Bu model daha sonra kullanıcının ilgisini çekebilecek öğelerin öngörülmesi için kullanılır.Це, в першу чергу, дозволяє виставити на продаж предмети, що зберігаються користувачами.
Böylece Real Madrid'in bile içinde olduğu birçok Avrupa takımının ilgisini çekti.Цим він привернув увагу багатьох іспанських команд, однією з яких став мадридський «Реал».
Abdülaziz’in ilgisini çekince, resim öğrenimi için Paris’e gönderildi (1864).Коли він привернув увагу Абдулазіза, його відправили до Парижа на освіту з живопису (1864).
İnsanların ilgisini çeken eğlenceli programlar yapar.Točí videa, která baví lidi.
Bu haliyle bile turistlerin ilgisini çekmektedir.Je to zřejmě i proto, aby nalákaly turisty.
Çünkü müzenin hedefi çocukların ilgisini çekmektir.Muzeum se ve své činnosti dlouhodobě zaměřuje na dětské návštěvníky.
Bir yandan doğu kültürüne ilgisini devam ettirirken batı kültürüne de ilgi duyuyordu.Díky svému pobytu na Slovensku měl zájem i o tamější kulturu.
Başarısı Avrupa'nın büyük kulüplerinin ilgisini çekti.Jeho úspěchy udělaly dojem na západoevropské kluby.
Bu program halkın ilgisini çekti.Tato expedice byla pro veřejnost.
Show 2004 yılının Eylül ayında yayına girdi ve yavaş yavaş izleyicilerin ilgisini çekti.Seriál měl premiéru v říjnu 2007 a rychle se stal oblíbeným.
Yarış tüm dünyadan bisikletçilerin ilgisini çekmektedir.Cursa atrage câțiva cicliști din întreaga lume.
Daha sonra uzaylıyla tanışır ve "Kayıp Tanrı" hakkındaki broşürleri dağıtırken Jaggu’nun ilgisini çeker.Jaggu întâlnește extraterestrul și devine curioasă în timp ce-l privește distribuind pliante despre Zei lipsă.
Tarih öncesi çağlardan bu yana gökyüzü dünyanın her yerindeki kültürlerden insanların ilgisini çekmiştir.Tara a fost adorată din vremuri imemoriale, în diferite culturi ale lumii.
Şarkıdaki sözler ayrıca kameraların ilgisini çekmek ve ün kazanmak gibi konulara da değinir.Versurile descriu, de asemenea, dorința de a fi în fața camerelor, precum și obținerea faimei.
Bu dizideki performansıyla birçok kadın hayranın ilgisini kazandı.Datorită acestui rol a câștigat admirația telespectatoarelor.
Bu yayın çok başarılı olmuş ve halkın geniş ilgisini çekmiştir.Discul se bucură de un mare succes la public.
Alfred bu projeye ilgisini kaybetti.Alfred şi-a pierdut interesul pentru acest proiect.
Ancak onlu yaşlarına geldiğinde durumuyla ilgili emareler azaldı ve ailesi bilime olan ilgisini fark etti.Tizenéves korára állapota láthatóan javult, családja pedig észrevette érdeklődését a tudományok iránt.
2001 yılında Spielberg, Tenten'i bilgisayar animasyonuyla yansıtmak konusunda ilgisini gösterdi.Spielberg 2001-ben arról beszélt, hogy érdekelné Tintin számítógépes animációs feldolgozása.
Bu sırada, Sawyer Hurley'i, Libby'e karşı olan ilgisini göstermesi için cesaretlendirir.Sawyer segít Hurley-nek megteremteni a kapcsolatát Libbyvel.
Ölümü tüm dünyayı sarstığı gibi, dünya basınının da yoğun ilgisini topladı.Az első világháború kitörését lelkesen üdvözölte, ahogy az egész mozgalom is.
Yayımlandıktan sonra birçok felsefe çevresinin ilgisini çekmiştir.A Filharmóniát alapítása óta felfokozott politikai érdeklődés veszi körül.
Grubun müziği 4AD kurucularından Ivo Watts-Russell’ın ilgisini çekti.Az Ivo dalt Ivo Watts-Russell-ről, a 4AD lemezkiadó alapítójáról nevezeték el.
Rebii Gorbon’un sanata olan ilgisini erken yaşlarda başladı.Bangha Béla tehetsége korán megmutatkozott.
Daha sonra tüm ilgisini Osmanlı tarihine yöneltti.Ezután figyelmét mindinkább a fizika felé fordította.
Ailenin müzikle ilgisinin çok olması nedeni ile Richard altı yaşında iken tek başına beste yapmaya başlamıştı.Sokan azt gondolhatják, hogy egyértelmű volt a zenei pályája, de szülei 5 éves korában elváltak.
Güzel vücuduyla seyircinin ilgisini çekti.A nézőközönséget elbűvölte a bájos mese.
Müziğe olan ilgisinin sonucu olarak 1969 yılında Kunitachi Müzik Yüksekokulu'na kaydolmuştur.Felismerve elhivatottságát, 1969-ben jelentkezett a Kunitacsi Zenei Egyetemre zeneszerző szakra.
Ağustos'ta Goyer, diğer yapımların tarafında olarak ilgisini kaybetti.Augusztusban Norrington elhagyta a produkciót más elfoglaltsága miatt.
Ancak İrdalarla bağlantısı ilgisini çeker.Hän pitää sormusta kuitenkin edelleen tunnesyistä.
Masson'un ilk eserleri kübizme olan ilgisini yansıtmaktadır.Massonin varhaiset teokset osoittavat hänen kiinnostustaan kubismiin.
Koy sayesinde plajlarıyla turistlerin ilgisini çekmiştir.Se on suosittu matkailukohde rantojensa ansiosta.
Kasady hareketleri medyanın ilgisini çektiğinde gurur duyar.Hajaannus herätti liikettä kohtaan mielenkiintoa tiedotusvälineissä.
Buna karşın araştırmacıların ilgisini ancak son yıllarda kazanmaya başlamıştır.Ekologian alkuperä on kuitenkin alkanut kiinnostaa tiedettä vasta viime vuosina.
Bu, "Curb Records"un ilgisini çekti.Sen julkaisi Tough Break Records.
Seyircinin de büyük ilgisini gördük.Yleisö oli varmasti myös ihmeissään.
Buradaki fotoğrafları, soyut tasarıma karşı yeniden uyanan ilgisini yansıtıyordu.Nämä luennot osoittivat hänen kiinnostuksensa uskonnollisiin kysymyksiin palanneen täysin.
Yazılanlar okuyucunun ilgisini çekmelidir.Kirjoittajan innostus vie kuitenkin lukijan mukanaan.
Bu haliyle bile turistlerin ilgisini çekmektedir.Se on myös turistien suosiossa.
2001 yılında Spielberg, Tenten'i bilgisayar animasyonuyla yansıtmak konusunda ilgisini gösterdi.Το 2001, ο Σπίλμπεργκ αποκάλυψε την πρόθεσή του να γυρίσει τον Τεντέν με τη μέθοδο του computer animation.
Roma Panteonunun tanrılarına olan ilgisini gösterebilmek için 82 farklı tapınağı tamir ettirdi.Αναστήλωσε 82 ναούς για να αποδείξει έμπρακτα την ευσέβειά του στο ρωμαϊκό πάνθεον.
Cal ve Ruth tarafından Jack'i görmesi yasaklanan Rose, Jack'in devam eden ilgisini kesmeye çalışır.Ο Καλ και η Ρουθ απαγορεύουν στη Ρόουζ να βλέπει τον Τζακ.
Bilim ve teknolojiye olan ilgisini erken yaşlarda belli etmeye başladı.Το ενδιαφέρον του για τις Φυσικές Επιστήμες εκδηλώθηκε αρκετά νωρίς.
Fakat sonradan ilgisini Sicilya'dan gelen Araplar üzerine çekti.Ακολούθως καταδίωξε τους Άραβες μέχρι τη Σικελία.
Sonrasında oyucuların da ilgisini çekmesi üzerine oluşturuldu.Τότε κτίσθηκε και η ακρόπολή της.
Başarısı Avrupa'nın büyük kulüplerinin ilgisini çekti.Οι εμφανίσεις του προσέλκυσαν το ενδιαφέρον μεγάλων ευρωπαϊκών συλλόγων.
Alba beş yaşında iken oyunculuğa ilgisini göstermeye başladı.Alba har udvist interesse for skuespil fra hun var 5 år gammel.
Çünkü müzenin hedefi çocukların ilgisini çekmektir.Museets formål er at inspirere industrien.
Halk tezlerine olan ilgisini kaybetmeye başlamıştı.Efterhånden mistede de grebet om magten.
Roma Panteonunun tanrılarına olan ilgisini gösterebilmek için 82 farklı tapınağı tamir ettirdi.Han pusset også opp 82 forskjellige templer som viste hans omsorg for romersk religion.
Halk tezlerine olan ilgisini kaybetmeye başlamıştı.Snart mistet offentligheten interesse for henne.
Seyircinin de büyük ilgisini gördük.Derfor fikk hans bilder også et interessert publikum.
Bir dönem birçok kulüplerin ilgisini çekmeyi başarabilmiştir.Mange store klubber viste interesse med det samme.
Uçmaya olan ilgisini, savaş sırasında uçan uçakları izledikten sonra başladı.Han ble igjen ansatt i DNL da det startet opp med flygninger etter krigen.
Quentin Tarantino üçlemeyi filme çekmek konusunda ilgisini dile getidi.Quentin Tarantino debuterte med filmen De hensynsløse.
Bazıları renk dili üzerine olan ilgisini, bazıları da Japon ukiyo-e tarzına olan ilgisini yansıtır.Beberapa di antaranya menunjukkan minatnya terhadap penggunaan warna dan juga terhadap seni ukiyo-e Jepang.
Yarış tüm dünyadan bisikletçilerin ilgisini çekmektedir.Balapan tersebut menarik pembalap dari seluruh dunia.
Kriz aynı zamanda "piyasa psikolojisi"ne ilgi duyan davranış ekonomistlerinin de ilgisini çekmiştir.Krisis ini menarik perhatian para ekonom perilaku yang sedang mempelajari psikologi pasar.
Naruto girdabı Naruto Boğazında Naruto, Tokushima'ya gelen turistlerin ilgisini çeken bir yer.Pusaran air Naruto (鳴門の渦潮), sebuah pusaran di selat Naruto yang menjadi objek wisata di Naruto, Tokushima.
Seçimlere halkın büyük ilgisinin olmasıyla birlikte, katılım oranı %80 olarak gerçekleşti.Pada pilihan kepala desa ini partisipasi masyarakat sangat tinggi, yakni hampir 80%.