Ocaktır.The first month of the year is January.
İlk seferde başaramazsan; dene, dene, tekrar dene.If at first you don't succeed, try, try, try again.
İlk bakışta, o nazik ve kibar görünüyordu.At first sight, he seemed kind and gentle.
Ben onu ilk başta tanıyamadım.I couldn't recognize him at first.
İki yılda ilk kez bir film izledim.I saw a movie for the first time in two years.
Londra ile ilgili ilk izlenimin neydi?What was your first impression of London?
Rumi ilk kız çocuğudur.Rumi is the first daughter.
Lindbergh, Atlantik üzerinden uçan ilk insandı.Lindbergh was the first man to fly across the Atlantic.
Nergisler ilkbaharın başlarında çiçek açarlar.It is in early spring that daffodils come into bloom.
Her şey için bir ilk olmak zorunda.There has to be a first time for everything.
Farzet ki işten atıldın, ilk olarak ne yaparsın?Suppose you are fired, what will you do first?
İlkbahar yakında gelecek.Spring will come soon.
Mary, onun ilkokul günlerinde, bir öğretmen olmayı hayal ediyordu.In her elementary school days, Mary dreamed of becoming a teacher.
İlk kar çok geçmeden geldi.The first snow came before long.
İlkbahar için hala hiçbir görsel belirti yoktu.There were still no visual signs of spring.
İlk olarak isim üzerinde karar vermek zorundayız.In the first place we have to decide on the name.
İlk olarak, o tembel bir oğlan.In the first place, he's a lazy boy.
İlk önce modalar çok hızlı değişir.In the first place, fashions change very quickly.
İlk kez yoklama alacağım.I'll take attendance first.
Göz önünde bulundurmak zorunda olduğun ilk şey zamandır.The first thing you have to take into consideration is time.
İlk olarak Kyoto'ya gidelim.First we'll hit Kyoto.
İlk önce nereye gitmek istersin?Where would you like to go first?
Lütfen ilk önce halıyı temizle.Please beat the rug, first.
Ben ilk önce biraz pasta yemek istiyorum.I want to eat some cake first.
İlk etapta, dakik olmalısın.In the first place, you should be punctual.
Michael, bu babanın ve benim buluştuğumuz ilk restorandır.Michael, this is the restaurant where your father and I had our first date.
Michael, bu, babanın ve benim ilk randevumuzun olduğu restorandır.Michael, this is the restaurant where your father and I had our first date.
Profesör White, geçen yıl ilk kitabını yayınlandı.Professor White published his first book last year.