ilişkiler ile cümle

ilişkiler kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
Amerika Birleşik Devletleri-Çin ilişkileri Çin-Rusya ilişkileri ^De eerste studie over de Chinees-Russische betrekkingen.
2014'te Uluslararası İlişkiler Dergisi Genel Koordinatörü olmuştur.Sinds 2014 is hij de hoofdredacteur van Political Communication.
İki ülke arasında diplomatik ilişkiler 1964 yılında kuruldu.In 1949 werden diplomatieke relaties opgericht tussen beide landen.
Yine bu dönemde Amerika Birleşik Devletleri ile olan ilişkilerde kısıtlı bir iyileşme görüldü.Gedurende deze periode kwam het tot een langzame verbetering in de verstandhouding met de Britten.
Alma ilişkilerini bitirmenin daha iyi olacağını belirtir.Zij denkt dat het beter is om hun relatie te beëindigen.
Özellikle Azerbaycan, Türkiye ile ilişkilerinin önemini vurguladı.Azerbeidzjan heeft een bijzondere nadruk gelegd op de 'speciale relatie' met Turkije.
Türk Sovyet İlişkileri.Sovjet-Russische handen.
1992 - Çin ve Güney Kore arasında diplomatik ilişkiler başladı.1992 - China en Zuid-Korea knopen diplomatieke betrekkingen aan.
Çünkü önemli olan bu kurumlar arasındaki ilişkilerdir.Want het is juist die relatie tussen de dingen die mij boeit.
Diplomasi Uluslararası İlişkilerInternationale betrekkingen van de Europese Unie
İki ülkenin 11 Mart 1992'den bu yana resmi diplomatik ilişkileri var.Sinds 3 oktober 1949 hebben de twee landen een diplomatieke relatie.
Üstelik Prusya'yla ilişkiler kötüleşti.Ook haar betrekkingen met president Koetsjma verslechterden.
Ayrıca ABD ve İngiltere'yle iyi ilişkiler sürdürdü.Ook ontwikkelde hij goede betrekkingen met Engeland.
Memluklular ile Osmanlıların ilişkileri başlangıçta dostçaydı.Uit de Amarnabrieven blijkt dat de betrekkingen aanvankelijk vriendelijk waren.
Müttefik devletlerin liderleriyle iyi ilişkiler kurdu.Hij onderhield goede relaties met Europese leiders.
Ancak ilişkileri çok kısa sürer.Hun tijd samen is helaas kort.
İki Dünya savaşı arası dönemde, Finlandiya ve Sovyetler Birliği arasındaki ilişkiler gergindi.Tijdens zijn laatste periode als premier traden er spanningen op tussen Finland en de Sovjet-Unie.
Ama onların aşk ilişkileri tamamına ermedi.Niets kon hun liefde voor elkaar in de weg staan.
Çin’in Wako korsanlarından dolayı Japonya'ya ile ilişkileri yasaklamış olması bunun en önemli sebebi.De Ming-dynastie had wegens Japanse piraterij de Chinese havens voor Japanse schepen gesloten.
Bir süre sonra ilişkiler değişir ve neticede olay gençler için bir yaz tecrübesinden öteye gitmez.Voor de jongelui wordt het een zomer om nooit te vergeten.
Bu dönemde yönetim ile toplum arasındaki ilişkiler oldukça gergin geçiyordu.De verhouding tussen de Republiek en Engeland was tijdens deze periode problematisch.
Lily ile eğlenceli bir ilişkileri vardır.Leela heeft een aantal relaties gehad.
Ana madde: Friends (5. sezon) Sezon boyunca Monica ve Chandler ilişkilerini arkadaşlarından saklamaya çalışır.In het zevende seizoen probeerden Grissom en Sara hun relatie verborgen te houden voor hun collega’s.
Gitgide kötüleşen ilişkiler sonucu nihayet 1499'da gerçek savaş patlak verdi.Uiteindelijk leidde dit tot een oorlog in 1499.
Bu ilişkilerden bir erkek biri kız 2 gayrimeşru çocuğu oldu.Een van zijn favoriete grappen ging over een vrouw met twee zonen.
İki ülke 1970 yılında resmen diplomatik ilişkiler kurdu.In 1950 werden diplomatieke relaties opgericht tussen beide landen.
Sosyal Demokratlar güçlü işçi sendikaları ile yakın ilişkilere sahiptir.De Democratische Partij heeft van oorsprong de nauwste banden met de vakbonden.
2011 sonlarından itibaren iki ülke arasındaki ilişkiler gerginleşti.Eind augustus 2004 kwam het tot een confrontatie als gevolg van twee gebeurtenissen.
Bu ülkelerle ilişkiler iş birliği antlaşmaları ya da üyelik müzakereleri çerçevesinde yürütülmektedir.Dit proces geschiedt in partijen of aan de lopende band.
Çıkartma sonrasında Amerika Birleşik Devletleri ile Küba'nın ilişkileri ileri düzeyde hassatı.De Veiligheidsraad was diep bezorgd om de situatie tussen Cuba en de VS.
2 ay sonra ilişkileri bitmiştir.Twee jaar later was de relatie voorbij.
Buna karşın Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ile ilişkilerde yakınlaşma oldu.De band met de Verenigde Staten bleef echter sterk.
Özel hukuk ise dar anlamıyla kişilerin birbirleriyle olan ilişkilerini düzenler.Het privaatrecht regelt de verhoudingen tussen particulieren onderling.
Azerbaycan-Türkiye ilişkileriDiplomatieke betrekkingen tussen Japan en ASEAN
Her iki ülke de işbirliğini genişletme ve ilişkileri güçlendirme konusunda anlaştılar.Ook werd gevraagd dat deze organisaties onderling samenwerkten en hun capaciteiten versterkten.
İkili tesadüfen çarpışır ve ilişkileri başlar.De twee hebben een klik en beginnen een relatie.
Moskova Devlet Uluslararası İlişkiler Enstitüsü'nü 1982 yılında bitirmiştir.Hij studeerde af aan het Moskou Staatsinstituut voor Internationale Betrekkingen in 1980.
İlişkilerinin ilk döneminde iki kere intihara kalkıştı.In die jaren deed ze twee maal een zelfmoordpoging.
Memlük Sultanlığı ile de iyi ilişkiler içerisinde idi.Het betrof gelukkig mijn zwaaibeen.
Brezilya hükümeti göçmen yasalarını yürürlüğe sokmayarak iyi ilişkilerini sürdürmeye devam etti.De Belgische regering scherpt het asielbeleid aan.
II. Vatikan Konsili'nden (1962 - 1965) sonra Katolikler'le de dostça ilişkiler kuruldu.Tijdens het Tweede Vaticaans Concilie (1962-1965) werd er onder katholieken over anticonceptie gediscussieerd.
Ayrıca Tui şehrinde yetkisini kullanmak istemesi üzerine kilise ile olan ilişkileri daha da kötüleşti.Bovendien verslechterde zijn relatie met de kerk door zijn aanspraken op de stad Tui.
Siyasî nedenlerin yanında ekonomik ortaklık da ilişkilerin olumlu yönde gelişmesine fayda sağlamıştır.Omgekeerd kunnen goede politieke relaties ook in het voordeel werken van de bedrijven.
Severus'un Roma Senatosu ile ilişkileri hiçbir zaman iyi olmadı.Zijn verhouding met de Romeinse Curie was niet bepaald nauw.
Cefa mı çekiliyor?” sorusu komik ve insani ilişkiler içinde irdeleniyor.Zaken worden in het burgerlijk wetboek nader onverdeeld in onroerende zaken en roerende zaken.
Türler arasındaki ilişkiler henüz çok iyi incelenmemiştir.De levenswijze van dergelijke soorten is nog niet goed onderzocht.
İki ülke arasındaki ticari ilişkiler asgari düzeydedir.De handel tussen beide landen daalde fors.
Kamerun genel olarak komşu ülkeler ile iyi ilişkiler içerisinde bulunmaktadır.Iran onderhoudt goede betrekkingen met een aantal buurlanden.
Sonrasında Adalet ve Kalkınma Partisi ile yakın ilişkileri sürmüştür.Hierna volgde een jarenlang slepend conflict met beslagleggingen en rechtszaken.
Akabinde İtalya'da, Padova Üniversitesi'nde uluslararası ilişkiler konusunda eğitim aldı.In Italië studeerde hij aan de Universiteit van Padua.
Ama düşmanlarıyla kurduğu ilişkilerde kendini Monte Kristo Kontu olarak tanıtır.Hij doet zich voor als de graaf van Monte Cristo.
Moskova ziyareti sonucu Sovyetler Birliği ile resmi diplomatik ilişkiler kuruldu.Als enige uitzondering werden diplomatieke betrekkingen met de Sovjet-Unie onderhouden.
Yukarıdakiler sadece Maxwell ilişkileri değildir.Powyższe równania nie są bynajmniej jedynymi relacjami Maxwella.
İlişkilerinin ilk döneminde iki kere intihara kalkıştı.Na początku ich znajomości próbowała dwukrotnie popełnić samobójstwo.
Azerbaycan, bugüne kadar 158 ülke ile diplomatik ilişkiler kurmuştur ve 38 uluslararası örgüte üyedir.Azerbejdżan utrzymuje stosunki dyplomatyczne ze 158 krajami i jest członkiem 38 organizacji międzynarodowych.
1980 - İsrail ve Mısır arasında diplomatik ilişkiler başladı.1980 – Izrael i Egipt nawiązały stosunki dyplomatyczne.
Diplomatik ilişkiler 1963'te kuruldu.Stosunki dyplomatyczne nawiązano w 1963.
Grup üyeleri arasında güven verici ilişkiler kurulur.Pomiędzy członkami grupy powstają silne więzi.
Ancak bu evlilikten kısa bir süre sonra ilişkiler bozuldu.Wkrótce po tym wydarzeniu ich małżeństwo rozpadło się.
Konu olarak ise aile ilişkileri gibi şeyleri seçmiştir.Jako powód podał kwestie rodzinne.

İlgili Sayfalar