Tarlalar ilk defa Mayıs ayında daha buğday taze ve yeşerirken ilgisini çekmiştir.Ele tinha inicialmente ficado fascinado pelas colinas em maio, quando o trigo estava jovem e verde.
Seyircinin de büyük ilgisini gördük.Tenho um respeito imenso pelo meu público.
Yarış tüm dünyadan bisikletçilerin ilgisini çekmektedir.A corrida atrai corredores de todo o mundo.
Şarkıdaki sözler ayrıca kameraların ilgisini çekmek ve ün kazanmak gibi konulara da değinir.As letras também retratam o desejo de capturar a atenção da câmera, bem como alcançar a fama.
Bir dönem ünlü İspanyol ses sanatçısı Julio Iglesias'la benzerliğinden dolayı medyanın ilgisini çekti.No vídeo apareceu como artista convidado o espanhol Julio Iglesias.
Buna rağmen ilgisini devam ettirdi ve bu durum ailesinin kendisine karşı tutumlarını olumsuz etkiledi.De qualquer modo, esta citação parece contrariar a sua atitude para com as suas filhas.
Bazıları renk dili üzerine olan ilgisini, bazıları da Japon ukiyo-e tarzına olan ilgisini yansıtır.Algumas refletem seu interesse na linguagem cromática e no ukiyo-e.
Salon seçilir ve tüm kentin genç kızlarının ilgisini çeken bir eğlence tertip edilir.Um lugar para inspiração e diversão para toda família.
Bu dizideki performansıyla birçok kadın hayranın ilgisini kazandı.Apesar do nome, muitas destas bandas tiveram ou têm grandes números de fãs femininas.
Başarısı Avrupa'nın büyük kulüplerinin ilgisini çekti.Seu desempenho chamou a atenção de clubes importantes da Europa.
Edebiyatla ilgisini ömür boyu kesmedi.Durante toda sua vida dedicou-se à literatura.
Tarih öncesi çağlardan bu yana gökyüzü dünyanın her yerindeki kültürlerden insanların ilgisini çekmiştir.Historicamente, as estrelas foram importantes para as civilizações em todo o mundo.
Nükleer güç tesisleri herkesin ilgisini çekmiyor.As usinas nucleares não agradam a todo mundo.
Tom işine karşı ilgisini kaybetti.Tom perdeu interesse em seu trabalho.
Alexander Panagoulis'in hayatı ve çalışmaları birçok sanatçının ilgisini çekti.Het leven en het werk van Karel van Orléans heeft andere kunstenaars geïnspireerd.
Çünkü müzenin hedefi çocukların ilgisini çekmektir.Het museum richt zich nadrukkelijk ook op kinderen.
Ancak siyasetten ilgisini çekti.Hij raakte geïnteresseerd in politiek.
Seyircisinin de ilgisini çekmedi.Het publiek was niet geïnteresseerd.
Bir yandan da kendi eğitimini ilerletti ve antropolojiye olan ilgisini geliştirdi.Hierdoor ontwikkelde hij belangstelling voor antropologie.
Hasan daha sonra ilgisini İran'ın kuzeyine yöneltmiştir.Alfons richtte vervolgens zijn aandacht op Noord-Afrika.
Ziyarete açık olan kubbe pek çok turistin ilgisini çekmektedir.De Utrechtse Dom trekt veel toeristen.
Yazılanlar okuyucunun ilgisini çekmelidir.Dat zal de lezers interesseren!
Quentin Tarantino üçlemeyi filme çekmek konusunda ilgisini dile getidi.Quentin Tarantino was naderhand tevreden over het einde van de film.
Ama konu ilgisini çekmediği için bir süre sonra okulu bıraktı.Later had hij er spijt van dat hij geen belangstelling voor school heeft gehad.
Tenasüp olması için mânaca alâkalı kelimeler arasında karşıtlık ilgisinin bulunmaması gerekir.Over verschil in smaak moet men geen ruzie maken.
Halk tezlerine olan ilgisini kaybetmeye başlamıştı.Hij begint zijn grip op de bevolking te verliezen.
İşine olan ilgisini kaybetti.Ze verloor de interesse voor haar werk.
Roketler yüzyıllardır bilimadamlarının ve amatörlerin ilgisini çekmiştir.Rakiety były przedmiotem zainteresowania naukowców i amatorów od wieków.
Başlarda ilgisini matematik çekiyordu.Od początku wykazywała zainteresowanie matematyką.
Bu haliyle bile turistlerin ilgisini çekmektedir.Ale i tak przyciąga turystów.
Akvaryum severlerin sergilediği öpüşme hareketinden ötürü ilgisini çekmiştir.Piłam z tego samego powodu z jakiego kocham aktorstwo.
Ayaklanma, dünya medyasının ilgisini çekti.Masakra przyciągnęła uwagę mediów na całym świecie.
Tüm bunlar gereğinden fazla kışkırtıcı, ancak bunu insanların ilgisini çekmek için yapmak gerek.Wiem, że brzmi to dziwnie, ale wzywam Was do próby.
Pascal’ın özellikle ilgisini çeken bir konu da Desargues’ın konik kesitler alanındaki çalışması olmuştur.Pascala szczególnie zainteresowały prace Desargues’a dotyczące krzywych stożkowych.
Ancak siyasetten ilgisini çekti.Interesował się polityką.
Show 2004 yılının Eylül ayında yayına girdi ve yavaş yavaş izleyicilerin ilgisini çekti.Pierwsze wydania pojawiły się już w lipcu 2007 i powoli zaczęły przykuwać uwagę mediów.
Saplantıları, düşünmeye ve çalışmaya olan ilgisini vurgular.Zajmują się zbieractwem i myślistwem.
Seyircisinin de ilgisini çekmedi.Natomiast interesuje mnie jego publiczność.
Medyanın ilgisini çekiyor ve sadece iş adamı olduğunu, tek isteğinin halk adamı olmak olduğunu söylüyordu.Gardzi służbą publiczną, ponieważ chciałby, by praca zawsze miała określony cel.
Yine de James’in ilgisinin bilime yönelmesi için çabaladı.Wiele uwagi James poświęcił analizie doświadczenia.
Bir dönem birçok kulüplerin ilgisini çekmeyi başarabilmiştir.Wkrótce zainteresowało się nim wiele klubów.
Başlığın ilgisini çektiği Warhol, gözden geçirmek için senaryoyu aldı.Warhol malował pieniądze, ponieważ chciał je posiadać.
Kast yönetmeni Faith Martin'in ilgisini çekeceği Nimrod Tiyatrosu'nda birkaç oyunda yer aldı.Otto wystąpiła w kilku sztukach w Nimrod Theatre, które zwróciły uwagę reżyser castingu, Faith Martin.
Başarısı Avrupa'nın büyük kulüplerinin ilgisini çekti.Dobra gra zaowocowała zainteresowanie europejskich klubów.
Roma Panteonunun tanrılarına olan ilgisini gösterebilmek için 82 farklı tapınağı tamir ettirdi.Han återuppbyggde 82 tempel för att visa sin aktning inför de romerska gudarna.
İkinci eşi aktris Elizabeth Taylor'la olan fırtınalı evliliği sürekli olarak kamuoyunun ilgisini çekti.Hans två stormiga äktenskap med Elizabeth Taylor blev också omtalade.
Masson'un ilk eserleri kübizme olan ilgisini yansıtmaktadır.Massons tidiga verk visar hans intresse för kubism.
Yazılanlar okuyucunun ilgisini çekmelidir.Därför försöker nedskräpare få läsarna intresserade.
Sovyetler Birliği'nde, Sputnik'in fırlatılışı ve sonrasındaki uzay programları halkın büyük ilgisini çekti.Sputnik och de följande rymdprogrammen motiverade befolkningen, som precis avklarat ett mycket stort krig.
Bununla birlikte hukuk ve adli araştırmalar ilgisini çekiyordu.Några rätts- och processurkunder har bevarats.
Atolllerin kökeni her zaman denizcilerin ve doğa bilimcilerin ilgisini çekmiştir.Astrofyllit är främst av intresse för samlare och forskare.
İsviçre'de zamanla, resmin mühendislikten daha çok ilgisini çektiğini fark etti.Senare upptäckte han att skulptur intresserade honom mer.
Bu yayın çok başarılı olmuş ve halkın geniş ilgisini çekmiştir.Цього разу вона мала величезний успіх і заслужила велику увагу серед публіки.
Yazılanlar okuyucunun ilgisini çekmelidir.Це, безумовно, захоплює увагу читача.
Yusuf'un bu durumu doktorların ilgisini çeker.Ці властивості зацікавили лікарів.
Japonya dışında çalışma fikri daha önce hiç olmadığı kadar ilgisini çekti.У втихомиреній Японії такому полководцю як він вже не було цікаво.
Fakat, bankerin planları gerçekleşmedi, resimler alıcıların ilgisini çekmedi ve satış yapamadı.Прикро, що її мрії залишилися нереалізованими через відсутність коштів та жертводавців.
Çocuklukta en çok bilimsel aktiviteler ilgisini çekerdi.Замолоду він найбільше цікавився наукою.
Şarkı çok beğenilmiştir ve grup müzikseverlerin ilgisini çekmeye başlamıştır.Музика сподобалась і музикантів просили грати ще.
Şarkıdaki sözler ayrıca kameraların ilgisini çekmek ve ün kazanmak gibi konulara da değinir.Пісня також відображає прагнення захопити вплив камери, а також досягнення слави.