ilişkisi ile cümle
ilişkisi kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
Karar nedeniyle dokuz Arap ülkesi, Batı Almanya ile ilişkisini kesti.Vervolgens verbreken negen Arabische landen hun betrekkingen met Bonn.
Wacho'nun Franklarla iyi ilişkisi vardı.Diori had goede relaties met de Fransen.
Prenses Kitana ile ilişkisi vardır.Hij krijgt een relatie met Princess Carolyn.
Bu sıfatla Paraguay’ın Nueva Germania kenti ile bir kardeş şehir ilişkisi önerdi.In deze hoedanigheid stelde hij een zusterstadrelatie voor met Nueva Germania in Paraguay.
Anastasia tutkulu milyoner Christian Grey ile yaşadığı ilişkisini geride bırakmaya çalışmaktadır.Ze verbreekt alle contact met de miljardair Christian Grey.
Aspasia'nın Perikles ile olan ilişkisi ve buna bağlı siyasal nüfuzu tepki uyandırmıştır.Haar relatie met Perikles en haar latere politieke invloed veroorzaakte nogal wat reactie.
Şimdiki ilişkisini instagram hesabından paylaştığı fotoğraflarla beraber duyurdu.Hij publiceerde de foto's op Instagram.
Kuzey ile güney arasında kontur ilişkisi var.(birbirleriyle çakılılar.)Gelijknamige polen (noord-noord en zuid-zuid) stoten elkaar echter af.
Kartlar arasında sebep-sonuç ilişkisinin olup olmadığına bakılır.Tussen oorzaak en gevolg bestaat een causale relatie.
Tüm unsurlar karşılıklı olarak bu döngüler ilişkisiyle birbirine bağlıdır.Vanwege deze relatie zijn alle actuele entiteiten wederzijds afhankelijk.
İçgözlemin diğer bilimler tarafından kullanılan metotlar ile ilişkisi nedir?Welke stijlkenmerken hanteert het medium dat men beoogt?
Bu sırada Wil'in Vivien ile olan ilişkisi ilerlemektedir.Hierdoor verbrak Gwen de relatie met Will.
Lois, yeni bir iş bulur, Lana, Lex ile ilişkisinde yeni bir adım atar.Clark laat zijn relatie met Lana los, die iets begint met Lex.
Eski balerin Lisa Rinehart ile de uzun süren bir ilişkisi oldu.Hij kreeg ook nog 3 kinderen met ballerina Lisa Rinehart.
Bir ankete göre gençlerin %13'ü son cinsel ilişkisinde dışarı boşalma yöntemini uygulamış.Bij ongeveer dertien procent van de jongens vindt de eerste zaadlozing plaats in een natte droom..
Bu yaklaşım biçimi teoriler arasında bir süreklilik ilişkisi kurar.Daartoe is een voortgaande oplossing rondom theologische standpunten noodzakelijk.
Braun ilişkisi süresince ilk intihar denemesini 1932'de 20 yaşında kendini vurarak yaptı.Jaloers als ze was, schoot ze in 1932 zichzelf in haar hals.
Onlar şimdi dostça bir ilişkisin sürdürmektedir.Ze houden er een geheime relatie op na.
Temelde benzerlik ilişkisi vardır.Zij hebben een vergelijkbare vervoeging.
Ayrıca Volantisli, Talisa Maegyr adında bir kızla ilişkisi başlar.Valentijn maakt ondertussen contact met een meisje, Céline.
Bunda ülkenin Vatikan ile olan yoğun ilişkisi etkili olmuştur.Omstreden is de hulp die zij hier bij ontvingen van het Vaticaan.
Brian Molko'nun profesyonel fotoğrafçı Helena Berg ile olan ilişkisinden Cody isimli bir oğlu olmuştur.Molko had een vaste relatie met fotografe Helena Berg, met wie hij sinds 2005 een zoon heeft, Cody.
Bu konu hatta Tara ile olan ilişkisini bozmaya kadar bile gitmiştir.Het gaat zelfs zo ver dat hij de relatie verbreekt.
Tokugawa Ieyasu'nun bu tozamalarla dostane bir ilişkisi vardı.Binnen deze raad had Tokugawa Ieyasu het meeste gezag.
Elektriksel arkların akım ve voltaj ilişkisi lineer değildir.Het verband tussen weerstand en temperatuur is niet lineair.
Güzelliğin iyi veya kötüyle ilişkisi var mıdır?Iets is amoreel als het niets met goed of kwaad te maken heeft.
Babasıyla ilişkisi kötüydü ve evde mutsuzdu; bu yüzden 17 yaşında evden ayrıldı.Vanwege de slechte relatie die hij had met zijn moeder ging hij op zijn zeventiende het huis uit.
İki ülke arasında geniş bir ticaret ilişkisi mevcuttur.Ten tweede is er veel woon-werk verkeer tussen beide landen.
Bu arada Frank ile avukatının ilişkiside vardır.Vervolgens gaan hij en Vera weer een geheime verhouding aan.
Einstein fotonların dalgalarla olan ilişkisini açıklayamamıştır.Jednak Einstein nie potrafił pisać, w jaki sposób fotony są powiązane z falami.
Stracci ailesi Corleone Ailesi ile pek ilişkisi olmayan bir ailedir.Jules nie jest powiązany w żaden sposób z rodziną Corleone.
1993'ten sonra NATO ile ilişkisini de geliştirmiştir.Podobnie myślał po 1989 o stosunkach z sąsiadami.
Zeus'la ilişkisinden Perseus doğmuştur.Ze związku z Zeusem urodziła Charyty.
Styles'ın TNA başkanı Dixie Carter ile ilişkisi olduğunu düşündüren fotoğrafları gösterdi.Daniels przedstawił wówczas kilka zdjęć sugerujących romans Stylesa z prezes TNA Dixie Carter.
Diğer kuantum halleri farklı ışık demetleri arasındaki foton istatistiği ilişkisine bağlıdır.Inne istotne zjawiska kwantowe związane są z powiązaniami statystyk fotonów między różnymi wiązkami światła.
House'un Dr. James Wilson ile arkadaşlık ilişkisi Holmes'un Dr. John Watson ile ilişkisini anımsatmaktadır.Relacje House'a z doktorem Jamesem Wilsonem to analogia do Holmesa i doktora Johna Watsona.
Ancak grupla da ilişkisini hiçbir zaman koparmadı.Nigdy jednak nie zerwał kontaktów z uczelnią.
Abigal’le ilişkisine son veren Proctor, karısına karşı vicdanında rahatsızlık duymaktadır.Jego żona, Debbie, narzeka na jej nudne życie.
İkisinin ilişkisi ilerlemiş ve evlenmeye karar vermişlerdir.Kiedy oboje poznali się bliżej, postanowili się pobrać.
Bu dönemde de FKF’nin TİP ile ilişkisi devamlılık arz etmiştir.Warto jeszcze odnotować losy MTK w tym okresie.
İlişkisi yok.Bez dyskusji.
Birkin ve Gainsbourg ilişkisi on yıl boyunca devam etti.Związek Barney i Brooks przetrwał przeszło 50 lat.
Bu, siyaset ve savaş ilişkisinin ele alınma biçimiyle bağıntılıdır.Istotnym zadaniem jest zatem ustanowienie relacji pomiędzy religią a polityką.
Senet genelde bir mali (borçlanma) veya mülkiyet ilişkisinin (tapu, hissedarlık) kabulü şeklindedir.Są grube i zebrane w parach wyprostowanych względem siebie lub rozwartych.
Aspasia'nın Perikles ile olan ilişkisi ve buna bağlı siyasal nüfuzu tepki uyandırmıştır.Związek Aspazji z Peryklesem i wynikające z tego jej wpływy polityczne, wywoływały sprzeciw.
İki ülke arasında geniş bir ticaret ilişkisi mevcuttur.W ogólności odnoszą się one do wzajemnych stosunków handlowych między oboma państwami.
Aynı zamanda WWE şampiyonlarıyla ilgili de ilişkisi olmuştur.Z reguły obowiązek ten należał do mistrzów winai.
Juba olan ilişkisine hiç değinmez.Ma dość swojego dotychczasowego życia.
Bu egemenlikte artık hiçbir kişinin veya dini inanç ve kurumun ilişkisi yoktur.W związku z tym na tym etapie nie stanowi to deklaracji Kościoła na temat życia i wiary danej osoby.
Debussy’nin çok sayıda kadınla ilişkisi olmuştu.Bootha widywano w towarzystwie wielu kobiet.
Ayrıca bir de ev sahibinin oğluyla da ilişkisi vardır.Równocześnie przedstawiona jest relacja chłopca z rodziną.
Bu karakterlerin birbirleriyle olan ilişkisini anlatan bir dizi.Na koniec: co te wszystkie osobiste rysy mają ze sobą wspólnego?
Violetta Alfredo'yu çok sevdiğini ve onunla ilişkisini bırakamıyacağını bildirir.Okłamuje Alfreda, że kocha barona i z nim chce pozostać.
Ancak ilişkisi savaşın sonunda sona ermişti.Jego działalność zakończyła się pod koniec wojny.
Statham 2004 yılına kadar model Kelly Brook ile yedi yıllık bir ilişkisi oldu.W latach 1997-2004 związany był z modelką i aktorką Kelly Brook.
Gabrielle ve yeni tanıştığı politikacı eşi, Carlos'la olan ilişkisini Edie sayesinde öğrendi.Gość spytał się pannie młodej o co kłócili się Edie i Carlosem.
Yapılan antlaşmalar ışığında, Avrupa Birliği ve ulusal mahkemeler arasında bir iş birliği ilişkisi yatar.Procedura opiera się na ścisłej współpracy między Trybunałem a sądami państw członkowskich.
Pink Floyd ile olan ilişkisiyle tanındı.Najbardziej znany był ze współpracy z zespołem Pink Floyd.
Takip edilme korkusu, iyi gitmeyen evlilik ilişkisini de yıprattı.To zabójstwo przyspieszyło tylko rozkład nieudanego małżeństwa.
Karmaşık bir aile ilişkisi olan House, ebeveynlerine karşı mesafelidir.Pochodząca z bogatej dzielnicy Maya ma dość kłótni swoich rodziców.