ilişkilerin ile cümle
ilişkilerin kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
11
HARF
5
HECE
10
ORT. KELİME
Ortak demokratik değerler Avrupa ülkeleri ve Batı ile Filipinler'in ilişkilerini kolaylaştırmaktadır.القيم الديمقراطية المشتركة تجعل من العلاقات مع الدول الغربية والأوروبية أكثر سهولة.
1961 - Amerika Birleşik Devletleri, Küba ile ilişkilerini kesti.1962 - الولايات المتحدة تقطع علاقتها مع كوبا.
Kont uzun aşk yerine kısa aşk ilişkilerini tercih etmektedir.ولذلك يفضل العلف بكميات صغيره علي فترات متقاربه.
Bununla beraber, ikisi rekabetçi ilişkilerine de devam ettiler.وإنما اتفقا علي التنافس بينهما أيضا..
Tarihî bağlar ve kültürel benzerlikler ülkenin İspanya ile ilişkilerinde köprü görevi üstlenmektedir.كما أن الروابط التاريخية والثقافية المتشابهة بمثابة جسر للعلاقات مع إسبانيا وأمريكا اللاتينية.
Bu ilişkilerinden birçok gayrimeşru çocuğu oldu.بحيث كان الكثير من الذكور فيها يقيمون علاقات مثلية.
Medikal genetik, genetik çeşitliliğin, insan sağlığı ve hastalıklarıyla ilişkilerini araştırmaktadır.يسعى علم الوراثة الطبية لفهم كيفية الاختلاف الجيني ومدى تأثيره على صحة الإنسان والأمراض.
Böylece iki ülke arasındaki ilişkilerin normalleşme süreci başlamıştır.فتم توقيع البيان المشترك بين البلدين حول تطبيع العلاقات بينهما.
Ekim 2008'de ilişkilerine yeniden başladılar.ثم عادا لبعضهما مرة أخرى في أكتوبر من عام 2008.
Bu nedenle, düzenleme yaratıcı becerilerini, insan ilişkilerini ve yöntemler kesin bir set içerebilir.على هذا النحو، قد تنطوي على مسألة المهارات الإبداعية، والعلاقات الإنسانية ومجموعة محددة من الأساليب.
Myanmar ve Pakistan diplomatik ve ticari ilişkilerini aktif bir şekilde sürdürüyorlar.البحرين وباكستان تتمتعان بعلاقات ودية وعميقة.
Bu deneyimler ona insani ilişkilerin değerlendirilmesinde geniş kapsamli ve derin bir öğreti olmuştur.وكانت هذه التجارب تعليم عويص و واسع النطاق لأيدين أيتين في تقييم العلاقات الإنسانية.
İşte bu gelişme Irak-Suudi Arabistan ilişkilerinde sorunlara yol açmıştı.في ذلك الوقت كان يعتقد أن هذا الحدث قد يسبب صعوبات للعلاقات الكندية السعودية.
Bu kişiye başka devletler ve topluluklarla ilişkilerin düzenlenmesi görevi de verilmiştir.كما ينص على العقوبات المفروضة على الانتماء إلى هذه المنظمات أو الأجهزة.
Anlaşma, iki ülke arasındaki ilişkilerin ilerletilmesi için imzalanan en önemli mevzuat.يتكون الاتفاق من أحدث الاتفاقيات التي تم توقيعها بين البلدين مما يمثل نقطة تحول رئيسية في علاقاتهما.
Borç ilişkilerinde sorumlulukالإيضاح في أصول الدين.
Hasekura Tsunenaga'nın 1615'teki St Tropez ziyareti Fransız-Japon ilişkilerinin ilk kayda geçenidir.كانت هذه الزيارة إلى سانت تروبز في 1615 م هي الأولى المسجلة في تاريخ العلاقات الفرنسية اليابانية.
1945 - Türkiye, Japonya ile ilişkilerini kesmeye karar verdi.في عام 1905، خسرت روسيا حربها مع اليابان.
Bu dönemde Girit Adası ikili ilişkilerin bozulmasında öncül rol üstlenip şiddetli mücadelelere neden olmuştur.وهكذا، بدأت صفحة جديدة في العلاقات بين القوتين العظميين آنذاك.
Hasekura Tsunenaga'nın 1615'teki St Tropez ziyareti Fransız-Japon ilişkilerinin ilk kayda geçenidir.A visita de Hasekura Tsunenaga a Saint-Tropez em 1615 é o primeiro registro de Relações França-Japão.
Türkiye'nin dış ilişkilerinin bir diğer belirleyici unsuru Amerika Birleşik Devletleri ile ilişkiler olmuştur.Outro aspeto importante das relações exteriores da Turquia tem sido os seus laços com os Estados Unidos.
Fransa-Osmanlı ittifakı ayrıca Fransa-Asya ilişkilerinde önemli bir sayfa açmıştır.A aliança franco-otomana também foi um importante capítulo das relações franco-asiáticas.
Tech 3, KTM makinelerine geçerek Yamaha ile olan yirmi yıllık ilişkilerini sona erdirecek.A Tech 3 juntar-se-á à KTM, após um relacionamento de 20 anos com a Yamaha.
Şarkı ''bazı ilişkilerin kırılganlığı ve kırılganlık doğasıyla ilgili.Ela explicou que a canção é sobre "a fragilidade e a natureza quebrável de algumas relações.
Medikal genetik, genetik çeşitliliğin, insan sağlığı ve hastalıklarıyla ilişkilerini araştırmaktadır.A Genética Médica procura entender como a variação genética é relacionada com a saúde humana e suas doenças.
3 Şubat - Amerika Birleşik Devletleri, Almanya ile olan diplomatik ilişkilerini kesti.3 de fevereiro: Os Estados Unidos rompem relações diplomáticas com a Alemanha.
Aşağıdaki kladogram ve filogenetik tanımları, evrimsel ilişkilerin mevcut kavramlarını yansıtmaktadır.O cladograma e definições filogenéticas abaixo refletem o atual entendimento de relações evolucionárias.
II. Kısım'da Kurenai'nin Asuma'dan hamile olduğunun ortaya çıkması ilişkilerini açığa çıkarmıştır.Durante a parte II da série, é revelado que Kurenai está grávida de Asuma, revelando a relação entre eles.
Çocuklar aileleriyle ilişkilerini sadece evleninceye kadar sürdürecekler.Muitos filhos pretendem viver com seus pais até se casarem.
484 yılında, general Illus, imparator Zeno ile ilişkilerini kesti.Em 484, o general romano Ilo rompeu suas relações com o imperador Zenão.
1970 - Rodezya, Birleşik Krallık ile ilişkilerini keserek bir Cumhuriyet olduğunu ilan etti.1970 — Rodésia rompe formalmente seus vínculos com a Coroa britânica e declara-se uma república.
2010'da 20 yıl süren ilişkilerinin ardından Miranda Rijnsburger ile evlenmiştir.Depois de viver 20 anos com Miranda Rijnsburger casaram-se em 2010 em Marbella.
1989 - İran, Birleşik Krallık ile diplomatik ilişkilerini kesti.O Irã rompeu, então, relações diplomáticas com o Reino Unido.
Tüm bu yaşanan olaylardan sonra 1978 yılında Bolivya, Şili ile diplomatik ilişkilerini kesmiştir.Anos depois, tensões entre a Bolívia e o Chile levaram ao fim de suas relações diplomáticas em 1978.
Konfüçyüs, o zamanlar mevcut sınıf ilişkilerine karşı duyarlılığı tavsiye etti.Confúcio defendia uma sensibilidade à realpolitik das relações de classe na sua época.
Edward'ın değişik kadınlarla ilişkilerinden birkaç gayrimeşru çocuğu da olmuştur.John também teve vários relacionamentos com outras mulheres.
Anlaşma, iki ülke arasındaki ilişkilerin ilerletilmesi için imzalanan en önemli mevzuat.O acordo é a mais importante legislação assinada entre as duas nações que reforçam as relações bilaterais.
İlişkilerinin ilk döneminde iki kere intihara kalkıştı.Durante esse precoce relacionamento, ela tentou por duas vezes o suicídio.
Kutsal Makam devletlerle olan diplomatik ilişkilerini sürdürmektedir.Santa Sé mantém relações diplomáticas com numerosos países.
1995 yılında Vietnam'la ABD arasındaki ilişkilerin normalleştirilmesinde önemli bir rol oynamıştır.McCain apoiou, em 1995, a normalização das relações entre os Estados Unidos e do Vietnã.
İkili dört yıllık ilişkilerinin ardından 23 Ocak 2017 tarihinde ayrıldığı açıklandı.Após quatro anos de namoro, foi anunciado em 23 de janeiro de 2017 o término da relação.
Yazılarında kadın-erkek ilişkilerini ve kadın haklarını konu etti.Lutou pelos trabalhadores e os direitos das mulheres.
1940 - II. Dünya Savaşı: Birleşik Krallık ve Vichy Fransası diplomatik ilişkilerini kestiler.5 de Julho - Segunda Guerra Mundial: a França de Vichy rompe relações diplomáticas com a Grã-Bretanha.
Nero, Seneca'nın da desteği ile annesinin kişisel ilişkilerine karışmasına engel oldu.Nero, apoiado por Sêneca, resistiu a que a sua mãe interviesse na sua vida privada.
Stamenlerin sayısı ve biçimi taksonomik ilişkilerin saptanmasında önemli bir etkendir.A forma e o desenvolvimento das búculas são elementos importantes na determinação taxonómica.
Bu sözleşme Türk-İngiliz ve Türk-Sovyet ilişkilerinde bir dönüm noktası olmuştur.O tratado marcou um ponto de viragem nas relações entre Portugal e Espanha.
Potansiyel enerji V ise sistemdeki parçacıkların birbirleri ile olan ilişkilerini yansıtır.O potencial de energia V {\displaystyle V\,} descreve a interação entre os dois sistemas em colisão.
Ekim 2008'de ilişkilerine yeniden başladılar.Em outubro, as negociações recomeçaram.
Fakat algı farklılıkları ilişkilerin daha da bozulmasına sebep olmuştur.Como resultado, as dividas ainda pioraram por causa dele.
1351 yılında, VI. İoannis ile ilişkilerini, daha fazla diplomatik eylemle güçlendirdi.Em 1540, Vergerio retomou suas atividades diplomáticas.
3 Şubat - Amerika Birleşik Devletleri, Almanya ile olan diplomatik ilişkilerini kesti.3 - De Verenigde Staten breken de diplomatieke relaties met Duitsland.
Severa'nın, ilişkilerinin tamamı hakkındaki düşünceleri çok iyi kaydedilmemiştir.Severa's eigen visie op de hele affaire is slecht gekend.
Türkiye ile ilişkilerin kurulması için büyük çaba sarf etmiştir.Men wil de banden met Turkije volledig doorknippen.
Bu, ilişkilerinde güvensizliğe yol açmaktadır.Dit zorgt voor spanningen in hun relatie.
1961 - Amerika Birleşik Devletleri, Küba ile ilişkilerini kesti.1961 - De Verenigde Staten beëindigt alle diplomatieke relaties met Cuba.
Pakistan Hindistan'la bütün diplomatik ilişkilerini kesti.Als gevolg van de aanslag schortte Myanmar alle diplomatieke betrekkingen met Noord-Korea op.
Uluslararası ilişkilerin kısılması veya kopması.De verkoeling of de verbreking van de diplomatieke betrekkingen.
Çocuklar aileleriyle ilişkilerini sadece evleninceye kadar sürdürecekler.Kinderen blijven vaak tot ze trouwen bij hun ouders wonen.
Alma ilişkilerini bitirmenin daha iyi olacağını belirtir.Zij denkt dat het beter is om hun relatie te beëindigen.
Özellikle Azerbaycan, Türkiye ile ilişkilerinin önemini vurguladı.Azerbeidzjan heeft een bijzondere nadruk gelegd op de 'speciale relatie' met Turkije.