Konserleri gereken ilgiyi görmedi.Behöver ej vara hela egna konserter.
Ama Janjan'ın beklediği ilgiyi abisi gösteremez ve Janjan'ı bırakıp İstanbul'a gider.Юханссону нічого не лишається, окрім як пробачити Анну, і відправитися знову в дорогу.
Aynı nedenle uzun bir süre hak ettiği ilgiyi görmedi, ta ki 1892'ye dek.Na oficiální uznání ale musela čekat až do roku 1892.
Fakat yeterli ilgiyi görmez.Nejeví příliš velký zájem.
18 Ocak 2011’de, W3C HTML5’in kullanımını veya HTML5’e olan ilgiyi simgelemek için bir logo sunmuştur.În 18 ianuarie 2011, W3C a introdus un logo pentru a reprezenta utilizarea HTML5.
Gesammelte mathematische Abhandlungen adlı çalışması da aynı ilgiyi gördü.El a descoperit că o întreagă clasă de funcții matematice se comportau în același fel.
Fakat yeterli ilgiyi görmez.Ea nu necesită prea multă îngrijire.
Ben de onlara yeterli ilgiyi gösteriyordum.Ez rám is nagy hatással volt.
1983'te Ölünceye Kadar Seninim ve 1984'te Yalancı Şafak romanları yayımlandı fakat yeterli ilgiyi görmedi.1981-ben jelentkeztek a 33 Tage in Ketten című albummal, ezután sokáig semmi hírt nem lehetett hallani róluk.
Örneğin bir evde uzun süre bulunan bir kedi tüm ilgiyi kendi üzerine çektiğini hisseder.Meillä on iso talo, jossa huolehdin kaikesta itse.
Bu keşifler insanların hayalgücüne hitap etti ve dünya üzerinde yaşamın tarihine olan ilgiyi artırdı.Αυτές οι ανακαλύψεις συνεπήραν τη φαντασία του κοινού και εστίασαν την προσοχή στην ιστορία της ζωής στη Γη.
Daha ilk günlerde Meclis'te ilgiyi üstüne çekti.Η υπόλοιπη κοινωνία αγκάλιασε από την πρώτη στιγμή το εγχείρημα.
İleriki yıllarda gereken ilğiyi göreceğini ummaktayız.På kortskuddene ses behåringen i mange år.
Ben de onlara yeterli ilgiyi gösteriyordum.Jeg følte, at jeg havde en meget stor værdi.
Program beklenen ilgiyi görmedi.Program tersebut ternyata tidak sesuai dari yang diharapkan.
Mor renk her iki cinse olan ilgiyi temsil eder.' ^Pola belang dua warna dapat menyita perhatian orang.
Spielberg, Universal Pictures'ın romanın yayın haklarını almasına yetecek ilgiyi göstermiştir.Spielberg bày tỏ mong muốn với hãng Universal Pictures để mua bản quyền cuốn tiểu thuyết này.
Fakat şarkı beklenilen ilgiyi görmemiştir.Tuy nhiên bài hát lại không đạt thành công thương mại như mong đợi.
Ortada daha iyisini hak etmesine rağmen beklediği ilgiyi göremeyen bir adam vardır.真面目で困った人がいたら見逃せない人のいい人物。
O 3 ilgiyi sever.三条ショウが好き。
Daha ilk günlerde Meclis'te ilgiyi üstüne çekti.元老院において最初に発言する権利があった。
Şehirde önemli iki ekonomik sektör ilgiyi çekmektedir.経済の領域においては二つのことが非常に重要である。
Ancak bu zorluk kitaba olan ilgiyi daha artırır niteliktedir.漢傳對應小部的經典只有《法句經》等零星的經文。
Bu keşifler insanların hayalgücüne hitap etti ve dünya üzerinde yaşamın tarihine olan ilgiyi artırdı.이러한 발견은 대중의 상상력을 불러 일으켰고, 생명의 역사에 관심을 집중시켰다.
Şehirde önemli iki ekonomik sektör ilgiyi çekmektedir.도시에는 두 개의 주요 상업 지구가 있다.
Fakat yeterli ilgiyi görmez.크게 신경 쓰지는 않는다.
Velma, Roxie'den hoşnutsuzdur çünkü Roxie onun hem gördüğü ilgiyi hem de avukatı Billy Flynn'i çalmaktadır.ולמה לא מרוצה לראות את רוקסי, שגונבת לה את אור הזרקורים, יחד עם עורך הדין שלה - בילי פלין.
En büyük ilgiyi gördüğü ülke İspanya'dır.שעם הוא משאב היערנות העיקרי של ספרד.
18 Ocak 2011’de, W3C HTML5’in kullanımını veya HTML5’e olan ilgiyi simgelemek için bir logo sunmuştur.ב-18 בינואר 2011, ה-W3C הציגו לוגו כדי לייצג את השימוש ואת ההתעניינות ב-HTML5.
News Of The World albümünün kapak tasarımı da albüme ayrıca ilgiyi artırmıştır.I Run to You נכלל גם בגרסה הבינלאומית של האלבום Need You Now.
Şehirde önemli iki ekonomik sektör ilgiyi çekmektedir.לאזורי התעשייה בעיר שני חלקים עיקריים.
İkinci dünya savaşı sonrasında, daha çok ilerleme, kuantum alan teorisi formülüne ilgiyi yeniden getirdi.לאחר מלחמת העולם השנייה אלומיניום הפך ליותר זול, ושיטות עיבוד חדשות הפכו אותו לפשוט יותר לעבודה.
18 Ocak 2011’de, W3C HTML5’in kullanımını veya HTML5’e olan ilgiyi simgelemek için bir logo sunmuştur.На 18 януари 2011 г. W3C представи логото, с което ще се познава HTML5.
Tüm bunlara karşın, Cam hak ettiği ilgiyi görmeye başlıyor.По това време интересът му към физиката започва да надделява над интереса му към химията.
1930'larda güçlenen Indigenismo akımı Yerli kültür mirasına ilgiyi canlandırmıştır.U dvadesetom stoljeću pokret "indigenismo" je vratio interes u staru indijansku kulturu.
Fakat bu albüm de yeterli ilgiyi görmedi.Ovaj album također nije dobio dobre kritike.
Program beklenen ilgiyi görmedi.Do predpísanej schémy nebolo veľa záujmu.
Ancak bağış kampanyası istenilen ilgiyi elde edemedi.Za svoje dobrodenia nechcel nič prijímať.
Lakin kesilen sahneler yüzünden film ABD'de gereken ilgiyi görmemiştir.Mislim, da je super to, da film ni iskal nobenega opravičila fašizma.
Fakat yeterli ilgiyi görmez.Tačiau jie nesulaukė susidomėjimo.
Üniversite, Yelken sporuna ilgiyi artırmak için bir proje hazırlamıştır.Kool seab oma eesmärgiks Sahha spordikoondiste järelkasvu ettevalmistamise.
Filmleri yurt içinde olduğu kadar, özellikle komşu ülkelerde de aynı ilgiyi gördü.Filmiti peamiselt Kudõmkaris, aga ka ümbruskonna külades.
Bu tür adaletsizliklerin beraberinde ortaya çıkan toplumsal zorluklar bir takım ilgiyi hak ediyor.Az ezzel a fajta egyenlőtlenséggel együtt járó társadalmi kihívásoknál érdemes egy kicsit elidőznünk.
Bu tür adaletsizliklerin beraberinde ortaya çıkan toplumsal zorluklar bir takım ilgiyi hak ediyor.De aankomende maatschappelijke uitdagingen met dat soort ongelijkheid verdienen enige aandacht.
Bu tür adaletsizliklerin beraberinde ortaya çıkan toplumsal zorluklar bir takım ilgiyi hak ediyor.De samfundsmæssige udfordringer der følger med den slags ulighed fortjener opmærksomhed.
Bu tür adaletsizliklerin beraberinde ortaya çıkan toplumsal zorluklar bir takım ilgiyi hak ediyor.Die gesellschaftlichen Herausforderungen aufgrund dieser Ungleichheit sollten beachtet werden.
Bu tür adaletsizliklerin beraberinde ortaya çıkan toplumsal zorluklar bir takım ilgiyi hak ediyor.그런 불균등과 함께 주목할 필요가 있는 사회적 문제들이 나타났습니다.
Bu tür adaletsizliklerin beraberinde ortaya çıkan toplumsal zorluklar bir takım ilgiyi hak ediyor.Le sfide sociali che accompagnano questa sorta di disuguaglianza meritano attenzione.
Bu tür adaletsizliklerin beraberinde ortaya çıkan toplumsal zorluklar bir takım ilgiyi hak ediyor.Les phénomènes de société qui accompagnent ce genre d'inégalités méritent notre attention.
Bu tür adaletsizliklerin beraberinde ortaya çıkan toplumsal zorluklar bir takım ilgiyi hak ediyor.Należy zwrócić uwagę na wyzwania społeczne, które pojawiają się wraz z taką nierównością.
Bu tür adaletsizliklerin beraberinde ortaya çıkan toplumsal zorluklar bir takım ilgiyi hak ediyor.Những thách thức xã hội mà đi cùng với sự bất bình đẳng xã hội đó xứng đáng có được sự lưu tâm của mọi người
Bu tür adaletsizliklerin beraberinde ortaya çıkan toplumsal zorluklar bir takım ilgiyi hak ediyor.Společenské změny související s touto nerovností si zasluhují pozornost.
Bu tür adaletsizliklerin beraberinde ortaya çıkan toplumsal zorluklar bir takım ilgiyi hak ediyor.Spoločenské výzvy, ktoré prichádzajú s takýmto druhom nerovnosti, si zasluhujú pozornosť.
Bu tür adaletsizliklerin beraberinde ortaya çıkan toplumsal zorluklar bir takım ilgiyi hak ediyor.Οι κοινωνικές αλλαγές που έρχονται με αυτού του είδους την ανισότητα αξίζουν κάποια προσοχή.
Bu tür adaletsizliklerin beraberinde ortaya çıkan toplumsal zorluklar bir takım ilgiyi hak ediyor.Общественные трудности, которые сопровождают это неравенство, заслуживают внимания.
Bu tür adaletsizliklerin beraberinde ortaya çıkan toplumsal zorluklar bir takım ilgiyi hak ediyor.לאתגרים החברתיים שמגיעים יחד עם סוג כזה של אי שיוון מגיעים התייחסות.
Bu tür adaletsizliklerin beraberinde ortaya çıkan toplumsal zorluklar bir takım ilgiyi hak ediyor.التحديات المجتمعية التي تظهر مع هذا النوع من عدم المساواة تستحق بعض الاهتمام.
Bu tür adaletsizliklerin beraberinde ortaya çıkan toplumsal zorluklar bir takım ilgiyi hak ediyor.社会の課題は もっと注目を集めるべきです 社会の課題にも 色々ありますが
İhtiyacınız olan ilk şey bir topluluk. Ortak bir ilgiyi paylaşan bir topluluk.Ako prvú vec potrebujete dav, skupinu ľudí zdieľajúcich spoločný záujem.
İhtiyacınız olan ilk şey bir topluluk. Ortak bir ilgiyi paylaşan bir topluluk.A primeira coisa de que precisamos é ... uma multidão, um conjunto de pessoas que tenham um interesse comum.