ilişkisi ile cümle
ilişkisi kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
İlk kısımda ilişkisini kısaca özet geçer.Początkowo ukrywają swój związek.
Dört defa evlenen Süreya, bunların dışında "Üvercinka" ve Tomris Uyar dâhil birçok kişiyle ilişkisi olmuştur.Przez całe życie artystyczne posługiwał się wieloma pseudonimami.
Bu yasak ilişkisinden Phobos(Korku), Deimos(Dehşet) ve Harmonia(Uyum).De oäkta lederna uppdelas i fibrösa (syndesmoser), kartilaginösa (synkondroser) och förbenade (synostoser).
Nikki, Paulo'nun yönlendiricisi ve görünen o ki ilişkisinden daha çok elmasları önemsemektedir.Nikki är manipulativ gentemot Paulo och tycks bry sig mer om diamanterna än deras förhållande.
Bu dönemde Theodora ile ilişkisinin devam ettiğine dair kanıt yoktur.Det finns inga tecken på att Theodora återupptog sitt förhållande med honom.
Bu tehlikelerden kaçınılması için uygulama öğretmen/öğrenci ilişkisi dışında "gizli" tutulması gerekir.För att undvika dessa faror, hålls utövandet 'hemligt' utanför lärare/student-relationen.
Bu pompayı kullanarak, Boyle ve Hooke basınç-hacim ilişkisini fark ettiler: B.H=Sabit.Med hjälp av denna pump upptäckte Boyle och Hooke förhållandet mellan tryck och volym: P·V=konstant.
Marge'ın Lisa ile iyi bir ilişkisi vardır ve ikili, tamamen iyi geçinmektedirler.Marge har en god relation med Lisa och umgås en hel del med henne.
Kırmızıya kayma ve durgun hız ilişkisi diğer bir maddedir.Sambandet mellan rödförskjutning och fjärmande hastighet är en annan sak.
Onların ilişkisi şık bir akşam yemeği ve dans zirveye ulaşır.Deras förhållande når sin klimax vid en elegant middag och dans.
Ekim 2011'den beri ilişkisi olan dansçısı Casper Smart'la ayrıldı.Sedan oktober 2011 har Lopez varit i en relation med bakgrundsdansaren Casper Smart.
O ana-oğul ilişkisi nasıl şekilleniyor?Men hur är egentligen deras förhållande till dottern?
Bunun nedeni Zeyna'nın yol arkadaşı Gabrielle ile olan yoruma açık ilişkisidir.Frågan är hur involverad Gabriella är.
29 Ekim 1942'de, genç oyuncu Massimo Serato ile ilişkisinden, tek oğlu olan Luca doğdu.Magnani fick 1942 en utomäktenskaplig son, Luca, med skådespelaren Massimo Serato.
1844'ten beri Andrew Cross'un oğlu John’la şüpheli bir ilişkisi vardı.Hon hade från 1844 ett oklart förhållande med amatörforskaren Andrew Crosses son John.
İki ülke arasında geniş bir ticaret ilişkisi mevcuttur.De bägge länderna har betydande handelsrelationer med varandra.
Güzelliğin iyi veya kötüyle ilişkisi var mıdır?Är pederasti rätt eller fel?
Allah-Alem İlişkisi, felsefenin en çetrefilli meselelerinden biridir.Därför är kärleken till Gud den högsta formen av filosofi.
Cadbury ile ilişkisi bulunmaktadır.För andra betydelser, se Cadbury.
Bu ikilinin arasındaki dostluk, kısa zamanda iki kardeşin ilişkisine dönüştü.De båda kvinnornas vänskap växer fram i takt med broderierna.
Sonuçların nedenlerle hiçbir ilişkisinin olmadığını belirtir.Pliktetikern skulle säga att konsekvenserna inte spelar någon roll.
Barney'se bu arada kendi ilişkisiyle meşguldür.Barney får sin egen typ av relationsproblem.
Bir borç ilişkisi, tek bir kişinin irade beyanıyla gerçekleşmiştir.Ett enkelt skuldebrev är ställt till viss person.
Cemiyetin dönemin siyasi partileri ile bir ilişkisi yoktur.Det går därför inte att säga något om dess partipolitiska sammansättning.
Buna karşın, yine bazı antik kaynaklar Sappho'nun erkeklerle de aşk ilişkisi yaşadığını dile getirmektedir.Однак деякі стародавні джерела згадують і про зв'язки Сапфо з чоловіками.
Rose'un Jack'le olan ilişkisi hakkında gittikçe daha mahcup, kıskanç ve acımasız hale gelir.Він стає все більш збентеженим, ревнивим і жорстоким до стосунків Рози з Джеком.
Bu, VAR'daki ekonomik olarak ilişkisiz etkileri ayrıştırmaya yarar.Це допомагає виділити ефект економічно незначних впливів у ВАР.
İki ülke arasında geniş bir ticaret ilişkisi mevcuttur.Збільшує обсяги взаємного товарообігу між країнами.
Dini milliyetçilik milliyetçiliğin belli bir dini inanç veya dogma ile olan ilişkisidir.Релігійний націоналізм — це ставлення націоналізму до певної релігійної віри або догми.
Vakıf ile olan ilişkisi hakkında: "Ben sahip olabileceğiniz en iyi aileye sahibim.Він говорить про це: «У мене були найкращі батьки, які тільки можуть бути.
Einstein fotonların dalgalarla olan ilişkisini açıklayamamıştır.Але Ейнштейн не міг пояснити, яким чином фотони пов'язані з хвилею.
Sıra eşiyle olan kötü ilişkisini düzeltmeye gelmiştir.Нова подія надзвичайно погіршила стосунки з дружиною.
Wellman kızının Murat'la ilişkisine karşı çıkar.Метт питає, що сталося з донькою Бет.
İkilinin ilişkisi 2014 yılında sona ermiştir.Дворічні стосунки припинились у 2014.
Film dul bir Alman kadını ile Fransız bir askerin ilişkisini konu etmektedir.Дівчину називають нещасної Трагедією або Жінкою французького лейтенанта.
Eserlerinde insan ve tin ilişkisi üzerinde yoğunlaştı.У своїх творах він перш за все займається стосунками між сім'єю і історією.
Kuzey ile güney arasında kontur ilişkisi var.(birbirleriyle çakılılar.)Межа між Північною і Південною Кореєю (див.
Bunların başında gelen, İsrail’in saldırılarla bir ilişkisi olmasıydı.Можливо це пов'язане з війнами з ізраїльтянами.
1941 yılında ünlü aktris Katherine Hepburn ile ilişkisi başladı.У 1941 році під час зйомок фільму «Жінка року» познайомився з акторкою Кетрін Гепберн.
Oxford ile ilişkisi olmuş edebiyatçıların listesi uzundur.Легенда про ліхтар Джека доволі давня.
Ayrıca bunlarda Pspin / Pyörünge ~0.1 ilişkisi vardır.Також є варіант Turbo з турбодвигуном 1000сс(131 к.с.).
Varlık-yokluk sorunları, zaman-mekân ilişkisi konu edilmektedir.Обговорювалися питання про врегулювання відносин з містами Ганзи.
Tüm organlarımız bu tür bir bağımlılık ilişkisi içindedir.Будь-який живий організм має такі границі.
Üç model de ressamın arkadaşlarıydı ve kompozisyonda birbirleriyle ilişkisi olmayan kişiler gibi göründüler.Головні герої — троє друзів, які такі несхожі на перший погляд.
Ayrıca bir de ev sahibinin oğluyla da ilişkisi vardır.Щодо дочки брата вживається також сино́виця.
Onların ilişkisi platonik mi?У них платонічні стосунки?
En sonunda Liz Rose ile kalıcı bir iş ilişkisi kurdu.Nakonec započala trvalou spolupráci s Liz Rose.
Brook 2004 yılına kadar ünlü aktör Jason Statham ile yedi yıllık bir ilişkisi oldu.Sedmiletý partnerský vztah udržovala do roku 2004 s anglickým hercem Jasonem Stathamem.
Bu durum annesiyle olan uzak ilişkisinden kaynaklanıyordu.Následoval složitý vztah s matkou.
Tlos isminin de Hellenler’le hiçbir ilişkisi bulunmamaktadır.Nic jiného však se synem Héliovým nemá společného, jenom jméno.
Ayrıca ülkenin Birleşmiş Milletler üyesi hiçbir devlet ile diplomatik ilişkisi yoktur.Žádný stát světa s ním také nenavázal diplomatické styky.
Ekland şöyle der: "Ben Sellers'ın Britanya monarşisi ile ilişkisinden tamamen habersizdim."Vůbec jsem nevěděla o jeho (Sellersově) spojení s britskou monarchií.
Ekim 2011'den beri ilişkisi olan dansçısı Casper Smart'la ayrıldı.Od října 2011 do června 2014 chodila se svým tanečníkem Casperem Smartem.
Şahname'de Simurg'un Prens Zal ile olan ilişkisi yer alır.Pro naše podmínky se hodí Prinsepia sinensis.
Bu daireler arasındaki görev ilişkisi değil; iş dağılımı ilişkisidirSlouží nejen jako spojení mezi budovami, ale také k rozdělení prostoru.
Kendisine uzak duran babası ile olan ilişkisi sürekli çelişkiliydi.Vztah s otcem měla vždy problematický.
Suriye'nin ülkelerle ilişkisini geliştirmek için birçok müzakerede bulunmuştur.Supra posiluje vztahy mezi jejími účastníky.
Kültürel müzikoloji, insan toplumunda müzik ve kültür ilişkisini inceler.Kulturní a sociální antropologie chce zkoumat člověka v jeho kultuře a společnosti.
6 Ocak 1945'te Türkiye, Japonya ile ilişkisini kesti.Dne 6. února 1904 došlo k přerušení diplomatických styků mezi Japonskem a Ruskem.
Sayısız arkadaşı vardı ve hiçbiriyle de ilişkisini sona erdirmedi.Neměl mnoho přátel, nikomu se nesvěřoval.