ilişkiye ile cümle

ilişkiye kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
Bari Emirliği, Hristiyan komşularıyla ilişkiye girecek kadar uzun sürdü.تمكنت إمارة باري من البقاء لفترة مكنها من الدخول في علاقات مع جيرانها المسيحيين.
Film çekimleri sırasında Madonna ile Beatty'nin bir ilişkiye başladı ancak ilişki 1990 sonunda bitti.وأثناء تصوير الفيلم بدأت مادونا في علاقة مع بيتي إلا أن تلك العلاقة انتهت في نهاية عام 1990.
İran ve Suriye Kürdistan Bölgesel Yönetimi'ni İsrail'le ilişkiye girmekle suçlamıştır.وقد اتهمت إيران وسوريا كردستان العراق بإقامة علاقات مع إسرائيل.
Bazen olay yerine geri dönüp cesetlerle tekrar tekrar ilişkiye girmiştir.وبدا أنهم عادوا مرارا إلى الجثة لممارسة الجنس معاها في عدة مناسبات.
Enfeksiyonların cinsel ilişkiye bağlı olduğu durumlarda, sonra da antibiyotik alımı faydalı olabilir.في الحالات التي تكون فيها الالتهابات متعلقة بالجماع، قد يكون أخذ المضادات الحيوية بعده مفيدًا.
İkisi gizli bir ilişkiye başlarlar.حاول الطرفان إبقاء الأمر سرا.
Sheldon ile çok ilginç bir ilişkiye sahiptirler.وله علاقة متميزة مع كالتز.
Kanıtlar, başkalarıyla cinsel ilişkiye girmeyen heteroseksüel çiftlerin risk taşımadığını desteklemektedir.الدليل يؤكد عدم وجود أي خطر للممارسة الجنسية مغايرة الجنس بين الأزواج الذين لا يمارسون الجنس مع آخرين.
Şunu söyleyebilirim ki Marzia ile birlikte tekrar yoğun ilişkiye başlayacağına inanıyorum."Posso dizer-lhe que eu acredito que ele começaria um relacionamento intenso com Marzia novamente.".
Bari Emirliği, Hristiyan komşularıyla ilişkiye girecek kadar uzun sürdü.O emirado de Bari durou o tempo suficiente para estabelecer relações com os seus vizinhos cristãos.
"Monster"daki korkunun düzenli bir ilişkiye olan gereksiniminden çıktığını belirtti.Ela acrescentou que o medo em "Monster" surgiu da sua necessidade de ter um relacionamento estável.
İkisi bir ilişkiye başlar.Os dois iniciam um relacionamento.
Film çekimleri sırasında Madonna ile Beatty'nin bir ilişkiye başladı ancak ilişki 1990 sonunda bitti.Durante a filmagem do filme, Madonna começou um relacionamento com Beatty que dissolveu no final do mesmo ano.
Bir süre için erkeklerle ilişkiye girmeyecektir.Ela não consegue se envolver com homem nenhum.
Jolie hiç vajinal ilişkiye girmemiştir.Segundo Joyce, ela nunca havia tido relações sexuais com eles.
Mia ile birlikte birçok kez aynı sahneyi paylaştılar ama hiç ilişkiye girmediler.Elas estiveram na mesma cena juntas em vários filmes, mas nunca teve sexo entre elas.
Ancak aile böyle bir ilişkiye ezici bir çoğunlukla karşıdır.Não surpreende que a maioria deles tenha um destino muito agradável.
Zina, birbiri ile evli olmayan kişiler arasındaki cinsel ilişkiye verilen adlardan biri.Relações sexuais somente entre pessoas casadas.
Clodia ile hiçbir ilişkiye girmemişti.Mary nunca se envolveu com Condé.
Bien, hamilelik nedeninin Şeytan'la cinsel ilişkiye girmekten meydana geldiğine dair itirafta bulundu.Ela também se vangloriou de ter tido relações sexuais com o Diabo.
Ertesi gün yine aynı kadını görür, bir süre sonra görüşmeleri ilişkiye çevrilir.Mais tarde, o casal se reúne novamente e outros problemas aparecem.
Sheldon ile çok ilginç bir ilişkiye sahiptirler.Tem um relacionamento com Charlotte.
Korunmasız cinsel ilişkiye girilmemelidir.Não tem relação com atração sexual.
Ayaz, doğru düzgün bir ilişkiye giremeyen çapkın bir kişiliğe sahiptir.A letra evoca um relacionamento que não deu certo.
İkisi gizli bir ilişkiye başlarlar.De twee beginnen een geheime relatie.
İkisi bir ilişkiye başlar.De twee beginnen een relatie.
Jolie hiç vajinal ilişkiye girmemiştir.Julia heeft nog nooit een succesvolle relatie gehad.
Bir süre için erkeklerle ilişkiye girmeyecektir.Sindsdien wilde ze niets met mannen te maken hebben.
Başka kişilerle ilişkiye giriyordum.Communiceren met anderen.
RNA dizisi ile amino asitler arasındaki bu ilişkiye genetik kod adı verilir.Deze correlatie tussen RNA en het aangemaakte eiwit wordt de genetische code genoemd.
Clodia ile hiçbir ilişkiye girmemişti.Doe toch mee Claudia!
Bari Emirliği, Hristiyan komşularıyla ilişkiye girecek kadar uzun sürdü.Gedurende het bestaan van het emiraat onderhield het relaties met zijn christelijke buurstaten.
Kurt, babası Burt Hummel ile iyi bir ilişkiye sahiptir.Dat gaat goed, totdat Finns moeder Carole een relatie blijkt te hebben met Kurts vader Burt Hummel.
Genç kıza dönüşür ve insanla ilişkiye girer.Ze verveelt zich en krijgt een relatie met een jongeman.
Önce Şükrü'yle sonra Muammer'le ilişkiye girer.Later krijgt ze na veel ontkenningen een relatie met Dimi.
Ayrıca model, erkeklerle cinsel ilişkiye girmek amaçlı üstünü çıkarmış gibi de görünmemektedir.En niet, zoals wel wordt verondersteld, om de mannelijke delen te accentueren.
Cinsel partner, cinsel ilişkiye giren insanlara verilen isim.Submissive is de aanduiding voor de onderdanige persoon in een seksuele relatie.
Kısa bir süre sonra Holloway ve Shaw cinsel ilişkiye girer.Niedługo po tym Shaw i Holloway uprawiają seks.
Rachel Weisz ilişkiye başlamak istediği kadındır.W jej rolę wcieliła się Rachel Weisz.
Ancak Sevi, eşiyle cinsel ilişkiye girmedi.Nie współżyjemy seksualnie ze sobą.
İsa ile bile ilişkiye girmişliği vardır.Czy my znamy Jezusa? i inne).
Burada öğrendik ki, kendisi aynı zamanda olgun kadınlarla ilişkiye girmekte zorluk çekiyormuş.W tym czasie bohaterka przeżywa liczne trudności, związane z wejściem w dorosłość.
TKP ile ilişkiye geçti.Włączył się w konspirację.
Dizinin ilk iki sezonunda Jenny Calendar, Rupert Giles ile romantik ilişkiye girer.W pierwszym sezonie bohaterka zaczyna związek z Jakeiem Rosati.
Mia ile birlikte birçok kez aynı sahneyi paylaştılar ama hiç ilişkiye girmediler.Wielokrotnie pojawiały się pomysły, aby oba muzea połączyć w jedno, ale nigdy do tego nie doszło.
Kanıtlar, başkalarıyla cinsel ilişkiye girmeyen heteroseksüel çiftlerin risk taşımadığını desteklemektedir.Bevisen stöder att det inte finns någon risk för heterosexuella par som inte har sex med andra personer.
1933'te 130 erkek küçük yaşta kişilerle cinsel ilişkiye girmekle ve pedofili olmakla suçlanmıştır.1933 blev 130 män "anklagade för att vara 'pederaster' – vuxna män som har sex med pojkar.
18:23 Bir erkek, erkekle cinsel ilişkiye girmemeli Lev.I vers 4:23 är det till exempel inte tillåtet för syskon att gifta sig med varandra.
Yine Kur'an'da erkek erkeğe cinsel ilişkiye girilmesi günah olarak nitelendirilmiştir.I Koranen är straffet för överträdelse att människan fördrivs från paradiset och att hon blir olycklig.
Sarhoş oldukları bir gecede iki arkadaş ilişkiye girer ve Abbie hamile kalır.Så pass att de efter en helvild natt vaknar upp i varandras armar och att Abbie har blivit med barn.
İkisi bir ilişkiye başlar.De båda påbörjar ett förhållande.
Seks turizmi, fahişelerin cinsel ilişkiye girmeleri için çalıştırıp seyahat ettikleri sektördür.Sexturism avser resande som företas i syfte att köpa sexuella tjänster av prostituerader.
Başka kişilerle ilişkiye giriyordum.Här medverkade bland andra.
Sanal parçacığın kinetik enerjisi hızla olağan bir ilişkiye sahip olmayıp zıt olabilir.Dess kinetiska energi tar med andra ord inte alltid det vanliga sambandet med hastighet.
Maşa ile bir ilişkiye başlar ancak kısa süre sonra bölüğüyle birlikte ayrılmak zorunda kalır.De kommer fram till att de måste göra slut, men tillbringar en sista dag tillsammans.
O zaman nişanlı olmasına rağmen Harrison'la ilişkiye başladı.Landis själv var också gift när hon hade förhållandet med Harrison.
Ed Helms (Stu Price rolünde): Kötü bir ilişkiye sahip dişçi, damadın arkadaşı.Ед Гелмс — Стю Прайс, стоматолог, який загрузнув у поганих відносинах зі своєю дівчиною, друг нареченого.
İkisi bir ilişkiye başlar.Вони обидва починають говорити.
4.sezonda gerçekten ilişkiye baslıyorlar ve mükemmel bir çift oluyorlar.На перший погляд, вони — цілком звичайні люди та ідеальна пара.
Kısa bir süre sonra Holloway ve Shaw cinsel ilişkiye girer.Наступного ранку Гумберт і Лоліта вступають у сексуальний зв'язок.

İlgili Sayfalar