ilişkisi ile cümle

ilişkisi kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
Güzelliğin iyi veya kötüyle ilişkisi var mıdır?Eine Ökonomie von Gut und Böse?
Kızı Gamze ile ilişkisi de çok sağlam sayılmaz.Ihre Beziehung mit Danny ist nicht glücklich.
Başka bir iddiaya göre Keçi Adam bir insanın ve keçinin cinsel ilişkisinin sonucudur.Das Prestige eines Mannes ergibt sich aus der Anzahl seiner Rinder und Frauen.
Goethe, insanı da içerisine dâhil eden tüm ilişkisi kapsamında doğayı tanımaya gayret göstermiştir.Wer den Joik verstehen will, muss sich in die tiefe Verbundenheit der Samen mit der Natur versenken.
İlk kısımda ilişkisini kısaca özet geçer.Im 1. Kapitel wird kurz auf ihn Bezug genommen.
Bir yıl sonra, Casagemas başarısız bir aşk ilişkisinin ardından umutsuzluğa düşerek intihar etti.Ein Jahr später beging er aus Liebeskummer Selbstmord.
Evlilik, öğrenci-öğretmen ilişkisini fazla değiştirmedi.Gedanken zur Neuinterpretation der Lehrer-Schüler-Beziehung.
Giger ile olan ilişkisinede bu zaman içinde ara vermiştir.Leider leidet die Beziehung zu Jackie in dieser Zeit zusehends.
Ancak grupla da ilişkisini hiçbir zaman koparmadı.Den Kontakt zu seinem Dorf hat er nie abbrechen lassen.
Aynı şekle sahip şekiller arasında benzerlik ilişkisi bulunur.Zwischen Urbild und Abbild besteht eine Ähnlichkeitsbeziehung.
Louis'in annesi ile ilişkisi o devir için sıradışı bir düzeyde sıkıydı.Washingtons Beziehung zu seiner Mutter war zeitlebens sehr angespannt.
Aile kavramıyla yakın bir ilişkisi bulunmasına rağmen, bu belirleyici bir ilişki değildir.Trotz der intimen Bekenntnisse des jungen Mannes bleibt das Gespräch unpersönlich.
Akrabalık bağına rağmen padişahla ilişkisi daima mesafeli oldu.Das fürstliche Ehepaar hatte trotz des zerrütteten Verhältnisses noch Kontakt.
Film, 17 yaşındaki Élder ile 50 yaşlı Armando'nun ilişkisini konu alıyor.Aalto betreute die Gruppe der Frauen unter 25 Jahren.
Tlos isminin de Hellenler’le hiçbir ilişkisi bulunmamaktadır.Der Name Elster hat nichts mit dem Vogel zu tun.
Önemli olan yaptığınız şarkılar ve bu şarkıların sizi sevenlerle olan ilişkisi.Natürlich muss man bedenken, welch schwere Arbeiten diese Lieder begleitet haben.
Greg ile romantik bir ilişkisi vardır.Sie führt mit Greer eine heimliche Beziehung.
İçgözlemin diğer bilimler tarafından kullanılan metotlar ile ilişkisi nedir?Was ist ihre Methode und was zeichnet sie gegenüber anderen Wissenschaften aus?
Tully-Fisher ilişkisi).Friedrich-Naumann Stiftung).
Bu sırada Judy ile olan ilişkisinide bırakmamıştır.Er traut sich nicht, Julie auf ihre frühere Beziehung mit Jim anzusprechen.
Bu eseri bilinen tek aşkı olan ressam Suzanne Valadon ile ilişkisinin bitmesi üzerine yazdı.Eine Liebesbeziehung verband ihn mit seinem Modell, der späteren Malerin Suzanne Valadon.
Ayrıca güçlü Katolik örgüt Opus Dei'yle de ilişkisi vardı.Auch führende Männer der Opposition gehörten dem Opus Dei an.
House'un Dr. James Wilson ile arkadaşlık ilişkisi Holmes'un Dr. John Watson ile ilişkisini anımsatmaktadır.Er erläutert das Verhältnis von Holmes zu Dr. Watson; Vergleich von Dr. Watson mit dem antiken Chor.
Çevresindeki yapılar ile olan ilişkisi ilerleyen zamanlarda modern bir uyum ile ilişkilendirilmiştir.Die Architektur seiner dann folgenden Bauten fügen sich in den Kontext der neueren Moderne ein.
Ayrıca bir de ev sahibinin oğluyla da ilişkisi vardır.Zudem hat er eine Beziehung mit der Tochter des Ermordeten.
Başlarda Grete ve Gregor'un iyi bir ilişkisi vardır ancak zamanla bu ilişki azalır.Er und Greta konnten sich anfangs nicht leiden, doch später ist das anders.
Şarkıcı Chuck Negron ile eşcinsel olarak ilişkisi vardı.Sein Cousin ist der Musiker Chuck Negron.
Bu çalışmalarda şempanzeler arasındaki ast ve dominant ilişkisi esas alınmaktadır.Den Vollhand- oder Kraftgriff beherrschen zudem bereits Schimpansen.
Elektriksel arkların akım ve voltaj ilişkisi lineer değildir.Die Intensitäts-Kalibrierungskurve ist nicht linear.
O tek-taraflı bir aşk ilişkisiydi.C'était une histoire d'amour unilatérale.
Marge'ın Lisa ile iyi bir ilişkisi vardır ve ikili, tamamen iyi geçinmektedirler.Marge a une bonne relation avec Lisa et toutes deux paraissent bien s'entendre.
Nikki, Paulo'nun yönlendiricisi ve görünen o ki ilişkisinden daha çok elmasları önemsemektedir.Nikki manipule Paulo et semble s'inquiéter davantage des diamants que de leur relation.
Integra'nın Alucard ile ilişkisi çok karmaşıktır.La relation entre Integra et Alucard est très complexe.
1999’da sevgilisi “Kaori Ito” ile olan dokuz yıllık ilişkisini bitirdi.En 1999, il met fin à la relation de neuf ans avec sa petite amie de longue date Kaori Ito.
İbrahim Ağa'nın sarayla ilişkisini ise karısı Hubayar Kadın yürütmekteydi.Abraham épouse sa demi-sœur « Saraï » - qui deviendra Sarah -, qui est stérile.
Eleştirmenler Chávez'in Norberto Ceresole ile olan profesyonel ilişkisine değinmektedir.Les critiques pointent également du doigt les relations professionnelles entre Chávez et Norberto Ceresole.
Jameson`la olan ilişkisi Jameson`ın otobiyografisinde anlatılır.Cette relation est décrite dans l'autobiographie de Jameson.
Franky’nin hikâyesi Kim Chang, Erica Davidson ve Bridget Westfall ile ilişkisi üzerinden ilerler.Les histoires notables de Franky sont ses relations avec Kim Chang, Erica Davidson et Bridget Westfall.
Monica'nın ilk ciddi ilişkisi kendisinden 21 yaş büyük, aile dostları Richard Burke'le olur.Monica aura une relation avec Richard Burke, un ami de longue date de sa famille, de vingt-et-un ans son aîné.
Ana madde: Kur'an mucizeleri Kur'an ilim ilişkisi ile ilgili farklı eleştiriler de getirilmiştir.D'autres récits leur attribuent une sagesse infinie (l'omniscience).
Johnny Cage ile ilişkisi vardır.Ne doit pas être confondu avec Johnny Cage.
Kullanılan yöntem süperpozisyon kanunu ve kesişme ilişkisi ilkeleriyle türetilmiştir.La méthode utilisée dérive des principes de superposition et d’inclusion.
Bu sıfatla Paraguay’ın Nueva Germania kenti ile bir kardeş şehir ilişkisi önerdi.À ce titre, il a proposé une relation sœur avec Nueva Germania, au Paraguay.
Eğitim programı İngiltere`deki Heriot-Watt Üniversitesi ile ortaklık ve iş birliği ilişkisine dayanmaktadır.Le système d’éducation est basé sur son partenariat avec l'Université Heriot-Watt en Écosse.
Dün Ömer Seyfettin'i okudum. (yazar-eser ilişkisi) Her sabah bir kase yerim.J'ai fait trois overdoses, mais je continue à prendre de la coke tous les matins.
Clemm ile Poe'nun ilişkisinin karı kocadan çok ağabey kardeş ilişkisine benzediği fikri de ortaya atılmıştır.Il a été suggéré que Clemm et Poe auraient plutôt eu des relations de frère à sœur que de mari à femme.
Seri boyunca, Nate Archibald'la karmaşık bir ilişkisi vardır.Au début de la série, elle est sortie avec le très convoité Nate Archibald pendant un petit moment.
Onlar şimdi dostça bir ilişkisin sürdürmektedir.Ils entretiennent une relation amicale.
Liu Kang ile ilişkisi vardır.Aide Liu Kang.
Kızının Mecnun ile olan ilişkisini onaylamamaktadır.Il ne supporte pas la relation entre sa fille et Moskito.
Kesinlikle hiçbir ilişkisinin olmadığını söylediler .Elle constate qu'ils n'ont pas de conversation.
Bu, siyaset ve savaş ilişkisinin ele alınma biçimiyle bağıntılıdır.Il est associé en tant que de besoin à la définition de la Politique étrangère et de sécurité commune.
Kaynaklarda SERUĞ olarak geçen bu şehrin İbrahim Peygamberle ile çok yakın ilişkisi vardır.La houppa est ouverte aux quatre coins, comme la tente d’Abraham, en signe d’hospitalité.
Wacho'nun Franklarla iyi ilişkisi vardı.Nancy semblait avoir une bonne relation avec les Kent.
İçgözlemin diğer bilimler tarafından kullanılan metotlar ile ilişkisi nedir?Quels sont les liens avec les autres sciences ?
Bu açıdan da sekülarizmle sıkı bir ilişkisi vardır.Il existe ainsi une forte connotation sexuelle avec celui-ci.
İlk kısımda ilişkisini kısaca özet geçer.Elle croisera brièvement le Pr.
Ancak her iki hareketle de ilişkisi sürekli değildi.Malheureusement, il n'a jamais relié ces deux travaux d'une manière quelconque.
Bu düşüncede güzellik-doğruluk ilişkisi bir özdeşlik olarak ele alınmaktadır.La véritable politesse s'accompagne nécessairement de bienveillance.
Çünkü birçok insan gibi onun da bir ilişkisi vardır.Il m'arrive aussi, comme à beaucoup d'autres, de me tromper.

İlgili Sayfalar