Edebiyatla ilgisini ömür boyu kesmedi.Durasi hidupnya tidak pernah elapsing dalam kekekalan.
Bu program halkın ilgisini çekti.Kasus ini menarik perhatian publik.
Bazıları renk dili üzerine olan ilgisini, bazıları da Japon ukiyo-e tarzına olan ilgisini yansıtır.Một số phản ánh sự quan tâm của ông bằng ngôn ngữ của màu sắc, và cũng tương tự như tranh ukiyo-e của Nhật .
Sovyetler Birliği'nde, Sputnik'in fırlatılışı ve sonrasındaki uzay programları halkın büyük ilgisini çekti.Ở Liên Xô, vụ phóng Sputnik và chương trình thám hiểm vũ trụ kế tiếp đã thu hút được sự ủng hộ của công chúng.
Roketler yüzyıllardır bilimadamlarının ve amatörlerin ilgisini çekmiştir.Tên lửa đã là niềm say mê của các khoa học gia cũng như các tay chơi nghiệp dư trong nhiều thế kỷ.
Tarih öncesi çağlardan bu yana gökyüzü dünyanın her yerindeki kültürlerden insanların ilgisini çekmiştir.Về mặt lịch sử, các ngôi sao đã trở thành quan trọng đối với các nền văn minh trên toàn thế giới.
Alba beş yaşında iken oyunculuğa ilgisini göstermeye başladı.Alba biểu lộ niềm yêu thích trong diễn xuất khi mới 5 tuổi.
Uçağın gövdesinden geriye kalanlar maceraperestlerin ilgisini çekme ihtimaline karşı yakıldı.Những phần còn lại của thân máy bay bị đốt để chống những người tò mò đến tham quan.
Bu yayın çok başarılı olmuş ve halkın geniş ilgisini çekmiştir.Chương trình nhìn chung có được thành công và nhận được sự ủng hộ lớn từ công chúng.
Bu ayrıca mobil uygulamaların da ilgisini çekti.Ngoài ra, cô ấy còn quan tâm đặc biệt đến quyền lợi của người máy.
Markham, donanmaya özellikle de subayların eğitimine olan ilgisini sürdürdü.マーカムは海軍の、特に士官の訓練に関する興味を持ち続けた。
Roketler yüzyıllardır bilimadamlarının ve amatörlerin ilgisini çekmiştir.ロケットは長年に渡り、科学者やアマチュア科学者らを魅了してきた。
Sovyetler Birliği'nde, Sputnik'in fırlatılışı ve sonrasındaki uzay programları halkın büyük ilgisini çekti.ソ連において、スプートニク打ち上げとそれに続く宇宙開発計画は大衆の非常な関心を巻き起こした。
Medyanın ilgisinin 2004 nisan ayında Google Search'de "Jew" yazıldığında site ilk sırada çıkıyordu.このサイトが2004年4月に、" Jew " (ユダヤ)という単語の検索結果として、グーグル検索に最初に登場したときに、メディアの注目を受けた。
Başlarda ilgisini matematik çekiyordu.彼は早くから数学への魅力を感じていた。
İlişkiler bir varlığın diğeri ile olan ilgisini temsil eder.一方、絆は他者との関係を表す。
Babası ona Latince öğretmek istiyordu ancak matematiğe olan ilgisini ve yatkınlığını görünce bundan vazgeçti.父親はまずラテン語を教えたが、数学の素質を見抜くと止めた。
Thomas'ın tabiat tarihine olan ilgisini paylaşan eşi Mary, ona bu gezilerde eşlik etti.トーマスの妻は、自然史についての彼の興味を共有し、収集旅行にも同行した。
Çünkü müzenin hedefi çocukların ilgisini çekmektir.博物館の企画は子供や若者に重点を置いている。
Saltanat Kapısı, yabancı ziyaretçilerin de ilgisini çekmektedir.趣味は外国のダム鑑賞。
Göz teması kur yapmada, karşıdakinin bazı durumlarda ilgisini öğrenmek açısından önemli bir unsurdur.彼の威圧的で恐ろしい外見は、多くの場合に容疑者から情報を取得する際に必要なものである。
Seyircinin de büyük ilgisini gördük.聴衆にも非常に評判が良かった。
Daha sonra uzaylıyla tanışır ve "Kayıp Tanrı" hakkındaki broşürleri dağıtırken Jaggu’nun ilgisini çeker.宇宙人は「神さまが行方不明」と書かれたチラシを配っており、ジャグーは興味をそそられる。
Saplantıları, düşünmeye ve çalışmaya olan ilgisini vurgular.生徒自ら知り、考え、行うことを重視する。
General Mills, 2001 yılında Pillsbury'yi satın aldı ve ortak girişime olan ilgisini yerine getirdi.2001年にゼネラル・ミルズがピルズベリーを買収し、当ブランドの権利はゼネラル・ミルズに移った。
Ziyarete açık olan kubbe pek çok turistin ilgisini çekmektedir.大規模なクアパークのライトアップが多くの訪問客を惹きつける。
Hayatı ve fikirleri hakkında konuştukları bu film kamuoyunun ilgisini çekti.这部电影对其政治生活和理念作了探索。
Burada R&B müzik tarzına olan yoğun ilgisini keşfetti.從小已對R&B音樂有濃厚的興趣。
Ancak siyasetten ilgisini çekti.但他对政治不感兴趣。
Bu ayrıca mobil uygulamaların da ilgisini çekti.買跑車也是她的興趣。
Çıkış yaptığı bu rolle halkın çoğunluğunun ve Avustralya film endüstrisinin ilgisini çekti.这也是她事业上的突破口,为她赢得了澳大利亚电影业界和公众的注意。
Hatta oyuncular başka oyuncuların üzerine ödül koyup ödül avcılarının ilgisini düşman oyuncuya çekebilirler.玩家也可在海盜身上增加懸賞金,促使某些玩家專門獵殺具有懸賞金的海盜。
Tüm toplumlarda gökyüzü insanların ilgisini çekmiştir.到處皆吸引了百姓的愛戴。
Diğer manastırlar kadar tanınmış olmamakla birlikte gelen yabancı turistlerin büyük ilgisini çekmektedir.外人關中舊僧道恒等以為顯異惑眾。
Roma Panteonunun tanrılarına olan ilgisini gösterebilmek için 82 farklı tapınağı tamir ettirdi.또한 로마의 여러 신을 모시는 신전 82곳을 복구하였다.
Başarısı Avrupa'nın büyük kulüplerinin ilgisini çekti.그의 성과는 다수의 유럽 클럽들의 관심을 받았다.
Gibson oyuncu kadrosuna geri dönmesine rağmen ilgisini kaybetti ve sonraki üretim iptal edildi.이후 깁슨이 맥스 역으로 다시 캐스팅되지만 그는 제작이 취소되자 이내 흥미를 잃어버린다.
Bu program halkın ilgisini çekti.이러한 비디오들은 사람들의 관심을 받았다.
Roketler yüzyıllardır bilimadamlarının ve amatörlerin ilgisini çekmiştir.로켓은 오랜 세월동안 과학자들을 매료했다.
Sovyetler Birliği'nde, Sputnik'in fırlatılışı ve sonrasındaki uzay programları halkın büyük ilgisini çekti.소비에트 연방에서 스푸트니크 발사와 연속적인 우주 개발 계획은 대중의 비상한 관심을 불러일으켰다.
Edebiyatla ilgisini ömür boyu kesmedi.그는 어려서부터 문학에 관심이 많았다.
İlişkiler bir varlığın diğeri ile olan ilgisini temsil eder.친화성은 다른 사람과 더불어 잘 지내는 성격을 말한다.
Alba beş yaşında iken oyunculuğa ilgisini göstermeye başladı.אלבה החלה להתעניין במשחק מגיל חמש.
Bunlar hemen seyircilerin çok ilgisini çekti.זה כבר לא ממש מעניין את הקהל.
Quentin Tarantino üçlemeyi filme çekmek konusunda ilgisini dile getidi.קוונטין טרנטינו הביע עניין לצלם את הטרילוגיה.
Leibniz’in Çin felsefesine olan ilgisinin kaynağı Çin felsefesinin kendisinkine benzer olduğu algısıydı.משיכתו של לייבניץ לפילוסופיה סינית נבעה מהתפיסה שלו שהפילוסופיה הסינית דמתה לשלו.
Halife olan babası ve kardeşinin aksine, Mütevekil güzel sanatlar ve bilimler üzerine ilgisini çekmemişti.בניגוד לאביו ולאחיו, לאל מתוכל לא הייתה חיבה יתרה לאומנויות ולמדעים.
Ziyarete açık olan kubbe pek çok turistin ilgisini çekmektedir.טקס חילופי המשמרות מושך תיירים רבים.
Rachel ondan hoşlanmaktadır fakat bir türlü istediği şekilde ilgisini çekememektedir.רייצ'ל שונאת את העובדה הזו, ומנסה להתנהג באופן הכי טבעי שהיא יכולה.
Roma Panteonunun tanrılarına olan ilgisini gösterebilmek için 82 farklı tapınağı tamir ettirdi.הוא בנה 82 מקדשים, כמו מקדש הפנתיאון.
Sonraları Zulliger Freud'un ilgisini çekti ve Freud tarafından iki kez İsviçre'de ziyaret edildi.По-късно Фройд се заинтересува от работата на Цулигер и го посещава два пъти в Швейцария.
Jimmy Jabobs, Aries'e karşı olan ilgisini onu The Age of Fall'a ekleyerek gösterdi.Джими Джейкъбс показа интерес за добавянето на Ейрис към Ерата на падението.
Yazılanlar okuyucunun ilgisini çekmelidir.Тя трябва да достави удоволствие на читателя.
Friedman'ın kriptografi ile ilgisinin temelinde çocukken okuduğu "Altın Böcek" öyküsü yatar.Първоначалният интерес на Фрийдман към криптографията идва още от дете, когато той прочита „Златният бръмбар“.
Tarih öncesi çağlardan bu yana gökyüzü dünyanın her yerindeki kültürlerden insanların ilgisini çekmiştir.Оттогава до наши дни той привлича имигранти от цял свят.
Başarısı Avrupa'nın büyük kulüplerinin ilgisini çekti.Това му представяне буди интерес във водещите клубове в страната.
Bu haliyle tüm Avrupalı güçlerin ilgisini çekiyordu.Изхода от нея ще определят европейските сили.
Bu konuda Çin'deki misyonerlik faaliyetleri ise ayrıca ilgisini çekmiştir.Интерес към тях проявяват и китайските медии.
Quentin Tarantino üçlemeyi filme çekmek konusunda ilgisini dile getidi.Redatelj Quentin Tarantino angažirao ga je tri puta.
Bunlar hemen seyircilerin çok ilgisini çekti.Sigurno je tadašnjoj publici bilo neobično gledati ih odjednom.