Ana içeriğe geç
Sözlük

ili ile cümle

ili kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Onunla ilişkiyi bitirmeyi planlıyorum.I plan to break up with her.
Onların ilişkisi hakkında bir şey bilmiyorum.I don't know anything about their relationship.
Sis perdesinin arasından, kendi geleceğim gözüme ilişti.In looking through the mist, I caught a glimpse of my future.
İnsanlar iş yerlerinde cinsel ilişkide bulunduğunda, bu can sıkıcıdır.It's annoying when people make out at work.
Lao Gan Ma ve benim bir aşk-nefret ilişkimiz var.Lao Gan Ma and I have a love-hate relationship.
Yağmurdan iliklerine kadar ıslandı.He was wet to the skin from the rain.
Ben Hyogo ilinde yaşıyorum.I live in Hyogo Prefecture.
O, kız arkadaşıyla ilişkiyi bitirdikten sonra evin etrafında amaçsızca dolaştı.After breaking up with his girlfriend he moped around the house for a whole month.
Toplam dürüstlüğe dayalı bir ilişki başarısızlığa mahkûmdur.A relationship based on total honesty is bound to fail.
Para üzerine inşa edilmiş ilişkiler para bittiğinde sona erecektir.Relationships built on money will end when the money runs out.
O adam senin kız kardeşin ile bir ilişki yaşıyor!That guy is having an affair with your sister!
Dış ilişkilerde bir kariyerle ilgileniyorsun, değil mi?You're interested in a career in foreign relations, aren't you?
Elim ılık suda.My hand is in warm water.
Sıradışı ilişkileri vardı.They had an extraordinary relationship.
Teyzemle özel bir ilişkim var.I have a special relationship with my aunt.
Çorbamı ılık severim, sıcak değil.I like my soup to be warm, not hot.
Evin içi hoş ve ılıktı.It was nice and warm inside the house.
Ekvator'un başkenti Pichincha'nın dağlık ilinde, Quito'dur.The capital of Ecuador is Quito, in the mountainous province of Pichincha.
Bugün hava ılık.It's warm today.
Su ılık.The water is lukewarm.
Kahve sadece ılık.The coffee is only lukewarm.
1979'da resmî ilişkiler kurdular.They established official relations in 1979.
Ilımlı bir demokrattı.He was a middle-of-the-road Democrat.
Genellikle doğrudan ilişkili değildi.He usually was not involved directly.
Amerikan-İngiliz ilişkileri gelişme gösterdi.American-British relations showed improvement.
Sovyetler Birliği ve Batılı Müttefikler arasındaki ilişkiler karmaşıktı.Relations between the Soviet Union and the western Allies were mixed.
Roosevelt, Amerika'nın Japonya ile ilişkileri geliştirmek için çok çalıştı.Roosevelt worked hard to improve America's relations with Japan.
Kissinger dış ilişkiler konusunda bir uzmandı.Kissinger was an expert on foreign relations.
Erkek arkadaşınla ilişkini bitirmen gerektiğini düşünüyorum.I think that you should break up with your boyfriend.
Sanırım John'un Jane ile olan ilişkilerini çok fazla okuyorsun.I think you're reading too much into John's relationship with Jane.
Portekiz ile Amerika Birleşik Devletleri arasındaki bu ilişki bugün de devam etmektedir.This relationship between Portugal and the United States is still maintained today.
"Tehlikeli ilişkiler"'i okudun mu?Have you read the "Liaisons Dangereuses"?
Sanırım bu ilişkiden vazgeçmemin zamanıdır.I think it's time for me to give up on this relationship.
Sonbahar uzun ve ılımandı.The autumn was long and mild.
Japonya'da iklim İngiltere'dekinden daha ılımandır.The climate in Japan is milder than in England.
Yokohama ilini oluşturan 18 yönetim bölgesinden biri de Naka'dır.Naka is one of the 18 administrative districts that compose Yokohama prefecture.
Tom iliklerine kadar ıslandı.Tom got soaking wet.
Tom paltosunu ilikledi.Tom buttoned up his coat.
İlimizde birçok yetenekli insan var, ama Tom bunlardan biri değildir.There are many talented people in our city, but Tom isn't one of them.
Tom'un Mary ile ilişkisi var gibi görünüyor.Tom seems to be involved with Mary.
Tom Mary ile gizlice ilişki kuruyor.Tom has secretly been contacting Mary.
Tom nihayet Mary ile ilişkiyi bitirmeye karar verdi.Tom finally decided to break up with Mary.
Tom ve Mary'nin birbirleri ile iyi ilişkileri vardır.Tom and Mary are on good terms with each other.
Mary ile asla aşk ilişkim olmadı.I was never involved with Mary.
Onun bu grupla biraz ilişkisi var.She has some relation to that group.
Tom Mary ile ilişkiyi bitirecek.Tom is going to break up with Mary.
Tom Mary ile ilişkiyi bitirmek istemiyor.Tom doesn't want to break up with Mary.
Tom Mary ile ilişkisini bitirdi.Tom broke up with Mary.
Tom ve Mary'nin iyi bir ilişkisi yoktur.Tom and Mary don't have a good relationship.
Neden erkeklerin her zaman sekreterleri ile ilişkileri var gibi görünüyor?Why do men always seem to have affairs with their secretaries?
İlişkiler uzlaşma gerektirir.Relationships involve compromise.
Onun özel hayatına ilişkin belgeler soygunda çalındı.Documents relating to his private life were stolen in the burglary.
Tom iliklerine kadar ıslanmıştı.Tom was soaked to the skin.
En ilişkili konuları tartışmak için zaman geldi.The time has come to debate the most relevant matters.
İlin üzerindeki bir duman bulutu var.There is a smoke cloud over the province.
Nedensel ilişkiyle gündelik ilişki arasındaki fark nedir?What is the difference between a causal relationship and a casual relationship?
Öğretmen ve öğrenci arasında uyumlu bir ilişki olmalı.There should be an harmonious relation between student and teacher.
Bazı insanlar ilişkilerini nasıl sevecen tutacaklarını biliyorlar.Not many people know how to keep an affectionate relation with their relatives.
Soğuk yağmur soğuğu iliklerime kadar hissettirir.Cold rain makes me chilled to the bone.
Kız arkadaşımla ilişkiyi bitirmeyi düşünüyorum.I'm thinking about breaking up with my girlfriend.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod