Ana içeriğe geç
Sözlük

ilgisi ile cümle

ilgisi kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Ama buna ilgisizlik diyemeyiz; işte bu kasıtlı dışlamadır.Dar asta nu e apatie. E excludere intenționată.
Ama buna ilgisizlik diyemeyiz; işte bu kasıtlı dışlamadır.하지만 그건 무관심이 아니라 의도적인 배재일 뿐입니다.
Ama buna ilgisizlik diyemeyiz; işte bu kasıtlı dışlamadır.Maar dat is geen apathie, dat is expres buitensluiten.
Ama buna ilgisizlik diyemeyiz; işte bu kasıtlı dışlamadır.Mais ce n'est pas l'apathie; c'est une exclusion volontaire.
Ama buna ilgisizlik diyemeyiz; işte bu kasıtlı dışlamadır.Ma questa non è apatia; è esclusione intenzionale.
Ama buna ilgisizlik diyemeyiz; işte bu kasıtlı dışlamadır.Mas isso não é apatia, é exclusão intencional.
Ama buna ilgisizlik diyemeyiz; işte bu kasıtlı dışlamadır.Men det rör sig inte om apati det är ett medvetet uteslutande.
Ama buna ilgisizlik diyemeyiz; işte bu kasıtlı dışlamadır.Namun hal itu bukan ketidakpedulian; namun pengecualian yang disengaja.
Ama buna ilgisizlik diyemeyiz; işte bu kasıtlı dışlamadır.Nhưng đó không phải là sự lãnh đạm; đó là sự ngăn chặn có chủ tâm.
Ama buna ilgisizlik diyemeyiz; işte bu kasıtlı dışlamadır.Pero eso no es apatía; eso es exclusión intencional.
Ama buna ilgisizlik diyemeyiz; işte bu kasıtlı dışlamadır.Αλλά αυτό δεν είναι απάθεια, αυτό είναι ηθελημένος αποκλεισμός.
Ama buna ilgisizlik diyemeyiz; işte bu kasıtlı dışlamadır.Але це не апатія, це продумане виключення.
Ama buna ilgisizlik diyemeyiz; işte bu kasıtlı dışlamadır.Но това не е апатия; това е умишлено изключване.
Ama buna ilgisizlik diyemeyiz; işte bu kasıtlı dışlamadır.Но это не апатия, это - преднамеренное исключение.
Ama buna ilgisizlik diyemeyiz; işte bu kasıtlı dışlamadır.אבל זו לא אדישות; זו מניעה מכוונת.
Ama buna ilgisizlik diyemeyiz; işte bu kasıtlı dışlamadır.وهذا لا يندرج ضمن اللامبالاة لان ما يقوم به المجلس هو اقصاء متعمد
Ama buna ilgisizlik diyemeyiz; işte bu kasıtlı dışlamadır.意図的な排斥です 公共の空間
Ama bunun kanlı elmaslarla ilgisi yoktu.Ale nešlo o krvavé diamanty.
Ama bunun kanlı elmaslarla ilgisi yoktu.Ale nie chodziło o krwawe diamenty.
Ama bunun kanlı elmaslarla ilgisi yoktu.Dar nu din cauza diamantelor sângerii.
Ama bunun kanlı elmaslarla ilgisi yoktu.De egyáltalán nem a véres gyémántok miatt.
Ama bunun kanlı elmaslarla ilgisi yoktu.블러드 다이아몬드 때문이 아니었습니다.
Ama bunun kanlı elmaslarla ilgisi yoktu.Les diamants de sang n'étaient pas en cause.
Ama bunun kanlı elmaslarla ilgisi yoktu.Maar het ging niet om de bloeddiamanten.
Ama bunun kanlı elmaslarla ilgisi yoktu.Ma non era per i diamanti insanguinati.
Ama bunun kanlı elmaslarla ilgisi yoktu.Mas não era apenas por causa do tráfico de diamantes.
Ama bunun kanlı elmaslarla ilgisi yoktu.Men det handlade inte om blodsdiamanter.
Ama bunun kanlı elmaslarla ilgisi yoktu.Nhưng không phải choáng ngợp về những viên kim cương đỏ như máu.
Ama bunun kanlı elmaslarla ilgisi yoktu.Pero esto no se debía a los diamantes de sangre.
Ama bunun kanlı elmaslarla ilgisi yoktu.Όχι όμως για τα ματωμένα διαμάντια.
Ama bunun kanlı elmaslarla ilgisi yoktu.Але не через криваві діаманти.
Ama bunun kanlı elmaslarla ilgisi yoktu.Но не заради кървавите диаманти.
Ama bunun kanlı elmaslarla ilgisi yoktu.Но не из-за дела о "кровавых" алмазах.
Ama bunun kanlı elmaslarla ilgisi yoktu.אבל לא בגלל יהלומי הדמים,
Ama bunun kanlı elmaslarla ilgisi yoktu.ولكنه لم يكن حول الماس الملطخ بالدماء.
Ama bunun kanlı elmaslarla ilgisi yoktu.地元の人たちと たくさん話して
Ama gerçeklerin bununla hiç ilgisi yok.Ale ve skutečnosti, to tak vůbec nebylo.
Ama gerçeklerin bununla hiç ilgisi yok.A v skutočnosti to také vôbec nebolo.
Ama gerçeklerin bununla hiç ilgisi yok.E infatti, non è stato per niente così.
Ama gerçeklerin bununla hiç ilgisi yok.Et en fait, ce n'était pas du tout comme ça.
Ama gerçeklerin bununla hiç ilgisi yok.그런데 사실, 결코 이렇지 않았습니다.
Ama gerçeklerin bununla hiç ilgisi yok.Maar zo was het helemaal niet.
Ama gerçeklerin bununla hiç ilgisi yok.Pero, de hecho, no fue así en absoluto.
Ama gerçeklerin bununla hiç ilgisi yok. RG:Moja frizura bi nenehno stala, bila bi spočita, v resnici pa ni bilo prav nič podobno temu.
Ama gerçeklerin bununla hiç ilgisi yok.RG:私たちが眺めていた こうした美しい写真を
Ama gerçeklerin bununla hiç ilgisi yok.Sebaliknya, sama sekali tidak seperti tiu.
Ama gerçeklerin bununla hiç ilgisi yok.Şi de fapt, n-a fost nimic de genul ăsta.
Ama gerçeklerin bununla hiç ilgisi yok.Und in Wirklichkeit war es überhaupt nicht so.
Ama gerçeklerin bununla hiç ilgisi yok.Valójában pedig egyáltalán nem ez történt.
Ama gerçeklerin bununla hiç ilgisi yok.W rzeczywistości, było zupełnie nie tak.
Ama gerçeklerin bununla hiç ilgisi yok.Και στην πραγματικότητα, δεν ήταν καθόλου έτσι.
Ama gerçeklerin bununla hiç ilgisi yok.А в действителност, това изобщо не беше така.
Ama gerçeklerin bununla hiç ilgisi yok.А на самом деле все оказалось совсем по-другому.
Ama gerçeklerin bununla hiç ilgisi yok.А насправді все виявилося зовсім інакше.
Ama gerçeklerin bununla hiç ilgisi yok.ולמעשה, זה לא היה כך כלל.
Ama gerçeklerin bununla hiç ilgisi yok.ولكن في الحقيقة لم يكن الوضع كذلك على الاطلاق
Ama gerçekte, kadın sünnetine baktığınızda bunun İslam'la hiç ilgisinin olmadığını görürsünüz.Ale v podstate, keď sa pozriete na ženskú obriezku, zistíte, že nemá nič spoločné s islamom.
Ama gerçekte, kadın sünnetine baktığınızda bunun İslam'la hiç ilgisinin olmadığını görürsünüz.하지만 실제로 여성 할례에 대해 알아보면 그것이 이슬람교와는 아무 관계 없는
Ama gerçekte, kadın sünnetine baktığınızda bunun İslam'la hiç ilgisinin olmadığını görürsünüz.Tetapi sebenarnya jika Anda melihat sunat wanita,
Ama gerçekte, kadın sünnetine baktığınızda bunun İslam'la hiç ilgisinin olmadığını görürsünüz.Але насправді, обряд жіночого обрізання не має жодного стосунку до ісламу.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod