ilişkilerin ile cümle

ilişkilerin kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
11
HARF
5
HECE
8
ORT. KELİME
Bu, ilişkilerinde güvensizliğe yol açmaktadır.Dies sorgt für Spannungen in der Beziehung.
İlişkilerinin ilk döneminde iki kere intihara kalkıştı.Vor Prozessbeginn misslangen ihm zwei Selbstmordversuche.
Uluslararası ilişkilerin kısılması veya kopması.Das Räderwerk der internationalen Beziehungen.
Pakistan Silahlı Kuvvetleri Amerika Birleşik Devletleri ile yakın askeri ilişkilerini korur.Die südkoreanischen Streitkräfte kooperieren eng mit den amerikanischen Streitkräften.
Talas Savaşı Türk müslüman ilişkilerinde ve Türklerin Müslümanlaşmasında bir dönüm noktası olmuştur.Er erwarte, dass die Charta einen Wendepunkt in den Beziehungen zwischen Europa und seinen Muslimen werde.
Ağustos 2010'da ilişkilerinin bittiğini duyurdular.Im August 2010 gaben sie ihre Trennung bekannt.
Pakistan Hindistan'la bütün diplomatik ilişkilerini kesti.Am Tag darauf kappte Malaysia alle diplomatischen Beziehungen zu Indonesien.
Bu yüzden ilişkilerini bir süre gizli tuttular.So blieb Periander ihre Identität eine Zeit lang verborgen.
Bu sözleşme Türk-İngiliz ve Türk-Sovyet ilişkilerinde bir dönüm noktası olmuştur.Dieser Besuch war der erste Schritt, um die türkisch-britischen Beziehungen voranzubringen.
1989 - İran, Birleşik Krallık ile diplomatik ilişkilerini kesti.Am 7. März 1989 brach der Iran seine diplomatischen Beziehungen zu Großbritannien ab.
Myanmar ve Pakistan diplomatik ve ticari ilişkilerini aktif bir şekilde sürdürüyorlar.Barbados und Portugal unterhalten direkte diplomatische Beziehungen.
Büyükelçi, iki ülke arasındaki ilişkilerin normal hale geldiğini belirtti.Der Papst betonte die Wichtigkeit der guten Beziehungen zwischen den beiden.
Bu gibi ilişkilerin tümü bir soyağacına dayandırılamaz.All diese Beziehungen lassen sich nicht in einen Stammbaum fassen.
İşte bu gelişme Irak-Suudi Arabistan ilişkilerinde sorunlara yol açmıştı.Diese Entwicklungen lösten in den arabischen Ländern des Nahen Ostens heftige Diskussionen aus.
Ama bu Avusturya ilişkilerini daha da kötüye itti.Mehr noch belastete sie zunehmend die internationalen Beziehungen Österreichs.
Edward'ın değişik kadınlarla ilişkilerinden birkaç gayrimeşru çocuğu da olmuştur.Edward hatte mehrere Affären mit anderen Frauen.
Bunlardan Stephan Beckenbauer, daha önceki ilişkilerinden birinden dünyaya gelmiştir.Wie Franz Beckenbauer mir einmal viel zu nahe kam.
Fransa ve Türkiye'nin ilişkilerinin tarihi 16. yüzyıl başlarına kadar uzanmaktadır.Der Kontakt zwischen Deutschland und Indonesien besteht seit dem 16. Jahrhundert.
İki kardeş, 16 yıl boyunca ilişkilerini barış içinde sürdürdüler.Beide Eltern brüten etwa 16 Tage.
Aile hukuku, medeni hukukun kişilerin aile çevresindeki ilişkilerini düzenleyen kısmıdır.Darüber hinaus betrifft das Familienrecht die Beziehung der Familien zum Staat.
Böylece iki ülke arasındaki ilişkilerin normalleşme süreci başlamıştır.Sein Amtsantritt leitete den Prozess der Normalisierung der Beziehungen zwischen den beiden Ländern ein.
Böylece insan kendine, kendi emeğine, ilişkilerine, dünyaya ve yaşama yabancılaşır.Alles ist im Einklang mit sich selbst, seiner Umgebung, der Natur.
Sessizlik insan ilişkilerinde en önemli silah.Siehe Inter arma enim silent leges.
Çocuklar aileleriyle ilişkilerini sadece evleninceye kadar sürdürecekler.Les parents vivent avec leurs enfants jusqu’à ce qu’ils se marient eux-mêmes.
Ana madde: Friends (5. sezon) Sezon boyunca Monica ve Chandler ilişkilerini arkadaşlarından saklamaya çalışır.Dans la saison 5, Monica et Chandler essaient de garder en secret leur relation auprès de leur amis.
Fransa-Osmanlı ittifakı ayrıca Fransa-Asya ilişkilerinde önemli bir sayfa açmıştır.L'alliance franco-ottomane a été un chapitre important des relations franco-asiatiques.
1989 - İran, Birleşik Krallık ile diplomatik ilişkilerini kesti.Iran : le parlement vote la rupture de toutes relations diplomatiques avec la Grande-Bretagne.
1990'da Türk-Japon ilişkilerinin 100. yıldönümü etkinlikleri yapıldı.Le cent cinquantième anniversaire des relations franco-japonaises a été célébré en 2008.
Azerbaycan-Türkiye ilişkilerinin önemini özellikle vurguladı.Les relations turco-azerbaïdjanaise ont toujours été très importantes.
Polat Alemdar'ın istihbaratla olan ilişkilerini sağlamıştır.Mandy Brown aurait-elle contacté des services secrets étrangers ?
Meksika ve Amerikan ilişkilerini konu alır.La guerre entre le Mexique et les États-Unis.
Kutsal Makam devletlerle olan diplomatik ilişkilerini sürdürmektedir.Le Saint-Siège entretient des relations diplomatiques avec tous les pays de l'Union européenne.
Nero, Seneca'nın da desteği ile annesinin kişisel ilişkilerine karışmasına engel oldu.Néron résista à l'intervention de sa mère dans ses affaires personnelles.
Valezka ve Eko Fresh 2005 senesinin sonunda uzun süren ilişkilerini sonlandırdılar.Le Niger et Areva avaient toutefois renouvelé jusqu'à fin 2007 les accords qui les lient.
Nisan 2005'te, düğünlerine üç ay kala ilişkilerini bitirdiklerini açıkladılar.En décembre 2015, on apprend qu'ils se sont fiancés durant les fêtes de fin d'année.
Yaşanan çete ilişkilerinden kendisine şantaj ve tehditle çıkar sağlar.Mais cette dernière lui fait du chantage.
Uluslararası ilişkilerin kısılması veya kopması.Extension des liens internationaux.
Pakistan Hindistan'la bütün diplomatik ilişkilerini kesti.Le Venezuela rompit ses relations diplomatiques.
Daha çok İngiliz-Amerikan ilişkilerine katkı sağlamaya çalışır.Elle pèsera beaucoup sur les relations franco-britanniques.
Öyküyü okurken insan ilişkilerinin nasıl donuklaştığını görünmektedir.Cette approche essaye de comprendre comment les relations humaines se nouent.
Başkalarına duydukları gereksinimi ve yakın ilişkilerin önemini reddederler.Ils maitrisent le sens des mots et une relation innée avec autrui.
İnsan ilişkilerini ahlaki bir bakış açısından işlemektedir.Elle régit l’exercice de la profession dans le cadre d’une personne morale.
JVC, 2. Dünya Savaşı sırasında yabancı ortakları ile ilişkilerini kopardı.JVC coupa ses liens avec RCA au début de la Seconde Guerre mondiale.
Bu ciudadelaların ihtişamı, kraliyet sınıfıyla olan ilişkilerini göstermekteydi.Le Roi incarne les vertus de cette classe.
Sanırım John'un Jane ile olan ilişkilerini çok fazla okuyorsun.Creo que le das demasiada importancia a la relación de John con Jane.
3 Şubat - Amerika Birleşik Devletleri, Almanya ile olan diplomatik ilişkilerini kesti.3 de febrero: Estados Unidos rompe relaciones diplomáticas con Alemania.
Doğrudan ve dolaylu ilişkilerin net etkisi trofik zinciri olarak adlandırılır.El efecto neto de las relaciones directas e indirectas se llama cascada trófica.
1940 - II. Dünya Savaşı: Birleşik Krallık ve Vichy Fransası diplomatik ilişkilerini kestiler.1940: Gran Bretaña y el Régimen de Vichy francés rompen relaciones diplomáticas.
1914 - Sırbistan ve Bulgaristan diplomatik ilişkilerini kestiler.1914: Serbia y Bulgaria rompen relaciones.
1970 - Rodezya, Birleşik Krallık ile ilişkilerini keserek bir Cumhuriyet olduğunu ilan etti.1970: Rodesia se declara como república, rompiendo sus últimos vínculos con el Imperio británico.
Devletler diğer devletlerle ilişkilerini kendileri düzenler.Regula las relaciones del estado con otros.
Başka kadınlarla da birliktelik yaşadı ve bu ilişkilerinden bilinen dört çocuğu oldu.Convivió simultáneamente con tres mujeres y reconoció a todos los hijos que tuvo con estas.
1953 - SSCB, İsrail ile diplomatik ilişkilerini kesti.1953: la Unión Soviética rompe las relaciones diplomáticas con Israel.
Ağustos 2010'da ilişkilerinin bittiğini duyurdular.En agosto de 2010 anunciaron que se iban a vivir juntos.
Büyükelçi, iki ülke arasındaki ilişkilerin normal hale geldiğini belirtti.Aseguró que sus dos presentaciones en el país serán normales.
Bu yüzden ilişkilerini bir süre gizli tuttular.Continuó sus operaciones por un tiempo en secreto.
Kutsal Makam devletlerle olan diplomatik ilişkilerini sürdürmektedir.La Santa Sede mantiene relaciones diplomáticas con numerosos países.
Amerika Devletleri Örgütü (OAS) aracılığıyla ABD ile de ilişkilerini geliştirmeye çalıştı.El gobierno de EEUU intenta, mediante la OEA (Organización de Estados Americanos), parar el avance del Frente.
Ancak bu anlaşmalar Küba ile ilişkilerin bozulmasına sebep oldu.Este desencuentro provocó que se rompieran las relaciones con Nápoles.
İlişkilerin gerçekte olduğundan daha içten olması gerektiğine inanmak.Considera sus relaciones más íntimas de lo que son en realidad.

İlgili Sayfalar