ilişkileri ile cümle
ilişkileri kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
5
HECE
8
ORT. KELİME
Bu dönemde İngiliz istihbaratıyla ilişkileri devam ediyordu.Les contacts avec les services de renseignements anglais perdurèrent tout le long de l'histoire.
Tom savaşa gitmiş, ilişkileri de böylece sona ermiştir.Kevin se rétracte alors et met fin à leur relation.
Kuzeydeki Sudan imparatorluğu ile de ticari ilişkileri bulunuyordu.Il y avait des liens commerciaux privilégiés avec le sud de l'Allemagne.
1989 - İran, Birleşik Krallık ile diplomatik ilişkilerini kesti.Iran : le parlement vote la rupture de toutes relations diplomatiques avec la Grande-Bretagne.
Cumhurbaşkanı olduktan sonra İlham Aliyev ABD ile ilişkileri genişletmeye çalışmıştır.Ilham Aliyev a cherché à élargir ses relations avec les États-Unis.
1990'da Türk-Japon ilişkilerinin 100. yıldönümü etkinlikleri yapıldı.Le cent cinquantième anniversaire des relations franco-japonaises a été célébré en 2008.
Azerbaycan-Türkiye ilişkilerinin önemini özellikle vurguladı.Les relations turco-azerbaïdjanaise ont toujours été très importantes.
Kamu-medya ilişkileri ve siyasal iletişim alanlarında çalıştı.Souto agira dans le champ des relations publiques et de la communication.
Bu diller arasında derin akrabalık ilişkileri olmayıp bazılarının arasında genetik ilişkiler görülür.On manque d'éléments qui établissent une relation génétique entre ces langues.
Polat Alemdar'ın istihbaratla olan ilişkilerini sağlamıştır.Mandy Brown aurait-elle contacté des services secrets étrangers ?
Kocasını sevmesine rağmen, gergin bir ilişkileri vardır.Bien qu'il aime sa femme, il a eu une liaison.
Buffy ve Angel ise artık eksiksiz bir ilişkileri olduğuna karar verirler.Buffy et Angel s'expliquent sur leur relation qui semble donc bel et bien terminée.
Meksika ve Amerikan ilişkilerini konu alır.La guerre entre le Mexique et les États-Unis.
Antarktika Antlaşması Antarktika ile ilgili uluslararası ilişkileri düzenleyen bir antlaşmadır.L'Antarctique, régi internationalement par le traité de l'Antarctique.
Kardeşi Guido ile ilişkileri oldukça iyiydi.Sa relation avec Corrado a été vaine.
Kutsal Makam devletlerle olan diplomatik ilişkilerini sürdürmektedir.Le Saint-Siège entretient des relations diplomatiques avec tous les pays de l'Union européenne.
Nero, Seneca'nın da desteği ile annesinin kişisel ilişkilerine karışmasına engel oldu.Néron résista à l'intervention de sa mère dans ses affaires personnelles.
Ancak bir süre sonra ikilinin ilişkileri bozulmaya başlar.Très rapidement, cependant, les relations entre les deux se détériorent.
Bu sırada Gadea, Guatemala’dan gelmişti ve Guevara ile ilişkileri devam ediyordu.Entretemps, Hilda Gadea est arrivée à Mexico et renoue sa liaison avec Guevara.
Bulunan bütün sebep-sonuç ilişkileri için işlem tekrarlanır.Ce qu'elle lui reprochera ensuite toute sa vie.
Ama sonunda onu sevdiğini söyler ve ilişkileri başlar.Elle lui dit que c'est lui qu'elle aime, et ils débutent une relation.
"Osmanlı-Romen İlişkileri".Égypte gréco-romaine ».
Valezka ve Eko Fresh 2005 senesinin sonunda uzun süren ilişkilerini sonlandırdılar.Le Niger et Areva avaient toutefois renouvelé jusqu'à fin 2007 les accords qui les lient.
Yerli Rumlarla iyi komşuluk ilişkileri içinde bulundular.Entretenir de bonnes relations avec les pays limitrophes.
Nisan 2005'te, düğünlerine üç ay kala ilişkilerini bitirdiklerini açıkladılar.En décembre 2015, on apprend qu'ils se sont fiancés durant les fêtes de fin d'année.
Yaşanan çete ilişkilerinden kendisine şantaj ve tehditle çıkar sağlar.Mais cette dernière lui fait du chantage.
Uluslararası ilişkilerin kısılması veya kopması.Extension des liens internationaux.
Oğlancılık yasaları veya Sodomi yasaları, cinsel suçlar olarak cinsel ilişkileri sınıflayan bir yasadır.Une loi anti-sodomie (en anglais : sodomy law) est une loi pénalisant certains comportements sexuels.
Konu olarak ise aile ilişkileri gibi şeyleri seçmiştir.Il est l'objet de tractations entre les familles.
Pakistan Hindistan'la bütün diplomatik ilişkilerini kesti.Le Venezuela rompit ses relations diplomatiques.
Daha çok İngiliz-Amerikan ilişkilerine katkı sağlamaya çalışır.Elle pèsera beaucoup sur les relations franco-britanniques.
Bir nesnenin özellikleri veya ilişkileri nedir ve bunlar nesneyle nasıl ilişkilidir?Voyons-nous les choses ou bien le sens qu'elles ont pour nous ?
Lily ile eğlenceli bir ilişkileri vardır.Il a une relation mouvementée avec Lisa.
Öyküyü okurken insan ilişkilerinin nasıl donuklaştığını görünmektedir.Cette approche essaye de comprendre comment les relations humaines se nouent.
Başkalarına duydukları gereksinimi ve yakın ilişkilerin önemini reddederler.Ils maitrisent le sens des mots et une relation innée avec autrui.
Tara'yla ilişkileri her bakımdan mükemmeldir.Nos relations sont excellentes à tous points de vue.
İnsan ilişkilerini ahlaki bir bakış açısından işlemektedir.Elle régit l’exercice de la profession dans le cadre d’une personne morale.
JVC, 2. Dünya Savaşı sırasında yabancı ortakları ile ilişkilerini kopardı.JVC coupa ses liens avec RCA au début de la Seconde Guerre mondiale.
Çavuş, erlerle subay arasındaki ilişkileri düzenler.Une conjuration éclate parmi ses officiers.
Bu görevde öteki Arap ülkeleriyle ilişkileri geliştirmeye çalıştı.Il s'efforce d'améliorer les relations avec les autres pays du Pacifique.
"Türk-Fransız Siyasi İlişkileri (1930-1938)".Histoire d'une politique franco-allemande (1930-1950).
Arnavutluk'un ayrıca Avrupa Birliği ile iyi ilişkileri bulunmaktadır.La Haganah noue en particulier des relations fructueuses avec l’Union soviétique.
Chandler ve Monica ilişkileri arkadaşlarına anlatırlar.Chandler et Monica ont des problèmes d’argent.
Ancak ilişkileri çok kısa sürer.La relation ne dure cependant que peu de temps.
Bulgaristan'la ilişkileri yumuşattı (1933).En Belgique par les pays dévastés (1931).
Yerel okula gitti ama burada köylü çocukları ile olan ilişkileri onu zorladı.Il étudiait à l'école publique locale et jouait avec ses camarades blancs.
Memluklular ile Osmanlıların ilişkileri başlangıçta dostçaydı.Au début, les relations avec les Bouyides sont bonnes.
Çin-Türkiye ilişkileri Türkiye'nin Pekin BüyükelçiliğiÉmigration des Kirghizes du Pamir afghan en Turquie Portail de la Turquie
Bu ciudadelaların ihtişamı, kraliyet sınıfıyla olan ilişkilerini göstermekteydi.Le Roi incarne les vertus de cette classe.
Sanırım John'un Jane ile olan ilişkilerini çok fazla okuyorsun.Creo que le das demasiada importancia a la relación de John con Jane.
Yukarıdakiler sadece Maxwell ilişkileri değildir.Lo anterior expuesto no son las únicas relaciones de Maxwell.
İki hükümet, Brüksel Anlaşması'nın bir parçası olarak 2013'te ilişkileri normalleştirmeye başladı.Los dos gobiernos comenzaron a normalizar las relaciones en 2013, como parte del Acuerdo de Bruselas.
Antlaşma genel olarak iki ülke arasındaki ilişkileri status quo ante bellum durumuna getirdi.El tratado restauró en mayor parte las relaciones entre los dos países al statu quo ante bellum.
3 Şubat - Amerika Birleşik Devletleri, Almanya ile olan diplomatik ilişkilerini kesti.3 de febrero: Estados Unidos rompe relaciones diplomáticas con Alemania.
İlişkileri Hollywood'da başladı.Su romance comenzó en Hollywood.
Ayrıca Hindistan'a yaptığı seyahatleri ve Hindu guru Neem Karoli Baba ile ilişkileriyle de tanınmaktadır.También es conocido por sus viajes a la India y su asociación con el gurú hindú Neem Karoli Baba.
Sözler, uzak mesafeli ilişkileri ele almaktadır.La letra habla de las relaciones a larga distancia.
Bu çalışmalar, bitkiler, hayvanlar, bakteri ve çevreleri arasındaki ilişkileri vurgular.Estos estudios hacen hincapié en las relaciones entre plantas, animales y bacterias y su entorno.
Familyadaki birçok balığın ilişkileri pek iyi bilinmez.Su relación con otras familias de peces es incierta.
İnsanların tanrılarla olan ilişkileri Antik Mısır topluluğunun temel parçalarından biriydi.Las relaciones humanas con sus dioses eran una parte fundamental de la sociedad egipcia.