Konu ilinti yaratmalıdır.Skapt til gode gjerninger.
Peygamberlere göre cinsel kafirlik ruhani sadakatsizlikle ilintilidir.Å fornekte pavens ufeilbarlighet er forbrytersk dårskap.
Çünkü ilinti (ilişki) nedenselliği onaylamaz.Ia tidak suka perbuatan sewenang-wenang.
Bolero, Bir tür ağır tempolu Latin müziği ve bununla ilintili dans.Aneka Nada membawakan musik bergaya Boogie-woogie, atau irama latin dan musik pengiring dansa.
Ama dinozorlarla yakın bir ilintiye sahip değildi.Cậu không hề sợ hãi trước một loài khủng long nào.
Konu ilinti yaratmalıdır.財を築く。
Göndermeler yazarın niyetiyle doğrudan ilintilidir.歌詞は作者の意図により非公開となっている。
Yasanın kabulü yönetsel güçle ilintili dört soruyu ön plana çıkarmıştır.委員会は事故原因の可能性について4つの公式見解を示した。
Bununla ilintili, gelişmekte olan ülkeler yoksun kalmış bir şekilde dünya çapında bir eğilim izlemiştir.善良で文明的なすべてのものはこの低位の状態からゆっくりとした発展をたどって生じる。
Çünkü ilinti (ilişki) nedenselliği onaylamaz.りりむに懐くが貴也には懐かない。
Çünkü ilinti (ilişki) nedenselliği onaylamaz.不然,恩典就不是恩典了。
Konu ilinti yaratmalıdır.問清節自勵。
Göndermeler yazarın niyetiyle doğrudan ilintilidir.清晰要依靠书写者的技巧。
Bu sizi hiçbir şeyin alt etmesine izin vermemekle ilintilidir."이는 너희의 죄사함을 위하여 떼어 내는 내 몸이니라.”라고 말한다.
Konu ilinti yaratmalıdır.숙릉(肅陵)은 고려 덕종의 능이다.
Rengi, şekli, ağırlığı onun ilintileridir.그것은 결단, 의지, 힘의 색깔이다.
Amerikan istisnacılığı birbiri ile ilintili üç düşünceden biridir.תשובה אחת קצרה שווה לשלוש שאלות "אמריקאיות".
Büyük menzilde frekanslar içeren bir dalganın daha hızlı ilintisizleştirilebildiği gösterilebilir.Ясно е, че светлинните вълни биха могли да имат много по-високи скорости на презареждане без пресичане.
Çünkü ilinti (ilişki) nedenselliği onaylamaz.Zato se ne treba se zanositi (početnim) uspjesima.
Bellek uydumculuğu, günümüz reklamcılık dünyasıyla da yakından ilintilidir.S druge strane, tržiste je postalo veoma suženo, čak u i današnjem svijetu reklama.
Yine de bu ilintili kayaçlar arasında sert ve sıkı sınırlar yoktur.Međutim, toga predratnog i poratnog prirasta nema.
Rengi, şekli, ağırlığı onun ilintileridir.Boja, struktura i simbolizam.
Risk faktörleri veya belirleyiciler ilintilidir ve illaki nedensel değildir.Osjećaji krivnje su opravdani ili su nepremostivi .
Bu değişkenlerin bazılarıyla Büyük Beş arasında ilintiler bulunmuştur.Izmijenila su se kod Predojevića njih petorica.
Eston Vanemuine karakteri ile ilintilidir.Homer je charakteristický svojou hlúposťou.
Yine de bu ilintili kayaçlar arasında sert ve sıkı sınırlar yoktur.Za obe metodi ni strogih in trdnih pravil.
1983 yılında ARPANET'in ordu ile ilintili kısmı MILNET adı altında başka bir ağa ayrıldı.Tais pačiais 1984 m. JAV karinė ARPANET tinklo dalis atsiskyrė į atskirą MILNET tinklą.
Bellek uydumculuğu, günümüz reklamcılık dünyasıyla da yakından ilintilidir.Esą joje F. Beigbederis atskleidė per daug dalykų apie reklamos pasaulį.
Çeşitli Helicobacter pylori suşlarının virülansı, salgıladıkları üreaz enzimi ile ilintilidir.Helicobacter pylori erinevate tüvede virulentsusaste korreleerub toodetud ureaasi hulgaga.
Bu deyişle ilintili farklı bir kavram olan status quo ante "olguların geçmişteki durumunu" belirtir.'Eelnimetatud diafoonia lähem vaatlus näidete abil.'
Sınıf C: Daha çok radyo frekans işlenmesi ile ilintilidir.Kolmas number (c) on maksimaalne voogude hulk mida raadio saab kasutada.
Kırılgan olmaya başak ekseni ise hasadın verimliğiyle doğrudan ilintilidir.Nauding, mida eneseohverdaja tunneb, on otseselt seotud julmusega.
Bolero, Bir tür ağır tempolu Latin müziği ve bununla ilintili dans.Boolero – aeglasetempoline Hispaania tants 3/4 taktimõõdus ja vastav muusika.
Aynı zamanda bu dünyanın da ne yediğimizle ilintili olduğunun farkına varmalıyız.Dobbiamo arrivare alla consapevolezza che anche il mondo è quello che mangiamo.
Aynı zamanda bu dünyanın da ne yediğimizle ilintili olduğunun farkına varmalıyız.Kita harus menyadari bahwa dunia juga adalah apa yang kita makan.
Aynı zamanda bu dünyanın da ne yediğimizle ilintili olduğunun farkına varmalıyız.세상 또한 우리가 먹는 식품과 다르지 않음을 깨달을 필요가 있습니다.
Aynı zamanda bu dünyanın da ne yediğimizle ilintili olduğunun farkına varmalıyız.Musimy sobie uświadomić, że świat wygląda tak jak wygląda nasza żywność.
Aynı zamanda bu dünyanın da ne yediğimizle ilintili olduğunun farkına varmalıyız.Nous devons nous rendre compte que le monde est aussi ce que nous mangeons.
Aynı zamanda bu dünyanın da ne yediğimizle ilintili olduğunun farkına varmalıyız.Precisamos de perceber que o mundo também é o que comemos.
Aynı zamanda bu dünyanın da ne yediğimizle ilintili olduğunun farkına varmalıyız.Rá kell jöjjünk, hogy a világ is az, amit eszünk.
Aynı zamanda bu dünyanın da ne yediğimizle ilintili olduğunun farkına varmalıyız.Trebuie să înţelegem că lumea este şi ceea ce mâncăm.
Aynı zamanda bu dünyanın da ne yediğimizle ilintili olduğunun farkına varmalıyız.Và ta cần chấp nhận rằng thế giới cũng là thực phẩm.
Aynı zamanda bu dünyanın da ne yediğimizle ilintili olduğunun farkına varmalıyız.Vi bliver nødt til at indse, at verden også er hvad vi spiser.
Aynı zamanda bu dünyanın da ne yediğimizle ilintili olduğunun farkına varmalıyız.We moeten ons beseffen dat de wereld ook is wat we eten.
Aynı zamanda bu dünyanın da ne yediğimizle ilintili olduğunun farkına varmalıyız.Wir müssen verstehen, dass die Welt auch das ist, was wir essen.
Aynı zamanda bu dünyanın da ne yediğimizle ilintili olduğunun farkına varmalıyız.Πρέπει να κατανοήσουμε πως και ο κόσμος είναι ό,τι τρώμε.
Aynı zamanda bu dünyanın da ne yediğimizle ilintili olduğunun farkına varmalıyız.Нам необходимо осознать, что мир - это тоже то, что мы едим.
Aynı zamanda bu dünyanın da ne yediğimizle ilintili olduğunun farkına varmalıyız.Нам потрібно визнати, що світ - це також те, що ми їмо.
Aynı zamanda bu dünyanın da ne yediğimizle ilintili olduğunun farkına varmalıyız.Нужно е да осъзнаем, че светът също е онова, което ядем.
Aynı zamanda bu dünyanın da ne yediğimizle ilintili olduğunun farkına varmalıyız.עלינו להבין שהעולם הוא גם מה שאנחנו אוכלים.
Aynı zamanda bu dünyanın da ne yediğimizle ilintili olduğunun farkına varmalıyız.علينا أن نعترف بأن العالم أيضاً هو ما يأكله.
Aynı zamanda bu dünyanın da ne yediğimizle ilintili olduğunun farkına varmalıyız.この考え方を受け入れれば
Bence uyku ve iş çok yakın ilintili.Acho que o sono e o trabalho estão intimamente relacionados.
Bence uyku ve iş çok yakın ilintili.Cred ca somnul si munca sunt foarte asemanatoare.
Bence uyku ve iş çok yakın ilintili.Credo che il sonno e il lavoro siano molto simili.
Bence uyku ve iş çok yakın ilintili.Creo que el sueño y el trabajo están estrechamente relacionados.
Bence uyku ve iş çok yakın ilintili.Ich denke, Schlaf und Arbeit sind eng verwandt.
Bence uyku ve iş çok yakın ilintili.Ik denk dat slaap en werk veel overeenkomsten hebben.
Bence uyku ve iş çok yakın ilintili.Jag tror att sömn och arbete har mycket gemensamt
Bence uyku ve iş çok yakın ilintili.Jeg tror at søvn og arbejde er meget tæt forbundet.