ilişkisi ile cümle
ilişkisi kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
Bu uruğun, Göktürk kökenli Tuğluklarla ilişkisi olup olmadığı tam olarak bilinmemektedir.Není však jasné, jestli má tato zmínka souvislost se skutečným kultem hromovládce.
Orff'un Nazi partisi ile ilişkisi öne sürülse de, kesin olarak kanıtlanamamıştır.Kdy se Stangl stal členem nacistické strany, není přesně jisté.
Proust'un annesiyle yakın bir ilişkisi vardı.S matkou měl Václav hluboký vztah.
Juba olan ilişkisine hiç değinmez.Už nezáleží na tom, co se stane v mém životě.
Bay Yengeç ile sıradan bir ilişkisi vardır.Magnum má však stále dobrý vztah s Mr.
İkilinin ilişkisi dizinin sonuna dek devam etti.Jejich vztah pokračuje až do konce první série.
Mal varlığı ile sorumluluk, borç ilişkisinin niteliğine göre iki biçimde olabilir.Protože jde o rozdíl příjmů a výdajů, lze pracovat s oběma položkami.
Kuruluş amacı tanınmayan devletler ve FIFA ile ilişkisi olmayan bölgeleri temsil etmek idi.Chce zastupovat národy závislých a neuznaných států a regionů, které nejsou členy FIFA.
Şehre dönen Jake ile kısa süreli bir ilişkisi olur, ama Jake yine ayrılmak zorunda kalır.Další den se s nimi indiáni spojí, ale Jake odchází pryč.
Sonunda Cassio ile Dessemona'nın bir aşk ilişkisi içinde olduklarını ima eden sözler söyler.Nakonec naznačí, že Cassio a Desdemona mají poměr.
Bu sıfatla Paraguay’ın Nueva Germania kenti ile bir kardeş şehir ilişkisi önerdi.V rámci této funkce navrhl sesterský vztah s kolonií Nueva Germania.
Enver, Cem'in Kırmızı Saçlı Kadın'la olan ilişkisinden olan çocuğudur.Tom Sawyer je snědý chlapec s zrzavými vlasy.
Kuzey Pikence ile herhangi bir ilişkisi bulunmamaktadır.Za Québec Nordiques však neodehrál žádný zápas.
Vanessa ile dört bölüm süren ilişkisi bir Vermont seyahatinde biter.Do ženské čtyřhry s Vesninovou vstupovaly jako šesté nasazené.
Parti, Rusya Federasyonu Komünist Partisi ile yakın ilişkisini sürdürmüştür.Na ruské politické scéně spolupracovala s Komunistickou stranou Ruské federace.
Mihail, İngerina olan ilişkisini devam ettirdi.Emanuel se spojil s Francií.
Mayer'ın medyayla ilişkisi tartışma yarattı.Je po něm pojmenován Mayerův vztah.
Oxford ile ilişkisi olmuş edebiyatçıların listesi uzundur.Rivalita mezi Oxfordem a Cambridgí má dlouhou historii.
Daha sonra Ben Affleck ile birlikte olan Paltrow, bu ilişkisine de son verdi.I klub Ascoli jednou skončil kvůli penězům.
Ancak babası onun bu ilişkisini onaylamamaktadır.On však lituje, že u toho nemůže být jeho otec.
Önceki Norveç kralı III. Magnus'un evlilik dışı bir ilişkisinden olmuş olan oğluydu.Byl nemanželským synem krále Magnuse III..
Kral Olaf, kiliseyle olan ilişkisinde babasının hattını kırdı.Regele Olaf a rupt linia tatălui său în relația cu biserica.
Klein ile Born ilişkisi daha sorunlu oldu.Relația lui Born cu Klein a fost mai problematică.
Erkek arkadaşı Ben Cheney ile güçlü bir ilişkisi vardır.Are o relație puternică cu prietenul ei, Ben Cheney.
Statham 2004 yılına kadar model Kelly Brook ile yedi yıllık bir ilişkisi oldu.Statham a avut o relație de șapte ani cu modelul Kelly Brook, până în 2004.
Mayer'ın Jessica Simpson'la 2006'nın ortalarında başlayan ilişkisi dokuz ay sürdü.Mayer a avut o relație de aproximativ nouă luni cu Jessica Simpson, începând cu mijlocul anului 2006.
2009 itibarı ile 191 ülke ile diplomatik ilişkisi ve 144 elçiliği bulunmaktadır.În 2009, ea menținea relații diplomatice cu 191 de țări și avea 144 de ambasade(d).
İlişkisi bir yıl sonra bitti ve McQueen ve Forsyth yakın bir arkadaşlık sürdürdü.Relația celor doi s-a sfârșit un an mai târziu, dar designerul și Forsyth au rămas prieteni apropiați.
Elias Cannetti'yle yakın ilişkisi oldu.A fost rudă cu Elias Canetti.
Bu sıfatla Paraguay’ın Nueva Germania kenti ile bir kardeş şehir ilişkisi önerdi.În această calitate, a propus înfrățirea cu orașul Nueva Germania, Paraguay.
Klip esnasında Blunt, karartılmış bir odada tek başına oturarak geçmiş ilişkisini düşünmektedir.În videoclip Blunt stă singur într-o cameră destul de întunecată în timp ce reflectă pe o relație din trecut.
İkilinin ilişkisi dizinin sonuna dek devam etti.Relațiile dintre cele două rămân încordate până la sfârșitul seriei.
Mihail, İngerina olan ilişkisini devam ettirdi.Tadić a îmbunătățit relațiile cu Franța.
Kısaca, köyde bulunan Tahtacı aşiretlerinin birçok kültür çevresi ile ilişkisinin olduğu söylenebilir.Al doilea, se poate observa că unele părți ale maramei de pe capul țărăncii se confundă cu tonul fondului.
"Enflasyon ve Döviz Kuru İlişkisi : Bir Eşbütünleşme Analizi"."Reproductiv Masculin Rezerve în Legătură cu Sistem de Împerechere în Fluturi: Un Studiu Comparativ."
FIFA ile ilişkisi olmayan tüm ülkeleri temsil eder.Aceste echipe naționale nu sunt afiliate la FIFA.
Mutlu bir ilişkisi vardır.Este o relație delicată.
Böylece umduğundan daha hızlı gelişen ilişkisinden kaçabilir.S-ar putea să ai nevoie de această îndemânare mult mai repede decât te aștepți.
Kızının Mecnun ile olan ilişkisini onaylamamaktadır.El nu este de acord cu cleptomania fiicei sale.
Susan'ın girintili çıkıntılı ilişkisi olan sevgilisidir.Dar Carlos este deja angajată suferă de gelozie mireasa lui .
Bu ilişkisi için “Tüm insanlık tarihinin en romantik 4 yılıydı.” demiştir.El a subliniat că "acesta este cel mai important eveniment de până acum din istoria omenirii.
Kendisine uzak duran babası ile olan ilişkisi sürekli çelişkiliydi.Între el și tatăl lui erau neînțelegeri majore.
Suriye'nin ülkelerle ilişkisini geliştirmek için birçok müzakerede bulunmuştur.Liverpool dorea o relație mai practică cu Statele Unite.
Sayısız arkadaşı vardı ve hiçbiriyle de ilişkisini sona erdirmedi.Au trecut câteva zile și nimeni nu a fost capabil să-l conteste.
Şimdiki ilişkisini instagram hesabından paylaştığı fotoğraflarla beraber duyurdu.Solista a încărcat în mod regulat fotografii de la ședințele de înregistrări pe contul ei de Instagram.
Tom, Mary ile olan ilişkisin en mahrem ayrıntılarını ortaya çıkardı.Tom ar fi dezvăluit cele mai intime detalii ale relației sale cu Maria.
Barney'se bu arada kendi ilişkisiyle meşguldür.Eközben Barney intézi a saját kapcsolatait.
Claudius'un rahatsızlıkları ortaya çıkmaya başlayınca ailesiyle olan ilişkisi bozulmaya başladı.Amikor Claudius betegsége egyre nyilvánvalóbbá vált, családjával megromlott a kapcsolata.
Rose'un Jack'le olan ilişkisi hakkında gittikçe daha mahcup, kıskanç ve acımasız hale gelir.Ahogy Jack és Rose románca kibontakozik, egyre féltékenyebb, dühösebb és kegyetlenebb lesz.
Şarkının asıl konusu Izzy Stradlin'in Angela Nicoletti ile olan başarısız ilişkisidir.A dal eredetileg Izzy Stradlin és exbarátnője Angela Nicoletti sikertelen kapcsolatáról szól.
Şarkıda Eminem Carey ile eşi Nick Cannon’ın ilişkisini kötülemektedir.A dalban becsmérli Carey és férje, Nick Cannon kapcsolatát.
Bu sıfatla Paraguay’ın Nueva Germania kenti ile bir kardeş şehir ilişkisi önerdi.Ebben a minőségben javasolta a paraguayi Nueva Germania-val alkotott testvérvárosi kapcsolatot.
Cadbury ile ilişkisi bulunmaktadır.Cadbury vár.
Bu Rodwell'in ilk ciddi ilişkisi idi.Ez volt Manning első komoly kapcsolata.
Karaciğer enzimlerinin, hastalığın ciddiyetiyle olan ilişkisi zayıftır.A májenzimek és a betegség súlyossága közötti kapcsolat gyenge.
House'un Dr. James Wilson ile arkadaşlık ilişkisi Holmes'un Dr. John Watson ile ilişkisini anımsatmaktadır.House és Wilson kapcsolata is Holmes és dr.
Williams'ın, Rachel Hunter dahil, çeşitli kadın ünlülerle birçok romantik ilişkisi oldu.Robbie Williams Williamsnek számos hírességgel volt viszonya, köztük Rachel Hunterrel is.
İlişkisi yok.Nincs köze hozzá.
Kendisine uzak duran babası ile olan ilişkisi sürekli çelişkiliydi.Kapcsolata távolságtartó apjával igen ambivalens volt.
Bu arada 1961'de hayatına giren Teresa'yla ilişkisi, yaşamının sonuna dek sürdü.Így Simenon 1961-es házvezetőnőjével, Teresával élt együtt, és élete végéig vele maradt.