ilişkileri ile cümle
ilişkileri kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
5
HECE
8
ORT. KELİME
Faith, ona ilişkilerinin ne yönde gittiğini sorar.Ea îi cere lui Faith să descopere cine a pus la cale înscenarea.
Ama o günden sonra ikisi de birbirleriyle ilişkileri hakkında konuşmamıştır.Dupa o vreme cei doi nu au mai ținut legătura.
Chandler ve Monica ilişkileri arkadaşlarına anlatırlar.În cele din urmă, Monica și Chandler își recunosc relația, spre uimirea prietenilor lor.
Yaşamları boyunca yakın ilişkileri vardı.Ei au fost apropiați pe tot parcursul vieții lor.
Burada tanrı ve tanrıçaların doğayla olan ilişkileri tasvir edilmektedir.Aici se pot pune și obiecte reprezentând Zeul și Zeița.
Yeni sosyalist ilişkilerin bu kalıntıları yerle bir ettiğinden bahsedilir.Se consideră că o astfel de donație purifică ceea ce rămâne.
Değişkenler arasındaki ilişkilerin kurulması kolaydır.Se adaptează ușor schimbărilor.
Suriye-Türkiye ilişkileriRelațiile ruso-turce
Ancak bir süre sonra ikilinin ilişkileri bozulmaya başlar.În scurtă vreme totuși relațiile dintre cei doi soți se strică.
İlişkileri daha da ilerledi ve hayatlarının sonuna kadar birlikte oldular.Ei sunt foarte drăguți împreună și rămân așa până la sfârșit.
İsveç-Türkiye ilişkileri, İsveç ve Türkiye Cumhuriyeti arasındaki dış ilişkileri kapsamaktadır.Relațiile dintre Republica Moldova și Suedia sunt relații externe dintre Suedia și Republica Moldova.
Filipinler'in Amerika Birleşik Devletleri ile güçlü ilişkileri vardır.Statele Unite ale Americii acordă mai multă autonomie în Filipine .
Albümlerin piyasa çıktığı dönemde ise Rose'un diğer grup üyeleri ile ilişkileri giderek gerginleşmeye başlar.Totuși, în momentul lansării, relațiile lui Rose cu colegii de trupă au devenit tensionate.
1989 - İran, Birleşik Krallık ile diplomatik ilişkilerini kesti.8 septembrie: Canada a întrerupt relațiile diplomatice cu Iranul.
Cemaatle Cumhuriyet yönetiminin ileri gelenleri arasındaki ilişkileri geliştirmeye çalışıtı.Ca primar, a știut să aducă îmbunătățiri comunei.
Imrédy ilk olarak İngiltere ile diplomatik ilişkileri geliştirme politikasını izledi.În principal Luisa a fost inițiatoarea succesului diplomatic al unei noi alianțe cu Anglia.
Türkiye ile ilişkilerin kurulması için büyük çaba sarf etmiştir.Uniunea trebuia să netezească relațiile cu Spania.
İnsan ilişkilerini ahlaki bir bakış açısından işlemektedir.Oamenii învață comportamentul criminal prin asociere.
İlişkileri Hollywood'da başladı.Karrierje Hollywoodban kezdődött.
1961 - Amerika Birleşik Devletleri, Küba ile ilişkilerini kesti.1961 – Az USA megszakítja a diplomáciai kapcsolatokat Kubával.
Uluslararası alanda çoklu ilişkileri vardır.Széles nemzetközi kapcsolatokkal rendelkezik.
Aşağıdaki kladogram ve filogenetik tanımları, evrimsel ilişkilerin mevcut kavramlarını yansıtmaktadır.Az alábbi kladogram és a filogenetikai definíciók az evolúciós kapcsolatok jelenlegi értelmezését tükrözik.
İlişkileri daha da ilerledi ve hayatlarının sonuna kadar birlikte oldular.Kapcsolatuk valamelyest megjavult, de életük végéig külön éltek.
Ağustos 2010'da ilişkilerinin bittiğini duyurdular.2010. augusztusában kapcsolatuk véget ért.
Yaşanan çete ilişkilerinden kendisine şantaj ve tehditle çıkar sağlar.Kollégáit zsarolja és félelemben tartja.
Birlikte geçirdikleri beş yıldan sonra 1999 yılında ilişkileri sona erdi.Kapcsolatuk öt év után, 2013 októberében ért véget.
Bulgaristan-Türkiye ilişkileriBolgárkerék Halásztelken Halásztelek története
Bir konu ve bileşenleri arasındaki ilişkileri gösterir.Hangsúlyozd a feladatok és a kapcsolatok közötti egyensúlyt.
Pakistan Hindistan'la bütün diplomatik ilişkilerini kesti.Litvánia megszakította diplomáciai kapcsolatait Lengyelországgal.
Bu ilişkilerinden birçok gayrimeşru çocuğu oldu.Ezen kapcsolatokból több törvénytelen gyermeke is származott.
1953 - SSCB, İsrail ile diplomatik ilişkilerini kesti.1965 – NSZK diplomáciai kapcsolatot létesít Izraellel.
Malcolm X ile yakın ilişkileri oldu.Nagy hatással voltak rájuk Malcolm X nézetei.
Ülkenin dış ticaret ilişkileri büyük ölçüde bu limandan karşılanır.Az ország külkereskedelmének nagy része Cotonou kikötőjén keresztül bonyolódik.
Familyadaki birçok balığın ilişkileri pek iyi bilinmez.A parkban élő halfajok nem ismertek eléggé.
Tamgacı: İlteber ile birlikte diğer devletlerle olan ilişkileri düzenler.Tevékenységei: Kiépítette kapcsolatait más szövetkezetekkel.
Bununla beraber, ikisi rekabetçi ilişkilerine de devam ettiler.Végül úgy döntöttek, megtartják a maradék két versenyt is.
Kadınlara karşı nazik ve kibardır, Kadınlarla ilişkileri çok iyidir.A nőkkel szemben udvarias, tisztelettudó.
Elbette bu komplolara verilen karşılıklar senato ile imparatorun arasındaki ilişkileri zayıflatmıştı.A rendezetlen trónöröklés miatt a viszony ekkor a császár és Soa királya között megromlott.
Yerli Rumlarla iyi komşuluk ilişkileri içinde bulundular.Igyekezett jószomszédi viszonyt ápolni a környező államokkal.
Uluslararası bilgilendirme de uluslararası ilişkilerin bir aracı olarak düşünülebilir.Ezen kívül az államnak késznek kell lennie a nemzetközi kapcsolatokról való döntésre.
Suriye-Türkiye ilişkileriTrinidad és Tobago szigetei
Aşağıda, bu ilişkilerin birkaçı açıklanmıştır.Számos ezen jellemzők közül lent is meg van tárgyalva.
Dizi, Caillou adlı 4 yaşındaki bir erkek çocuğun insanlarla ilişkilerini ve günlük yaşamını konu alır.A főhős neve, Caillou, aki 4 éves kisfiú, és sok kalandos élménnyel tölti életét.
Bu bölümlendirmenin, onların filogenetik ilişkilerini yansıttığı görülmektedir.Ez a felosztás a gyakorlati alkalmazást segíti, nem tükrözi a filogenetikus kapcsolatokat.
Sosyal ilişkileri daha da pekiştirdi.Szociális értelemben messzebbre nyúltak.
Uluslararası ilişkilerin kısılması veya kopması.Nemzetközi kapcsolatok kiépítése, ápolása.
Ama o günden sonra ikisi de birbirleriyle ilişkileri hakkında konuşmamıştır.És attól a naptól kezdve igyekeztem nem beszélni senkivel.
3 Şubat - Amerika Birleşik Devletleri, Almanya ile olan diplomatik ilişkilerini kesti.3. helmikuuta – Yhdysvallat katkaisi diplomaattisuhteet Saksaan.
Arnavutluk'un başlangıçta Sovyetler Birliği ve diğer Doğu Bloku ülkeleri ile yakın ilişkileri bulunmaktaydı.Albanialla oli alun perin läheiset suhteet Neuvostoliittoon ja muihin itäblokin maihin.
1940 - II. Dünya Savaşı: Birleşik Krallık ve Vichy Fransası diplomatik ilişkilerini kestiler.1940 – Toinen maailmansota: Yhdistynyt kuningaskunta ja Vichyn Ranska katkaisivat diplomaattisuhteet.
1961 - Amerika Birleşik Devletleri, Küba ile ilişkilerini kesti.1961 – Yhdysvallat katkaisi diplomaattisuhteensa Kuubaan.
Ana madde: Friends (5. sezon) Sezon boyunca Monica ve Chandler ilişkilerini arkadaşlarından saklamaya çalışır.Viidennellä tuotantokaudella Monica ja Chandler yrittävät pitää seurustelusuhdettaan salassa ystäviltään.
İlişkileri hep gergin olarak devam etti.Heidän väliset suhteensa pysyivät kireinä.
İlişkilerinin ilk döneminde iki kere intihara kalkıştı.Syvinten henkisten kriisiensä aikana hän yritti kahdesti itsemurhaa.
2 ay sonra ilişkileri bitmiştir.Suhde loppui parin kuukauden päästä.
Pakistan Hindistan'la bütün diplomatik ilişkilerini kesti.Jordania katkaisi välittömästi diplomaattisuhteensa Tunisiaan.
Tüm bunlar olurken Anya ve Xander, ilişkilerinin tamamen bittiğine karar vermişlerdir.Vaikka kaikki tietävät jo, Jenny ja Shane yrittävät pitää suhteensa salaisena.
Şarkı sözleri ise insan ilişkilerini ve insan aşkını işler.Sanoitukset käsittelevät lähinnä ihmissuhteita ja rakkautta.
Bu olay ikilinin ölümlerine dek uzanacak ilişkilerinin temellerini atmış oldu.Tätä huvia kesti sitten molempien kuolemaan asti.
Anlaşma, iki ülke arasındaki ilişkilerin ilerletilmesi için imzalanan en önemli mevzuat.Sopimusta pidettiin merkittävänä askeleena maiden välisten suhteiden lähentämiseksi.