ilişkilerin ile cümle
ilişkilerin kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
11
HARF
5
HECE
9
ORT. KELİME
1961 - Amerika Birleşik Devletleri, Küba ile ilişkilerini kesti.1961 – Došlo k přerušení diplomatických vztahů mezi Kubou a USA.
Davranışçılar, organizma ve çevre ilişkilerinin insan ve hayvanlarda birbirinin aynı olduğu kanısındadırlar.Oblasti, které agresi a násilné chování spouštějí, jsou u člověka a zvířat totožné.
İlişkilerinin ilk döneminde iki kere intihara kalkıştı.Během svého života se dvakrát pokusil o sebevraždu.
Jaggu'nun babası ilişkilerine itiraz eder.Odhodlá se Jaggrovy rodiče navštívit a říct jim o jejich někdejším vztahu.
Rusya ile AB ilişkilerinin hukuki temeli 1997 yılında yürürlüğe giren Ortaklık ve İşbirliği Anlaşması'dır.Vztahy mezi EU a Ruskem na bázi písemných dohod započala dohoda o partnerství a spolupráci v roce 1994.
Fakat bu durum da iki amcazade arasındaki ilişkilerin düzeldiğine hükmetmek kolay değildir.Netuší však, jaké napětí vládne mezi oběma spolužáky.
Doğu Almanya ise Sovyetler Birliği ile ilişkilerini geliştirdi.Naopak se zlepšily vztahy Jugoslávie se Sovětským svazem.
Bunların periyot-parlaklık ilişkilerini kullanarak mesafe tahminleri yaptı.K vyjádření větných vztahů používá předložky.
Greek House aynen bir özel mülke benzer ama ilişkilerinden daha fazla faydalanırsın.Řecká společnost je sice spíše konzervativní, ale ve vztahu k problematice se zlepšuje.
Dış politika konusunda, CDU kendisini Avrupa birleşmesine ve ABD ile güçlü ilişkilerine adamıştır.V otázkách zahraniční politiky je příznivcem silného partnerství s Evropskou unií a NATO.
Ayrıca, ilişkilerine devam etme konusuna da çok soğuk yaklaşır.Také její vztah k otci velmi ochladne.
Özellikle Azerbaycan, Türkiye ile ilişkilerinin önemini vurguladı.Silná geopolitická vazba pojí Ázerbájdžán především s Tureckem.
Pratikteyse Ulusal Konseydeki (Nationalrat) çoğunluk ilişkilerinin dikkate alınması gerekir.Tím se podařilo obejít nutnost referend ve většině států EU.
2003 yılında dört yıllık ilişkilerini sonlandırdılar.În 2003, au pus capăt relației lor de patru ani.
Türkiye'nin dış ilişkilerinin bir diğer belirleyici unsuru Amerika Birleşik Devletleri ile ilişkiler olmuştur.Un alt aspect definitoriu al relațiilor externe ale Turciei au fost legăturile sale cu SUA.
Genel olarak, "sakin ve nazik tavrıyla verimli Müttefik ilişkilerini sürdürmek için çok şey yaptı".În general, „maniera sa calmă și politicoasă a făcut mult pentru a menține relațiile cordiale între Aliați”.
3 Şubat - Amerika Birleşik Devletleri, Almanya ile olan diplomatik ilişkilerini kesti.3 februarie: SUA au întrerupt relațiile diplomatice cu Germania.
Ana madde: Friends (5. sezon) Sezon boyunca Monica ve Chandler ilişkilerini arkadaşlarından saklamaya çalışır.În sezonul cinci, Chandler și Monica încearcă să-și țină secretă relația.
1914 - Sırbistan ve Bulgaristan diplomatik ilişkilerini kestiler.1914: Serbia și Bulgaria întrerup relațiile diplomatice.
Coca-Cola ilişkilerinin beşinci yılını kutlamak için onuruna bir hatıra şişesi çıkardı.Coca-Cola a lansat o sticlă comemorativă în onoarea ei pentru a celebra prietenia lor de 5 ani.
Bu kararlar Walker ile takım arkadaşlarının ilişkilerini farklı olarak etkilemektedir.Aceste decizii afectează relația dintre Walker și tovarășii săi, iar aceștia vor reacționa diferit.
İlişkilerine eskisi gibi devam ettiler.Viața merge mai departe ca înainte.
Meksika ve Amerikan ilişkilerini konu alır.Este caracterizat de accentul său mexicano-american.
Faith, ona ilişkilerinin ne yönde gittiğini sorar.Ea îi cere lui Faith să descopere cine a pus la cale înscenarea.
Yeni sosyalist ilişkilerin bu kalıntıları yerle bir ettiğinden bahsedilir.Se consideră că o astfel de donație purifică ceea ce rămâne.
Değişkenler arasındaki ilişkilerin kurulması kolaydır.Se adaptează ușor schimbărilor.
1989 - İran, Birleşik Krallık ile diplomatik ilişkilerini kesti.8 septembrie: Canada a întrerupt relațiile diplomatice cu Iranul.
Türkiye ile ilişkilerin kurulması için büyük çaba sarf etmiştir.Uniunea trebuia să netezească relațiile cu Spania.
İnsan ilişkilerini ahlaki bir bakış açısından işlemektedir.Oamenii învață comportamentul criminal prin asociere.
1961 - Amerika Birleşik Devletleri, Küba ile ilişkilerini kesti.1961 – Az USA megszakítja a diplomáciai kapcsolatokat Kubával.
Aşağıdaki kladogram ve filogenetik tanımları, evrimsel ilişkilerin mevcut kavramlarını yansıtmaktadır.Az alábbi kladogram és a filogenetikai definíciók az evolúciós kapcsolatok jelenlegi értelmezését tükrözik.
Ağustos 2010'da ilişkilerinin bittiğini duyurdular.2010. augusztusában kapcsolatuk véget ért.
Yaşanan çete ilişkilerinden kendisine şantaj ve tehditle çıkar sağlar.Kollégáit zsarolja és félelemben tartja.
Pakistan Hindistan'la bütün diplomatik ilişkilerini kesti.Litvánia megszakította diplomáciai kapcsolatait Lengyelországgal.
Bu ilişkilerinden birçok gayrimeşru çocuğu oldu.Ezen kapcsolatokból több törvénytelen gyermeke is származott.
1953 - SSCB, İsrail ile diplomatik ilişkilerini kesti.1965 – NSZK diplomáciai kapcsolatot létesít Izraellel.
Bununla beraber, ikisi rekabetçi ilişkilerine de devam ettiler.Végül úgy döntöttek, megtartják a maradék két versenyt is.
Uluslararası bilgilendirme de uluslararası ilişkilerin bir aracı olarak düşünülebilir.Ezen kívül az államnak késznek kell lennie a nemzetközi kapcsolatokról való döntésre.
Aşağıda, bu ilişkilerin birkaçı açıklanmıştır.Számos ezen jellemzők közül lent is meg van tárgyalva.
Dizi, Caillou adlı 4 yaşındaki bir erkek çocuğun insanlarla ilişkilerini ve günlük yaşamını konu alır.A főhős neve, Caillou, aki 4 éves kisfiú, és sok kalandos élménnyel tölti életét.
Bu bölümlendirmenin, onların filogenetik ilişkilerini yansıttığı görülmektedir.Ez a felosztás a gyakorlati alkalmazást segíti, nem tükrözi a filogenetikus kapcsolatokat.
Uluslararası ilişkilerin kısılması veya kopması.Nemzetközi kapcsolatok kiépítése, ápolása.
3 Şubat - Amerika Birleşik Devletleri, Almanya ile olan diplomatik ilişkilerini kesti.3. helmikuuta – Yhdysvallat katkaisi diplomaattisuhteet Saksaan.
1940 - II. Dünya Savaşı: Birleşik Krallık ve Vichy Fransası diplomatik ilişkilerini kestiler.1940 – Toinen maailmansota: Yhdistynyt kuningaskunta ja Vichyn Ranska katkaisivat diplomaattisuhteet.
1961 - Amerika Birleşik Devletleri, Küba ile ilişkilerini kesti.1961 – Yhdysvallat katkaisi diplomaattisuhteensa Kuubaan.
Ana madde: Friends (5. sezon) Sezon boyunca Monica ve Chandler ilişkilerini arkadaşlarından saklamaya çalışır.Viidennellä tuotantokaudella Monica ja Chandler yrittävät pitää seurustelusuhdettaan salassa ystäviltään.
İlişkilerinin ilk döneminde iki kere intihara kalkıştı.Syvinten henkisten kriisiensä aikana hän yritti kahdesti itsemurhaa.
Pakistan Hindistan'la bütün diplomatik ilişkilerini kesti.Jordania katkaisi välittömästi diplomaattisuhteensa Tunisiaan.
Tüm bunlar olurken Anya ve Xander, ilişkilerinin tamamen bittiğine karar vermişlerdir.Vaikka kaikki tietävät jo, Jenny ja Shane yrittävät pitää suhteensa salaisena.
Şarkı sözleri ise insan ilişkilerini ve insan aşkını işler.Sanoitukset käsittelevät lähinnä ihmissuhteita ja rakkautta.
Bu olay ikilinin ölümlerine dek uzanacak ilişkilerinin temellerini atmış oldu.Tätä huvia kesti sitten molempien kuolemaan asti.
Anlaşma, iki ülke arasındaki ilişkilerin ilerletilmesi için imzalanan en önemli mevzuat.Sopimusta pidettiin merkittävänä askeleena maiden välisten suhteiden lähentämiseksi.
İnsan ilişkilerinde yansıtmalı özdeşim.Tämä vaikuttaa hahmon ihmissuhteisiin.
Çocuklar aileleriyle ilişkilerini sadece evleninceye kadar sürdürecekler.Lapset oli tarkoitus kasvattaa kotona aina siihen asti, kun he avioituivat.
Konsey'in dış ilişkilerinden sorumlu üyesidir.Sen vastuulla ovat maan ulkomaansuhteet.
Özel hukuk ise dar anlamıyla kişilerin birbirleriyle olan ilişkilerini düzenler.Kaikki moraalisäännöt säätelevät yksilöiden välisiä suhteita.
Cassio bu kadınla olan romantik ilişkilerini yüksek sesle anlatmaya koyulur.Hokuton mukaan tämä tekee vain heidän romanssistaan herkullisemman.
Yazılarında kadın-erkek ilişkilerini ve kadın haklarını konu etti.Hän kirjoitti sukupuolten välisestä tasa-arvosta ja naisten oikeuksista.
Böylece insan kendine, kendi emeğine, ilişkilerine, dünyaya ve yaşama yabancılaşır.He haluavat oppia ymmärtämään maailmaa, sen ilmiöitä ja ihmisiä.
Dış ilişkilerinde ise "muhteşem yalnızlık" olarak bilinen bir politika uyguladı.Hänen politiikkansa on saanut nimen Splendid Isolation, loistava eristäytyminen.